AFETLERDE DENİZ KÖPRÜSÜ STRATEJİSİNİN KRİTİK ÖNEMİ

AFETLERDE DENİZ KÖPRÜSÜ STRATEJİSİNİN KRİTİK ÖNEMİ

DÜNYANIN BIRÇOK ÜLKESINDE AFETLERDE INSANI YARDIM MÜDAHALESI IÇIN KULLANILAN GEMILER BULUNMAKTADIR. ÖRNEĞIN ABD’YE AIT USNS COMFORT (T-AH 20) VE USNS MERCY (T-AH 19), İTALYA’YA AIT AURELIA VE İSPANYA’YA AIT JUAN CARLOS BIRÇOK AFET GÖREVINDE YER ALMIŞTIR. BU NOKTADA İNIŞ HELIKOPTER RIHTIMI PLATFORMLARI, EN SAĞLAM YARALI ALMA VE TEDAVI SINIFINA SAHIP GEMILER OLARAK ÖNE ÇIKAR. HER GEMININ KONFIGÜRASYONU FARKLI OLABILSE DE GENEL OLARAK BU PLATFORMLAR 2 AMELIYATHANEYE, 14 YOĞUN BAKIM ÜNITESI SEVIYESINDE YATAĞA VE 45 CERRAHI KOĞUŞ YATAĞINA SAHIPTIR.

Gemilerin, bir afete müdahale kapasitelerini belirleyen benzersiz özellikleri ve yetenekleri vardır. Örneğin 2010 Haiti depremi esnasında birden fazla gemi platformuyla üç aşamalı güçlü bir müdahale gerçekleştirilmiştir; toplu zayiat müdahalesi, arama kurtarma ve insani yardım. 2017 yılı kasırga sezonunda meydana gelen Maria kasırgasında ise yerel sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltmak için kronik hastalıklara bağlı akut ihtiyaçları olan hastaların tedavisine odaklanılmıştır. Daha güncel tarihli COVID-19 müdahalesi esnasında ise hastane gemilerinin kullanımı gündeme gelmiş; bulaşıcı hastalık konuşlandırmasında kullanıldıkları ilk görev olduğu için muhtelif zorluklar yaşansa da sağlık sisteminin üzerindeki yükü hafifletmiştir.

BIRÇOK RAPOR, GEMI MÜDAHALE ETTIKTEN SONRA HASTALARIN GEMIYE NASIL TRANSFER EDILECEĞI KONUSUNDA BAŞLANGIÇTAKI KAFA KARIŞIKLIĞINDAN BAHSETMIŞTIR. BU SEBEPLE TRIYAJ PROTOKOLLERININ ÖNCEDEN GELIŞTIRILMESI VE KAYNAKLARA GÖRE HANGI TÜR HASTALARA BAKABILECEĞININ BELIRLENMESI GEREKIR. ÖTE YANDAN AFET MÜDAHALESINDE GÖREV ALACAK EKIPLERIN BIYOETIK ILKELERI GÖZDEN GEÇIRMELERI SAĞLANMALI VE EKIBIN TÜM ÜYELERI ZOR KARARLARA HAZIRLANMALIDIR. AFET MÜDAHALESI ESNASINDA KOŞULLAR DEĞIŞTIKÇE ETIK VE TRIYAJ PROTOKOLLERININ SÜREKLI OLARAK YENIDEN DEĞERLENDIRILMESI GEREKIR.

AFETLERDE DENIZ PLATFORMLARININ ÖNEMI

Doğa ya da insan kaynaklı herhangi bir olaya bağlı olarak oluşan maruziyetin yerel kaynaklarla müdahale kapasitesini aşması durumunda afetler meydana gelmektedir. Her afet durumu, büyük bir kaos ve insani acilleri de beraberinde getirir. Dolayısıyla bir afete müdahale sürecinde görevlendirilen deniz platformlarının ilk görevi genellikle triyaj ve akut travmatik yaralanmalara müdahaleye yöneliktir. Bu süreçte görevli sağlık personelinin alanlarında yetkin olmaları ile teknik ve kültürel iletişim zorluklarını aşmaya hazır olmaları beklenir. Akut dönemin zorluklarına ek olarak, bilhassa karayollarının işlevsiz hale geldiği durumlarda gemilerin depremzedeleri tahliye amacıyla kullanımı da söz konusudur.

Dünyanın birçok ülkesinde afetlerde insani yardım müdahalesi için kullanılan gemiler bulunmaktadır. Örneğin ABD’ye ait USNS Comfort (T-AH 20) ve USNS Mercy (T-AH 19), İtalya’ya ait Aurelia ve İspanya’ya ait Juan Carlos birçok afet görevinde yer almıştır. Bu noktada İniş Helikopter Rıhtımı platformları, en sağlam yaralı alma ve tedavi sınıfına sahip gemiler olarak öne çıkar. Her geminin konfigürasyonu farklı olabilse de genel olarak bu platformlar 2 ameliyathaneye (6 ameliyathaneye kadar esnek kapasite), 14 yoğun bakım ünitesi seviyesinde yatağa ve 45 cerrahi koğuş yatağına sahiptir. Buna ek olarak, söz konusu platformlar paketlenmiş kırmızı kan hücreleri ve taze dondurulmuş plazma depolama kapasitesine sahiptir; hastaları deniz veya hava tahliyesiyle alabilir ve radyoloji, eczane, laboratuvar, önleyici tıp ve biyomedikal onarım yeteneklerine sahiptir.

İnsani yardım görevleri ve afet yardım görevleri genellikle stratejik olarak bir araya getirilse de tıbbi olarak çok farklı görevlerdir. İnsani yardım görevleri genellikle uluslararası ortaklıkları geliştirmek, küresel istikrarı ve güvenliği teşvik etmek, askeri personelin operasyonel hazırlığını sürdürmek ve kriz sırasında ev sahibi ve ortak ülkelerle birlikte çalışabilirliği kolaylaştırmak için tasarlanmış seçmeli ve önceden planlanmış görevler iken afet yardım görevleri ise genellikle öngörülemez zorluklarla doludur. Örneğin, iletişim süreci gemi tabanlı varlıklar kullanıldığında genellikle daha zordur. Temel tercümanlık hizmetlerinin, hasta bakım alanlarında telefonlar kolayca bulunmadığından gemide fiziksel olarak bulunması gerekir. Hücresel servis alımının olmaması ve sınırlı telefon hatları nedeniyle, gemi ile kıyı arasındaki iletişim özel bir dikkat gerektirir. Birçok rapor, gemi müdahale ettikten sonra hastaların gemiye nasıl transfer edileceği konusunda başlangıçtaki kafa karışıklığından bahsetmiştir. Bu sebeple triyaj protokollerinin önceden geliştirilmesi ve kaynaklara göre hangi tür hastalara bakabileceğinin belirlenmesi gerekir. Öte yandan afet müdahalesinde görev alacak ekiplerin biyoetik ilkeleri gözden geçirmeleri sağlanmalı ve ekibin tüm üyeleri zor kararlara hazırlanmalıdır. Afet müdahalesi esnasında koşullar değiştikçe etik ve triyaj protokollerinin sürekli olarak yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Afetlerde Deniz Köprüsü ve Türkiye

Deniz köprüsü en genel tanımıyla afetler esnasında afet bölgesine yönelik müdahale süreçlerini gerçekleştirmek ve depremzedelerin tahliyesi için gemiler ve limanlar üzerinden ulaştırma hattının kurulması olarak ifade edilebilir. Yaklaşık 180 limanın bulunduğu ülkemizde büyük tonajlı liman sayısı ise oldukça sınırlıdır; Marmara bölgesinde 43, Ege bölgesinde 18, Akdeniz’de 12 ve Karadeniz’de 7’dir.

Deniz köprüsü, limanların yıkıldığı durumlarda bile alternatifler üzerinden müdahale ve tahliyeyi mümkün kılan muazzam bir afet yönetimi stratejisidir. Bununla birlikte ülkemizde henüz önemi yeterince kavranamamıştır. Nitekim 2023 Maraş depremlerine müdahale sürecinde depremden sonraki ilk yedi günde İskenderun limanına ortalama sadece bir gemi gelmiştir. Ulaştırma Bakanlığı’nın envanterinde bulunan Türkiye’nin en büyük açık deniz acil müdahale ve yangın söndürme gemisi, İstanbul’dan 30 saat sonra hareket ederek 96 saat sonra İskenderun’a varabilmişken İspanya’nın Juan Carlos isimli gemisi ise 72 saat sonra İskenderun’a ulaşmıştır. İspanya ve İtalya’nın deniz yeteneklerinin kullanımına odaklanan afete müdahale süreci Türkiye için çok iyi bir örnek teşkil etmektedir.

Öte yandan, Deniz Kuvvetleri’mizin envanterinde yer alan Foça konuşlu amfibi gücümüz de afete müdahale sürecinde aktif rol oynamıştır. TCG Bayraktar ve TCG Sancaktar, depremden 70 saat sonra İskenderun’a ulaşarak çalışmalarına başlamıştır. Envantere yeni katılan TCG Anadolu amfibi hücum gemimiz ise 2000 kişilik barınma ve iaşe kapasitesi ile bundan sonraki afete müdahale süreçlerinde büyük bir yetenek olarak öne çıkmaktadır.

Bu kapsamda şehirlerin konumlandıkları bölge, kapasite ve yeteneklerine göre afet risk azaltma planlarında deniz platformlarının kullanımına da yer vermeleri, kritik önem taşımaktadır. Örneğin Çanakkale yakın zamanda böyle bir girişimde bulunmuştur. Çanakkale Valiliği himayesinde GESTAŞ, İl Sağlık Müdürlüğü ve Çanakkale AFAD arasında “Afetlere Yönelik Karşılıklı Yardım ve İş Birliği Protokolü” imzalanmıştır. Bu minvalde, olası bir acil durum, afet ya da acil durum esnasında GESTAŞ tarafından tahsis edilecek olarak sefine tipi bir gemi üzerinde:

  • Geçici hastane ve barınma alanları kurulması,

  • Yatak kapasitesinin artırılması,

  • UMKE, 112 ve arama-kurtarma ekiplerinin hızla bölgeye sevk edilmesi gibi hayati destek hizmetlerinin koordineli şekilde yürütülmesi hedeflenmektedir.

Diğer illerde de benzer girişimlerin artması herhangi bir acil durum ya da afet esnasında müdahale süreçlerinin daha etkin ve verimli yürütülmesine büyük katkı sağlayacaktır.