AVRUPA SAVUNMA FONU (EDF) VE KALICI YAPILANDIRILMIŞ İŞBIRLIĞI (PESCO) GIBI GIRIŞIMLER, ALMANYA’NIN LIDERLIĞINDE ŞEKILLENIYOR. PESCO PROJELERININ YAKLAŞIK ÜÇTE BIRINDE ALMANYA’NIN YER ALMASI, BU ALANDAKI ETKISINI GÖSTERIYOR. TÜRKIYE ILE SAVUNMA SANAYIINDE ORTAK ÜRETIM PROJELERI, ÖZELLIKLE INSANSIZ SISTEMLER VE SIBER SAVUNMA TEKNOLOJILERI AÇISINDAN, ALMANYA’NIN AB IÇINDEKI ROLÜNÜ GÜÇLENDIREBILIR. ALMANYA, AB’NIN “SIVIL GÜÇ” ANLAYIŞINI ASKERI KAPASITEYLE DENGELEME ÇABASINDA. NATO ILE AB ARASINDAKI DENGEYI KORUMAK, ALMANYA IÇIN STRATEJIK BIR ÖNCELIK. NATO’NUN SAVUNMA ODAKLI YAPISINA KARŞIN, AB’NIN KRIZ YÖNETIMI VE INSANI MISYONLARA ODAKLANAN YAPISI, ALMANYA’YI HER IKI YAPIDA DA KÖPRÜ ROLÜ OYNAMAYA ITIYOR.
Bu konuyu ele alırken, öncelikle ontolojik bir özet geçmek istiyorum: Avrupa Birliği’nin (AB) güvenlik mimarisi, Soğuk Savaş sonrası dönemde karmaşık bir evrim geçirdi ve bu süreçte Almanya ile İtalya, farklı dinamikleriyle kilit roller üstlendi. AB, NATO’nun gölgesinde kalarak bağımsız bir savunma kimliği oluşturma çabasına giriştiğinde, Almanya ekonomik ve diplomatik ağırlığıyla, İtalya ise Akdeniz’deki stratejik konumuyla öne çıktı. Her iki ülke, AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (CFSP) ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (CSDP) gibi mekanizmalarını şekillendirmede etkili oldu.
Almanya, İkinci Dünya Savaşı sonrası militarizmden uzak bir dış politika benimseyerek “ekonomik dev, askeri cüce” olarak anıldı. 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun kuruluşundan 1992 Maastricht Antlaşması’na uzanan süreçte, Almanya ekonomik gücünü AB entegrasyonunun motoru haline getirdi. 2003 Avrupa Güvenlik Stratejisi’nin hazırlanmasında Fransa ile birlikte liderlik yaptı ve terörizm, kitle imha silahlarının yayılması ve bölgesel çatışmalar gibi yeni tehditlere karşı AB’nin ortak bir vizyon geliştirmesine katkıda bulundu. Hiç kuşkusuz, Almanya’nın diplomatik girişimleri, mesela İran nükleer anlaşması müzakerelerindeki rolü, AB’nin küresel güvenlik sahnesindeki etkisini artırdı.
Bugün, Friedrich Merz’in Şansölye olarak liderlik ettiği Almanya, güvenlik politikalarında daha iddialı bir duruş sergiliyor. Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik saldırıları, Almanya’yı savunma politikalarında köklü bir değişikliğe itti. E. Başbakan Olaf Scholz’un “Zeitenwende” (dönüm noktası) olarak adlandırdığı bu değişim, Almanya’nın savunma bütçesini 100 milyar euro’luk özel bir fonla güçlendirmesiyle somutlaştı. Merz, bu politikayı devam ettirerek NATO’nun GSYİH’nin yüzde 2’si savunma harcaması hedefini karşılamaya odaklandı. Almanya, AB bütçesine en büyük katkıyı sağlayan ülke olarak, savunma ve güvenlik politikalarının finansmanında belirleyici.
Avrupa Barış Tesisi mekanizması (EPF)1 aracılığıyla Ukrayna’ya askeri yardımların koordinasyonunda Almanya’nın katkıları dikkat çekiyor. Leopard 2 tanklarının Ukrayna’ya sevkiyatı, Almanya’nın hem NATO hem de AB içindeki liderliğini pekiştirdi. Diplomatik alanda, Merz’in Fransa ve Polonya ile gerçekleştirdiği üçlü zirveler, AB’nin doğu kanadındaki güvenlik endişelerini ele almada Almanya’nın liderliğini güçlendiriyor. Öte yandan, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlar, AB’nin enerji güvenliği politikalarında Almanya’yı bir sınavla karşı karşıya bıraktı. Angela Merkel döneminde, Kuzey Akım 2 projesi gibi girişimler Almanya’yı Rus enerjisine bağımlı hale getirmişti. Ancak Ukrayna kriziyle bu bağımlılığı azaltma çabaları hız kazandı. Ursula von der Leyen’in Rus fosil yakıtlarını 2027’ye kadar aşamalı olarak sonlandırma hedef, Almanya’nın yenilenebilir enerji ve alternatif kaynaklara yönelimini destekliyor.
Tabii, bu süreç, ekonomik maliyetler ve iç politikadaki popülist baskılar nedeniyle epey zorlu. Zaten Merkel’in 2015’te sığınmacıları kabul etme kararı, AB’nin göç politikalarını derinden etkilemiş ve iç politikada tartışmalara yol açmıştı. Göçmen karşıtı söylemler, NSU gibi aşırı sağ bağlantılı skandallar ve Alternative für Deutschland (AfD) gibi partilerin yükselişi, Almanya’nın iç güvenlik politikalarını zorlaştırıyor. Fakat kabul edelim ki, Merkel’in diyaloğa açık yaklaşımı, özellikle Türkiye ile ilişkilerde önemli sonuçlar doğurdu. 2016 AB-Türkiye Göç Mutabakatı, düzensiz göçü kontrol altına almada etkili oldu ve Almanya’nın bu süreçteki liderliği dikkat çekti. Ancak Merz döneminde, Türkiye ile ilişkilerde daha sert bir ton benimsenmesi mümkün. Yine de Türkiye, Almanya için savunma sanayii ve göç yönetimi gibi alanlarda vazgeçilmez bir ortak.
Artık hiç şüphe yok ki, Türkiye savunma sanayiinin ürettiği Bayraktar TB2 gibi insansız hava araçları, NATO ve AB operasyonlarında ilgi çekiyor ve Almanya ile işbirliği potansiyeli taşıyor. Almanya’nın savunma sanayiindeki liderliği, AB güvenlik mimarisinde önemli bir yer tutuyor. Rheinmetall ve Krauss-Maffei Wegmann gibi şirketler, AB’nin savunma teknolojilerinde ön saflarda.
Avrupa Savunma Fonu (EDF) ve Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) gibi girişimler, Almanya’nın liderliğinde şekilleniyor. PESCO projelerinin yaklaşık üçte birinde Almanya’nın yer alması, bu alandaki etkisini gösteriyor. Türkiye ile savunma sanayiinde ortak üretim projeleri, özellikle insansız sistemler ve siber savunma teknolojileri açısından, Almanya’nın AB içindeki rolünü güçlendirebilir. Zaten Almanya, AB’nin “sivil güç” anlayışını askeri kapasiteyle dengeleme çabasında. NATO ile AB arasındaki dengeyi korumak, Almanya için stratejik bir öncelik. NATO’nun savunma odaklı yapısına karşın, AB’nin kriz yönetimi ve insani misyonlara odaklanan yapısı, Almanya’yı her iki yapıda da köprü rolü oynamaya itiyor. Mali, Somali ve Bosna’daki AB misyonlarına Almanya’nın katkıları, bu dengeyi yansıtıyor. Almanya’nın iç politikadaki kutuplaşma, ekonomik baskılar ve enerji güvenliği gibi zorluklar, liderlik kapasitesini test ediyor. Ancak Almanya, AB’nin küresel bir güvenlik aktörü olma yolundaki çabalarında vazgeçilmez bir unsur. Üstüne üstlük, Türkiye ile ilişkiler, özellikle savunma, göç ve enerji alanlarında, bu rolü güçlendirebilir.
Merz’in liderliğinde, Almanya’nın daha iddialı bir savunma politikası izlemesi bekleniyor. Diğer taraftan İtalya ise AB’nin güney kanadında, Akdeniz’deki stratejik konumuyla güvenlik mimarisinde farklı bir rol oynuyor. 1957’de Roma Antlaşması’nın imzalandığı ülke olarak İtalya, AB’nin kurucu üyelerinden biri ve Avrupa entegrasyonunun sembolik merkezlerinden. Akdeniz’in jeopolitik dinamikleri, İtalya’yı göç, enerji güvenliği, siber tehditler ve bölgesel istikrar gibi konularda kilit bir aktör haline getirdi. Giorgia Meloni’nin 2022’de başbakan olmasıyla İtalya, sağ popülist bir liderlikle AB içinde dikkat çekiyor. Zira, Meloni’nin “Avrupa’yı fırtına gibi ele geçirme” söylemi ve Donald Trump ile yakın ilişkileri, İtalya’nın güvenlik politikalarında daha iddialı bir çizgi izlediğini gösteriyor.
Akdeniz, İtalya için hem bir fırsat hem de bir meydan okuma. Düzensiz göç, İtalya’nın AB güvenlik politikalarındaki en önemli önceliklerinden biri. Aslında 2015’ten bu yana Akdeniz üzerinden gelen sığınmacılar, İtalya’yı AB’nin göç politikalarının merkezine yerleştirdi. AB-Türkiye Göç Mutabakatı’na verdiği destek, İtalya’nın bu alandaki liderliğini pekiştirdi. Libya, Tunus ve Mısır gibi Kuzey Afrika ülkeleriyle ilişkiler, göç akımlarını yönetmede kritik. İtalya, AB’nin Frontex operasyonlarına ev sahipliği yaparak sınır güvenliğinde aktif bir rol oynuyor. Lakin göç, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda iç politikada tartışma konusu. Meloni’nin sert göçmen karşıtı söylemleri, AB’nin dayanışma ilkeleriyle zaman zaman çelişiyor. Örneğin, İtalya’nın sığınmacı botlarını geri çevirme politikaları, AB içinde tartışmalara yol açtı. İtalya’nın savunma politikaları, NATO ve AB’nin ortak misyonlarında önemli bir yer tutuyor. İtalya, NATO’nun Akdeniz’deki operasyonlarına, özellikle deniz güvenliği ve korsanlıkla mücadele misyonlarına katkıda bulunuyor. AB’nin CSDP kapsamındaki misyonlara katılımı da dikkat çekici. Somali’deki korsanlıkla mücadele operasyonları, Mali’deki eğitim misyonları ve Bosna’daki istikrar misyonları, İtalya’nın askeri katkısını yansıtıyor.
Gelinen son süreçte siber güvenlik, İtalya’nın giderek önem verdiği bir alan. AB’nin siber güvenlik stratejilerinde İtalya, teknolojik entegrasyona odaklanıyor. Özel güvenlik sektörü, İtalya’da hızla büyüyor ve Leonardo gibi şirketler, savunma teknolojilerinde AB’nin ön saflarında. Leonardo’nun ürettiği insansız sistemler ve siber savunma teknolojileri, AB’nin modern güvenlik tehditlerine yanıt verme kapasitesini artırıyor. Ayrıca, Türkiye ile bu alandaki işbirliği potansiyeli, özellikle insansız hava araçları ve siber savunma sistemleri açısından dikkat çekiyor. Türk savunma sanayiinin ürettiği Bayraktar TB2 ve Anka gibi sistemler, İtalya’nın NATO ve AB misyonlarında kullanabileceği teknolojiler arasında. İtalya’nın enerji güvenliği, AB’nin güvenlik mimarisindeki rolünü etkileyen bir başka faktör.
SIBER GÜVENLIK, İTALYA’NIN GIDEREK ÖNEM VERDIĞI BIR ALAN. AB’NIN SIBER GÜVENLIK STRATEJILERINDE İTALYA, TEKNOLOJIK ENTEGRASYONA ODAKLANIYOR. ÖZEL GÜVENLIK SEKTÖRÜ, İTALYA’DA HIZLA BÜYÜYOR VE LEONARDO GIBI ŞIRKETLER, SAVUNMA TEKNOLOJILERINDE AB’NIN ÖN SAFLARINDA. LEONARDO’NUN ÜRETTIĞI INSANSIZ SISTEMLER VE SIBER SAVUNMA TEKNOLOJILERI, AB’NIN MODERN GÜVENLIK TEHDITLERINE YANIT VERME KAPASITESINI ARTIRIYOR. AYRICA, TÜRKIYE ILE BU ALANDAKI IŞBIRLIĞI POTANSIYELI, ÖZELLIKLE INSANSIZ HAVA ARAÇLARI VE SIBER SAVUNMA SISTEMLERI AÇISINDAN DIKKAT ÇEKIYOR. TÜRK SAVUNMA SANAYIININ ÜRETTIĞI BAYRAKTAR TB2 VE ANKA GIBI SISTEMLER, İTALYA’NIN NATO VE AB MISYONLARINDA KULLANABILECEĞI TEKNOLOJILER ARASINDA.
Şu da bir gerçek ki; Rus gazına bağımlılık, İtalya’yı alternatif enerji kaynaklarına yöneltti. Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) gibi projeler, İtalya’yı Azerbaycan gazının Avrupa’ya ulaşmasında kilit bir aktör yaptı. İsrail-Kıbrıs denizaltı enerji projeleri ve Kuzey Afrika’dan gelen doğal gaz hatları, İtalya’nın enerji güvenliğini güçlendirme çabalarının bir parçası.
Yaşanan süreç, ekonomik maliyetler ve bölgesel gerilimlerle karmaşık. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji arama faaliyetleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile gerilim yaratırken, İtalya bu konuda dengeli bir tutum sergilemeye çalışıyor. Örneğin, İtalya, Türkiye ile enerji işbirliğini desteklerken, Yunanistan’ın AB içindeki vetolarına karşı arabulucu rolü üstleniyor. İtalya’nın iç politikadaki istikrarsızlık, ekonomik sorunlar ve popülist hareketler, güvenlik politikalarını uygulama kapasitesini sınırlıyor. Meloni’nin liderliği, AB’nin ortak değerler ve dayanışma ilkeleriyle uyum sorunu yaratabilir. Örneğin, Meloni’nin göç ve dış politika konusundaki sert söylemleri, AB’nin ortak güvenlik politikalarına entegrasyonu zorlaştırabilir. Fakat İtalya, Akdeniz’in muhafızı olarak AB’nin güney sınırlarında vazgeçilmez bir aktör. Türkiye ile ilişkiler, özellikle savunma sanayii, göç yönetimi ve enerji alanlarında, İtalya’nın bu rolünü güçlendirebilir.
İtalya’nın AB içindeki rolü, sadece güvenlik politikalarıyla sınırlı değil. Elbette ki, Meloni’nin popülist liderliği, AB’nin küresel güvenlik sahnesindeki etkisini şekillendirmede yeni bir dinamik yaratıyor. İtalya, Akdeniz’deki stratejik konumuyla, AB’nin bölgesel ve küresel tehditlere yanıt verme kapasitesini artırıyor. Örneğin, İtalya’nın Libya’daki arabuluculuk çabaları, AB’nin Kuzey Afrika’daki etkisini güçlendiriyor. Türkiye ile işbirliği, özellikle savunma ve enerji alanlarında, bu rolü daha da pekiştirebilir. Almanya ve İtalya, AB güvenlik mimarisinde farklı ama tamamlayıcı roller oynuyor. Almanya, ekonomik ve diplomatik ağırlığıyla AB’nin kuzey ve doğu kanadında liderlik yaparken, İtalya Akdeniz’deki stratejik konumuyla güney sınırlarını koruyor.
Tabii ki, her iki ülke de, AB’nin NATO’dan bağımsız bir savunma kimliği oluşturma çabalarında kritik rol oynuyorlar. Almanya’nın PESCO ve EDF gibi girişimlerdeki liderliği, savunma sanayiinde teknolojik üstünlük sağlarken, İtalya’nın Akdeniz’deki operasyonel katkıları, AB’nin kriz yönetimi kapasitesini artırıyor. Türkiye, her iki ülkeyle savunma, göç ve enerji alanlarında işbirliği potansiyeli taşıyor. Mesela, Türk savunma sanayiinin ürettiği teknolojiler, hem Almanya hem de İtalya ile ortak projelerde kullanılabilir. AB-Türkiye Göç Mutabakatı, her iki ülkenin de desteklediği bir başarı hikayesi olarak öne çıkıyor. Ancak Almanya ve İtalya’nın karşı karşıya olduğu zorluklar da benzer.
Ayrıca her iki ülke, iç politikadaki popülist hareketler ve ekonomik baskılarla mücadele ediyor. Almanya’da AfD’nin yükselişi, İtalya’da Meloni’nin popülist liderliği, AB’nin ortak değerleriyle zaman zaman çelişiyor. Enerji güvenliği, her iki ülke için de kritik bir mesele.
AB’NIN GÜVENLIK MIMARISI, ALMANYA VE İTALYA’NIN TAMAMLAYICI KATKILARIYLA ŞEKILLENMEYE DEVAM EDECEK. MERZ VE MELONI’NIN LIDERLIKLERI, BU SÜRECIN HEM FIRSATLARINI HEM DE RISKLERINI ORTAYA KOYUYOR. NIHAYETINDE AVRUPA’NIN GÜVENLIK SAHNESINDE, ALMANYA VE İTALYA’NIN STRATEJIK DANSI, KITANIN GELECEĞINI ŞEKILLENDIREN BIR FIRTINA GIBI ESMEYE DEVAM EDIYOR; BU SAHNEDE TÜRKIYE’NIN YÜKSELEN RITMI ISE HENÜZ ANLATILMAMIŞ BIR EPIK HIKAYENIN HABERCISI OLABILIR.
Öte yandan, Rus enerjisine bağımlılığın azaltılması, hem Almanya hem de İtalya’yı alternatif kaynaklara yöneltiyor. Almanya’nın yenilenebilir enerjiye yatırımları ve İtalya’nın TAP gibi projeleri, bu ortak hedefi yansıtıyor. Yakın gelecekte, Almanya ve İtalya’nın AB güvenlik mimarisindeki rolleri, AB’nin küresel bir güvenlik aktörü olma yolundaki başarısını belirleyecek. Zaten, Almanya’nın liderliği, AB’nin doğu kanadındaki Rus tehdidine karşı koordine bir yanıt geliştirmesini sağlarken, İtalya’nın Akdeniz’deki rolü, göç ve enerji güvenliği gibi konularda AB’nin güney sınırlarını güçlendiriyor. Türkiye ile ilişkiler, her iki ülkenin de bu rollerini pekiştirebilir. AB’nin güvenlik mimarisi, Almanya ve İtalya’nın tamamlayıcı katkılarıyla şekillenmeye devam edecek. Merz ve Meloni’nin liderlikleri, bu sürecin hem fırsatlarını hem de risklerini ortaya koyuyor. Nihayetinde Avrupa’nın güvenlik sahnesinde, Almanya ve İtalya’nın stratejik dansı, kıtanın geleceğini şekillendiren bir fırtına gibi esmeye devam ediyor; bu sahnede Türkiye’nin yükselen ritmi ise henüz anlatılmamış bir epik hikayenin habercisi olabilir.
KONUYLA İLGILI OKUMA TAVSIYESI
- Dr. Mehmet Atay, “Stratejik Ulusal Güvenlik İstihbaratı”, Strateji Dergisi, s.89.
- HANÇER, Hakan, Gelecekle Savaş: Yüzyılın Bilimi ve Geleceğin Savaşları, Atayurt Yayınevi, Ankara, 2020.
- Kara Harp Okulu, Birinci Sistem Mühendisliği ve Savunma Uygulamaları Sempozyumu Bildiriler I-II, 1995, Ankara.
- MGK Genel Sekreterliği, Küresel Eğilimler, 2012, Ankara.