Türkiye’nin Savunma Sanayisine Yön Veren Dokümanlar Üzerine Bir Analiz

Türkiye’nin Savunma Sanayisine Yön Veren Dokümanlar Üzerine Bir Analiz

Türk savunma sanayii tarihsel kırılımlar arasında yeni bir eşiktir. Cumhuriyet’in ilanının ardından ulus devletin kendini koruma mekanizmalarını güçlendirmesi için stratejik bir hamledir. Ulusal güvenliğin ve yeni savunma altyapısının kurulmasına öncülük edecek küresel bir atılımdır. Batı Asya’da üretim kapasitesi, imalat sanayii ve askeri gücüyle NATO’nun güney kanadının vazgeçilmez kritik aktörü Türkiye küresel savunma sanayiinde yeni bir vizyon sahibidir. Mevcut vizyon geçmiş çatışmaların karması ve tecrübe edilmiş halidir1.

Silahlı kuvvetlerimizin sahip olması gereken silah, makine teçhizat ve donanımının sürekli gelişmesinin sağlanması, caydırıcı bir güç olarak savunma sanayiinin güçlendirilmesi anlamına gelmektedir. Her türlü sistem ve donanım ancak güçlü bir savunma sanayiine sahip olmakla gerçekleştirilir. Böylece ülke güvenliğini tehdit edecek herhangi bir durumda bu tehdidi değerlendirerek, saldırıya dönüşmeden bertaraf etmek ve sınırlarımızı korumak için sahip olmamız gereken unsurlar ve bu unsurlar için nasıl bir strateji izleyeceğimiz hayati önemdedir.

Savunma, bir ülkenin sınırları dâhilinde; toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve siyasi bağımsızlığına zarar verebilecek muhtelif tehlikelere karşı gerçekleştirilen her türlü faaliyettir. Savunma sanayii, devletin; ulusal bağımsızlığını, egemenliğini, sınırlarını korumak ve bu sınırlar içerisinde yaşayan yurttaşlarının güvenliğini sağlamak, uluslararası platformda ekonomik, siyasal ve teknolojik üstünlük elde etmek maksadıyla Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan savunma sistemlerinin ve teçhizatlarının, ilgili kurum ve kuruluşlar aracılığıyla araştırma, tasarlama, geliştirme ve üretmesi sürecidir2. Savunma Sanayii harp silah, araç, gereç ve mühimmatıyla bunların yedek parçalarını ve önemli girdilerini üreten sanayi tesislerinin bütünüdür. 

Savunma sanayii, sosyal ve ekonomik katkının yanı sıra, devletin en önemli varlık sebebinin, en önemli görevinin teminatı, milli egemenliğin bir şartıdır. Devletlerin milli egemenliklerini korumak ve ülke güvenliklerini sağlamak için caydırıcı bir silahlı kuvvetlere, silahlı kuvvetlerin de güçlü bir savunma sanayine ihtiyacı vardır.

SAVUNMA SANAYII, SOSYAL VE EKONOMIK KATKININ YANI SIRA, DEVLETIN EN ÖNEMLI VARLIK SEBEBININ, EN ÖNEMLI GÖREVININ TEMINATI, MILLI EGEMENLIĞIN BIR ŞARTIDIR. DEVLETLERIN MILLI EGEMENLIKLERINI KORUMAK VE ÜLKE GÜVENLIKLERINI SAĞLAMAK IÇIN CAYDIRICI BIR SILAHLI KUVVETLERE, SILAHLI KUVVETLERIN DE GÜÇLÜ BIR SAVUNMA SANAYINE IHTIYACI VARDIR.

Devlet, toplumsal yaşam alanına yönelik tehditleri değerlendirmek, muhtemel saldırıları bertaraf etmek için bir dizi tedbir almakla mükelleftir. T.C. Anayasası’nın 5. maddesinde, “Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak” devletin birincil görevleri arasındadır.

Ülke için önem taşıyan sektörün özelikleri dikkate alınarak Türkiye, Savunma Sanayiine yön vermekte olan ve gerektiğinde hızla güncellenen veya yenileri yayınlanan birçok strateji dokümanına sahiptir. Bu dokümanlar sektöre yol haritası çizmekte ve yerlilik/millilik oranının arttırılmasında önemli rol oynamaktadır. Cumhurbaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Savunma Sanayi Başkanlığı’nın belirlediği savunma politika ve uygulamalar Türk silah sanayiinin gelişimini temelden etkilemektedir. TSK’nin ihtiyaçlarını yurt içinden temin için son yarım yüzyılı tesiri altına alan güvenlik yaklaşımı günümüzde küresel ölçekli, teknolojiyle uyumlu, yeni ürün üretme kapasitesi yüksek ve dışa bağımlılığı azaltan sektörü geliştirmeyi başarmıştır. TSK’yı dünya orduları arasında daha güçlü, caydırıcı ve yüksek teknolojiyle uyumlu konuma taşıyan Türk savunma sanayii siyasi, ekonomik, askeri ve toplumsal etkileriyle Türkiye’nin bağımsız politika benimseme kabiliyetini de ciddi düzeyde artırmaktadır.

Bu politikalardan ilki 20 Haziran 1998 tarihinde 23378 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Türk Savunma Sanayii Politikası ve Stratejisi Esasları” adlı Bakanlar Kurulu Kararıdır. Bu kararın kapsadığı içerik itibari ile yayımından bugüne kadar 27 yıl geçmiş olmasına rağmen değiştirilmeden aynen uygulanmasıdır. Bu doküman adeta bir ders kitabı niteliğindedir. Savunma sanayini anlayabilmek için bu dokümanın çok iyi incelenmeşi tavsiye edilir.

Kararda, Türk savunma sanayii politikası ve stratejisinin yayınlanma amacı, . Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu silah, araç gereç ve mühimmatın Türk savunma sanayiinde üretilmesine ilişkin hedefleri, . Bu hedeflere ulaşılabilmesi için Türk savunma sanayiinin geliştirilmesinde orta ve uzun vadeli planlamalara yönelik esasları, . Dış pazara açılmaya ilişkin genel prensipleri belirlemek olarak açıklanmıştır.

Bu amaçlar doğrultusunda Türkiye’nin savunma sanayi politikası; yerli sektör yanında yabancı sektöre de açık, dinamik bir yapıya kavuşmuş, ihracat potansiyeline ve uluslararası rekabet olanaklarına sahip, yeni teknolojilere kolaylıkla adapte olabilen ve teknoloji üretebilen, teknolojik gelişmeler karşısında kendini yenileme kabiliyeti bulunan, Türkiye ile dost veya müttefik ülkeler arasına dengeli bir savunma sanayii işbirliğini mümkün kılan ve değişen politik durumlardan asgari düzeyde etkilenen, mevcut imkanları azami ölçüde kullanan, entegre olmuş ve tekrar yatırımlardan arınmış, sivil amaçlarla da üretim yapabilen, alternatif uğraşı alanlarına sahip, Türkiye’nin güvenlik politikaları beyanında taraf olduğu ihracat denetimlerine ilişkin çok taraflı rejimlerle ilgili vecibe ve öncelikleri destekleyen bir savunma sanayii alt yapısının oluşturulmasını ön görmektedir.

İlgili Bakanlar Kurulu kararında, savunma sanayiini diğer sanayi kollarından ayıran farklılıklar şu şekilde sıralanmıştır. . Yüksek teknolojiye dayanan hassas üretim teknikleri gerektirmesi, . Özel kalite standartları gerektirmesi, . Sürekli olarak en yeni teknolojileri kullanmayı gerektirmesi ve bu sebeple büyük ölçüde AR-GE faaliyetlerine ihtiyaç göstermesi, . Yüksek oranlarda yatırım gerektirmesi, . Tek alıcıya ve sınırlı ihtiyaca dayalı üretim yapma zorunluluğu, . Sürekliliğin sağlanması için dış pazarlara açılmayı gerektirmesi, . Kar oranlarının sivil mallara göre yüksek olması, . Güvenlik, gizlilik gibi özel koşulları olması.

Ayrıca, sektörün yukarıda yer verilen özelliklere aşağıdaki konularda ilave edilebilir. . Teknolojik sürekliliğin sağlanabilmesi amacıyla yüksek yoğunlukla AR-GE faaliyetlerine ihtiyaç duyulması. . Genel talep yapısının belirsiz, talep miktarlarının değişken ve ürüne bağlı olması, ürünlerinin sivil ürünlere göre farklı gereksinimlere sahip olması. . Yüksek düzeyde ve hatta henüz olgunlaşmamış teknolojilerin yoğun olarak kullanılması. . Savunma sanayiinde yer alan şirketlerin yapısal farklılıklarının olması. . Yetişmiş insan gücü gerektirmesi. . Dışa bağımlılığın en az düzeyde olmasının arzulanması. . Dış pazar oranının sivil sektörlere göre daha yüksek olmasına karşın, savunma ürünlerinin uluslararası ticaretinin sıkı kurallara ve kontrole bağlı olması. . Üretilen ürünlerin özelliklerinin gizliliği, üretilen bu ürünlerin kuvvetli ve zayıf yönlerinin sadece üreten ve kullanan tarafından bilinmesi.

Diğer önemli bir doküman 2024-2028 dönemini kapsayan ve Cumhurbaşkanlığınca yayınlanan 12’nci Kalkınma Planı’dır. Planda, “Ülkemizin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını milli teknolojilerin ve yeteneklerin azami ölçüde kullanımını temin ederek karşılamak, savunma ve havacılık sanayiinin rekabetçiliğini küresel ölçekte artırmak, savunma sanayiinde edinilen becerilerin sivil sektöre yayılımını da sağlayarak ülkemiz için önemli ekonomik değer üreten bir seviyeye taşımak temel amaç” olarak belirlenmiştir.

Planda politika ve alınacak tedbirler aşağıda yer verildiği şekilde açıklanmıştır. . Türk savunma sanayii gerek yurt içi savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını gerekse dost ve müttefik ülkelerin bu alandaki taleplerini yurt içi imkânlarla karşılayabilecek yetkinliğe ulaştırılacaktır. . Ülkemiz savunma ve güvenlik ihtiyaçlarında dışa bağımlılığı azami ölçüde ortadan kaldırmak amacıyla başta alt bileşenler olmak üzere yerli üretim yetkinlikleri geliştirilecektir. . Kuantum teknolojileri, yapay zekâ, otonom sistemler, hipersonik teknolojiler gibi derin ve çığır açan teknolojilerde askeri ve sivil kullanıma yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleri desteklenecektir. . Sektörün artan nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamak amacıyla eğitim altyapısı güçlendirilecek, teknoloji yarışma ve programları yoluyla savunma sanayiine yönelik ilgi artırılacaktır. . Savunma sanayiinde yüksek teknoloji geliştiren yenilik tabanlı girişimci firmaların sayısının artırılması ve büyük ölçekli savunma sanayii firmalarının yerli tedarik ekosistemlerini geliştirmesi ve girişimciliği desteklemesi sağlanacaktır. . Sektörün ülkemizin dijital dönüşümüne öncülük etmesi amacıyla savunma sanayii şirketlerinin dijital dönüşüm olgunluğu artırılacak, verinin etkin kullanımı ve güvenliği sağlanacaktır. . Sektör genelinde yeşil dönüşüm alanında farkındalık artırılacak, sektörün ihracat potansiyelinin küresel ölçekte atılan düzenleyici adımlardan etkilenmemesi için yeşil dönüşüm yükümlülüklerine ilişkin bilgilendirici faaliyetler düzenlenecektir. . Savunma sanayii ihracatı artırılacak, uluslararası işbirliği güçlendirilecek, yüksek teknolojili alanlarda yetenek kazanımı ve kullanımı çerçevesinde sivil pazarla etkileşimi desteklenerek ülkemizin sanayileşme hedefleri ve dış ticaret dengesi ile sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlanacaktır. . Türk savunma sanayiini küresel ölçekte rekabetçi bir konuma ulaştırmak amacıyla çalışmalar yürütülecektir. . Askeri alanda teknoloji yoğun ürün ve hizmetler için kazanılan yeteneklerin sanayileşme hedefleri doğrultusunda sivil alanda etkin kullanımı sağlanacaktır. . Sektör paydaşları arasında işbirliğini güçlendirmeye yönelik platformlar oluşturulacaktır. . Gerek savunma ve güvenlik gerekse sivil alanda siber güvenlik ihtiyaçları, azami ölçüde yerli ve yetkin çözümlerle karşılanacaktır.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yayınlanan “2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi adlı doküman diğer yol haritası çizen bir belge niteliğindedir. Ülkemizin bağımsızlığını pekiştirmek ve toplumsal refahını artırmak için sanayi ve teknoloji alanlarında sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmayı hedeflemiş olan 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi belgesinin temelini “Millî Teknoloji Hamlesi” vizyonu oluşturmaktadır. Bu vizyon, savunma sanayiinde elde edilen başarıların diğer sektörlere rol model olmasını ve kritik teknolojilerin yerli olarak geliştirilmesini vurgulayarak, “Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını sağlamayı ve küresel rekabet gücünü artırmayı” amaçlamaktadır. Bu kapsamda, eğitimden insan kaynağı planlamasına, sanayi bölgelerinden araştırma altyapılarına kadar sanayi ve teknolojiyi etkileyen bütün ekosistem belgenin odağına alınmıştır. Savunma sanayi ile ilgili gelişme ve hedeflerin aktarıldığı belgede Türkiye açısından önem taşıyan “Çelik Kubbe’ye ayrı bir yer ayrılmıştır.

“Çelik Kubbe Projesi, Türkiye’nin yerli ve millî imkânlarla geliştirdiği kapsamlı ve katmanlı bir hava savunma sistemidir. Çelik Kubbe; farklı irtifalarda (alçak, orta ve yüksek) ve menzillerde (kısa, orta ve uzun) çalışabilen hava savunma sistemlerini bir ağ yapısı altında entegre ederek, gerçek zamanlı veri paylaşımı ve yapay zekâ desteğiyle karar vericilere hızlı ve etkili çözümler sunmaktadır. TÜBİTAK çatısı altında yürütülen ramjet geliştirme çalışmaları ve Gökhan Füzesi gibi yenilikçi projeler ile Göktuğ Projesi kapsamında geliştirilen Gökdoğan ve Bozdoğan füzeleri, savunma sistemlerinin yetkinliğini ve kapsayıcılığını artırmaktadır. ASEL SAN, ROKETSAN ve diğer paydaşlar tarafından üretilecek olan hava savunma sisteminin geliştirme süreçleri ve üretim kapasitesinin inşa edilmesi, proje bazlı teşvik mekanizması ile güçlü bir şekilde desteklenecektir. TÜBİTAK enstitülerinin yetkinlik ve kapasitesinin, Projenin Ar-Ge süreçlerinde etkin olarak kullanılması sağlanacaktır”.

 

 

Savunma sanayimize yön veren dokümanlardan biri olan ve Savunma Sanayii Başkanlığınca hazırlanan “2024-2028 Stratejik Planı”nda temel performans göstergeleri, bir önceki stratejik planın başarısı, stratejik plan hazırlık süreci, durum analizi, geleceğe yönelik planlar ve strateji geliştirme bölümleri yer almaktadır. Raporun amacının ise hem Savunma Sanayii Başkanlığı hem de Türk savunma sanayii paydaşları için vizyon ortaya koymak ve hedeflere ulaşmak için yol göstermek olduğu ifade edilmektedir. Planda öncelikle 2019-2023 Stratejik Planı değerlendirilmiştir.

Bu planın uygulanmasındaki başarı oranı 2019 yılında % 95, 2020 yılında % 80, 2021 yılında % 77, 2022 yılında % 83 ve 2023 yılında % 84 olarak hesaplanmıştır. Beş yıllık dönem için uygulanan planda % 84 genel başarı oranına ulaşılmıştır. Bu bağlamda 2019-2023 Stratejik Planı’nın başarı oranlarında dönemsel düşüş yaşanmasının sebebi olarak başta Covid-19 Pandemisi nedeniyle uluslararası fuarlara katılım gösterilememesi ve pandemi kısıtlamalarının proje süreçlerine yansıması gösterilmiştir. Covid-19 Pandemisine rağmen plan kapsamında % 84 gibi yüksek bir başarı oranı sağlanmıştır. Bu bağlamda Türk savunma sanayiinin 2019 ve 2023 yılları arasında çoğu projeyi tamamlaması, ürün gamını genişletmesi, farklı bölgelerde ihracat başarıları elde etmesi ve ihracat rakamlarını düzenli bir şekilde artırması sektörün başarısının bir diğer örneğidir.

Savunma Sanayi Başkanlığınca yayınlanan “2024-2028 Stratejik Planı”nda aşağıda yer verilen 3 amaç ve bu amaçlara ait alt amaçlar belirlenmiştir . Sektörel Gelişimde Rekabetçiliği ve Sürdürülebilirliği Sağlamak: . Geleceğe Yön Verecek Teknoloji ve Yetenekler Milli İmkânlarla Geliştirmek . Kurumsal ve Sektörel Kapasiteyi Geliştirmek

Yine Savunma Sanayi Başkanlığınca yayınlanan “2024-2028 Savunma Sanayi Sektörel Strateji Dokümanı” ile, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, dost ve müttefik ülkelerde savunma sanayii harp ve gereçlerimizin muhabere meydanında aktif ve başarılı olarak kullanılması, ülkemizi bulunduğu coğrafya ve küresel alanda en önemli güç unsuru haline getirmiştir. Büyük fedakârlıklar ve zorluklar ile oluşturulan ve sistem bazında belirli bir yetkinliğe gelmiş bulunan savunma sanayimizin, TSK ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaçlarını karşılamada yurt dışı bağımlılığını asgari seviyeye indirmek, rekabetçi bir teknoloji tabanı oluşturmak, ihracatta hedeflenen seviyelere ulaşmak ve savunma sanayiinde gelişmiş ülkeler arasında yer alabilmek amacıyla “savunma sanayimizin teknolojik derinliğinin ve yerlilik oranının artırılması, yurt dışı bağımlılığının mümkün olan en düşük seviyede tutulması ve savunma sanayii ekosisteminin sürdürülebilirliğinin sağlanması” ilke olarak belirlenmiştir.

 

 

Bu ilke doğrultusunda 2024-2028 yılları arasında yapılacak çalışmaların ve yerlileştirilecek sistemlerin, alt sistemlerin, bileşenlerin ve teknolojilerin her alt sektör için ayrı ayrı belirlenerek sektör paydaşları ile paylaşılması, böylece savunma sanayii ekosisteminin yönlendirilmesi amaçlanmaktadır.

 

 

Savunma Sanayi Başkanlığınca yayınlanan bir diğer doküman ise 2024-2028 dönemini kapsayan Uluslararası İşbirliği ve İhracat Stratejisi’dir. Bu strateji dokümanı ile 2028 yılında Savunma ve Havacılık İhracatımızı 11 Milyar Dolar’a çıkartmak ve Türkiye’yi dünya üzerinde en fazla ihracat yapan ilk 10 ülke arasına sokmak hedeflerine ulaşılması hedeflenmiştir.

 

 

Ülke güvenliğinin sağlanması için Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaçlarının güvenli ve istikrarlı biçimde karşılanması, bu amaçla yüksek teknolojiye sahip harp silah ve vasıtalarının yurtiçinde üretilmesi, bunun için gerekli teknoloji tabanının oluşturularak üretim tesislerinin kurulması ve kurulmuş bulunan ulusal savunma sanayii tesislerinin teşvik ve desteklenmesi gerekmektedir.

 

 

ÜLKEMIZIN BAĞIMSIZLIĞINI PEKIŞTIRMEK VE TOPLUMSAL REFAHINI ARTIRMAK IÇIN SANAYI VE TEKNOLOJI ALANLARINDA SÜRDÜRÜLEBILIR BIR EKOSISTEM OLUŞTURMAYI HEDEFLEMIŞ OLAN 2030 SANAYI VE TEKNOLOJI STRATEJISI BELGESININ TEMELINI “MILLÎ TEKNOLOJI HAMLESI” VIZYONU OLUŞTURMAKTADIR. BU VIZYON, SAVUNMA SANAYIINDE ELDE EDILEN BAŞARILARIN DIĞER SEKTÖRLERE ROL MODEL OLMASINI VE KRITIK TEKNOLOJILERIN YERLI OLARAK GELIŞTIRILMESINI VURGULAYARAK, “TÜRKIYE’NIN EKONOMIK VE TEKNOLOJIK BAĞIMSIZLIĞINI SAĞLAMAYI VE KÜRESEL REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAYI” AMAÇLAMAKTADIR. BU KAPSAMDA, EĞITIMDEN INSAN KAYNAĞI PLANLAMASINA, SANAYI BÖLGELERINDEN ARAŞTIRMA ALTYAPILARINA KADAR SANAYI VE TEKNOLOJIYI ETKILEYEN BÜTÜN EKOSISTEM BELGENIN ODAĞINA ALINMIŞTIR.

Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu savunma sanayii ürünleri üç ana grupta ele alınır: Milli olması zorunlu sistemler/ teknolojiler, kritik sistemler/teknolojiler, diğer sistemler/teknolojiler.

Ülkemiz savunma sanayiinin geleceğe hazırlanması maksadıyla savunma araştırma ve teknolojisi çalışmalarına gerekli yön Savunma Sanayi Bakanlığınca verilir. Yabancı teknolojilerden yararlanma durumunda bu teknolojinin yerli savunma sanayii tarafından özümsenmesi asıl gayedir. Türkiye’nin üye olduğu NATO ve benzeri uluslararası kuruluşlar kapsamında yürütülen savunma araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetleri yakından takip edilerek ihtiyaç duyulanlara dâhil olunur.

 

 

Milli olması zorunlu ve kritik ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yurtiçi üretim; uluslararası yükümlülüklerimiz de göz önüne alınarak yatırım ve ihracat teşvikleri ile desteklenir. Projeler çerçevesinde küçük ve orta büyüklükteki işletmelere iş aktarılması temin edilir, teknoloji ve üretimin ülke çapında yaygınlaştırılması sağlanır.

Savunma sanayii, diğer sanayi kollarıyla kıyaslandığında büyük yapısal farklılıklar göstermektedir. Devletler bu sanayi dalını; ileri teknolojilere ulaşabilmek, ülkelerindeki diğer sanayi dallarının teknolojik gelişmesinde savunma sanayiinin sürükleyici gücünden yararlanmak, kendi silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarını özgün bir biçimde ve ekonomik ölçeklerde karşılayabilecek güvenilir ürünlere sahip olabilmek ve bağımsız politikalar uygulayabilmek için desteklemektedirler.

Yukarıda açıklanan dokümanların yol göstericiliğinde Türkiye’nin savunma sanayii sektörünün, sürdürülebilir ihracat hedefleri doğrultusunda önemli başarılara imza atmaya devam ettiği istatistiki verilerden anlaşılmaktadır 2024 yılı boyunca yüksek katma değerli ürünlerle gerçekleştirilen ihracat, sektörün küresel pazarda büyümesini ve Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki konumunu güçlendirmiştir.2024 yılında Türk savunma sanayii ürünleri, 178 farklı ülkeye ihraç edilerek tarihi bir rekora imza attı. Bu başarı, yalnızca büyük ölçekli firmalarla sınırlı kalmayıp, KOBİ’lerin de ihracat sürecine aktif olarak katılmasını sağlamıştır.

Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün aşağıda yer verilen açıklamaları ulaştığımız seviyenin gururunun paylaşımıdır:

“2023 yılını 5,5 milyar dolar ihracat ile tamamlamıştık. 2024 yılını yüzde 29’luk artışla 7,1 milyar dolar olarak tamamladık. 2024 yılı için 6,5 milyar dolar hedefimiz vardı, hedefin yüzde 11 üzerine çıktık. Son 2 yılda yaklaşık 20 milyar dolarlık sözleşme imzaladık. 2025 yılında da yine aynı hızla devam ettik. Cumhurbaşkanımızın son 20 yılda bizlere, savunma sanayisine duyduğu güvenle yerlilik oranı yüzde 20’lerden yüzde 80’lere ulaştı. Hatta bazı platformlarda ve sistemlerde yüzde 80’in üzerine çıktığımızı, yüzde 90-95’lere ulaştığımızı zaman zaman söylüyoruz. Özellikle bizim motor konularında son zamanlarda yaptığımız çalışmalarla bu oranlar yüzde 90 ve 95’leri bulmaya başladı. Geçtiğimiz ay, kara araçları dairemizin hem Kara Kuvvetleri Komutanlığının hem de Jandarma Genel Komutanlığı için tedarik faaliyetlerini yürüttüğü 4x4 araçlar için BMC firmasının ürettiği 2 farklı tip araçtan yerli motorlu versiyonlarını aldık. Bunlarla yerlilik oranları yüzde 95 seviyelerine ulaştı. Her platform ve içindeki alt sistem ve alt sistemlerdeki kritik komponent ve bunların yerlileştirilmesi, Savunma Sanayi Başkanlığı olarak vazifemiz. Bunları adım adım gerçekleştiriyoruz. Mümkün olduğu kadar kendi kendimize yetebilme ve maliyet etkin çözümler oluşturabilme yönünde bütün sektör olarak beraber çalışıyoruz. Bu yerlileşme, millileşmeyi sağladıkça da bunların maliyetlerinin ülkemize daha da düşük olduğunu, daha ekonomik bir şekilde son kullanıcılarımız için tedarik ettiğimizi biliyor ve gözlüyoruz.”

TÜRKIYE'NIN SAVUNMA SANAYII SEKTÖRÜNÜN, SÜRDÜRÜLEBILIR IHRACAT HEDEFLERI DOĞRULTUSUNDA ÖNEMLI BAŞARILARA IMZA ATMAYA DEVAM ETTIĞI ISTATISTIKI VERILERDEN ANLAŞILMAKTADIR 2024 YILI BOYUNCA YÜKSEK KATMA DEĞERLI ÜRÜNLERLE GERÇEKLEŞTIRILEN IHRACAT, SEKTÖRÜN KÜRESEL PAZARDA BÜYÜMESINI VE TÜRKIYE'NIN SAVUNMA SANAYII ALANINDAKI KONUMUNU GÜÇLENDIRMIŞTIR.2024 YILINDA TÜRK SAVUNMA SANAYII ÜRÜNLERI, 178 FARKLI ÜLKEYE IHRAÇ EDILEREK TARIHI BIR REKORA IMZA ATTI. BU BAŞARI, YALNIZCA BÜYÜK ÖLÇEKLI FIRMALARLA SINIRLI KALMAYIP, KOBİ’LERIN DE IHRACAT SÜRECINE AKTIF OLARAK KATILMASINI SAĞLAMIŞTIR.