TIPIK BIR KÜÇÜK ADA EKONOMISI ÖZELLIKLERI TAŞIYAN KKTC EKONOMISI; KÜÇÜK ÖLÇEKLI BIR IÇ PAZAR, KISITLI DOĞAL VE BEŞERI KAYNAKLARI ILE AĞIRLIKLI OLARAK HIZMET SEKTÖRÜNE / ÜRETIMINE DAYALI MIKRO EKONOMIK BIR YAPIYA SAHIPTIR. BUNUNLA BIRLIKTE EKONOMIK GELIŞIM, DIŞ PAZARLARA ERIŞIM VE DIŞ TALEBI ARTIRARAK SAĞLANMAYA ÇALIŞILMAKTADIR. KKTC’NIN BAŞLICA GELIR KAYNAKLARI TURIZM VE YÜKSEKÖĞRENIM BAŞTA OLMAK ÜZERE HIZMETLER SEKTÖRÜDÜR. DIĞER SEKTÖRLER DE BU HIZMETLER SEKTÖRÜNÜN BÜYÜMESINDEN ETKILENMEKTE VE BU PARALELDE BÜYÜMEKTEDIR.
Kıbrıs, Akdeniz’in üçüncü büyük adasıdır. Stratejik öneme sahip adanın toplam yüzölçümü 9.251 km² olup KKTC’nin yüzölçümü ise 3.355 km²’dir. KKTC yüzölçümü adanın yaklaşık %36’sına tekabül ederken, İngiliz üslerinin yüzölçümü ise 256 km², ara bölgenin yüzölçümü ise 244 km²’dir.
Adada yerleşmenin M.Ö 1500’lü yıllarda başladığı düşünülmektedir. Bu zamana kadar farklı kültürler Kıbrıs’a hakim olmuş, Ada, 1571 yılında Osmanlı egemenliğine girmiştir. Daha sonra ise 1878 yılında İngiliz yönetimine geçilmiştir. İngiltere himayesiyle başlayan Türk ve Rum anlaşmazlıkları, 1950’den sonra şiddetini iyice artırmış, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile adada yaşayan Türkler için yeni ve güvenli bir dönem başlamıştır. 15 Kasım 1983’te ise Kıbrıs Türk Federe Devleti meclisi self-determinasyon hakkını kullanarak oy birliği ile aldığı kararla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.
Bugün bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdüren KKTC, 475 bin üzerinde nüfusa sahiptir. KKTC’de yaklaşık 110 bin üniversite öğrencisi bulunmaktadır. Uluslararası alanda tanınmadığı için ekonomik ve siyasi ambargolar altında da olsa tipik bir ada ekonomisine sahip ülke, Türkiye ile ayrılmaz bir parçası olarak Türkiye’nin destekleriyle varlığını devam ettirmektedir. KKTC, tıpkı yeşil hatta bulunan sınır kapısında yazdığı gibi “Turkish Republic Northern Cyprus Forever” sonsuza kadar var olacaktır.
1. KIBRIS VE KKTC’YE GİDEN SÜREÇ
Kıbrıs adası ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne giden süreç, özellikle 1950’lerden itibaren sancılı bir dönem olarak karşımıza çıkar.
Kıbrıs, stratejik önemi itibariyle tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapmış bir adadır. 1571-1878 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğinde olan Kıbrıs’ın Türk ve Rum ahalisi uyum içinde yaşarken, Osmanlı himayesindeki milletlerin bağımsızlık hareketleri Kıbrıs’a da yansımış, 1821-1829 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’na karşı yürütülen ayaklanma, Kıbrıs’ta Yunan milliyetçiliğinin canlanmasına yol açmıştır.
1878 Kıbrıs Sözleşmesi uyarınca, adanın idaresini 1878’de Büyük Britanya üstlenmiş ancak, ada hukuken Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olmaya devam etmiştir. Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’na girince ise Büyük Britanya Kıbrıs’ı tek taraflı olarak ilhak etmiştir. 1925 yılında ise ada resmen Kraliyet Kolonisi haline getirilmiştir. Büyük Britanya’nın ilhakı sonrası, Kıbrıs’ta Kıbrıs Rumlarının enosis taleplerinin yoğunlaştığı görülmektedir. Bu maksatla 1931 yılında Rumlar, Britanya varlığına karşı ayaklanmıştır. Sonrasında ise Rum Ortodoks Kilisesi’nin öncülüğünde ve Yunanistan’ın desteğiyle, Kıbrıs’ın Britanya Kraliyet kolonisi statüsünü sona erdirmek ve adanın Yunanistan ile birleşmesini sağlamak için askeri bir kampanya yürütmek amacıyla Rum terör örgütü EOKA kurulmuştur. Bu süreç sonrasında ise adada EOKA katliamları başlamıştır. 1959’a gelindiğinde ise mevcut durum Kıbrıs Türkleri ve Britanya yönetimi için katlanılmaz ve sıkıntılı bir hal almıştır.
Akabinde 1960 yılında; Kıbrıs Türk Lideri, Kıbrıs Rum Lideri, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında Londra ve Zürih Antlaşmaları aracılığıyla bir uzlaşı sağlanmıştır. Uzlaşı neticesinde de Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkı arasında; Kuruluş, Garanti ve İttifak Antlaşmaları isimli uluslararası antlaşmalar uyarınca, Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklığı kurulmuş ve böylece Kıbrıs bağımsızlığını kazanmıştır. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye garantörlük hakları tanınırken, Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının kurucu ortaklar olarak siyasi eşitliğini sağlanmış ve yönetim sistemi fonksiyonel federalizm olarak tasarlanmıştır.
Yeni Cumhuriyet için barış ve huzur ortamı sadece üç yıl sürebilmiştir. 1963 yılına gelindiğinde, Rumlar, Türklerin yok edilmesi ve adanın Yunanistan’a ilhakı projesi olan Akritas Planını hayata geçirmek amacıyla, Türklerin adadaki haklarını gasp etmeyi ve onların eşit kurucu ortak statüsünü azınlık statüsüne indirgemeyi hedefleyen, “On Üç Madde” olarak bilinen anayasa değişikliği önerisini sunmuşlar ancak, Kıbrıs Türkleri anayasa değişikliğine karşı çıkmışlardır. Böyle olunca da Kıbrıs Türk halkına karşı sivil katliamlar şiddetlenmiştir. Aralık 1963’te ada genelinde Kıbrıs Türklerine karşı planlı bir “etnik temizlik” başlatılmış, kadın ve çocukların da olduğu çok sayıda sivil silahlı Kıbrıs Rum paramiliterler tarafından öldürülmüş ya da yaralanmıştır. Kıbrıs Türk nüfusunun dörtte biri kendi ülkesinde mülteci durumuna düşmüştür. Birçoğundan haber alınamamış ve Rumlarının zulmünden kurtulanlar, etrafı kuşatılmış küçük bölgelere hapsedilmiştir. Kısa bir süre içinde Kıbrıs Türk milletvekilleri, hakimleri ve diğer görevlileri devletin tüm organlarından atılmıştır. Kıbrıs Rumları ortaklık devletinin yönetimini yasa dışı bir şekilde ele geçirmiş, bir süre sonra Kıbrıs Rum yönetimi, 1960 Anayasası’nın temel ve değiştirilemez maddelerini tek taraflı olarak değiştirmiştir. Rumların Kıbrıs Türk halkına yönelik eşi görülmemiş zulmü, şiddeti ve insan hakkı ihlalleri sonucunda, 1963 yılında adayı iki bölgeye ayıran “Yeşil Hat” belirlenmiş ve BM Barış Gücü 4 Mart 1964’te adaya konuşlandırılmıştır.
Kıbrıs Türkleri, 1963-1974 yılları arasındaki on yıldan fazla sürede kuşatılmış küçük bölgelerde yaşamaya zorlanmıştır. 103 Kıbrıs Türk köyü, sahadaki BM barış gücü de dahil olmak üzere uluslararası toplumun gözü önünde yok edilmiştir. Böylece 1960 yılında iki uluslu kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, salt bir Kıbrıs Rum devletine dönüştürülmüştür.
Barış harekatının yapıldığı 1974’e kadar Türkiye duruma müdahale edeceğini uluslararası kamuoyuna defalarca bildirmiş, sorunların barışçıl olarak çözülmesi için çaba göstermiştir. Ne var ki 15 Temmuz 1974’te Atina’daki Yunan askeri cuntası, Kıbrıs Rum terör örgütü EOKA ile iş birliği içinde, Kıbrıs’ta derhal enosisi gerçekleştirmeyi amaçlayan bir darbe düzenlemiştir. Ada, daha fazla kan dökülme tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, Türkiye, 20 Temmuz 1974’te 1960 Garanti Antlaşması’nın IV. maddesi uyarınca askeri müdahalede bulunmuş, adanın Yunanistan’a ilhakını ve aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin tamamen yok edilmesini de engellemiştir.
Sonraki süreçte ise BM himayesinde 2 Ağustos 1975’te Viyana’da yapılan müzakerelerin üçüncü turunda iki taraf arasında varılan Gönüllü Nüfus Mübadelesi Antlaşması uyarınca adadaki Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkları, sırasıyla Kuzey ve Güney Kıbrıs’a nakledilmiştir. İlerleyen süreçte Kıbrıs Türk halkı tarafından Özerk Kıbrıs Türk Yönetimi kurulmuş, Kıbrıs Türk halkının yasama, yürütme ve yargı yetkileri, 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti ile gelişmeye devam etmiş, özden gelen egemenlik haklarının ve kendi kaderini tayin hakkının kullanılmasıyla, 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğu tüm dünyaya ilan edilmiştir.
2. KKTC GENEL EKONOMİK GÖRÜNÜM
Tipik bir küçük ada ekonomisi özellikleri taşıyan KKTC ekonomisi; küçük ölçekli bir iç pazar, kısıtlı doğal ve beşeri kaynakları ile ağırlıklı olarak hizmet sektörüne / üretimine dayalı mikro ekonomik bir yapıya sahiptir (KTTO, 2024: 4). Bununla birlikte ekonomik gelişim, dış pazarlara erişim ve dış talebi artırarak sağlanmaya çalışılmaktadır. KKTC’nin başlıca gelir kaynakları turizm ve yükseköğrenim başta olmak üzere hizmetler sektörüdür. Diğer sektörler de bu hizmetler sektörünün büyümesinden etkilenmekte ve bu paralelde büyümektedir. Tarım ve sanayi sektörleri özellikle gelişen turizm ve yükseköğrenim gibi diğer sektörlere girdi sağlayacak, belli karşılaştırmalı üstünlüğe sahip yerel ürünler ile niş ürünlerin ihracatını geliştirecek bir yapıda piyasaya daha yüksek katma değer yaratabilme potansiyeline sahiptir (KTTO, 2024: 4). KKTC’nin başlıca verileri yer almaktadır. 132 milyar TL’lik GSYH’ya sahip ülkeyi, her yıl iki milyona yakın (bu rakamın %82’sini Türkiye’den gelen turistler oluşturmaktadır) turist ziyaret etmektedir. KKTC’nin dış ticaretinde de en büyük partneri Türkiye’dir.
2023 ve 2024 yıllarına ilişkin KKTC bütçe rakamları yer almaktadır. Dikkat çeken husus ise 2024 yılı bütçe açığındaki artıştır. 2025 bütçesinde de 18 milyar TL’lik bir açık öngörülmektedir. Söz konusu durumun en önemli etkenlerinden birisi de artan döviz kurları ve enflasyon olarak ifade edilebilir.
3. 2025 YILI MALİ VE İKTİSADİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti arasında 21 Mart 2025 tarihinde Ankara’da imzalanan 2025 Yılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İktisadi ve Mali İş birliği Anlaşması, 3 Mayıs 2025 tarih ve 32889 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Anlaşma kapsamında KKTC, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İşbirliği Çerçeve Belgesi Eylem Planında yer alan reform ve eylemleri gerçekleştirmeyi, ayrıca Mali disiplin çerçevesinde, kamu maliyesi için gelir artırıcı ve gider azaltıcı tedbir, reform ve yasaları hayata geçirerek, Anlaşma süresince Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2025 Mali Yılı Bütçe Yasalarında yerel bütçe açığını azaltmayı taahhüt etti. Anlaşma çerçevesinde Türkiye ise; 19 milyar TL’ye kadar olmak üzere Türk lirası cinsinden hibe yardımında bulunmayı ve de 2 milyar TL’ye kadar olmak üzere Türk lirası cinsinden ABD Doları karşılığı kredi yardımında bulunmayı taahhüt etmiştir.
Anlaşma kapsamında iş birliği alanları ise özetle şöyledir:
Türkiye, KKTC’nin güvenliğinin sağlanmasına yönelik faaliyetlere devam edecektir.
KKTC’nin iç güvenliği alanında somut ve etkin ikili iş birlikleri yapılacaktır.
KKTC’ye yapılan desteklerde etkinlik, etkililik ve verimlilik esaslarını gözeterek, ortak izleme ve değerlendirme mekanizmaları daha da ileriye taşınacaktır.
KKTC kamu maliyesinde bütçe dengesinin sağlanması ve sürdürülebilir yapıya kavuşturulması konusunda iş birliği yapılacaktır.
KKTC’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve yenilenebilir enerjiye erişimin artırılması konusunda birlikte hareket edilecektir.
KKTC sanayisinin rekabet gücünün geliştirilerek daha yüksek katma değerli üretim kapasitesinin oluşturulmasında gereken adımlar atılacak ve OSB altyapı yatırımlarına ağırlık verilecektir.
Sanayici, küçük esnaf ve zanaatkarların desteklenmesine yönelik ortak programlar yürütülecek ve girişimcilik desteklenecektir. ...
KKTC’nin dış temsilinin etkinleştirilmesini ve geliştirilmesini teminen eşgüdüm içerisinde çalışmalar sürdürülecektir.
Anlaşma çerçevesinde belirlenen eylem planındaki reform alanları ve reform konuları ise şunlardır:
KAMU MALİYESİ
Kamu maliyesinde etkinliğin ve sürdürülebilirliğin artırılması.
KAMU YÖNETİMİ
Dijital dönüşümün sağlanması,
Tapu ve kadastro altyapısının güçlendirilmesi,
Kişisel verilerini koruma kurulunun altyapısının güçlendirilmesi.
DEVLET KURAN SON TÜRK, KIBRIS DAVASININ EFSANE ISMI, KKTC’NIN KURUCU CUMHURIBAŞKANI MERHUM RAUF DENKTAŞ’IN IFADESIYLE “DEVLET HAYSIYETTIR, NAMUSTUR, CIDDIYETTIR, BIR VARLIKTIR”. KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURIYETI DE BU ŞIAR ILE KURULMUŞ EN GENÇ TÜRK DEVLETLERINDENDIR. ULUSLARARASI ALANDA TANINMAMASINDAN DOLAYI EKONOMIK VE SIYASI ZORLUKLAR YAŞAMASINA RAĞMEN KKTC, TÜRKIYE’NIN DESTEĞI VE IŞ BIRLIĞI ILE GELIŞIME AÇIK ÖNEMLI BIR TURIZM ÜLKESI OLMA POTANSIYELINE SAHIPTIR.
SONUÇ
Devlet kuran Son Türk, Kıbrıs davasının efsane ismi, KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Merhum Rauf Denktaş’ın ifadesiyle “Devlet haysiyettir, namustur, ciddiyettir, bir varlıktır”. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bu şiar ile kurulmuş En Genç Türk devletlerindendir. Uluslararası alanda tanınmamasından dolayı ekonomik ve siyasi zorluklar yaşamasına rağmen KKTC, Türkiye’nin desteği ve iş birliği ile gelişime açık önemli bir turizm ülkesi olma potansiyeline sahiptir. 2025 yılı İktisadi ve Mali İş birliği Anlaşması ile KKTC, hak ettiği yere ve potansiyeline ulaşma sürecinde daha hızlı yol alacaktır.