HİNDİSTAN-PAKİSTAN GERİLİMİ Tarihsel Kökenler, Güncel Nedenler Ve Uluslararası Yansımalar

HİNDİSTAN-PAKİSTAN GERİLİMİ Tarihsel Kökenler, Güncel Nedenler Ve Uluslararası Yansımalar

HINDISTAN VE PAKISTAN ARASINDAKI ÇATIŞMA, YALNIZCA SINIR IHTILAFLARIYLA SINIRLI KALMAYAN; TARIHSEL, DINI, ETNIK VE IDEOLOJIK KATMANLARLA ÖRÜLMÜŞ ÇOK BOYUTLU VE YAPISAL BIR SORUNDUR. 1947'DE BRITANYA'NIN HINDISTAN ALTKITASINDAN ÇEKILMESIYLE IKI AYRI DEVLETIN KURULMASI, GÜNEY ASYA’DA YENI BIR JEOPOLITIK DENGE ARAYIŞINI BAŞLATMIŞ, ANCAK BU AYRILIK BIR BARIŞLA DEĞIL, TERSINE BÜYÜK BIR INSANI VE SIYASAL KRIZLE SONUÇLANMIŞTIR.

Hindistan ile Pakistan arasındaki tarihsel, dini ve siyasi temelli anlaşmazlıklar, iki ülke arasında zaman zaman savaşın eşiğine gelinen yoğun gerilimlere yol açmaktadır. Kuruluşlarından bu yana üç büyük savaş, sayısız sınır çatışması ve diplomatik kırılma yaşayan Hindistan ve Pakistan, bugün küresel güvenliği tehdit eden iki nükleer güç konumundadır.

TARİHSEL ARKA PLAN

İngiliz sömürgeciliğiyle derinleşen Hindu-Müslüman ayrışması, 1940’ta ilan edilen İki Ulus Teorisi ile politik bir talebe dönüşmüş ve 1947'de Pakistan'ın kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Bölünme sırasında yaşanan kitlesel göçler ve şiddet, iki ülke halkının kolektif hafızasında derin izler bırakmıştır. Keşmir’in Hindistan’a ilhak edilmesiyle başlayan ilk savaş, sorunun uluslararası platforma taşınmasına neden olmuş; ancak kalıcı bir çözüm üretilememiştir.

BİR AYRILIKTAN KRONİKLEŞEN KRİZE

PAKISTAN’IN KURULUŞ İDEOLOJISI: İKI ULUS TEORISI 1940 yılında Müslüman Birliği lideri Muhammed Ali Cinnah tarafından ortaya atılan “İki Ulus Teorisi” (Two-Nation Theory), Hindular ve Müslümanların ayrı uluslar olduğunu ve birlikte yaşayamayacaklarını ileri sürüyordu. 15 Ağustos 1947’de gerçekleşen Hindistan’ın bölünmesi, 20. yüzyılın en büyük zorunlu göçlerinden birini tetikledi. Yaklaşık 10-15 milyon kişi dini kimliği temelinde yer değiştirdi.

KEŞMIR SORUNUNUN ORTAYA ÇIKIŞI Bölünme sırasında Cammu ve Keşmir, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen Hindu bir hükümdar tarafından yönetiliyordu. Prens Hari Singh, Hindistan ya da Pakistan’a katılmakta tereddüt ederken, Pakistan yanlısı kabile savaşçıları Keşmir’e saldırdı. Bunun üzerine Hari Singh Hindistan’dan yardım istedi ve karşılığında Hindistan’a ilhak anlaşması imzaladı. Bu gelişme, 1947-48 yıllarında ilk Hindistan-Pakistan savaşının başlamasına yol açtı.

SAVAŞLAR VE DIPLOMATIK KIRILMALAR

  • 1947–1948 Savaşı: Keşmir’in ilk paylaşım mücadelesi.

  • 1965 Savaşı: Keşmir’deki ayaklanma girişimiyle başlayan çatışma.

  • 1971 Savaşı: Pakistan’ın doğu kesiminin ayrılmasıyla sonuçlanan ve Bangladeş’in kurulduğu savaş.

  • 1999 Kargil Savaşı: İki nükleer güç arasındaki ilk doğrudan askeri çatışma.

NÜKLEER DENGE VE KIRILGAN BARIŞ 1998 yılında her iki ülkenin nükleer denemeler yaparak nükleer güç olduklarını ilan etmesi, krizi küresel güvenlik sisteminin merkezine taşımıştır. O tarihten itibaren ilişkilerde bir yandan askeri caydırıcılık dengesi oluştuysa da diğer yandan “kontrollü çatışma” ortamı, sıcak savaş riskini sürekli gündem tuttu.

İKLIM, GIDA VE SU GÜVENLIĞI KRIZLERI

INDUS NEHRI VE SU ANLAŞMAZLIKLARI Indus Nehri, Pakistan için hayati öneme sahiptir; ülkenin tatlı su kaynaklarının %80’inden fazlası bu nehir sistemine bağlıdır. Ancak nehrin kaynağı olan bölge Hindistan sınırları içindedir. 1960 yılında imzalanan Indus Waters Treaty (Indus Su Anlaşması), bu paylaşımı düzenlese de son yıllarda Hindistan’ın suyu kontrol etme ve barajlar inşa etme girişimleri Pakistan tarafından bir “su savaşının başlangıcı” olarak yorumlanmaktadır.

PRENSLIK STATÜSÜNE SAHIP CAMMU VE KEŞMIR, NÜFUSUNUN ÇOĞUNLUĞU MÜSLÜMAN OLMASINA RAĞMEN HINDU BIR HÜKÜMDAR TARAFINDAN YÖNETILIYORDU. PRENS HARI SINGH, HINDISTAN YA DA PAKISTAN’A KATILMAKTA TEREDDÜT EDERKEN, PAKISTAN YANLISI KABILE SAVAŞÇILARI KEŞMIR’E SALDIRDI. BUNUN ÜZERINE HARI SINGH HINDISTAN’DAN YARDIM ISTEDI VE KARŞILIĞINDA HINDISTAN’A ILHAK ANLAŞMASI IMZALADI. BU GELIŞME, 1947-48 YILLARINDA ILK HINDISTAN-PAKISTAN SAVAŞININ BAŞLAMASINA YOL AÇTI. SAVAŞ, BM GÖZETIMINDE ATEŞKES VE KEŞMIR’IN FIILI OLARAK IKIYE BÖLÜNMESIYLE SONUÇLANDI. ANCAK KEŞMIR’IN NIHAI STATÜSÜ ÇÖZÜME KAVUŞMADI VE BU SORUN GÜNÜMÜZE KADAR GELEN HER ÇATIŞMANIN TEMELINI OLUŞTURDU.

GÜNCEL GERGİNLİK DİNAMİKLERİ

PULWAMA SALDIRISI VE BALAKOT HAVA HAREKÂTI (2019) 14 Şubat 2019’da Hindistan’ın Cammu ve Keşmir bölgesinde 40’tan fazla güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği intihar saldırısı sonrası Hindistan, Pakistan topraklarındaki Balakot bölgesine hava saldırısı düzenledi. Pakistan’ın ertesi gün karşılık vermesi tarafları sıcak çatışmanın eşiğine getirdi.

CAMMU VE KEŞMIR’IN ÖZEL STATÜSÜNÜN KALDIRILMASI 5 Ağustos 2019 tarihinde Hindistan hükümeti, anayasanın 370. maddesini yürürlükten kaldırarak bölgeyi doğrudan merkezi yönetime bağladı. Bu hamle, Keşmir meselesinin Hindistan iç siyasetine entegre edilmiş bir kimlik politikası unsuru haline geldiğini kanıtladı.

HINDISTAN ILE PAKISTAN ARASINDAKI GERGINLIK, TARIHSEL TEMELLERI OLAN ANCAK SÜREKLI DEĞIŞEN JEOPOLITIK KOŞULLAR TARAFINDAN YENIDEN ÜRETILEN BIR ÇATIŞMA ALANIDIR. SOĞUK SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE TARAFLAR ARASINDAKI IHTILAFLAR, DOĞRUDAN SAVAŞLARDAN DAHA ÇOK SINIR ÇATIŞMALARI, TERÖR OLAYLARI, DIPLOMATIK KOPUŞLAR, ASKERI TEHDITLER VE MEDYA ÜZERINDEN YÜRÜTÜLEN PSIKOLOJIK SAVAŞLAR ŞEKLINDE KENDINI GÖSTERMEKTEDIR.

MUHTEMEL SONUÇLAR VE ULUSLARARASI ETKİLER

Keşmir sorunu çözülmedikçe, Hindistan-Pakistan ilişkilerinde kalıcı barış sağlanması mümkün görünmemektedir. Güney Asya, dünya tarihinde taktik nükleer silahların fiilen kullanılması ihtimalinin en yüksek olduğu yerlerden biri haline gelmiştir. Bu bağlamda ABD, Çin ve Rusya gibi küresel aktörlerin bölgedeki varlığı, bu çatışmanın uluslararası stratejik rekabetin bir parçasına dönüşmesine neden olmaktadır.

KEŞMIR SORUNU ÇÖZÜLMEDIKÇE, HINDISTAN-PAKISTAN ILIŞKILERINDE KALICI BARIŞ SAĞLANMASI MÜMKÜN GÖRÜNMEMEKTEDIR. BU ÇATIŞMA; NÜKLEER TIRMANMA RISKI, TERÖRIZMIN YAYILMASI, ÇEVRESEL VE INSANI GÜVENLIĞIN ZEDELENMESI GIBI ÇOK YÖNLÜ TEHDITLER ÜRETMEKTEDIR. ÖZELLIKLE NÜKLEER SILAHLAR BAĞLAMINDA “RASYONEL CAYDIRICILIK” ANLAYIŞININ SINANDIĞI BIR BÖLGE OLAN GÜNEY ASYA, DÜNYA TARIHINDE TAKTIK NÜKLEER SILAHLARIN FIILEN KULLANILMASI IHTIMALININ EN YÜKSEK OLDUĞU YERLERDEN BIRI HALINE GELMIŞTIR. SU KAYNAKLARI ÜZERINDEKI REKABET, IKLIM DEĞIŞIKLIĞI VE TARIMSAL VERIMSIZLIK ISE ÇEVRESEL GÜVENLIĞI BOZAN, KITLESEL GÖÇ VE SOSYAL ISTIKRARSIZLIKLARI TETIKLEYEN BAŞKA BIR BOYUTTUR.

GLOBAL SAVUNMA VE GÜVENLIK BAĞLAMINDA ANALIZ

Hindistan-Pakistan gerginliği, klasik devletler arası savaş olasılığı ile asimetrik savaş risklerinin iç içe geçtiği nadir örneklerden biridir. Pakistan’ın taktik nükleer silah yaklaşımı ile Hindistan’ın “ilk kullanım dışı” politikası, "yanlış hesap" riskini artırmaktadır. Uluslararası toplum, bu kriz karşısında sürdürülebilir barış stratejileri geliştirmelidir. Aksi halde, Hindistan-Pakistan hattı, insanlığın ortak geleceğinin en kırılgan fay hatlarından biri olmaya devam edecektir.