KUŞKUSUZ NÜKLEER CAYDIRICILIĞA SAHIP OLMAK, STRATEJIK DURUŞLARDA ÖNEMLI BIR YER TUTUYOR. ABD, 6 BIN SAVAŞ BAŞLIĞIYLA ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KORUYOR. İNGILTERE’NIN TRIDENT SISTEMI, 225 SAVAŞ BAŞLIĞIYLA SINIRLI AMA ETKILI BIR CAYDIRICILIK SAĞLIYOR. FRANSA, 290 SAVAŞ BAŞLIĞIYLA, AVRUPA’YA NÜKLEER ŞEMSIYE ÖNERIYOR. TÜRKIYE, NÜKLEER SILAHA SAHIP DEĞIL, AMA NATO’NUN NÜKLEER PAYLAŞIM PROGRAMI KAPSAMINDA İNCIRLIK’TE B61 BOMBALARINI BARINDIRIYOR. NÜKLEER ENERJIYE YATIRIMLARI VE S-400 GIBI HAVA SAVUNMA SISTEMLERI, CAYDIRICILIK STRATEJISINI GÜÇLENDIRIYOR.
Dünya sahnesinde savunma ve güvenlik, ulusların yalnızca kendi topraklarını koruma kaygısını değil, aynı zamanda küresel dengelerde söz sahibi olma arzusunu yansıtan bir arena. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa ve Türkiye, NATO’nun temel taşları olarak, bu karmaşık oyunda farklı ama birbiriyle kesişen roller üstleniyor. Her biri, tarihsel birikimleri, coğrafi konumları ve stratejik öncelikleriyle şekillenmiş politikalarla hareket ediyor. ABD, 21. yüzyılın bir nevi post modern Roma imparatorluğu, yani bir global hegemon olarak devasa bir askeri makineyle sahnede; İngiltere, sadık bir müttefik kimliğiyle hem nükleer caydırıcılığı hem de siber alandaki atılımlarıyla var; Fransa, Avrupa’nın otonom savunma liderliğini hedeflerken bağımsız bir çizgi izliyor; Türkiye ise bölgesel bir güç olarak, yerli savunma sanayiindeki yükselişi ve proaktif dış politikasıyla dikkat çekiyor. Bu dört ülkenin savunma ve güvenlik politikalarını, askeri kapasitelerini, teknolojik hamlelerini ve jeopolitik duruşlarını masaya yatırdığımızda, hem rekabetin hem de iş birliğinin karmaşık dansı ortaya çıkıyor.
Doğrusu ABD’nin savunma harcamaları, küresel ölçekte rakipsiz bir tablo çiziyor. 2024’te 877 milyar dolarlık bütçesi, dünya toplamının yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Çin’in 292 milyar dolarlık harcaması bile bu rakamın gölgesinde kalıyor. Bu devasa bütçe, nükleer cephanelikten hipersonik füzelere, F-35 programından siber güvenlik altyapısına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. ABD’nin elinde 11 uçak gemisi, 13 binden fazla askeri hava aracı ve 6 binden fazla nükleer savaş başlığı var. F-35 programı, 400 milyar doları aşan maliyetiyle, modern savaş uçaklarının belkemiğini oluşturuyor, ancak yazılım sorunları ve maliyet aşımları eleştiriliyor. Hipersonik füzeler, saniyede 5 Mach hızıyla hava savunma sistemlerini delip geçebiliyor; DARPA’nın 2023’te test ettiği X-51A Waverider, bu teknolojinin öncüsü. NSA’in kuantum şifreleme çalışmaları, siber savaşta yeni bir çağın kapısını aralıyor; 2011’de Pentagon’a yapılan siber saldırı, 24 bin dosyanın çalınmasıyla sonuçlanmıştı ve bu siber yatırımları hızlandırdı. Fakat bu muazzam güç, ekonomik sürdürülebilirlik sorularını da beraberinde getiriyor. ABD’nin ulusal borcu 33 trilyon doları aşmış durumda ve savunma harcamalarının bu yükü artırdığına dair tartışmalar büyüyor. Yine de, NATO’nun lideri olarak ABD, Avrupa’da 80 bin askeriyle, özellikle Almanya’daki 40 bin ve Polonya’daki 14 bin personeliyle, transatlantik güvenliğin omurgasını oluşturuyor. Trump döneminden kalma “Önce Amerika” politikası ve Avrupa’dan asker çekme tehditleri, müttefiklerde güven bunalımı yaratıyor. Çin’in 2016’da fırlattığı Micius uydusuyla kuantum iletişim ağı kurması, ABD’nin siber alanda karşı karşıya olduğu tehditlerin bir örneği. Pentagon’un 2025 bütçesi, yapay zeka ve otonom sistemlere 12 milyar dolar ayırarak teknolojik liderliği korumayı hedefliyor, ancak Çin’in hipersonik silahlar ve kuantum teknolojilerindeki atılımları, bu üstünlüğü sorgulatıyor.
İngiltere, NATO’da ABD’nin en sadık müttefiki olarak konumlanıyor. 2024’te 68 milyar dolarlık savunma bütçesi, GSYH’nin % 2,07’sine denk geliyor ve NATO’nun % 2 hedefini karşılıyor. Ancak İngiliz ordusu, Napolyon Savaşları’ndan bu yana en küçük boyutunda. 150 bin aktif personeli, Eurofighter Typhoon uçakları ve iki Queen Elizabeth sınıfı uçak gemisiyle hava ve deniz gücünde hâlâ iddialı. Ancak, savunma analistleri, İngiltere’nin mühimmat stoklarının tam ölçekli bir savaşta iki hafta içinde tükenebileceğini belirtiyor. Trident nükleer caydırıcılığı, 225 savaş başlığıyla İngiltere’nin stratejik kozu. Ulusal Siber Güvenlik Merkezi (NCSC), 2023’te Rus destekli hacker gruplarının enerji altyapısına yönelik 2.500 siber saldırıyı engelledi. Rusya-Ukrayna Savaşı, İngiltere’nin tehdit algısını yeniden şekillendirdi; Rus denizaltılarının Kuzey Atlantik’teki internet kablolarına yönelik olası sabotajları, deniz ve siber güvenliğe yatırımları artırdı. Türkiye’yle Eurofighter satış görüşmeleri, savunma sanayiinde yeni bir iş birliği kapısı açıyor. İngiltere, Türkiye’yi “kilit ortak” olarak tanımlıyor ve bu, özellikle Orta Doğu ve Kafkasya’daki stratejik yakınlaşmayı güçlendiriyor. Ancak, İngiltere’nin personel eksikliği ve ekonomik kısıtlamalar, uzun süreli çatışmalarda dayanıklılığını sorgulatıyor. Avrupa’daki 10 bin askeri, ABD’nin 80 binlik varlığına kıyasla sınırlı bir güç projeksiyonu sunuyor. İngiltere’nin savunma stratejisi, nükleer caydırıcılık ve siber güvenlik gibi yüksek teknolojili alanlara odaklanarak bu açığı kapatmayı hedefliyor.
Fransa ise, NATO’da daha bağımsız bir çizgi izliyor. 2024’te 53 milyar dolarlık savunma bütçesi, GSYH’nin %1,94’üne denk geliyor ve NATO’nun %2 hedefinin biraz altında. Ancak, nükleer caydırıcılığı, Rafale savaş uçakları ve Charles de Gaulle uçak gemisiyle küresel bir güç projeksiyonu sağlıyor. 200 bin aktif personeli, 1.000’e yakın askeri hava aracı ve deniz aşırı üsleriyle, Fransa, Avrupa’nın ötesine uzanıyor. Fransız nükleer doktrini, 290 savaş başlığıyla “hayati çıkarlar” üzerine kurulu ve Avrupa’ya nükleer şemsiye öneriyor. Fransız-Alman Savunma ve Güvenlik Konseyi, Avrupa’nın otonom savunma kapasitesini artırma çabasını yansıtıyor. Avrupa Gökyüzü Kalkanı, Almanya ve İtalya’yı kapsayan bir hava savunma ağı kurmayı amaçlıyor. Rafale uçakları, 4,5 nesil teknolojisiyle F-35’lere alternatif; Hindistan’a 36 uçak satışı, 8 milyar dolarlık bir anlaşma getirdi. Ancak, Fransa’nın Türkiye’yle ilişkileri zaman zaman gerilimli. Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları ve Libya’dakipolitikaları, Paris’te rahatsızlık yaratıyor. Buna rağmen, Fransa, NATO’nun kolektif savunmasına bağlı, ama Avrupa’nın stratejik özerkliğini savunan bir aktör. Sahel bölgesindeki operasyonları, Fransa’nın Afrika’daki etkisini sürdürüyor; ancak yerel direnişler bu çabayı zorlaştırıyor. Fransa’nın savunma bütçesi, İngiltere ve Türkiye’ye kıyasla daha sınırlı bir artış gösteriyor, bu da ekonomik öncelikler arasında savunma harcamalarının sıkıştığını düşündürüyor.
ABD, 21. YÜZYILIN BIR NEVI POST MODERN ROMA IMPARATORLUĞU, YANI BIR GLOBAL HEGEMON OLARAK DEVASA BIR ASKERI MAKINEYLE SAHNEDE; İNGILTERE, SADIK BIR MÜTTEFIK KIMLIĞIYLE HEM NÜKLEER CAYDIRICILIĞI HEM DE SIBER ALANDAKI ATILIMLARIYLA VAR; FRANSA, AVRUPA’NIN OTONOM SAVUNMA LIDERLIĞINI HEDEFLERKEN BAĞIMSIZ BIR ÇIZGI IZLIYOR; TÜRKIYE ISE BÖLGESEL BIR GÜÇ OLARAK, YERLI SAVUNMA SANAYIINDEKI YÜKSELIŞI VE PROAKTIF DIŞ POLITIKASIYLA DIKKAT ÇEKIYOR. BU DÖRT ÜLKENIN SAVUNMA VE GÜVENLIK POLITIKALARINI, ASKERI KAPASITELERINI, TEKNOLOJIK HAMLELERINI VE JEOPOLITIK DURUŞLARINI MASAYA YATIRDIĞIMIZDA, HEM REKABETIN HEM DE IŞ BIRLIĞININ KARMAŞIK DANSI ORTAYA ÇIKIYOR.
Türkiye ise, NATO’nun ikinci büyük ordusuyla, savunma ve güvenlik alanında bölgesel bir güç olarak yükseliyor. 2025’te 1,6 trilyon TL, yani yaklaşık 45 milyar dolarlık savunma ve güvenlik bütçesi, GSYH’nin %2,09’una denk geliyor ve NATO hedefini aşıyor. Enflasyon ve ekonomik dalgalanmalar, reel bütçe büyümesini sınırlasa da Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerli üretim hamlesi fark yaratıyor. 20 yıl önce savunmada dışa bağımlılık %80’ken, bugün %20’lere geriledi. ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan ve Baykar, küresel savunma sanayii sıralamasında ilk 100’de beş Türk şirketiyle yer alıyor. Bayraktar TB2, ANKA-S ve Kızılelma İHA’ları, Türkiye’yi insansız hava aracı teknolojilerinde lider yaptı. Malezya’nın ANKA-S alımı, STM’nin KARGU dronunun ihracatı, küresel pazardaki yerini pekiştiriyor. Milli Muharip Uçak KAAN, ikinci uçuşunu tamamlayarak 5. Nesil savaş uçağı ligine adım attı. SİPER hava savunma sistemi, Patriot ve S-400’e alternatif olarak geliştiriliyor. TCG Anadolu, MİLGEM korvetleri ve zırhlı araç üretimi, deniz ve kara gücünü güçlendiriyor.
Global Firepower 2025’e göre, Türkiye dünyanın 8. en güçlü ordusu. 520 bin aktif, 400 bin yedek personeli, 2.231 tankı, 55 bin zırhlı aracı ve 1.069 hava aracıyla, Orta Doğu’da lider. Pençe-Kilit Operasyonu’nda 2024’te 3.070 terörist etkisiz hale getirildi, Suriye’de DEAŞ ve PKK/PYD/YPG’ye karşı operasyonlar sürüyor. Siber güvenlikte, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı, bölgesel bir merkez olma yolunda. Hatta Türkiye’den akademisyenlerin geliştirdiği, İHA’lara yönelik yapay zeka destekli istihbarat modülü, NATO’dan ödül aldı. Ancak, S-400 alımı nedeniyle ABD’yle yaşanan gerilim, F-35 programından çıkarılma ve CAATSA yaptırımları, NATO içindeki konumunu karmaşıklaştırıyor. F-16 modernizasyonu ve Eurofighter görüşmeleri, hava gücünü güçlendirme çabasını gösteriyor. Hiç kuşkusuz, Türkiye’nin Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’daki konumu, NATO’nun güney kanadında onu vazgeçilmez kılıyor.
Tabii, karşılaştırmalı olarak bakıldığında, her ülkenin savunma ve güvenlik politikaları, kendine özgü güçlü ve zayıf yanlarıyla şekilleniyor. ABD’nin küresel hegemonyası, devasa bütçesi ve teknolojik üstünlüğüyle rakipsiz. 11 uçak gemisi, sadece bir tanesi bile Türkiye’nin tüm donanmasından daha büyük bir ateş gücü taşıyor. Ancak, ekonomik sürdürülebilirlik ve müttefiklerle güven sorunları, liderliğini gölgeliyor. Çin’in hipersonik füzeleri ve kuantum teknolojileri, ABD’nin tahtını sarsıyor. İngiltere, nükleer caydırıcılığı ve siber güvenlik yatırımlarıyla ayakta, ama personel ve mühimmat eksikliği, uzun süreli savaşta zafiyet yaratabilir. Eurofighter Typhoon’lar, modern savaşın gereksinimlerini karşılıyor, ama ordusu Soğuk Savaş dönemindeki gücünden uzak. Fransa, Avrupa’nın otonom savunma liderliğini hedefliyor, Rafale uçakları ve nükleer denizaltılarıyla küresel bir aktör. Ancak, savunma bütçesinin sınırlı artışı ve Türkiye’yle gerilimler, hareket alanını daraltıyor. Türkiye, maliyet-etkin İHA/SİHA teknolojileri, yerli üretim hamlesi ve proaktif dış politikasıyla bölgesel bir güç. Bayraktar TB2, Ukrayna’dan Libya’ya savaş alanlarında oyun değiştirici oldu. Ancak, ekonomik dalgalanmalar ve S-400 gerilimi, manevra kabiliyetini zorluyor. Savunma teknolojilerinde her ülkenin atılımları dikkat çekiyor. ABD, F-35 programıyla 5. Nesil savaş uçaklarında standart belirliyor, ama programın maliyeti ve teknik sorunları eleştiriliyor. Hipersonik füzeler, hava savunma sistemlerini etkisiz kılacak bir devrim olarak görülüyor, ancak Çin ve Rusya bu alanda ABD’yi zorluyor. İngiltere, siber güvenlikte öncü; NCSC, 2023’te 2.500 siber saldırıyı engelledi. Trident sistemi, nükleer caydırıcılığı garanti altına alıyor, ama yüksek bakım maliyetleri tartışma konusu. Fransa, Rafale uçaklarıyla ihracat başarısı yakaladı. Ayrıca Hindistan’a 36 uçak satışı, 8 milyar dolarlık bir anlaşma. Avrupa Gökyüzü Kalkanı, Almanya ve İtalya’yı kapsayan bir hava savunma ağı kurmayı hedefliyor. Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojileri, düşük maliyetle yüksek etki yaratıyor. Bayraktar TB2, 1 milyon dolarlık bir platformla milyonlarca dolarlık tankları imha edebiliyor. Kızılelma, jet motorlu İHA teknolojisiyle, düşük maliyetle yüksek performans sunuyor. SİPER, 2025’te envantere girecek ve 100 km menziliyle bölgesel tehditlere karşı kalkan olacak. Jeopolitik stratejiler, bu ülkelerin savunma politikalarını şekillendiriyor. ABD, NATO’nun lideri olarak, Avrupa’daki varlığıyla Rusya’yı dengelemeyi amaçlıyor. Çin’in Pasifik’teki yükselişi, dikkatini Asya’ya kaydırıyor. AUKUS anlaşmasıyla1 Avustralya’ya nükleer denizaltı teknolojisi transferi, bu stratejinin bir parçası. İngiltere, Rusya-Ukrayna Savaşıyla yeniden şekillenen Avrupa güvenliğinde kilit bir rol oynuyor. Türkiye’yle savunma iş birliği, Orta Doğu ve Kafkasya’daki etkisini artırma çabası olarak görülebilir. Fransa, Afrika’daki eski sömürgelerinde askeri üsler tutuyor. Sahel bölgesindeki operasyonları, küresel güç projeksiyonunu sürdürüyor, ama yerel direnişlerle karşı karşıya. Türkiye, bölgesel tehditlere karşı proaktif bir dış politika izliyor. Pençe-Kilit Operasyonu, Irak’taki PKK hedeflini etkisiz hale getirirken, Suriye’deki operasyonlar, DEAŞ ve PKK/PYD/YPG’ye karşı devam ediyor. Libya ve Azerbaycan’daki etkisi, İHA/SİHA ihracatıyla güçleniyor. Ancak, S-400 krizi, ABD ve NATO’yla ilişkilerde bir gölge yaratıyor.
Elbette ki, NATO içindeki roller, iş birliği ve rekabet dinamiklerini ortaya koyuyor. ABD, ittifakın finansal ve askeri yükünü sırtlıyor, ama müttefiklerden daha fazla katkı bekliyor. İngiltere, ABD’nin sadık ortağı olarak, kuzey kanadında kilit bir aktör. Fransa, kolektif savunmaya bağlı, ama Avrupa’nın otonom savunma kapasitesini artırma hedefiyle, zaman zaman ABD’yle ters düşüyor. Türkiye, güney kanadında stratejik bir köprü. 2026’da Türkiye’de yapılacak NATO Zirvesi, Ankara’nın önemini gösterecek. Ancak, bağımsız dış politikası, S-400 alımı ve Suriye’deki operasyonları, bazı müttefiklerde rahatsızlık yaratıyor. Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojileri ve üretim kapasitesi, NATO’nun mühimmat ve zırhlı araç eksikliğini telafi etmede kritik.
TÜRKIYE, NATO’NUN IKINCI BÜYÜK ORDUSUYLA, SAVUNMA VE GÜVENLIK ALANINDA BÖLGESEL BIR GÜÇ OLARAK YÜKSELIYOR. 2025’TE 1,6 TRILYON TL, YANI YAKLAŞIK 45 MILYAR DOLARLIK SAVUNMA VE GÜVENLIK BÜTÇESI, GSYH’NIN %2,09’UNA DENK GELIYOR VE NATO HEDEFINI AŞIYOR. ENFLASYON VE EKONOMIK DALGALANMALAR, REEL BÜTÇE BÜYÜMESINI SINIRLASA DA TÜRKIYE’NIN SAVUNMA SANAYIINDEKI YERLI ÜRETIM HAMLESI FARK YARATIYOR. 20 YIL ÖNCE SAVUNMADA DIŞA BAĞIMLILIK %80’KEN, BUGÜN %20’LERE GERILEDI. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN VE BAYKAR, KÜRESEL SAVUNMA SANAYII SIRALAMASINDA ILK 100’DE BEŞ TÜRK ŞIRKETIYLE YER ALIYOR. BAYRAKTAR TB2, ANKA-S VE KIZILELMA İHA’LARI, TÜRKIYE’YI INSANSIZ HAVA ARACI TEKNOLOJILERINDE LIDER YAPTI. MALEZYA’NIN ANKA-S ALIMI, STM’NIN KARGU DRONUNUN IHRACATI, KÜRESEL PAZARDAKI YERINI PEKIŞTIRIYOR.
Öte yandan, siber güvenlik, modern savaşın yeni cephesi. ABD, NSA ve Cyber Command ile lider. 2011’de Pentagon’a yapılan siber saldırı, 24 bin dosyanın çalınmasıyla sonuçlandı ve siber savunmaya yatırımları artırdı. İngiltere, NCSC ile proaktif bir yaklaşım izliyor. 2023’te Rus destekli hacker gruplarının enerji altyapısına yönelik saldırıları engellendi. Fransa, siber savunma komutanlığıyla, Avrupa’daki tehditlere karşı entegre bir ağ kuruyor. Türkiye, Siber Güvenlik Başkanlığı ile bölgesel bir merkez olma yolunda. Türk akademisyenlerin geliştirdiği, İHA’lara yönelik yapay zeka destekli istihbarat modülü, NATO’dan ödül aldı. Siber savaş, konvansiyonel silahların yerini almasa da, kritik altyapıları hedef alan asimetrik bir tehdit. İHA ve otonom sistemler, modern savaşın oyun değiştiricileri. ABD, MQ-9 Reaper dronlarıyla öncü, ama yüksek maliyetleri eleştiriliyor. İngiltere, Taranis gibi otonom sistemler geliştiriyor, ama seri üretime geçmedi. Fransa, nEUROn projesiyle2 ilerliyor. Ancak ihracat başarısı sınırlı. Türkiye, Bayraktar TB2 ve Kızılelma ile fark yaratıyor. TB2, Ukrayna’da Rus tanklarını imha ederek küresel çapta ün kazandı. Kızılelma, jet motorlu İHA teknolojisiyle, düşük maliyetle yüksek performans sunuyor. Malezya, Polonya ve Azerbaycan, Türk İHA’larını tercih ediyor. Hatta STM’nin KARGU dronu, zırh delici harp başlığıyla, asimetrik savaşta devrim yaratıyor.
Kuşkusuz nükleer caydırıcılığa sahip olmak, stratejik duruşlarda önemli bir yer tutuyor. ABD, 6 bin savaş başlığıyla üstünlüğünü koruyor. İngiltere’nin Trident sistemi, 225 savaş başlığıyla, sınırlı ama etkili bir caydırıcılık sağlıyor. Fransa, 290 savaş başlığıyla, Avrupa’ya nükleer şemsiye öneriyor. Türkiye, nükleer silaha sahip değil, ama NATO’nun nükleer paylaşım programı kapsamında İncirlik’te B61 bombalarını barındırıyor. Nükleer enerjiye yatırımları ve S-400 gibi hava savunma sistemleri, caydırıcılık stratejisini güçlendiriyor.
Nihayetinde ABD, İngiltere, Fransa ve Türkiye, savunma ve güvenlik politikalarıyla küresel ve bölgesel dinamikleri şekillendiriyor. ABD’nin devasa bütçesi ve teknolojik üstünlüğü, İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı, Fransa’nın Avrupa vizyonu ve Türkiye’nin İHA/SİHA devrimi, her birinin farklı rollerini ortaya koyuyor. Ancak, Türkiye için bu tablo, hem fırsatlar hem de sorumluluklar sunuyor.
Özellikle belirtmek isterim; KAAN, SİPER ve Kızılelma gibi projeler, sadece teknolojik değil, jeopolitik birer kazanım. Lakin, bu projelerin sürdürülebilirliği için Ar-Ge yatırımları artırılmalı ve özel sektörle daha entegre bir ekosistem kurulmalı. Elbette ki, ASELSAN ve Baykar gibi firmaların küresel ihracatı, Türkiye’yi savunma sanayiinde bir marka haline getirdi. Fakat bu momentum, Afrika ve Asya pazarlarına açılarak güçlendirilmeli. İkinci olarak, siber güvenlik, artık bir lüks değil, zorunluluk. Zaten Siber Güvenlik Başkanlığı, bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahip, ama bunun için uluslararası standartlarda bir siber savunma akademisi kurulmalı. Dolayısıyla ilgili üniversiteler ve teknoloji firmaları, yapay zeka ve kuantum şifreleme gibi alanlarda daha fazla desteklenmeli. Üçüncü olarak, NATO içindeki konumumuzu güçlendirmek için diplomasi ve teknoloji paralel yürütülmeli. S-400 krizi gibi gerilimler, F-16 ve Eurofighter görüşmeleriyle dengeleniyor, ama uzun vadede Türkiye, kendi 5. Nesil hava savunma sistemlerini geliştirerek dışa bağımlılığı sıfırlamalı. Son olarak, bölgesel tehditlere karşı proaktif dış politikamızı sürdürmeliyiz. Pençe-Kilit ve Suriye’deki operasyonlar, Türkiye’nin kararlılığını gösteriyor, ama bu operasyonların halkla ilişkiler boyutu daha etkin yönetilmeli. Global kamuoyunda Türkiye’nin haklı mücadelesi, daha güçlü bir iletişim stratejisiyle anlatılmalı. Zira Türkiye, coğrafi konumu ve savunma sanayiindeki atılımlarıyla, sadece NATO’nun değil, global güvenliğin kilit aktörlerinden biri olmaya aday.
SIBER GÜVENLIK, MODERN SAVAŞIN YENI CEPHESI. ABD, NSA VE CYBER COMMAND ILE LIDER. 2011’DE PENTAGON’A YAPILAN SIBER SALDIRI, 24 BIN DOSYANIN ÇALINMASIYLA SONUÇLANDI VE SIBER SAVUNMAYA YATIRIMLARI ARTIRDI. İNGILTERE, NCSC ILE PROAKTIF BIR YAKLAŞIM IZLIYOR. 2023’TE RUS DESTEKLI HACKER GRUPLARININ ENERJI ALTYAPISINA YÖNELIK SALDIRILARI ENGELLENDI. FRANSA, SIBER SAVUNMA KOMUTANLIĞIYLA, AVRUPA’DAKI TEHDITLERE KARŞI ENTEGRE BIR AĞ KURUYOR. TÜRKIYE, SIBER GÜVENLIK BAŞKANLIĞI ILE BÖLGESEL BIR MERKEZ OLMA YOLUNDA.