Çin’in Filistin Stratejisini Düşünmek Ve Analiz Etmek İstihbarat, Jeopolitik ve Diplomasi Bağlamında Bir Etüt

Çin’in Filistin Stratejisini Düşünmek Ve Analiz Etmek İstihbarat, Jeopolitik ve Diplomasi Bağlamında Bir Etüt

DIPLOMATIK OLARAK PEKIN, TARAFSIZ ARABULUCU ROLÜNÜ BENIMSERKEN PRO-FILISTIN EĞILIMINI GIZLEMEMEKTEDIR. 2025 TEMMUZ’UNDA GAZZE’DEKI ZORLA YERINDEN ETMEYI KINAMIŞ VE BM GÜVENLIK KONSEYI’NDE ABD VETOSUNA KARŞI ÇIKMIŞTIR. KONUNUN ISTIHBARI BOYUTUNDA ISE ÇIN’IN ORTA DOĞU OPERASYONLARI DAHA ÖRTÜLÜDÜR. ZIRA DEVLET GÜVENLIK BAKANLIĞI (MSS) ÖNCÜLÜĞÜNDE YÜRÜTÜLEN FAALIYETLER, GELENEKSEL CASUSLUKTAN SIBER ISTIHBARATA, EKONOMIK CASUSLUĞA VE HATTA ASKERI TEKNOLOJI TRANSFERLERINE UZANMAKTADIR. ÖRNEĞIN 2023- 2025 ARASI İSRAIL’DE ARTAN ÇIN BAĞLANTILI CASUSLUK VAKALARI, PEKIN’IN YÜKSEK TEKNOLOJI SIZDIRMA ÇABASINI YANSITIR.

Çin’in kadim bir ejderha soluğuyla bölgeye yönelik stratejileri, tasarımları, Orta Doğu’nun kumlarında filizlenen bir umut mu yoksa yeni bir hegemonik oyunun ilk hamlesi mi? Öte yandan Filistin'de dramatik ve trajik bir direnişin, Kudüs’ün taşlarında yankılanan feryatların ortasında, Pekin’in sessiz ama kararlı adımları, küresel satranç tahtasında piyonları şahlara dönüştürme sanatını sergiliyor; zira Filistin’in kaderi, sadece bir halkın acısı değil, yükselen Asya’nın Batı’ya meydan okuyan manifestosu ve bu manifestonun satır aralarında, Türkiye gibi köprü ülkelerin stratejik hesapları gizlenirken, tarih bir kez daha dönüm noktasında nefesini tutuyor.

Esasen Çin’in Filistin sorununa yaklaşımı, tarihsel olarak anti-emperyalist bir çizgide şekillenmiş olup, 1949’dan beri Filistin’i destekleyen bir tutum sergilemiştir. Bu tutum 1970’lerde Filistin Kurtuluş Örgütü’nün tanınmasıyla pekişmiş ve günümüzde de iki devletli çözüm çağrılarıyla devam etmektedir. Son çatışmalarda ise 2023 Ekim’inde Hamas’ın İsrail’e saldırısından sonra Pekin, derhal ateşkes çağrısı yapmış ve İsrail’in Gazze’deki bombardımanını “uluslararası hukukun ihlali” olarak nitelendirmiştir. Bu tavır, 2024’te BM’de İsrail aleyhine 14 oylamaya katılmakla somutlaşmıştır. 2025’te ise Wang Yi’nin “halkın iradesi yenilgiye uğratılamaz” ifadesiyle pekiştirilmiştir.

Tabii, jeopolitik açıdan Çin, Orta Doğu’yu Kuşak ve Yol Girişimi’nin (BRI) kilit bir parçası olarak görür. Filistin’i destekleyerek Arap dünyasında meşruiyet kazanır ve ABD’nin bölgedeki hegemonyasını zayıflatır. Örneğin 2023’te İran-Suudi Arabistan anlaşmasını arabuluculuk yaparak Filistin davasını Arap birliğine entegre etmiştir. İşte bu strateji 2024’te Filistin fraksiyonları arasında Beijing Deklarasyonu’nu doğurmuş ve Hamas ve El Fetih’i uzlaştırmayı hedeflemiştir.

DIPLOMATIK VE ISTIHBARI BOYUT

Diplomatik olarak Pekin, tarafsız arabulucu rolünü benimserken pro-Filistin eğilimini gizlememektedir. 2025 Temmuz’unda Gazze’deki zorla yerinden etmeyi kınamış ve BM Güvenlik Konseyi’nde ABD vetosuna karşı çıkmıştır. Konunun istihbari boyutunda ise Çin’in Orta Doğu operasyonları daha örtülüdür. Zira Devlet Güvenlik Bakanlığı (MSS) öncülüğünde yürütülen faaliyetler, geleneksel casusluktan siber istihbarata, ekonomik casusluğa ve hatta askeri teknoloji transferlerine uzanmaktadır. Örneğin 2023-2025 arası İsrail’de artan Çin bağlantılı casusluk vakaları, Pekin’in yüksek teknoloji sızdırma çabasını yansıtır.

Bu vakalar arasında 2024’te yakalanan Çinli ajanların İsrail Savunma Kuvvetleri’nin drone sistemlerine erişim girişimlerini içermektedir. Ayrıca MSS’nin Orta Doğu’daki ağı, Huawei altyapıları, diplomatik kapsama ve yerel işbirlikleri üzerinden genişlemektedir. Filistin bağlamında ise İran üzerinden dolaylı istihbarat paylaşımı ön plandadır. 2025’te İsrail-İran geriliminde Pekin’in İran İstihbarat Bakanlığı ile koordine ettiği uydu görüntüleri ve sinyal istihbaratını, Hizbullah’ın roket saldırılarını yönlendirmede kullanıldığı iddiaları vardır. Tabii bu işbirliği, 2023’te imzalanan 25 yıllık Çin-İran anlaşmasının istihbari uzantısı olup, Gazze’deki çatışmalarda Hamas’a gerçek zamanlı uydu verileri sağlayarak İsrail’in hava üstünlüğünü dengelemeyi amaçlar. Ayrıca MSS’nin “Kızıl Ejderha” adlı operasyonel birimi, sosyal medya üzerinden pro-Filistin anlatıları yayarak açık kaynak istihbaratı (OSINT) toplar ve bu verileri yapay zeka modelleriyle analiz ederek Tayvan senaryolarına uyarlamaktadır.

TEKNOLOJI SIZDIRMA VE SIBER OPERASYONLAR

2024’te İsrail’in Gazze’de kullandığı yapay zeka tabanlı hedefleme sistemlerine karşı Çin yapımı yapay zeka teknolojileriyle Filistin tarafına destek verildiği belirtilmiş ve bu durum, Pekin’in casusluk ağlarını İsrail teknolojisine sızdırma çabasını yansıtmıştır. Zaten 2022’den beri İsrail’de Çin bağlantılı 20’den fazla casusluk vakası kaydedilmiş ve bunlar arasında üniversite araştırmacılarının verilerini çalan ajanlar da yer almaktadır. Hiç kuşkusuz, MSS’nin sofistike taktikleri, ekonomik istihbaratla entegre olup, İsrail’in savunma sanayii şirketlerine (örneğin Rafael ve Elbit) sızarak füze savunma sistemleri verilerini ele geçirmeyi hedefler. 2025 Haziran’ında Netanyahu’nun “bilgi ablukası” iddialarına Çin’in reddi, Pekin’in İsrail istihbaratını İran’daki ajanlarla karşı koyma çabasını gizlemekteydi.

ÇIN, MOSSAD’IN İRAN’DAKI OPERASYONLARINI IZLEYEREK KENDI GÜVENLIK TEHDITLERINI ÖNLEMEKTEDIR. BU ISTIHBARI STRATEJIDE MSS, ORTA DOĞU ELÇILIKLERINI ISTIHBARAT MERKEZI OLARAK KULLANIRKEN, 2025’TE GAZZE’DEKI ÇATIŞMALARDA SIBER OPERASYONLARLA İSRAIL’IN ILETIŞIM AĞLARINI BOZDUĞU RAPOR EDILMIŞTIR. MESELA HUAWEI’NIN 5G ALTYAPILARININ FILISTIN’DE GIZLI VERI TOPLAMA NOKTALARI OLARAK IŞLEV GÖRDÜĞÜ ŞÜPHELERI ARTMIŞTIR. İŞTE BU ÖRTÜLÜ OPERASYONLAR, ÇIN’IN PRAGMATIK TUTUMUNU TAMAMLAR VE DIPLOMATIK HAMLELERI ISTIHBARATLA BESLER.

Gayet bariz şekilde Çin, Mossad’ın İran’daki operasyonlarını izleyerek kendi güvenlik tehditlerini önlemektedir. Bu istihbari stratejide MSS, Orta Doğu elçiliklerini istihbarat merkezi olarak kullanırken, 2025’te Gazze’deki çatışmalarda siber operasyonlarla İsrail’in iletişim ağlarını bozduğu rapor edilmiştir. Mesela Huawei’nin 5G altyapılarının Filistin’de gizli veri toplama noktaları olarak işlev gördüğü şüpheleri artmıştır. İşte bu örtülü operasyonlar, Çin’in pragmatik tutumunu tamamlar ve diplomatik hamleleri istihbaratla besler. Ayrıca MSS’nin Filistin’e dolaylı katkısı, İran üzerinden Hizbullah ve Hamas’a drone teknolojisi transferi iddialarıyla somutlaşmaktadır. Öte yandan 2024’te Çin’in Gaofen uydu serisiyle Gazze’deki IDF hareketlerini izleyerek erken uyarı sistemleri sağladığı, bu verilerin İran İstihbarat Bakanlığı aracılığıyla Filistin fraksiyonlarına aktarıldığı iddiaları kamuoyunda sıklıkla yer almaktadır.

Peki, geleceğe yönelik olarak 2025 Eylül’ünde Trump’ın Gazze barış planını “hoş karşıladığını” açıklayan Çin, esasında BM kararlarını ön plana çıkararak ABD planını sulandırmayı amaçlıyor olabilir mi? Çünkü bu, Pekin’in Orta Doğu’da “barış savunucusu” imajını güçlendirirken, enerji rotalarını güvenceye almayı hedefleyen bir strateji olur. Hatta Çin, Gazze’nin yeniden inşasında BRI projeleriyle Filistin’e yatırım yaparak ekonomik nüfuzunu artırabilir. Jeopolitik stratejide ise Çin, Filistin’i ABD-İsrail ittifakına karşı bir kaldıraç olarak kullanır. Zaten İsrail-İran geriliminde Pekin’in bariz bir şekilde İran’ı desteklemesi, bölgedeki dengeleri ABD aleyhine kaydırmış, bu da Filistin çatışmasını geniş bir anti-Batı cephesine dönüştürmüştür. Diplomatik hamlelerde ise Çin, Afrika ve Asya’daki Güney-Güney işbirliğini Filistin lehine mobilize etmeye çalışıyor. Bu bağlamda 2024’te BRICS zirvesinde Filistin’in gözlemci statüsünü desteklemiş ve 2025’te ise Şanghay İşbirliği Örgütü’nde (ŞİÖ) Filistin’i dahil ederek çok kutuplu bir dünya düzenini pekiştirmiştir.

İstihbari olarak Pekin’in stratejisi, açık kaynak istihbaratı (OSINT) ve siber operasyonlarla geliştirilmiştir. Mesela Gazze’deki çatışmalarda Çin’in sosyal medyada pro-Filistin anlatıları yayması, ABD’nin “soykırım” suçlamalarını karşılamak için kullanılmıştır. Tabii, tüm bunlara ilaveten genel olarak Çin’in tutumu, pragmatik bir denge üzerine kuruludur. Dolayısıyla İsrail’le ekonomik bağlarını (teknoloji ihracatı 2024’te 10 milyar doları aşmış) korurken Filistin’i ideolojik bir öncelikle desteklemektedir. Bu ikili yaklaşım 2025’te Trump yönetiminin Asya stratejisine Filistin’i bağlamasıyla açığa çıkarılmıştır. Nihayetinde Pekin’in buna yanıtı, Orta Doğu’yu ABD-Çin rekabetinin yeni cephesi haline getirebilir. Mesela, Gazze’nin yeniden imarı için Çin’in 100 milyar dolarlık altyapı paketi önerirse ne olur? Elbette ki bu tür bir tasarı, BRI’nin uzantısı olarak Filistin’i Çin’in “kader ortaklığı”na dahil edecektir. Diplomatik stratejide ise Pekin, BM’yi ana arena olarak kullanırken, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı’yla ayrı bir gizli masa kurabilir.

Öte yandan MSS’nin ekonomik casusluk birimleri, İsrail’in Orta Doğu’daki istihbarat üslerini hedef alarak, ABD-İsrail ittifakının zayıf noktalarını sıkıştırabilir. Diplomatik açıdan ise, bilahare istihbari operasyonları pekiştirmek amacıyla ABD’nin İsrail desteği karşısında Çin, Rusya ve İran’la “direniş ekseni”ni genişletmeyi isteyecektir. Zira jeopolitik olarak bu, Orta Doğu’yu Çin’in küresel hegemonya mücadelesinin parçası yapar. Diplomatik olarak ise Pekin, ekonomik teşviklerle Arap kamuoyunu kazanmaya yönelik hamleler yapacaktır.

GELECEK PROJEKSIYONU VE TÜRKIYE'NIN ROLÜ

Hiç kuşkusuz, Çin’in “Kızıl Ejderha” operasyonları, İsrail lobilerini izleyerek iç politikaya etki etmek isteyecektir. Hatta yakın gelecekte bu politika, belki de Gazze’nin yeniden imarı ve ihyası sonrası dönemde teşkil edilmesi muhtemel bir Filistin istihbaratını eğitmekle somutlaşabilir.

Bu analizde, Çin’in Filistin stratejisinin ABD hegemonyasını aşındırma aracı olduğunu vurgulamaya ve jeopolitik, diplomatik, istihbari unsurlarla bütünleşik bir yaklaşım çerçevesinde bir panorama çizmeye çalıştım. Lakin bu panorama, Türkiye’nin stratejik prizmasından bakıldığında, bambaşka bir tabloya da işaret edebilir. Çünkü Ankara, Filistin davasının en ateşli savunucularından biri olarak, Pekin’in yükselen rolünü hem fırsat hem de risk olarak görebilir. Geçtiğimiz günlerde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Filistin konulu tüm toplantılara ya öncülük ettik ya koordine ettik ya destek verdik” beyanı Türkiye’nin proaktif diplomasisini yansıtırken, Çin’in Gazze diplomasisini takdir eden yaklaşımlar, iki ülke arasındaki uyum, iki devletli çözümde ortak bir konsensüs oluşturabilir. Hatta bu konsensüs oluşursa, ABD’nin İsrail yanlısı vetolarına karşı diplomatik bir tahkimat kurulmuş olur.

Artık kimse inkar edemez ki, jeopolitik olarak Türkiye, Çin’in BRI’sinde kilit bir körü konumunda olup, 2025’te Şanghay perspektifinden bakıldığında ilişkiler stratejik boyuta evrilirken, Filistin yeniden inşasında Pekin’in 100 milyar dolarlık altyapı paketine Ankara’nın lojistik ve finansal katkısı Gazze’yi bir ekonomik üs haline getirebilir. Muhtemeldir ki, Filistin üzerinden dolaylı yatırımlar Türkiye’nin Doğu Akdeniz gaz rotalarını Çin’e entegre eder ve bu, 2025’te Türkiye’yi “parlayan yıldız” yapan faktörlerden biri haline getirebilir. Tabii öte yandan ABD’nin Çin kuşatmasında Türkiye kilit öneme sahiptir. Dolayısıyla bu jeopolitik satrançta riskler son derece girift ve pragmatiktir. Nihayetinde Türkiye için Çin’in Filistin politikası çok kutuplu dünyada bir fırsat penceresi açmaktadır. Bu pencereyi aralamak ise Ankara’nın diplomatik zekasıyla mümkündür. Filistin’in tarihsel trajedisinin makul bir çözüme kavuşması Boğaz’ın stratejik derinliğini Asya’nın ejderha soluğuyla birleştirerek, yeni bir jeopolitik dengenin tesis edilmesine vesile olabilir. Neticede Türkiye, Batı bloku ile Doğu ittifakı arasında nihai tercihi bir süreliğine erteleyerek, kendi “parlayan yıldız” rotasını çizebilir.

GELECEĞE YÖNELIK OLARAK 2025 EYLÜL’ÜNDE TRUMP’IN GAZZE BARIŞ PLANINI “HOŞ KARŞILADIĞINI” AÇIKLAYAN ÇIN, ESASINDA BM KARARLARINI ÖN PLANA ÇIKARARAK ABD PLANINI SULANDIRMAYI AMAÇLIYOR OLABILIR MI? ÇÜNKÜ BU, PEKIN’IN ORTA DOĞU’DA “BARIŞ SAVUNUCUSU” IMAJINI GÜÇLENDIRIRKEN, ENERJI ROTALARINI GÜVENCEYE ALMAYI HEDEFLEYEN BIR STRATEJI OLUR. HATTA ÇIN, GAZZE’NIN YENIDEN INŞASINDA BRI PROJELERIYLE FILISTIN’E YATIRIM YAPARAK EKONOMIK NÜFUZUNU ARTIRABILIR. JEOPOLITIK STRATEJIDE ISE ÇIN, FILISTIN’I ABD-İSRAIL ITTIFAKINA KARŞI BIR KALDIRAÇ OLARAK KULLANIR.