KÜRESEL TEHDIT ORTAMINA KARŞI ABD, KENDI COĞRAFYASI VE DÜNYAYA YAYILI OLAN ÜS BÖLGELERI IÇIN KATMANLI BIR FÜZE SAVUNMA MIMARISINI BENIMSEMEKTEDIR. STRATEJISININ EN ÜST KATMANINI, ATMOSFER DIŞI YÖRÜNGE EVRESINDEKI HEDEFLERI IMHA ETMEK ÜZERE TASARLANMIŞ GMD (GROUND‑BASED MIDCOURSE DEFENSE) SISTEMI OLUŞTURUYOR. 1999’DAN ITIBAREN YÜRÜTÜLEN TESTLER VE 2004’TE BAŞLAYAN SINIRLI OPERASYONEL KONUŞLANDIRMA SÜRECI, BU SISTEMI AMERIKA KITASINI KORUYAN EN ÖNEMLI SAVUNMA HATTI OLARAK ÖNE ÇIKARIYOR.
yüzyıl, balistik füze teknolojilerinin devletler ve vekil aktörler eliyle hızlı bir şekilde yaygınlaştığı bir dönem olarak kayda geçiyor. Geleneksel hava savunma sistemlerinin ötesine uzanan menzillere sahip kara, deniz ve uzay tabanlı silahlar, ulusal güvenlik stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Başta Kuzey Kore, Çin ve Rusya olmak üzere birçok ülke, hem kısa-orta menzilli hem de kıtalararası balistik füzelere (ICBM) ciddi yatırımlar yapıyor. NATO’nun Entegre Hava ve Füze Savunma (IAMD) Politikasına göre, balistik füzelerin ve insansız sistemlerin yaygınlaşması hem devlet hem de devlet-dışı aktörler tarafından Euro-Atlantik güvenliği için artan bir tehdit oluşturuyor [1]. Batılı kaynaklarda Kuzey Kore, 2035 yılına kadar 50’ye varan kıtalararası balistik füze kabiliyetine ulaşmayı planladığı ve İran’ın ise günümüzde 3.000’in üzerinde balistik füze barındıran bir envantere sahip olduğu; bunların hem bölgesel caydırıcılık hem de Batı Avrupa’yı vurma potansiyeli nedeniyle stratejik bir risk teşkil ettiği bildiriliyor. Çin ise DF‑41 kıtalararası balistik füzesi ile nükleer dengede yeni dinamikler oluşturmaya başladı. Menzili 12.000–15.000 km’ye ulaşmakta ve bu sayede Çin’in en uzun menzilli füzesi konumundadır. Yaklaşık 80 ton kalkış ağırlığına sahip olan bu sistem, 2.500 kg’a kadar yük taşıyabilir ve bu yük içerisinde bağımsız hedefli çoklu savaş başlıkları (MIRV) yer alabilir. Gelişim süreci 1986’da Çin’in Uzay Araçları Teknolojileri Akademisi (CALT) tarafından başlatıldı. İlk uçuş testleri 2012 yılında gerçekleştirildi; 2013, 2014, 2015 ve sonrası yıllarda yapılan testlerle hem MIRV kapasitesi hem de karayolu, demiryolu ve sığınaklar için farklı konuşlandırma altyapıları test edildi [2]. Rusya’da mevcut 20 Mach üzerinde sürate ulaşabilen Avangard hipersonik glider ve Sarmat füzeleriyle aynı eksende güçlü bir caydırıcılık unsuru olarak öne çıkıyor.
Küresel tehdit ortamına karşı ABD, kendi coğrafyası ve dünyaya yayılı olan üs bölgeleri için katmanlı bir füze savunma mimarisini benimsemektedir. Stratejisinin en üst katmanını, atmosfer dışı yörünge evresindeki hedefleri imha etmek üzere tasarlanmış GMD (Ground‑Based Midcourse Defense) sistemi oluşturuyor. 1999’dan itibaren yürütülen testler ve 2004’te başlayan sınırlı operasyonel konuşlandırma süreci, bu sistemi Amerika kıtasını koruyan en önemli savunma hattı olarak öne çıkarıyor. GMD’nin yanı sıra balistik füze savunmasında alçak ve orta irtifa tehditlerine karşı Patriot PAC‑3, terminal evre savunmasına yönelik THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) ile deniz tabanlı Aegis/SM‑3 ve kara platformu Aegis Ashore sistemleri de görev alıyor. Çok katmanlı yaklaşım; füzenin yükseliş, yörünge ve terminal evrelerinde eşzamanlı koruma sağlayarak tek bir sistemin zafiyetlerini gideriyor. Bu makalede, GMD sistemi ile küresel sensör-füze savunma ağının bileşenlerini ve işleyişini; Patriot, THAAD, Aegis/ SM‑3 gibi destekleyici sistemlerin rollerini ve kıtalararası tehditler karşısında GMD’nin stratejik önemini ele alacağız. Ayrıca, NGI (Next‑Generation Interceptor) gibi modernizasyon programları ve jeopolitik sınamalar ekseninde ABD füze savunma doktrinindeki güncel gelişmeleri değerlendireceğiz.
1. GMD SISTEMININ TEMELLERI VE STRATEJIK KONUMLANMASI
Ground-Based Midcourse Defense (GMD), Amerika Birleşik Devletleri’nin anavatanını uzun menzilli balistik füze tehditlerine karşı koruyan operasyonel savunma hattıdır. GMD, fırlatıcıdan ateşlenen üç aşamalı katı yakıtlı Ground‑Based Interceptor (GBI) ve hedefe temas ederek kinetik enerjiyle imha sağlayan Exoatmospheric Kill Vehicle (EKV) bileşenlerinden oluşur. Sistem, uzayda orta aşama (midcourse) uçuş evresindeki balistik füzeleri tespit, izleme ve yok etmek için küresel sensör ağı ve Komuta-Kontrol Haberleşme (C2BMC) altyapısıyla entegre çalışır. EKV; fırlatma sonrası roket aşamasından ayrıldıktan sonra yer destekli kontrol merkezlerinden gelen komut ve kendi sensör verileriyle hedef yörüngesine yönelir. Bu “hit-to-kill” teknolojisi, uzayda doğrudan temas ile yüksek hassasiyet sağlamak üzere tasarlanmıştır. Geliştirme sürecinde ilk olarak Clinton döneminde Ulusal Füze Savunma (NMD) planında yerini alan GBI, 2000’lerin ortasında Bush dönemi ile operasyonel konuşlandırmaya başlamıştır.
GMD’nin stratejik konumlanması, iki ana üsse yerleşimiyle perçinlenmiştir: Fort Greely, Alaska ve Vandenberg Space Force Base, California. 2021 itibarıyla toplam 44 GBI konuşlandırılmış olup, 40 adet Fort Greely’de, dört adet ise Vandenberg’da hazır bulunmaktadır [3]. Bu tesisler; Kuzey Kutbu’ndan gelen olası bir ICBM tehdidini erken algılayıp karşı harekâtı başlatmak için coğrafi olarak ideal noktalardır. GMD, sahip olduğu tek savunma kapasitesiyle kıtalararası balistik tehditlere karşı ABD anakarasını koruyan stratejik caydırıcılık unsurunu tesis eder. 1997’de ilk atış testini gerçekleştiren sistem, yaklaşık 18 test icra etmiş bunun 10’unda başarım sağlamıştır. İlgili geliştirme ve test süreçleri dahil projenin toplam bedelinin ABD’ye 40 Milyar Dolara mal olduğu tahmin edilmektedir.
2. KÜRESEL SENSÖR AĞI: UYDU, RADAR VE ENTEGRASYON MIMARISI
2.1 UZAY TABANLI KIZILÖTESI UYARI – SBIRS
ABD’nin uzay tabanlı kızılötesi uyarı sistemi SBIRS (Space-Based Infrared System), GEO (geostationary) ve HEO (high‑elliptical) yörüngedeki uydular aracılığıyla füze fırlatmalarını gerçek zamanlı algılayıp konumlandırır. Her bir GEO platformu, 7,257 km irtifada sabit kalarak hem sürekli hem de geniş ufuk açısında termal izleme imkânı sunar; HEO uyduları ise kutup bölgelerini kapsayan uzun eksenli eliptik geçişleriyle yörüngenin her noktasında erken uyarı sağlar. Her bir kızılötesi sensör, 0.2–12 mikron dalga boyu bandında hem kısa darbeli hem de sürekli ışıma olaylarını ayırt edebilen dual-band dedektörlere sahiptir. Bu sayede tipik bir ICBM’in fırlatma ısısını, ses hızının ötesine çıkan yükseliş alevini ve muhtemel çoklu hedef ayırımını milisaniyeler içinde tespit edebilir. Veri toplama safhasında SBIRS, her gün ortalama 500 füze fırlatma alarmı üretir; bu sinyaller, yer kontrol istasyonlarına 3–5 saniye içinde iletilir. Yer merkezleri—Colorado Springs’teki Buckley Saha Komuta Merkezi dahil—sinyal işleme algoritmalarıyla fırlatma koordinatlarını, yükseklik profilini ve balistik eğrinin beklenen seyir patikasını hesaplar. Elde edilen coğrafi ve zamansal veriler, C2BMC ağına anonimleştirilmiş formda aktarılır; böylece alt katman radar ve önleyici bataryalar gerçek zamanlı olarak hedefe kilitlenebilir.
BALISTIK VE SEYIR FÜZELERINE KARŞI ÇOK KATMANLI SAVUNMA DOKTRINI, FARKLI UÇUŞ EVRELERINE YÖNELIK ÖZELLEŞMIŞ SISTEMLERIN AYNI ANDA KULLANILMASIYLA HAYATA GEÇIRILIYOR. BÖYLECE BIR TEK SISTEMIN ZAFIYETLERI, DIĞER KATMANLARIN DESTEĞIYLE GIDERILIYOR. ABD’NIN GMD ILE ORTA AŞAMA SAVUNMA SORUMLULUĞU DEVAM EDERKEN, THAAD, AEGIS/SM‑3 VE PATRIOT PAC‑3 GIBI SISTEMLER SIRASIYLA TERMINAL-ALTI IRTIFA, DENIZ‑TABANLI ORTA MENZIL VE KARA‑TABANLI KISA/ORTA MENZIL TEHDITLERI IÇIN KONUMLANIYOR.
2.2 AN/TPY‑2 İLERI SEVIYE X‑BAND RADARLAR
X‑band frekansında çalışan AN/TPY‑2 radarları, her biri 9.5 metre çapında bir raylı diziden oluşan aktif faz dizili anten kullanır; bu düzen, 20–30 derece arasında elektronik tarama hızına ve 1 cm bant çözünürlüğüne izin verir. “Terminal Mode”da tipik olarak 200–300 km menzile kadar alt irtifa balistik tehditlerini yüksek doğrulukla izlerken, “Forward-Based Mode”da 1.000 km’ye kadar izleme menzili sunar. Radar başlıklarının GaN (Galyum-Nitrür) yarı iletken yükselticilerle modernize edilmesi, hem iletim gücünü hem de sinyal-gürültü oranını %25’e kadar iyileştirir. Radar istasyonları, Lockheed Martin’in AN/ SPY‑1 gibi Aegis sistemleriyle de çapraz bağlantıyla çalışır. Hem Kore’deki Osan hem de Japonya’daki Shariki üssünde konuşlu istasyonlar, fırlatma erken uyarı bilgisini doğrudan bölgesel THAAD bataryalarına gönderir. Bu bağlantı, “kill chain” döngüsünü 10 saniyenin altına indirerek terminal evreye kadar sistemlerin hazır beklemesini sağlar.
2.3 DENIZ TABANLI X‑BAND RADAR – SBX‑1
SBX‑1, beşinci nesil yarısüspansiyon platformunda yer alan mobil bir X‑band radar istasyonudur. 2.500 km’ye kadar menzilde savaş başlıklarını klasik fırlatma kalıntılarından ayırt etme ve hassas yörünge takibi yapma kapasitesine sahiptir. SBX‑1, GMD önleyicilerini hedefe kilitlemek için gerekli ayırım ve takip verilerini toplayarak, özel fiber-optik bağlantılarla hem GMD komuta merkezlerine hem de NORAD’ın Cheyenne Dağı üslerine iletilir. 7 x 15 m bir X‑band faz dizili anten, ±20° eğim ve 360° dönme kabiliyeti ile hareketli platformda dahi sabit sinyal çizgileri sağlar. Radar, gövdeye entegre 5 MW’lık ejeksiyon rölesi ve soğutma sistemleri sayesinde uzun süre yüksek güçte çalışma yapar; bu da gemi manevralarından etkilenmeyen, kesintisiz izleme imkânı doğurur [4].
2.4 SABIT YERDEN ERKEN UYARI RADARLARI (UEWR)
Upgraded Early Warning Radar (UEWR) istasyonları; Thule (Grönland), Beale (California), Fylingdales (İngiltere), Clear (Alaska) ve Cape Cod (Massachusetts) gibi noktalarda konuşlu, UHF bandında 450–800 MHz frekans aralığında çalışan 35 m çaplı pasif faz dizili antenler ile 3.000 deniz mili menzile kadar kesintisiz izlemede bulunur. UEWR’ler, erken tespit ve nesne sınıflandırma fonksiyonuyla GMD ve diğer BMDS elemanlarını yönlendirecek temel uyarı verisini üretir. Özellikle Thule ve Fylingdales’ın 360° kapsama sahip katı hal faz dizi radarları, kutup menzilli rota tehditlerine karşı kritik rol oynar [5].
2.5 KIYI VE ADALI RADARLAR – COBRA DANE, FYLINGDALES VE KÜRECIK
Cobra Dane, Shemya Adası’nda L‑band (1.215–1.4 GHz) çalışan 29 m çaplı tek yüzlü faz dizili antenle hem uzay gözetleme hem de balistik atış tespit görevini yürütür. 1982’den bu yana NORAD’a veri sağlayan Cobra Dane, modernize edilen RF ön uç ve dijital işleme birimleri sayesinde 3 cm çözünürlük ve ±0.1° açı doğruluğu sunar. Radar, saatte 360° tarama yapabilir ve 2.500 km menzile kadar ikincil hedef ayırımı gerçekleştirebilir [6].
Fylingdales (RAF Fylingdales) radar istasyonu, 2003’te tamamlanan SSPARS yükseltmesiyle her biri 36 m kenarlı üç adet modüler faz dizili yüzeye kavuşmuştur. Her yüzey, 72 bağımsız işleme kanalıyla çalışır; bu da saniyede 5.000 sinyal analizine ve gerçek zamanlı yörünge kestirimine izin verir.
Malatya, Kürecik Radarı ise EPAA kapsamında konuşlandırılan AN/TPY‑2 sisteminin tek örneğidir; 2012’den beri Türkiye’de bölgesel erken uyarı ve veri paylaşımı yaparak NATO’nun Avrupa Balistik Füze Savunma (BMD) ağına kritik katkı sunan önemli sensör bileşenlerinden birisidir.
Tüm bu sensörler, C2BMC (Command, Control, Battle Management and Communications) platformu üzerinden birleştirilerek tek bir ortak muharebe resminde füze tehditlerinin takibi, sınıflandırılması ve önleyici atış çözümlerinin koordine edilmesini sağlar.
3. ÇOK KATMANLI FÜZE SAVUNMASI: THAAD, AEGIS/SM‑3 VE PATRIOT SISTEMLERI
Balistik ve seyir füzelerine karşı çok katmanlı savunma doktrini, farklı uçuş evrelerine yönelik özelleşmiş sistemlerin aynı anda kullanılmasıyla hayata geçiriliyor. Böylece bir tek sistemin zafiyetleri, diğer katmanların desteğiyle gideriliyor. ABD’nin GMD ile orta aşama savunma sorumluluğu devam ederken, THAAD, Aegis/SM‑3 ve Patriot PAC‑3 gibi sistemler sırasıyla terminal-altı irtifa, deniz‑tabanlı orta menzil ve kara‑tabanlı kısa/orta menzil tehditleri için konumlanıyor.
3.1 THAAD (TERMINAL HIGH ALTITUDE AREA DEFENSE)
THAAD, atmosfer içi ve dışındaki terminal evre balistik füze tehditlerini kinetik “hit‑to‑kill” prensibiyle imha eder. Raytheon’un AN/TPY‑2 radarlarıyla entegre çalışan THAAD sisteminin Füzesi, 900 kg ağırlığında olup Mach 8 hıza kadar yaklaşan hedefleri 150 km’ye varan irtifada durdurabiliyor. 27 Aralık 2024’te İsrail’in güneyinde Husi kaynaklı bir balistik füze saldırısını ilk kez operasyonel olarak engellendiği bildirilmiştir [7].
TEKNOLOJIK YENILIKLER, JOINT ALL‑DOMAIN COMMAND AND CONTROL (JADC2) ÇERÇEVESI ALTINDA BIRLEŞIYOR. KARA, DENIZ, HAVA VE UZAY SISTEMLERINDEN GELEN TÜM VERI AKIŞLARI, C2BMC‑NEXT ÜZERINDEN TEK BIR KOMUTA PLATFORMUNDA TOPLANARAK, HEM SAVUNMA HEM DE GEREKTIĞINDE KARŞI SALDIRI AMAÇLI BMD VARLIKLARININ EŞZAMANLI YÖNETILMESINE OLANAK VERMEKTEDIR. BÖYLECE GMD, SADECE ABD ANAKARASINI KORUYAN SON KALKAN DEĞIL; KRITIK KRIZ BÖLGELERINDE CAYDIRICILIĞIN ILK ADIMLARINI DA ATAN BIR “HAZIR KUVVET–HAZIR SAVUNMA” KOMBINASYONUNA DÖNÜŞÜYOR.
3.2 AEGIS/SM‑3 VE AEGIS ASHORE
Aegis muharebe sistemi, deniz ve karada konuşlu SM‑3 önleyici füzeleriyle orta menzil balistik tehditleri hedef alır. Romanya’daki Aegis Ashore üssü 2016’da, Polonya’daki Redzikowo tesisi ise 2023 sonunda NATO’ya devredilmiş; şu anda bakım ve yükseltme çalışmaları sürdürülmektedir. SM‑3 blok IIA füzeleri, atmosfer dışı yörünge evresinde ~1.000 km menzile kadar tehditleri engellemesi beklenmektedir. Füze 6,55 m boy, 1,5 ton ağırlığa, dört aşamalı katı yakıta sahip olup Mach 13.2 (4.5 km/s) hıza ulaşabilmektedir. Deniz üzerindeki Destroyers sınıfı gemilere yerleştirilen Aegis donanımı da gerektiğinde GMD’ye veri paylaşımı yaparak katmanlar arası koordinasyonu sağlamaktadır [8].
3.3 PATRIOT PAC‑3 VE PAC‑3 MSE
Raytheon/Lockheed Martin iş birliğiyle geliştirilen Patriot PAC‑3, kısa-orta menzilli balistik ve seyir füzelerine karşı kara‑tabanlı koruma sunar. AN/ MPQ‑65 radar ve PAC‑3 MSE füzeleri, Mach 4–5 hızlarında gelebildiği hedefleri ~35 km menzilde imha edebiliyor. PAC‑3 MSE interceptor, 5,2 m uzunluğunda, ~700 kg ağırlığındadır. Uç kısmındaki Ka‑band aktif radar arayıcı (monopulse) ile terminal evrede otonom hedef kilitleme; veri bağıyla orta evrede atış kontrolü sağlanır. 2024 itibariyle 18 ülkede yaklaşık 200 Patriot Bataryasının aktif olduğu tahmin edilmektedir.
4. GMD’NIN GELECEĞI: MODERNIZASYON, MÜTTEFIK UYUM VE DOKTRIN DÖNÜŞÜMÜ
GMD, ileri aşama savunma yükümlülüğünü sürdürebilmesi için hem donanım hem yazılım hem de uluslararası iş birliği boyutlarında kapsamlı bir modernizasyon programı yürütmektedir.
5.1 NEXT-GENERATION INTERCEPTOR (NGI) PROGRAMI
2025’te kritik tasarım incelemelerini tamamlamak üzere hem Lockheed Martin hem de Northrop Grumman prototiplerini değerlendirilmektedir. Tasarım aşamasında çoklu “kill vehicle” (MKV) yükü taşıma kabiliyeti ve artan küçük hedef ayırımı öne çıkıyor. Lockheed Martin, Nisan 2024’te NGI’nin Ürün Geliştirme ve Yerleştirme aşamasına geçmek üzere seçildi. İlk birimlerin 2027–2028’de Fort Greely’ye konuşlandırılması, 2030’a kadar toplam 20 NGI envanterine ulaşılması planlanıyor. ABD Savunma Bakanlığı 2025 bütçesinde NGI’ye yaklaşık 2,1 milyar $ayrılırken, toplam ömür boyu maliyetin 17,7 milyar$ civarında olması bekleniyor [9].
5.2 NATO ENTEGRASYONU VE DOKTRIN GÜNCELLEMELERI
NATO’nun Entegre Hava ve Füze Savunma (IAMD) politikası, savunma ve taarruz kapasitelerinin birlikte kullanılmasını öngörüyor. GMD, SATCOM ve C2BMC altyapısı üzerinden diğer NATO BMD elemanlarıyla gerçek zamanlı veri paylaşımı sağlamaktadır. Ramstein AB merkezli entegre BMD operasyonları, NGI dahil yeni platformları da sisteme dâhil etmek üzere adaptif bir mimari kuruyor. Doktrin, gelecekte GMD’nin sadece anavatan savunması için değil, kriz bölgelerinde caydırıcılık misyonu için de kullanılmasına engel görünmemekte. Tabi bu durum ilerleyen yıllarda Avrupa ile ABD’nin diplomasi konusunda nasıl bir işbirliği izleyeceği ile doğrudan ilintili bir durumdur.
5.3 MÜTTEFIK VE BÖLGESEL İŞ BIRLIKLERI
Japonya ve Güney Kore, hem AN/TPY‑2 radar ev sahipliği hem de SM‑3 Blok IIA füzesi tedarikiyle GMD’yi tamamlayan bir sensör-önleyici dizisi oluşturuyor. Japonya, 2023–2026 Ortak Program Çerçevesi kapsamında NATO tatbikatlarına katılıyor ve 2030’lara kadar ortak “Glide Phase Interceptor” geliştirme projesine liderlik ediyor. Avustralya, PAC‑3 ve C2BMC entegrasyonu üzerinde çalışırken; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, THAAD ve Patriot sistemlerini GMD sensör ağlarına bağlamak için ikili anlaşmalar imzalamıştır.
UZAY TABANLI ERKEN UYARI KAPASITESINI HIPERSONIK TEHDITLERE GENIŞLETMEK ÜZERE PLANLANAN HBTSS (HYPERSONIC AND BALLISTIC TRACKING SPACE SENSOR) KONSTELASYONU, ILK PROTOTIP UYDUSUNU 2027 ITIBARIYLA FIRLATMAYI HEDEFLIYOR. BU SENSÖRLER; GMD’NIN NGI ÖNLEYICILERI VEYA YAKIN GELECEKTE GELIŞTIRILECEK GLIDE PHASE INTERCEPTOR SISTEMLERIYLE OTOMATIK VERI HATLARI KURARAK, YÖRÜNGE DIŞI MANEVRALARI IZLEYIP EŞZAMANLI MÜDAHALE IMKÂNI TANIYACAK.
5.4 DOKTRIN VE TEKNOLOJI DÖNÜŞÜMÜ
GMD doktrinindeki dönüşüm, yalnızca önleyici füze kapasitesinin ötesine geçerek tüm savunma zincirini yeniden inşa ediyor. Mevcut C2BMC altyapısının yerini alacak C2BMC‑Next programı kapsamında yapay zekâ destekli sensör füzyonu hayata geçirilecek; bu sayede SBIRS ve ileri radar verileri, gerçek zamanlı olarak “ortak muharebe resmi”nde bir araya getirilip hipersonik ve seyir füzeleri hızla ayırt edilebilecek. Bununla eş zamanlı olarak, SBIRS’in yerini alacak Gelecek Nesil Erken Uyarı (Next‑Gen OPIR) uyduları Jeosenkron ve polar yörüngelere konuşlandırılarak 2026–2028 döneminde kapsamlı bir gözetleme ağı oluşturacak; yer terminallerini koruyacak FORGE altyapısı ise bu verilerin kesintisiz işlenip muharebe yönetim sistemlerine aktarılmasını sağlayacak.
Uzay tabanlı erken uyarı kapasitesini hipersonik tehditlere genişletmek üzere planlanan HBTSS (Hypersonic and Ballistic Tracking Space Sensor) konstelasyonu, ilk prototip uydusunu 2027 itibarıyla fırlatmayı hedefliyor. Bu sensörler; GMD’nin NGI önleyicileri veya yakın gelecekte geliştirilecek Glide Phase Interceptor sistemleriyle otomatik veri hatları kurarak, yörünge dışı manevraları izleyip eşzamanlı müdahale imkânı tanıyacak.
Bütün bu teknolojik yenilikler, Joint All‑Domain Command and Control (JADC2) çerçevesi altında birleşiyor. Kara, deniz, hava ve uzay sistemlerinden gelen tüm veri akışları, C2BMC‑Next üzerinden tek bir komuta platformunda toplanarak, hem savunma hem de gerektiğinde karşı saldırı amaçlı BMD varlıklarının eşzamanlı yönetilmesine olanak vermektedir. Böylece GMD, sadece ABD anakarasını koruyan son kalkan değil; kritik kriz bölgelerinde caydırıcılığın ilk adımlarını da atan bir “hazır kuvvet–hazır savunma” kombinasyonuna dönüşüyor. Bu offensive‑defensive entegrasyon, Prompt Global Strike ve Long‑Range Hypersonic Weapon gibi sistemlerle kurulan senaryolar sayesinde, olası bir ICBM saldırısının hem önlenmesini hem de gerektiğinde “saldırı maksadıyla savunma”nın devreye girmesini mümkün kılarak doktrin ve teknolojide yeni bir sayfa açması öngörülmektedir.
İran–İsrail arasında yaşanan 12 günlük balistik füze saldırıları, hiçbir hava savunma sisteminin yüzde yüz başarıyla tüm tehditleri engelleyemeyeceğini gösterdi. Dahası, Çin’in DF‑41’i, Rusya’nın Avangard ve Sarmat platformları ile Kuzey Kore’nin Hwasong‑17’si gibi ileri düzey hipersonik tehditlere karşı bu görev çok daha karmaşık hale geliyor. Bu noktada kritik iki unsur öne çıkıyor: Birincisi füzeyi doğru ve zamanında tespit edebilmek; ikincisi ise imkân varsa onu uzay boşluğunda durdurmak. ABD, mevcut GMD sistemi ve Next‑Generation Interceptor gibi gelecek nesil çözümleriyle teknoloji sınırlarını zorlarken, güçlü diplomatik ilişkiler kurduğu ülkelerde de bölgesel “koruma kalkanları” oluşturarak müttefiklerinin güvenliğini sağlamayı hedeflemektedir.
İRAN–İSRAIL ARASINDA YAŞANAN 12 GÜNLÜK BALISTIK FÜZE SALDIRILARI, HIÇBIR HAVA SAVUNMA SISTEMININ YÜZDE YÜZ BAŞARIYLA TÜM TEHDITLERI ENGELLEYEMEYECEĞINI GÖSTERDI. DAHASI, ÇIN’IN DF‑41’I, RUSYA’NIN AVANGARD VE SARMAT PLATFORMLARI ILE KUZEY KORE’NIN HWASONG‑17’SI GIBI ILERI DÜZEY HIPERSONIK TEHDITLERE KARŞI BU GÖREV ÇOK DAHA KARMAŞIK HALE GELIYOR. BU NOKTADA KRITIK IKI UNSUR ÖNE ÇIKIYOR: BIRINCISI FÜZEYI DOĞRU VE ZAMANINDA TESPIT EDEBILMEK; IKINCISI ISE IMKÂN VARSA ONU UZAY BOŞLUĞUNDA DURDURMAK.
REFERANSLAR:
[1] North Atlantic Treaty Organization (NATO). (2025, 13 Şubat). NATO Integrated Air and Missile Defence Policy [NATO Entegre Hava ve Füze Savunma Politikası]. NATO. Erişim adresi: https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_233084.htm.
[2] Center for Strategic and International Studies. (2024, 23 Nisan). DF‑41 (Dong Feng‑41 / CSS‑X‑20). Missile Threat. Erişim adresi: https://missilethreat.csis.org/missile/df-41/
[3] Center for Strategic and International Studies. (2021, 26 Temmuz). Ground‑based Midcourse Defense (GMD) System. Missile Threat. Erişim adresi: https://missilethreat.csis.org/system/gmd/
[4] Naval Technology. (2012, 9 Nisan). Sea‑Based X‑Band Radar‑1 (SBX‑1). Naval Technology. Erişim adresi: https://www.naval-technology.com/projects/sea-based-x-band-radar-1-sbx-1/
[5] Missile Defense Advocacy Alliance. (2014, 7 Ekim). Upgraded Early Warning Radars (UEWR). Missile Defense Advocacy Alliance. Erişim adresi: https://missiledefenseadvocacy.org/defense-systems/upgraded-early-warning-radars-uewr
[6] Missile Defense Advocacy Alliance. (2018, Aralık). Cobra Dane. Missile Defense Advocacy Alliance. Erişim adresi: https://missiledefenseadvocacy.org/defense‑systems/cobra‑dane
[7] Army Recognition. (2024, 28 Aralık). Breaking News: US Army THAAD system intercepts Houthi ballistic missile in first operational use in Israel. Army Recognition. Erişim adresi: https://www.armyrecognition.com/news/army-news/army-news-2024/breaking-news-us-army-thaad-system-intercepts-houthi-ballistic-missile-in-first-operational-use-in-israel
[8] Center for Strategic and International Studies. (2023). Standard Missile‑3 (SM‑3). Missile Threat. Erişim adresi: https://missilethreat.csis.org/defsys/sm‑3/
[9] Gady, F.‑S. (2024, 15 Nisan). Lockheed wins US missile defense contract worth $17 bln, sources say. Reuters. Erişim adresi: https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/lockheed-wins-us-missile-defense-contract-worth-17-bln-sources-say-2024-04-15/