Suriye’nin Yeni Devletleşme Çabasında İdlip’in Önemi

Suriye’nin Yeni Devletleşme Çabasında İdlip’in Önemi

BÖLGE ESAD REJIMININ MUHALIF OLMALARI NEDENI ILE ÜLKENIN GÜNEYINDEN SÜPÜREREK TÜRKIYE SINIRINA YIĞDIĞI VE TÜRKIYE SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEK ZORUNDA KALDIĞI ÇOK SAYIDA SURIYE VATANDAŞINI DA BARINDIRMAKTADIR. EN ÖNEMLISI BÖLGE TÜRKIYE’NIN HATAY VE KILIS ÜZERINDEN TÜRKIYE ILE KOMŞUDUR. TÜRKIYE ILE 130 KM’LIK BIR SINIRI BULUNMAKTADIR. KENTTEN GEÇEN M5 KARA YOLU TÜRKIYE, SURIYE VE ÜRDÜN’Ü BIRBIRINE BAĞLAMAKTADIR. AKDENIZ’E AÇILAN BIR KONUMU OLMASI DOLAYISIYLA İDLIB, LAZKIYE LIMANI VE HMEYMIM ÜSSÜ NEDENI ILE RUSLAR IÇIN DE HAYATI BIR BÖLGE ÖZELLIĞI TAŞIMAKTADIR.

2011 yılında süren Arap Baharı olayları Suriye içinde neredeyse 14 yıldır süren bir iç savaşın başlangıcını beraberinde getirmekteydi. 2011 yılının 15 Mart tarihinde Suriye’nin Ürdün’le sınırında bulunan güneybatısındaki Dara ilinde öğrenci grubundan oluşan kişilerin okul duvarlarına yazdığı kelimelerle iç savaşın bir nevi fitilini ateşlediği bilinmektedir. Suriye başkanı Esad’a karşı yazılan kelimeler şu şekilde ifade edilmiştir (Anadolu Ajansı Resmi Sitesi, 2019’dan aktaran Abdurrahmanlı,2021)): “Ey doktor (Beşşar Esed) şimdi sıra sende” Sıra Esad’a gelmiş ve çok sayıda can kaybı, yaralanmalar, göçler ve alt yapının nerede ise yok olması ile devam eden iç savaş Esad’ın kaçışı ile sona ermiştir.

Esad sonrası yeniden devletleşme çabası içine giren Suriye’de İdlib'in Suriye’nin bütünlüğü ve geleceği ile Türkiye’nin güvenliği açısından anahtar rol oynayabileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle Suriye genelindeki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerekli olmakla birlikte İdlib'in mevcut durumu ile çok daha yakından izlenilmesi gereken özelliklere sahip olduğu düşünülmektedir.

İdlib neden önemli sorusuna tarihten cevap arayanlar için Memlûk Devletinin büyük sultanı Baybars'ın Antakya fethine giderken Hama üzerinden Süvediye (Samandağı), Efamiye ve Derbsak (Kırıkhan yakınları) doğrultusunda ordusunu üçe ayırarak Hama üzerinden izlediği yolla bölgeye girip şehri ele geçirdiği göz önüne getirilirse İdlib'in Ha tay bölgesinin güvenliği açısından önemi dikkatlere bir nebze dokunabilecektir. İdlib’te dost olmayan gücü n yer alması sınırlarımızı ve bekamızı doğrudan tehdit edebilecektir (Abdurrahm anlı, 2021).

 

 

Bölge çok sayıda terör örgütü listesinde olan örgüte ev sahipliği yapmasının yanı sıra, İdlib ve çevresinde halen kontrolü elinde bulunduran, Esad sonrası Suriye’nin yönetimini üstlenen Hey'etu Tahrîri'ş-Şâm-Şam Kurtuluş Heyeti-(HTŞ) örgütünün de adeta yönetim tarzını uyguladığı bir laboratuvar görünümündedir.

Bölge aynı zamanda Esad rejiminin muhalif olmaları nedeni ile ülkenin güneyinden süpürerek Türkiye sınırına yığdığı ve Türkiye sorumluluğunu üstlenmek zorunda kaldığı çok sayıda Suriye vatandaşını da barındırmaktadır. En önemlisi bölge Türkiye’nin Hatay ve Kilis üzerinden Türkiye ile komşudur. Türkiye ile 130 km’lik bir sınırı bulunmaktadır. Kentten geçen M5 kara yolu Türkiye, Suriye ve Ürdün’ü birbirine bağlamaktadır. Akdeniz’e açılan bir konumu olması dolayısıyla İdlib, Lazkiye limanı ve Hmeymim üssü nedeni ile Ruslar için de hayati bir bölge özelliği taşımaktadır.

Suriye'ye uluslararası yardımların yapılmasına imkân tanıyan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)’nın kararlarının yetkilendirdiği mekanizmayla 2014'ten bu yana ilaç dahil her türlü yardımın milyonlarca kişiye ulaştığı, her ay 1000'den fazla insani yardım tırının geçiş yaptığı Babülhava sınır kapısını da kapsayan İdlib Suriye'nin kuzeybatısında yer almaktadır ve 14 eyaletinden biridir.

Harem, Cisr eş-Şuğur, eyaletle aynı adı taşıyan İdlib, Ariha ve Maarat El Numan şehirlerinden oluşan İdlib’in nüfusu 2011 yılında başlayan iç savaş öncesi yapılan sayımda 1,5 milyon olarak belirlenmiştir. Ancak, günümüzde bu sayının 5 milyona dayandığı değerlendirilmektedir.

2013 yılında, o dönem El-Nusra'nın emiri olan Ebu Muhammed el-Cevlani, İslami bir emirlik kurmak için gereken halk desteğinin ancak kamu mal ve hizmetlerinin sağlanmasıyla elde edilebileceğine inandığını ifade ederek yönetime daha fazla müdahil olmak için teorik bir zemin hazırlamıştır.

Başlangıçta HTŞ yönetim sorumluluklarını diğer silahlı gruplarla paylaşmış, ancak el-Cevlani grubunun vilayet üzerindeki hegemonyasını dayatmaya çalıştıkça bu durum giderek tek taraflı hale gelmiş, HTŞ bölgede Ahrar uş-Şam, Suriye Milli Ordusu ve IŞİD'in yerel kolu Liva el-Aksa gibi rakip silahlı gruplara karşı çatışmış, HTŞ bu grupları bölgeden uzaklaştırmış ya da boyun eğdirmeyi başararak ve İdlib’te en üstün askeri güç haline gelmiştir.

2017'de Suriye Kurtuluş Hükûmeti (SKH)nin kurulmasından önce İdlib vilayeti, silahlı muhalif gruplar, ortaklaşa yönetilen yerel konseyler ve bağımsız kuruluşlardan oluşan ve nominal olarak muhalif Suriye Geçici Hükümetinin (SGH) yetkisi altında olan bir yapı tarafından yönetilmiştir. Suriye hükümetinin saldırıları bölgeye doğru ilerledikçe, birleşik bir yönetim organı oluşturmak için sivil girişimler giderek artmış, ancak paydaşlar arasındaki güven eksikliği ve görüş farklılıkları nedeniyle başarısız olmuştur.

SURIYE'YE ULUSLARARASI YARDIMLARIN YAPILMASINA IMKÂN TANIYAN BIRLEŞMIŞ MILLETLER GÜVENLIK KONSEYI (BMGK)’NIN KARARLARININ YETKILENDIRDIĞI MEKANIZMAYLA 2014'TEN BU YANA ILAÇ DAHIL HER TÜRLÜ YARDIMIN MILYONLARCA KIŞIYE ULAŞTIĞI, HER AY 1000'DEN FAZLA INSANI YARDIM TIRININ GEÇIŞ YAPTIĞI BABÜLHAVA SINIR KAPISINI DA KAPSAYAN İDLIP SURIYE'NIN KUZEYBATISINDA YER ALMAKTADIR VE 14 EYALETINDEN BIRIDIR.

Eylül 2017'de İdlib'de düzenlenen Genel Suriye Konferansı, Ağustos 2017 sonunda İdlib'de düzenlenen muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde Sivil Yönetim İnisiyatifinin bir devamı niteliğinde olmuştur. Konferans 11 Eylül 2017 tarihinde sona erdiğinde, Başkan Bassam es-Sahyuni başkanlığında Genel Şura Konseyi adında bir kurucu organ oluşturulmuştur.

Konferans katılımcıları "yasamanın tek kaynağı olarak İslam hukuku", "Suriye Müslüman halkının kimliğinin korunması ihtiyacı", "yasa dışı rejimin tüm sembolleri ve dayanaklarıyla birlikte devrilmesi ve işlediği suçlardan sorumlu tutulması, Suriye topraklarının tüm işgalci güçlerden kurtarılması, kurtarılan bölgelerde güvenliğin genişletilmesi ve adaletin yaygınlaştırılması" konularında mutabık kalmışlar, ancak Suriye Geçici Hükümeti ile Kamışlı ve Afrin'deki PKK’nın sözde siyasi ayağı olan Suriye Demokratik Güçleri konferans sonuçlarını red etmiştir.

Kasım 2017 başında Genel Konferans Suriye Kurtuluş Hükümetini kurmuştur. Esad gidene kadar silahlı muhaliflerin elinde kalan son kale olan İdlib'i "İnkaz hükümeti" (Suriye Kurtuluş Hükûmeti) yönetmiştir. İnkaz, Arapça dilinde "Kurtuluş" anlamına gelen adı taşıyan hükümet, ülkenin en önemli kenti kabul edilen ve kaybedilmesi muhalifler açısından psikolojik bir mağduriyet de sayılan Halep'in tekrar Şam yönetiminin eline geçmesinin ardından Kasım 2017’de kurulmuştur.

Yeni hükümet ile Suriye Geçici Hükümeti (SGH) arasında haftalar süren çatışmalar yaşanmış ve HTŞ'nin kuzeybatı Suriye'de SGH destekli birçok yerel konseyi tek taraflı olarak dağıttığı bildirilmiş ve Muhammed eş-Şeyh başlangıçta başbakan olarak atanmıştır. SKH'nin Anayasa Hazırlama Meclisi 10 Aralık 2018'de Fevaz Hilal'i dokuz bakanla birlikte başbakan olarak atamıştır Hilal ve kabinesinin büyük bir kısmı HTŞ ile yakın bağlarını sürdürmüştür.

Mayıs 2020'de, ABD Hükümeti'nin Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası'nın tetiklediği Suriye lirasındaki hızlı değer kaybı, SKH'yi kendi yönetimindeki bölgelerde Türk lirası ile değiştirmeye sevk etmiştir.

Temmuz 2022'deki Kurban Bayramı kutlamaları sırasında yaptığı konuşmada el-Cevlani SKH'yi "Suriye devrim tarihinde önemli bir aşama" ve "kurtarılmış bölgelerin içinde bulunduğu kaotik durumdan örgütlenmeye doğru bir geçiş" olarak tanımlamıştır.

Temmuz 2023'te Suriye Kurtuluş Hükümeti, resmi diplomatik görüşmelerin ardından Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Rojava ve İdlib arasında yakıt ticaretini başlatmak üzere bir anlaşma imzalamıştır.

13 Ocak 2024 tarihinde Şura Konseyi, Ali Keda'nın yerine Kalkınma ve İnsani İşler Bakanı Muhammed el-Beşir'i başbakan olarak seçmiştir. Mart 2024'te SKH İçişleri Bakanlığı, İdlib'de bir askeri personelin cezaevinde ölümü ve HTŞ'nin etkisinden duyulan memnuniyetsizlik nedeniyle düzenlenen gösterilerin ardından tutukluların aileleri için üç yargıçlı bir 'güvenlik mahkemesi' kuracağını açıklamıştır. İçişleri Bakanlığı daha önce de "belirli koşullar ve istisnalar altında" tutuklular için af ilan etmiş ve kendisine bağlı bir 'Genel Güvenlik İdaresi' kurmuştur.

Esad rejiminin devrilmesi ve ülke çapında yeni bir geçiş hükümetinin kurulmasının ardından, SKH'de görev yapan bakanlar yeni geçiş hükümetinde görev almışlardır…

SKH teknokratik ve "ideolojik olmayan" bir yapı olarak tanımlanmaktadır. Pozisyonların çoğu, silahlı muhalif grupların doğrudan yönetiminin sona ermesinin ardından nüfuzlarını yeniden kazanmaya çalışan eğitimli kentli elit mensupları, özellikle de iş adamları ve muhafazakar devrimci aktivistler tarafından tutulmuştur.

İdlib’te oluşturulan yapının özellikleri dikkatle incelenmelidir. Yeni Suriye Devletini kuruluş çalışmalarında ve özellikle Anayasa yapım sürecinde bu yapının ve işleyiş şeklinin karşımıza çıkabileceği düşünülmektedir.

ESAD REJIMININ DEVRILMESI VE ÜLKE ÇAPINDA YENI BIR GEÇIŞ HÜKÜMETININ KURULMASININ ARDINDAN, SURIYE KURTULUŞ HÜKÛMETINDE GÖREV YAPAN BAKANLAR YENI GEÇIŞ HÜKÜMETINDE GÖREV ALMIŞLARDIR. SURIYE KURTULUŞ HÜKÛMETI TEKNOKRATIK VE "IDEOLOJIK OLMAYAN" BIR YAPI OLARAK TANIMLANMAKTADIR. POZISYONLARIN ÇOĞU, SILAHLI MUHALIF GRUPLARIN DOĞRUDAN YÖNETIMININ SONA ERMESININ ARDINDAN NÜFUZLARINI YENIDEN KAZANMAYA ÇALIŞAN EĞITIMLI KENTLI ELIT MENSUPLARI, ÖZELLIKLE DE IŞADAMLARI VE MUHAFAZAKAR DEVRIMCI AKTIVISTLER TARAFINDAN TUTULMUŞTUR.

YASAMA: Genel Şura Konseyi SKH'nin yasama organıdır. Bir başbakan seçmek ve bakan atamalarını onaylamak, kanun tasarıları hazırlamak ve bunları uygulanmak üzere yürütme organına sunmak ve yürütmenin planlarını onaylamaktan sorumludur. Konsey, yürütmenin çalışmalarını denetleyen ve inceleyen özel komiteler kurmakla görevlidir.

Konsey, toplumun çeşitli "kesimlerinin" temsilcilerinden oluşur; her kesim Konseye 15 üye seçer. Bu kesimler arasında sendikalar, aşiretler, ülke içinde yerinden edilmiş kişiler ve yerel sakinler yer almaktadır. Konsey seçimleri için adaylar önceden seçilmekte ve kadınların oy kullanmasına izin verilmemektedir. Nisan 2024'te Konsey, yeni bir seçim süreci belirlemek ve gelecek seçimler için seçim bölgelerini tanımlamak üzere sekiz üyeli bir Yüksek Seçim Kurulu seçildiğini duyurmuştur. Komitenin kadınlara, yerel meclislere, azınlıklara ve orduya temsil hakkı vermeyi düşündüğü bildirilmektedir.

YÜRÜTME: Başbakan, Şura Konseyi tarafından seçilir. Başbakan adayları konsey üyeleri tarafından aday gösterilir; bir adayın oylama aşamasına geçebilmesi için en az 10 üyenin desteklemesi gerekir. Oylama aşamasına sadece bir adayın kalması durumunda, bu adayın seçilebilmesi için Konsey oylarının üçte ikisini alması gerekir; aksi takdirde en çok oyu alan aday kazanır. Başbakan seçildikten sonra 30 gün içinde kabinesini Konseyin onayına sunmak zorundadır.

Başbakanlar bir yıllık dönemler için seçilirler: ilk dönem bir "deneme yılı"dır, sonrasında Konsey onları ikinci ve üçüncü dönemler için seçebilir. Başbakan adaylarının Suriyeli olması, üniversite mezunu olması, bir Suriyeliyle evli olması, bir suçtan hüküm giymemiş olması, "iyi bir üne" sahip olması ve "devrimci bir geçmişe" sahip olması gerekmektedir. Kadınlar, SKH hükümetinde çok az pozisyonda yer almakta ve Kadın Ofisi ile sınırlı kalmaktadır.

SKH, her birinin altında çok sayıda daire başkanlığı ve müdürlüğün faaliyet gösterdiği on bir bakanlıktan oluşmaktadır. SKH başlangıçta on bakanlıktan oluşurken, on birinci bakanlık olan Enformasyon Bakanlığı 2023 yılında kurulmuştur. Beş adet kurum, bakanlıklardan bağımsız olarak çalışmakta ve doğrudan başbakana rapor vermektedir.

YEREL YÖNETIM: SKH'nin yerel belediye meclisleri, Kurtarılmış Bölgeler İdaresi (KBİ) olarak örgütlenmiştir. KBİ idari olarak sekiz bölgeye ayrılmıştır.

EKONOMI: SKH Sanayi Bakanlığı, Yerel Ürün Koruma Dairesi aracılığıyla, yurt içinde üretilen mallarla rekabet eden ithal mallara gümrük vergisi uygulayarak korumacı bir politika benimsemiştir. Ancak, ithal hammaddeler üzerindeki gümrük vergileri ve yüksek enerji maliyetleri, yerli üretimin pratikte ithalatla rekabet edemediği anlamına gelmektedir. Bazı ilaç fabrikaları kurulmuş olmasına rağmen, zayıf iç talep de endüstriyel gelişmeyi sınırlamıştır.

Haziran 2020'de keskin bir şekilde değer kaybettikten sonra resmi olarak Türk lirası, Suriye lirasının yerini almış ve Suriye lirasının kullanımı suç haline getirilmiştir. Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sorunlar ithalat maliyetlerini artırarak işsizliğin, enflasyonun ve emtia fiyatlarının artmasına yol açmış ve ekonomik faaliyetleri ciddi şekilde etkilemiştir.

SKH, döviz kurlarını, hawala hizmetlerini ve döviz firmalarını düzenleyen bir "Nakit Yönetimi ve Tüketicinin Korunması Genel Para Ajansı" ile kendi bölgelerinde liranın başlıca tedarikçisi olan bir finans kurumu olan Sham Bank'ı da işletmektedir.

Yaptırımlar, SKH nüfusunun uluslararası bankacılık hizmetlerine erişimini engellemektedir. Finansmana erişim genellikle uluslararası hibeler, muhalif gruplar tarafından yapılan yatırımlar ve Suriye diasporasından gelen havalelerle sınırlıdır. Bu kısıtlamaları aşmak için hem muhalif gruplar hem de siviller Bitcoin ve Tether gibi kripto para birimlerini takas etmeye yönelmiştir. İdlib ve Sarmada'da kripto para dükkanları faaliyet göstermektedir. HTŞ, kripto para birimlerini şeriata uygun ilan ederek ve Bitcoin'i "Geleceğin Ekonomisinin Para Birimi" olarak tanımlayarak bunların kullanımını teşvik etmektedir. SKH'nin Zekât Genel Müdürlüğü, kendi idaresi altında yaşayan Müslümanlardan İslami vergi olan zekâtın toplanmasını yönetmektedir. Zekât ödememek yasa dışıdır ve tutuklanıp hapse atılmaya yol açabilir.

ENERJI: SKH'nin topraklarındaki elektriğin çoğu, aynı adı taşıyan bir Türk firmasının yerel franchise'ı olan Yeşil Enerji Şirketi tarafından Türkiye'den tedarik edilmektedir. Elektrik dağıtımı SKH'nin Genel Elektrik Şirketi tarafından yönetilmektedir. Mayıs 2021'de Yeşil Enerji Şirketi, Türkiye'den 66kV alabilen elektrik trafo merkezlerinin inşasını tamamlamıştır. İletim hatları, Türkiye'deki Reyhanlı ve İdlib'deki Harem trafo merkezlerini birbirine bağlamaktadır. Mayıs 2023 itibarıyla, SKH'nin idaresi altındaki bölgelerin %70’inden fazlası elektrik şebekesine bağlanmıştır. Şebekeye bağlı olmayan bölgelerde dizel jeneratörler ve güneş panelleri kullanılmaktadır.

SAVUNMA VE İÇ GÜVENLIK: SKH'nin bir savunma bakanlığı olmasa da HTŞ etkin bir şekilde bu işlevi görmektedir. Buna rağmen, SKH Aralık 2021'de bir askeri kolej açmış ve amacı el-Cevlani tarafından "mücahitlerin askeri bilim ve savaş sanatlarındaki deneyimlerini arttırmak" olarak tanımlanmıştır. 2022'deki ilk kursundan 400'den fazla subay mezun olmuştur.

SKH, İçişleri Bakanlığına bağlı bir polis gücü işletmektedir. Eylül 2023'te bir polis akademisi açılmış ve Ağustos 2024'te ilk mezunlarını vermiştir. 2024'te İçişleri Bakanlığı, mahkûmlara kötü muamele skandalının bir protesto hareketine yol açması ve el-Cevlani'nin HTŞ'nin mahkûmlardan sahte itiraflar almak için işkence kullandığını itiraf etmesinin ardından HTŞ'nin iki güvenlik kurumu (Genel Güvenlik Servisi ve Kamu Güvenlik Servisi) İçişleri Bakanlığına devredilmiştir.

EĞITIM: SKH'nin Eğitim Bakanlığı, 2022 itibarıyla 550.000'den fazla öğrenci, 1.800 okul ve 12 üniversite ile İdlib'deki resmi eğitim sistemini denetlemektedir. Bunlar arasında doğrudan bakanlık tarafından işletilen ve yaklaşık 12.500 personelin çalıştığı yaklaşık 950 okulun yanı sıra SKH tarafından yetkilendirilen özel eğitim sistemi de yer almaktadır. Müfredat, UNICEF ile ortaklaşa geliştirilen 2011 öncesi Suriye müfredatının bir devamı niteliğindedir ve Esad rejimi ile ilgili veya eğitim bakanlığı yönergelerine göre şeriata aykırı olduğu düşünülen metinler hariç tutulmuştur. Eğitim kurumları cinsiyet ayrımı normlarını takip etmektedir.

Eğitim, eğitim tesislerine yönelik hava saldırıları ve finansman eksikliği nedeniyle ciddi şekilde kesintiye uğradı. El-Cevlani 2022'de SKH'nin kontrolündeki bölgelerde 200.000 kişinin okulu bıraktığını belirtmiş ve bunun "cehalete yol açan okuma yazma bilmemeye, bunun da suça, işsizliğe, dilenciliğe ve daha pek çok şeye yol açabileceği" uyarısında bulunmuştur.

Eylül 2024'te Beyaz Miğferler 2019'dan bu yana 170 okulun bombalandığını bildirmiştir. Ekim 2023'te Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) bölgedeki 2,2 milyon okul çağındaki çocuktan en az 1 milyonunun eğitimde olmadığını tahmin etmiştir. 2024 yılında OCHA, uluslararası finansmandaki düşüşün 700 okulu kaynaklardan mahrum bıraktığını, 110.000 öğrenci ve 6.500 öğretmeni etkilediğini belirtmiştir.

DIN: HTŞ, görüşlerindeki ılımlılığı "İslam dışı" olarak gören katı Selefi cihatçıların iç muhalefetiyle karşı karşıya kalmıştır. SKH dini yapıları kurumsallaştırmış ve Selefi-cihadi sertlik yanlılarını marjinalize etmek amacıyla İdlib'de takip edilen baskın hukuk ekolü olan Şafii fıkıh mezhebinin rolünü yeniden vurgulamıştır. İdlibli din adamları, SKH'nin camilere ilişkin politikalarını "son derece merkezi ve otoriter" olarak nitelendirmektedir.

Evkaf Bakanlığı din adamlarını atama ve görevden alma yetkisine sahiptir. Evkaf Bakanlığı tarafından atanan "cami görevlileri" cami faaliyetlerini denetlemektedir. Bağımsız hatipler, isyancıların çatışmaları gibi siyasi açıdan hassas olaylarda SKH'ye sadık vaizlerin yerine geçebilmekte; yerine geçmeyi reddedenler görevden alınma riskiyle karşı karşıya kalabilmektedir.

HTŞ, Selefi olmasına rağmen, SKH halka ve ağırlıklı olarak Sufi yerel ulemaya Sünni İslam'ın belirli bir kolunu empoze etmekten kaçınmıştır. Müslüman Kardeşler ve Tebliğ Cemaati tarafından yönetilenler de dahil olmak üzere, rakip Eş'ari akide ekolünü öğreten siyasi olarak tarafsız geleneksel dini kurumların faaliyet göstermesine izin vermektedir. Kısmen insan gücü eksikliğinden kaynaklanan bir evrimle, vaizler arasında kademeli olarak daha geniş bir dini görüş çeşitliliğini barındırmıştır.

Kamuoyu muhalefeti, kadınların bir mahremle seyahat etmesi gibi dini yasaların uygulanmasına yönelik ilk girişimleri durdurmuştur. Okullar cinsiyete göre ayrılmıştır, ancak restoranlarda ve alışveriş merkezlerinde cinsiyetler arasında karışım engellenmemektedir. SKH, kadınları "mütevazı giyinmeye" ve başörtüsü takmaya teşvik etmekte, ancak onları peçe takmaya zorlamamaktadır. Şeriatın recm ve kırbaçlama gibi hudud cezaları uygulanmamaktadır.

Aralık 2024'te SKH Siyasi İşler Dairesi, Suriye'deki Alevilere hitaben bir bildiri yayınlayarak Esad hükümetinin hayatta kalmak için mezhebi istismar ettiğini ve bunun sonucunda "derin toplumsal yaralar" açtığını belirtmiştir. Bildiride ayrıca "Suriye devriminin Suriye çatısı altında herkes için özgürlük, onur ve adalet çağrısı olduğu" ve "zorlu" olsa da Alevi mezhebinden "bilge bireylerin" Suriye'yi "adil ve kapsayıcı bir geleceğe" taşıyabileceği ifade edilmiştir.

İdlib'de kamusal alanda en çok dikkat çeken noktalardan biri de alışveriş merkezlerindeki artış olmuştur. 30'a yakın alışveriş merkezinin hizmete alınması kamusal alanın genişlemesini ve insan ilişkilerinin artmasını sağlamıştır.

HTŞ, SURIYE KUZEYBATISINDA ÖZGÜN BIR YÖNETIM MODELI ILE BU BÖLGEYI YÖNETMEYI BAŞARDIĞINI SÖYLEYEBILIRIZ. YAKLAŞIK 6 YILLIK TECRÜBE SURIYE GENELINI YÖNETMEYE YETEBILECEK VE UYGULAMALARINI BIRAZ DAHA HAFIFLETECEK MI? ÖNCELIKLE ÜZERINDE DEMOKLESIN KILICI GIBI SALLANAN TERÖR ÖRGÜTÜ UNVANINDAN KURTULMASI GEREKECEKTIR. ABD VE ALMANYA TERÖR SALDIRILARI VE BU SALDIRILARI YAPANLARI İSLAMI KIMLIKLERI DIKKATE ALINDIĞINDA IŞININ OLDUKÇA ZOR OLDUĞUNU SÖYLEYEBILIRIZ.

SONUÇ VE DEĞERLENDIRME

HTŞ, Suriye Kuzeybatısında özgün bir yönetim modeli ile bu bölgeyi yönetmeyi başardığını söyleyebiliriz. Yaklaşık 6 yıllık tecrübe Suriye genelini yönetmeye yetebilecek ve uygulamalarını biraz daha hafifletecek mi?

Öncelikle üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanan terör örgütü unvanından kurtulması gerekecektir. ABD ve Almanya terör saldırıları ve bu saldırıları yapanları İslami kimlikleri dikkate alındığında işinin oldukça zor olduğunu söyleyebiliriz.

HTŞ Lideri Ahmed Şara BBC'ye verdiği röportajda Suriye'nin çok kültürlü sosyolojisinin Afganistan'dan çok farklı olduğunu ve dolayısıyla yönetim biçiminin de Afganistan ile aynı olamayacağını açıklamıştır.

SKH yönetimi aynı şekilde yeni Suriye yönetiminde görev yapmaktadır. Peki İdlib’de durum nedir? HTŞ’nin bugüne kadar açıklamalarında SKH’nin ve kurulmuş sistemin lağvedildiğine dair bir açıklama duymadık. İdlib'de kurulu sistem ortadan kaldırılırsa HTŞ çatısı altında toplanan terör örgütleri faaliyetlerini arttırarak ayrı yapılanmalara gidebilirler mi? Bu örgütler nasıl kontrol altına alınacaklardır?

Mevcut Suriye yönetimini zor bir süreç beklemektedir. Gelişmeler en çok Türkiye’yi etkileyebilecektir. Öncelikle Türkiye sınırı yakınında briket evlerde yaşayanların kendi bölgelerine dönmelerinin sağlanması, terör örgütlerini eleman bulma konusundaki rahatlığını azaltabilecek, baskı ile bu evlerde yaşayanların Türkiye’ye doğru hareket etmelerinin de önü büyük ölçüde engellenmiş olacaktır.

KAYNAKÇA: