YENİ AVRUPA GÜVENLİK MİMARİSİ: Taşlar Yerinden Mi Oynadı, Yeniden Mi Şekilleniyor?

YENİ AVRUPA GÜVENLİK MİMARİSİ: Taşlar Yerinden Mi Oynadı, Yeniden Mi Şekilleniyor?

AVRUPA’NIN GÜVENLIK ŞEMSIYESI, SOĞUK SAVAŞ ATMOSFERINDE NATO MERKEZLI YÜRÜRKEN, 1990’LARDA DOĞU BLOĞUNDA YAŞANAN ÇÖZÜLME SOĞUK SAVAŞI SONA ERDIRIRKEN, VARŞOVA PAKTI’DA DAĞILMA SÜRECINE GIRDI. BATI’DA ISE NATO’NUN MISYONUNU TAMAMLADIĞINA DAIR SÖYLEMLER YÜKSEK SESLE DILE GETIRILIRKEN, IRAK’IN KUVEYT’I IŞGALIYLE, NATO YENI BIR KONSEPTE BÜRÜNEREK BATI’NIN ASKERI ITTIFAKI OLMAYA DEVAM ETTI. 11 EYLÜL SALDIRILARI, IRAK VE AFGANISTAN’IN IŞGALI, NATO’YA BAMBAŞKA BIR ANLAM YÜKLEDI.

İkinci Dünya Savaşı sonrası bir barış projesi olarak ortaya çıkan, sonrasında ise ekonomik ve siyasi entegrasyonun dünyadaki tek örneği olan Avrupa Birliği, iki kutuplu dünyanın ve Soğuk Savaş’ın bir ürünü olarak, 1957’de Roma Antlaşması ile kuruldu. İkinci Dünya Savaşı sonrası tamamen yıkılan Avrupa’nın Sovyetler Birliği’nin militarist yayılmacılığı karşısında Doğu Avrupa’yı işgali, Avrupa’yı ABD’nin koruma şemsiyesine girmesine vesile oldu.

1950’lerde başlayan küresel komünizm ile küresel kapitalizmin hegemonya çabasının ürünü olan Soğuk Savaş, 1990’lara kadar devam etti. Bir tarafta ABD’nin başını çektiği Batı İttifakı’nın askeri gücü NATO, diğer tarafta Sovyetler Birliği (Rusya)’nin öncüllüğünü yürüttüğü Doğu Bloku’nun askeri gücü Varşova Paktı.

Avrupa’nın güvenlik şemsiyesi, Soğuk Savaş atmosferinde NATO merkezli yürürken, 1990’larda Doğu Bloğunda yaşanan çözülme Soğuk Savaşı sona erdirirken, Varşova Paktı’da dağılma sürecine girdi. Batı’da ise NATO’nun misyonunu tamamladığına dair söylemler yüksek sesle dile getirilirken, Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle, NATO yeni bir konsepte bürünerek Batı’nın askeri ittifakı olmaya devam etti. 11 Eylül saldırıları, Irak ve Afganistan’ın işgali, NATO’ya bambaşka bir anlam yükledi.

Bu şekli ile Avrupa güvenlik mimarisi, Soğuk Savaş döneminden günümüze kadar değişen jeopolitik dinamikler, kurumsal gelişmeler ve ortaya çıkan güvenlik tehditleriyle şekillenen derin dönüşümler geçirmiştir. NATO bu güvenlik mimarisinde baş aktör olsa da AGİT-Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Birliği, siyasi ve askeri birliğinin en önemli parçası olan OGSP-Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası, ABD koruması/kalkanı olmadan -ABD’siz AB Askeri Gücü- düşünülen askeri güvenlik hedefi olmuştur.

AVRUPA GÜVENLIK MIMARISI, SOĞUK SAVAŞ DÖNEMINDEN GÜNÜMÜZE KADAR DEĞIŞEN JEOPOLITIK DINAMIKLER, KURUMSAL GELIŞMELER VE ORTAYA ÇIKAN GÜVENLIK TEHDITLERIYLE ŞEKILLENEN DERIN DÖNÜŞÜMLER GEÇIRMIŞTIR. NATO BU GÜVENLIK MIMARISINDE BAŞ AKTÖR OLSA DA AGİT-AVRUPA GÜVENLIK VE İŞBIRLIĞI TEŞKILATI VE AVRUPA BIRLIĞI, SIYASI VE ASKERI BIRLIĞININ EN ÖNEMLI PARÇASI OLAN OGSP-ORTAK GÜVENLIK VE SAVUNMA POLITIKASI, ABD KORUMASI/KALKANI OLMADAN -ABD’SIZ AB ASKERI GÜCÜ- DÜŞÜNÜLEN ASKERI GÜVENLIK HEDEFI OLMUŞTUR. AYNI ŞEKILDE ALMANYA VE FRANSA’NIN, AVRUPA ORDUSU KURULMASI YÖNÜNDEKI ÇABALARINI DA GÖZ ARDI ETMEMEK LAZIM.

Aynı şekilde Almanya ve Fransa’nın, Avrupa Ordusu kurulması yönündeki çabalarını da göz ardı etmemek lazım. AGİT, ABOGSP ve Avrupa Ordusu, Avrupa’nın kolektif güvenliğini sağlamak amacıyla kurulmuş olsa da NATO’suz Avrupa Güvenlik Mimarisi, bugün için söz konusu olamayacaktır. Yeni mimari tanımı yapılsa da temel konsept yine NATO olacaktır. Özellikle 1997’de yapılan NATO Madrid Zirvesi, NATO’nun yeni üyelere kapılarını her zaman açık tutacağını belirtmesi ve ardından 1999’dan başlayarak, 2024 yılına kadar süren genişleme NATO’yu Yeni Avrupa Güvenlik Mimarisi öncül hale getirmeye devam etmektedir.

Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya (1999), Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya (2004), Arnavutluk ve Hırvatistan (2009), Karadağ (2017) Kuzey Makedonya (2020), Finlandiya (2023) ve İsveç (2024)’de NATO’ya üye oldu. Hali hazırda Bosna-Hersek, Gürcistan ve Ukrayna’da NATO yolunda yürümektedir.

 

 

Bugün Avrupa’nın veya İngilteresiz Avrupa Birliği’nin yeni güvenlik mimarisinden bahsedeceksek, hibrit savaşlarından, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan ve Rusya’nın çevresel olası başka ülkeleri işgalinden, transatlantik gerilimlerden, Irak ve Suriye’deki gelişmelerden, İsrail- İran Savaşı’ndan, İsrail-Filistin meselesinden, Hindistan-Pakistan çatışmalarından, Çin faktöründen de bahsetmek gerekir. Enerji güvenliği, göç ve sınır güvenliği ve elbette siber güvenlik de yeni güvenlik mimarisinde taşları yerinden oynatmaya yeter sebeptir.

Avrupa güvenlik mimarisi bir kavşak noktasında durmaktadır. Her ne kadar Avrupa, ABD’siz bir savunma doktrini kurgulasa da artan çok kutupluluk ve stratejik belirsizlik Avrupa’nın kaderinin NATO olduğu gerçeğini daha güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır. Fransa ve Almanya’nın savunma ve askeri güvenlik boyutuyla ABD’ye meydan okumalarına karşılık küresel dengesizlikler “bölünemez güvenlik” ilkesinde tüm tarafları birleştirmektedir.

AGİT, Avrupa Siyasi Topluluğu, ABOGSP, Avrupa Ordusu, Avrupa Güvenlik Mimarisi’nde “işlevsiz” (dysfunctional) faktörlerdir. Savunma eksenli Avrupa Güvenlik Mimarisi’nde ReArm Europe” (Avrupa’yı Yeniden Silahlandır) denilse de taşları yerinden oynatmak yerine, taşları yeniden şekillendirmek daha doğru olacaktır.

AVRUPA GÜVENLIK MIMARISI BIR KAVŞAK NOKTASINDA DURMAKTADIR. HER NE KADAR AVRUPA, ABD’SIZ BIR SAVUNMA DOKTRINI KURGULASA DA ARTAN ÇOK KUTUPLULUK VE STRATEJIK BELIRSIZLIK AVRUPA’NIN KADERININ NATO OLDUĞU GERÇEĞINI DAHA GÜÇLÜ BIR ŞEKILDE ORTAYA KOYMAKTADIR. FRANSA VE ALMANYA’NIN SAVUNMA VE ASKERI GÜVENLIK BOYUTUYLA ABD’YE MEYDAN OKUMALARINA KARŞILIK KÜRESEL DENGESIZLIKLER “BÖLÜNEMEZ GÜVENLIK” ILKESINDE TÜM TARAFLARI BIRLEŞTIRMEKTEDIR.

AVRUPA GÜVENLIK MIMARISINDE NATO’NUN STRATEJIK ÖNEMI

Avrupa güvenlik sistemi, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde ABD liderliğinde oluşturulan kurumlar üzerine inşa edilmiştir. Almanya’nın silahsızlandırılması, Fransa ve Almanya’nın Avrupa Birliği’nin ekonomik ve siyasi entegrasyonuna odaklanması, İngiltere’nin tam üye olsa da hiçbir zaman AB’nin bir parçası olmaması ve Amerikan yanlısı tutumu, Avrupa ve AB’nin güvenlik şemsiyesini ABD’ye bırakmasına neden olmuştur. Üstelik 1990’lara kadar süren Doğu-Batı çekişmesi, diğer bir değişle Soğuk Savaş, Avrupa Güvenlik Mimarisi’nde ABD etkisini kaçınılmaz hale getirmiştir.

Soğuk Savaş sonrası Avrupa’nın güvenliği, “Yeni Avrupa Güvenlik Mimarisi” diye tanımlansa da aslında yeni olan bir güvenlik tanımı yoktur. Sistemin temel taşı NATO’dur. NATO, 1949’dan bu yana kolektif savunma, caydırıcılık ve ittifak dayanışması ilkeleri üzerine şekillenmiştir. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte NATO sadece askeri bir ittifak olmaktan çıkmış, siyasi ve stratejik bir platform haline gelmiştir. 1990’lardan sonra (Sovyetler Birliği’nin dağılması) NATO ayakta kalan kurum olarak, değişen tehdit algılarına uyum sağlamış, Avrupa’nın güvenlik şemsiyesi altında, istikrarın garantörü olmuştur. Bu açıdan bakıldığında, NATO, Avrupa’nın “koruyucusu/kollayıcısı” konumundadır. Rusya-Ukrayna Savaşı ve Rusya’nın olası yeni işgal planları, İsrail-İran gerginliği, hibrit ve vekalet savaşları, Balkanlarda Yugoslavya’nın parçalanmasından doğan ülkeler arasında artan gerginlikler, siber güvenlik saldırıları, NATO’yu Avrupa güvenliğinin baş mimarı yapmaya devam edecektir. Askeri caydırıcılık ve stratejik savunma deyince NATO adı, Avrupa Güvenlik Kapısı’nda Altın Levha’da yazılı kalacaktır.