NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 15 Şubat 2025’te Münih Güvenlik Konferansı’nda Rusya’nın tam anlamıyla bir savaş ekonomisine geçtiğini söyledi. Genel Sekreterin sözleri, yeni ABD Başkanının NATO üyelerinin savunma harcamalarını artırması gerektiği yönündeki açıklamalarını destekler nitelikte, ancak gerçek. NATO’ya göre, Rusya’nın savunma harcamalarındaki artış ekonominin diğer sektörlerini gölgede bırakıyor ve bu modelin uzun vadede sürdürülebilirliği belirsiz. Bu makalede Rusya’nın savaş ekonomisine geçişiyle birlikte nelerin değiştiğini ve bunların genel ekonomide yarattığı etkileri ele almaya çalıştık. Rusya’nın bu değişime ne kadar dayanabileceğini kestirmek ise güç görünüyor.
TARIHTE SAVAŞ EKONOMISI UYGULAMALARINA BIRÇOK ÖRNEK VERILEBILIR. BIRINCI DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA ALMANYA, DEVLET DESTEKLI ÜRETIM MODELIYLE AĞIR SANAYIYI ASKERI ÜRETIME YÖNLENDIRDI. 1916 YILINA GELINDIĞINDE, ALMANYA’NIN ASKERI ÜRETIMI SIVIL SEKTÖRÜN ÜÇ KATINA ÇIKMIŞTI. İKINCI DÜNYA SAVAŞI’NDA ABD, 1941’DE “WAR PRODUCTION BOARD”U KURARAK ÖZEL SANAYIYI SAVAŞ MALZEMELERI ÜRETMEYE TEŞVIK ETTI. 1943’TE ABD’NIN SAVAŞ SANAYISI, TOPLAM SANAYI ÜRETIMININ %60’INA ULAŞTI. BENZER ŞEKILDE, SOVYETLER BIRLIĞI DE 1941- 1945 YILLARI ARASINDA AĞIWR SANAYI ÜRETIMININ %80’INI ASKERI MALZEMEYE YÖNLENDIRDI VE TÜKETIM MALLARI ÜRETIMI NEREDEYSE SIFIRA INDI.
Savaş ekonomisi, bir ülkenin ekonomik yapısını ve kaynaklarını askeri ihtiyaçlara göre yeniden düzenlemesidir. Bu süreçte devlet, üretimi ve lojistiği savaş koşullarına uygun hale getirir. Öncelikle, maddi ve teknik kaynaklar askeri üretime yönlendirilir. Sivil sektör küçülür, savunma sanayisi büyür. İş gücü de değişir; genç nüfusun büyük bölümü askere alınabilir. Üretim tesisleri savaş malzemeleri üretmek için yeniden organize edilir. Örneğin, otomotiv fabrikaları tank veya zırhlı araç üretmeye başlayabilir. Devlet, ekonomik faaliyetleri sıkı kontrol altına alır. Fiyat denetimleri ve karne sistemiyle halkın temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Bu düzenleme savaş boyunca devam eder ve barış döneminde ekonomiyi normale döndürmek büyük zorluklar yaratır. Savaş ekonomisi, ulusal güvenliği sağlamak için gerekli görülse de sivil halkın yaşam standartlarını düşürebilir.
Tarihte savaş ekonomisi uygulamalarına birçok örnek verilebilir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanya, devlet destekli üretim modeliyle ağır sanayiyi askeri üretime yönlendirdi. 1916 yılına gelindiğinde, Almanya’nın askeri üretimi sivil sektörün üç katına çıkmıştı.1 İkinci Dünya Savaşı’nda ABD, 1941’de “War Production Board”u kurarak özel sanayiyi savaş malzemeleri üretmeye teşvik etti. 1943’te ABD’nin savaş sanayisi, toplam sanayi üretiminin %60’ına ulaştı.2 Benzer şekilde, Sovyetler Birliği de 1941-1945 yılları arasında ağır sanayi üretiminin %80’ini askeri malzemeye yönlendirdi ve tüketim malları üretimi neredeyse sıfıra indi.3
Table of contents [Show]
RUSYA’NIN SAVAŞ EKONOMISI VE BÜYÜME PARADOKSU
Rusya’nın resmi verilere göre ekonomik büyümesi 2023’te %3,6, 2024’te %4 olarak gerçekleşti.4 Ancak, bu büyüme büyük ölçüde askeri harcamalara dayanıyor. 2024 yılında Rusya’nın toplam askeri harcamaları, reel olarak %41,9 artarak 13,1 trilyon rubleye (145,9 milyar dolar) ulaşmıştır. Bu harcamalar, Rusya’nın GSYİH’sinin %6,7’sine denk gelmektedir. Ayrıca, federal bütçede savunma ve güvenlik harcamaları toplam harcamaların yaklaşık %41’ini oluşturmaktadır.5
Bu durum, ülke ekonomisinin belirli sektörlerini güçlendirirken, sanayi üretimini dengesiz hale getiriyor. Savunma harcamaları nedeniyle sivil sektörler daralıyor ve kaynakların büyük bir kısmı askeri üretime kaydırılıyor. 2022 yılında inşaat sektörü milli gelirden %4,7 pay aldı, 2023 yılında ise istihdam edilen işgücü 6,2 milyona ulaştı. Aynı dönememde binek otomobil üretimi %67 azalarak 450 bin adede düştü.6
Tarihsel bir perspektifle bakıldığında, Sovyetler Birliği’nin 1980’lerde askeri harcamalara ayırdığı pay GSYİH’nin yaklaşık %14’üne kadar çıkmıştı ve bu, ekonomiyi zora sokmuştu. Bugün Rusya’nın bu seviyeye yaklaşması, 1991’de yaşanan ekonomik çöküşü hatırlatan riskler barındırıyor.
SAVUNMA HARCAMALARININ EKONOMIYE ETKISI VE ENFLASYON
Rusya’nın askeri üretimi üç vardiyalı sisteme geçti ve yıllık üretim kapasitesini artırmaya devam ediyor. 2024 yılı itibarıyla Rusya yıllık yaklaşık 200 tank üretiyor, bu da Almanya’nın üretim kapasitesinin dört katı anlamına geliyor (Defense Express, 2025). Yılda en az 25 savaş uçağı üretilirken, topçu sistemlerinde ise yeni üretim yapmak yerine eski Sovyet obüslerini yeni tekerlekli şasilere monte ederek üretim süreci hızlandırılıyor.7
Ancak askeri üretimin artışı ciddi ekonomik baskılar yaratıyor. Devletin borçlanma oranı 2022’den bu yana %71 artarak GSYİH’nin %20’sine ulaştı. Artan kamu harcamaları ve hükümetin piyasaya sürdüğü paranın fazlalığı, 2023 yılında yıllık enflasyonu %9,8’e çıkardı8 (Financial Times, 2024). 2024’ün ilk çeyreğinde ise enflasyon %12’yi aşarak, son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Bu süreçte, Rusya Merkez Bankası politika faizini %16’ya yükseltti.9 Yüksek faiz oranları özel sektörün krediye erişimini zorlaştırıyor ve yatırımları baskılıyor. Rus işletmeleri, artan maliyetler nedeniyle üretimi kısmak zorunda kalırken, tüketiciler giderek azalan satın alma gücüyle karşı karşıya.
İŞ GÜCÜ PIYASASI ÜZERINDEKI ETKILER
Son üç ayda, Rusya’nın savaş alanındaki kayıpları günlük ortalama 1.500 askeri bulmuştur. Bu yüksek kayıp oranı, mevcut asker sayısını koruma çabalarını zorlaştırmaktadır.10 2024 yılı Ekim ayı itibarıyla, yaklaşık 115.000 Rus askerinin hayatını kaybettiği ve 500.000’inin yaralandığı tahmin edilmektedir. Bu durum, ülkenin iş gücü havuzunda önemli bir azalmaya neden olmuştur.11
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından, bilgi teknolojileri sektöründe çalışanların yaklaşık %10’u ülkeyi terk etmiştir. Bu, yaklaşık 100.000 nitelikli çalışanın göç ettiği anlamına gelmektedir.12 2022 yılı boyunca, savaşın başlamasından sonra yaklaşık 900.000 Rus vatandaşı ülkeyi terk etmiştir. Bu göç dalgası, özellikle genç ve eğitimli bireyleri kapsamaktadır.
Artan askeri harcamalar ve iş gücündeki azalma, Rusya ekonomisinde enflasyonist baskıları artırmış ve iş gücü piyasasında dengesizliklere yol açmıştır. Nitelikli iş gücünün kaybı, özellikle teknoloji ve mühendislik gibi kritik sektörlerde üretkenliği olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, genç ve eğitimli nüfusun göçü, uzun vadede ülkenin yenilikçilik kapasitesini ve ekonomik büyüme potansiyelini tehdit etmektedir.
HALK ÜZERINDEKI ETKILER
Rusya’da tüketici fiyatları hızla artarken, halkın alım gücü düşüyor. 2023 ve 2024 yıllarında özellikle temel gıda fiyatlarında büyük artışlar yaşandı:
- Ekmek fiyatları %28, et fiyatları %35, süt ürünleri %40 arttı.13 (CEPA, 2024).
- Kiralar büyük şehirlerde %50 oranında yükseldi (Financial Times, 2024).
- Yakıt fiyatları 2023’e kıyasla %30 yükseldi, bu da ulaşım maliyetlerini doğrudan etkiledi.14
Tüketicilerin alım gücündeki düşüş, Rusya’da yoksulluk oranını artırdı. 2023 sonunda nüfusun %14’ü yoksulluk sınırının altına düşerken, 2024’te bu oran %18’e yükseldi. Orta sınıf giderek küçülüyor ve halkın büyük bir kısmı temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.
Bu ekonomik baskılar, halk arasında huzursuzluğa neden oluyor. Artan fiyatlar ve maaşların enflasyon karşısında erimesi, Kremlin’in toplumsal istikrarı sağlamak için daha fazla baskıcı önlem almasına yol açabilir.
TÜKETICILERIN ALIM GÜCÜNDEKI DÜŞÜŞ, RUSYA’DA YOKSULLUK ORANINI ARTIRDI. 2023 SONUNDA NÜFUSUN %14’Ü YOKSULLUK SINIRININ ALTINA DÜŞERKEN, 2024’TE BU ORAN %18’E YÜKSELDI. ORTA SINIF GIDEREK KÜÇÜLÜYOR VE HALKIN BÜYÜK BIR KISMI TEMEL IHTIYAÇLARINI KARŞILAMAKTA ZORLANIYOR. BU EKONOMIK BASKILAR, HALK ARASINDA HUZURSUZLUĞA NEDEN OLUYOR. ARTAN FIYATLAR VE MAAŞLARIN ENFLASYON KARŞISINDA ERIMESI, KREMLIN’IN TOPLUMSAL ISTIKRARI SAĞLAMAK IÇIN DAHA FAZLA BASKICI ÖNLEM ALMASINA YOL AÇABILIR.
GELECEK SENARYOLARI
Rusya’nın mevcut savaş ekonomisi modelinin sürdürülebilirliği belirsizdir. Önümüzdeki süreçte birkaç olası senaryo öne çıkmaktadır:
- Uzun Süreli Yıpratma Harbi: Rusya, savaş ekonomisini sürdürebilir ve Batı’nın desteği azaldıkça Ukrayna karşısında avantaj sağlayabilir. Ancak bu, ekonomide uzun vadeli yapısal çöküş riskini artırır.
- Ekonomik Çöküş ve İç Karışıklık: Artan askeri harcamalar, iş gücü kaybı ve enflasyon nedeniyle iç huzursuzluklar baş gösterebilir. 1991’de Sovyetler Birliği’nin yaşadığı ekonomik kriz benzeri bir süreç ortaya çıkabilir.
- Sınırlı Reform ve Savaş Ekonomisinin Dengelenmesi: Rusya, askeri harcamalarını bir noktada azaltarak ekonomik dengeyi korumaya çalışabilir. Ancak bu, mevcut savaş politikasında değişiklik gerektirir ve Kremlin’in iç siyasi hesaplarını etkileyebilir.
Bu senaryoların her biri, Rusya’nın iç ve dış politikasında farklı sonuçlar doğuracaktır. Ancak şu anki veriler, Rusya’nın savaş ekonomisine tam anlamıyla geçtiğini ve bu modelin uzun vadede büyük riskler barındırdığını göstermektedir.