Harbin Yeni Boyutu Olarak Uzay

Harbin Yeni Boyutu Olarak Uzay

BÜYÜK GÜÇLER, 2050 YILINA KADAR UZAYDA KALICI BIR VARLIK GÖSTERME, STRATEJIK KAYNAKLARDAN FAYDALANMA VE JEOPOLITIK ÜSTÜNLÜK KURMA YÖNÜNDE IDDIALI VE UZUN VADELI HEDEFLER BELIRLEMIŞ DURUMDADIR. BU HEDEFLER, BILIMSEL KEŞIF ARZUSUNUN YANI SIRA, YERYÜZÜNDEKI GÜÇ DENGELERINI ŞEKILLENDIRECEK ASKERI-STRATEJIK MOTIVASYONLAR DA TAŞIMAKTADIR. BU YARIŞ, ÇOK KUTUPLU BIR UZAY REKABETI ORTAMI YARATIRKEN, ABD VE ÇIN EKSENINDEKI REKABET GELECEĞIN STRATEJIK DENGESINI BELIRLEYECEKTIR.

ASTROPOLITIK ÇAĞININ BAŞLANGICI

Uzay, yirminci yüzyıl boyunca insanlığın keşif ve bilimsel merakının son sınırı olarak görülürken, yirmi birinci yüzyılda devlet gücünün, küresel ekonominin ve askeri stratejinin merkezine yerleşen kritik bir jeopolitik rekabet alanına dönüşmüştür. Yeryüzündeki güç mücadelesi, artık yörüngeye ve ötesine taşınarak yeni bir boyut kazanmıştır. Uzay Strateji uzmanı Everett Dolman’ın “astropolitik” olarak adlandırdığı bu yeni dönem, coğrafyanın kader olduğu gerçeğini göklere taşımakta ve uzayın stratejik “yüksek zeminini” (high ground) kontrol edenin, yeryüzünü de kontrol edebileceği varsayımını güçlendirmektedir.

İletişimden seyrüsefere, finansal işlemlerden askeri komuta-kontrole kadar modern yaşamın ve savaşın altyapısı, büyük ölçüde uzay tabanlı sistemlere bağımlı hale gelmiştir. Bu durum, uzayı hem paha biçilmez bir varlık hem de rakipler için cazip bir hedef kılarak, onu kaçınılmaz bir şekilde askerîleşmiş bir alana dönüştürmektedir. Günümüzde bir ülkenin askeri gücü, sadece karadaki tankların, gemilerin veya savaş uçaklarının sayısıyla değil, yörüngedeki uydu altyapısının sağlamlığı ve esnekliğiyle de ölçülmektedir.

1. UZAY COĞRAFYASI VE STRATEJIK KONUMLANMA

Tıpkı yeryüzündeki dağ geçitlerinin, boğazların ve kaynak zengini toprakların ulusların kaderini şekillendirmesi gibi, uzaydaki belirli bölgeler de askeri ve ticari faaliyetler için hayati bir stratejik önem taşımaktadır. Bu “astropolitik coğrafya”, yirmi birinci yüzyıl rekabetinin yeni haritasını çizmektedir. Devletler, bu coğrafyanın kilit noktalarında konumlanarak stratejik avantaj elde etme, rakiplerini engelleme ve gelecekteki kaynaklardan pay alma yarışına girmiş durumdadır. Bu yarışın merkezinde, yeryüzündeki ABD-Çin güç mücadelesinin bir yansıması olarak, yörüngesel ve Dünya Ay arası (cis lunar) alanların kontrolü yatmaktadır.

1.1. YERYÜZÜ YÖRÜNGELERI: STRATEJIK AVANTAJ ALANLARI

Dünya’yı çevreleyen yörüngeler, uzaydaki en temel ve en yoğun kullanılan stratejik bölgelerdir. Her bir yörünge katmanı, farklı askeri ve sivil amaçlara hizmet ederek kendine özgü avantajlar ve zorluklar sunar:

  • Alçak Yer Yörüngesi (LEO): Yeryüzünden yaklaşık 2.000 kilometre yüksekliğe kadar uzanan LEO, uzaydaki en yoğun ve rekabetçi alandır. İstihbarat, Gözetleme ve Keşif (ISR) uyduları, yüksek çözünürlüklü görüntüleme yetenekleri sayesinde bu yörüngeyi tercih eder. Aynı zamanda, SpaceX’in Starlink gibi binlerce uydudan oluşan mega takımyıldızları, küresel internet erişimi sağlamak amacıyla burada konuşlandırılmaktadır. Bu yoğunluk, bir çatışma anında LEO’daki varlıkları düşman saldırılarına karşı son derece savunmasız bırakmaktadır. Artan uydu sayısı ve kinetik uydusavar (ASAT) testlerinden kaynaklanan uzay enkazı, bu yörüngedeki en büyük tehditlerden biridir. Kontrolsüz bir enkaz zincirleme reaksiyonu olan Kessler Sendromu riski, LEO’nun bir enkaz tarlasına dönüşerek, sonraki nesiller için uzaya erişimi on yıllarca imkânsız hale getirme potansiyelini barındırmaktadır. Bu senaryo, sadece askeri bir tehdit değil, aynı zamanda modern medeniyetin işleyişini ciddi şekilde tehlikeye atacak bir felakettir.

2.000 ILA 35.786 KILOMETRE IRTIFA ARALIĞINI KAPSAYAN MEO, ÖNCELIKLE KÜRESEL SEYRÜSEFER UYDU SISTEMLERI (GNSS) IÇIN KULLANILIR. ABD’NIN GPS, RUSYA’NIN GLONASS, ÇIN’IN BEIDOU VE AVRUPA’NIN GALILEO SISTEMLERI BU YÖRÜNGEDE YER ALIR. BU SISTEMLER, HASSAS GÜDÜMLÜ MÜHIMMATLARDAN INSANSIZ HAVA ARAÇLARININ SEYRÜSEFERINE, LOJISTIK OPERASYONLARDAN ASKERLERIN KONUM BELIRLEMESINE KADAR MODERN ASKERI OPERASYONLARIN TEMELINI OLUŞTURUR. BU NEDENLE MEO’DAKI UYDULAR, BIR SAVAŞIN BAŞLANGICINDA DÜŞMANIN SEYRÜSEFER VE ZAMANLAMA YETENEKLERINI FELÇ ETMEK IÇIN BIRINCIL HEDEFLER ARASINDA YER ALIR.

  • Yüksek Yer Yörüngesi (GEO): Yeryüzünden tam 35.786 kilometre yükseklikte bulunan ve uyduların Dünya’nın dönüş hızıyla senkronize hareket ettiği GEO, bir uydunun gezegenin yüzeyinin yaklaşık %42’sini sürekli olarak görmesine olanak tanır. Bu eşsiz özellik, onu askeri haberleşme, yayıncılık ve balistik füze fırlatmalarını tespit eden erken uyarı uyduları için ideal bir konum haline getirir. Dünyaya göre sabit konumu sayesinde, GEO’daki varlıklar komuta-kontrol zincirinin sürekliliği ve stratejik caydırıcılık için hayati önem taşır.

1.2. DÜNYA AY ARASI UZAY (CISLUNAR): YENI STRATEJIK UFUK

Cislunar Latince cis ekinden türetilmiş bir terimdir. Dünya ile Ay arasındaki uzay bölgesini ifade eder. Bu bölgedeki Lagrange Noktaları, bir sonraki stratejik “yüksek zemin” olarak görülmektedir. Lagrange Noktaları, Dünya ve Ay gibi iki büyük gök cisminin kütleçekim kuvvetlerinin dengelendiği, uzay araçlarının minimum yakıtla sabit kalabildiği özel konumlardır. Etkin bir şekilde bu noktalar, Dünya-Ay sisteminde minimum yakıt harcamasıyla uzun süreli görevler için ideal “stratejik park yerleri” olarak kabul edilebilir.

Bu bölgenin kontrolü, yeryüzündeki ABD-Çin güç mücadelesinin doğrudan bir vekalet alanına dönüşmektedir ve stratejik önemi hem askeri hem de ekonomik potansiyelinden kaynaklanmaktadır. Askerî açıdan, Cislunar uzay, yeryüzündeki ve yörüngedeki hedeflere yönelik operasyonlar için bir gözetleme, ikmal ve hazırlık üssü işlevi görebilir. Bu bölgede kurulacak bir askeri varlık, Dünya yörüngesindeki faaliyetleri denetleme ve potansiyel olarak engelleme yeteneği sunarak önemli bir stratejik avantaj sağlayabilir. Ekonomik olarak ise, Ay’ın güney kutbunda varlığı teyit edilen su buzu, roket yakıtı (hidrojen ve oksijen) üretimi için kritik bir kaynak olarak görülmektedir. Ayrıca, Ay yüzeyinde bulunan ve gelecekteki nükleer füzyon reaktörleri için potansiyel bir yakıt olan Helyum-3 gibi nadir elementler, uzay madenciliğinin önünü açabilir.

1.3. BLOKLAŞMA VE HUKUKI ZEMIN: ARTEMIS VE ILRS

Cislunar uzayın ve Ay kaynaklarının artan önemi, devletleri bu yeni coğrafyada hukuki ve siyasi nüfuz alanları yaratmaya itmiştir. Bu durum, uzayda iki ana jeopolitik bloğun ortaya çıkmasına neden olmuştur:

  • Artemis Mutabakatı (Artemis Accords): ABD liderliğindeki bu girişim, Ay’da ve Cislunar uzayda “barışçıl” keşif ve kaynak kullanımı için bir dizi ilke belirlemektedir. Mutabakat, imzacılarına Ay kaynaklarını çıkarma ve kullanma hakkı tanırken, bu faaliyetlerin şeffaf ve çatışmasız bir şekilde yürütülmesi için “güvenlik bölgeleri” oluşturulmasını önermektedir. Bu, fiili olarak Ay’da mülkiyet iddialarının önünü açabilecek bir adım olarak yorumlanmaktadır.

  • Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu (ILRS): Çin ve Rusya’nın öncülük ettiği bu proje, Artemis Mutabakatı’na bir alternatif olarak sunulmaktadır. ILRS, Ay’da ortak bir bilimsel araştırma üssü kurmayı hedeflemektedir. Bu girişim, sadece bilimsel bir iş birliği değil, aynı zamanda ABD liderliğindeki uzay yönetişim modeline karşı bir jeopolitik denge unsuru oluşturma ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde teknolojik ve diplomatik bir bağımlılık yaratarak ABD liderliğindeki düzene rakip olma amacı taşımaktadır.

BU JEOPOLITIK VE HUKUKI AYRIŞMA, SADECE DIPLOMATIK BIR REKABET OLMANIN ÖTESINDE, FARKLILAŞAN ASKERI UZAY TEŞKILATLARININ VE DOKTRINLERININ ORTAYA ÇIKMASINA STRATEJIK BIR ZEMIN VE GEREKÇE SAĞLAMAKTADIR.

2. UZAYIN ASKERILEŞTIRILMESI: TEŞKILATLAR VE DOKTRINLER

Uzayın artık yadsınamaz bir savaş alanı olarak kabul edilmesi, büyük güçleri bu alana özgü askeri teşkilatlar kurmaya ve savaş doktrinlerini uzayı içerecek şekilde kökten değiştirmeye zorlamıştır. Önceki bölümde analiz edilen jeopolitik bloklaşma, bu askeri yapılanmalar için stratejik çerçeveyi oluşturmaktadır.

2.1. AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI: UZAY KUVVETLERI VE ÇOK ALANLI OPERASYONLAR

ABD, 20 Aralık 2019’da ABD Uzay Kuvvetleri’ni (U.S. Space Force) kurarak uzayı bağımsız bir askeri alan olarak resmen tanıyan ilk ülke olmuştur. Uzay Kuvvetleri’nin temel görevleri üç ana başlıkta toplanır: Uzay Üstünlüğü (Space Superiority), Küresel Görev Operasyonları (Global Mission Operations) ve Garantili Uzay Erişimi (Assured Space Access). Doktrinel olarak Uzay Kuvvetleri, ABD Ordusu’nun “Çok Alanlı Operasyonlar” (Multi-Domain Operations) konseptinin merkezinde yer alır.

2.2. ÇIN: STRATEJIK DESTEK GÜCÜNDEN BAĞIMSIZ KUVVETLERE

Çin, uzay, siber ve elektronik harp yeteneklerini 2015 yılında kurduğu Halk Kurtuluş Ordusu Stratejik Destek Gücü (PLASSF) altında birleştirerek bu alanlardaki entegrasyonu hedeflemiştir. Ancak, Nisan 2024’te yapılan radikal bir reformla PLASSF lağvedilmiş ve yerine doğrudan Merkezi Askeri Komisyon’a bağlı üç bağımsız birim kurulmuştur: Hava-Uzay Gücü (Aerospace Force), Siber Uzay Gücü (Cyberspace Force) ve Bilgi Destek Gücü.

2.3. RUSYA: HAVA-UZAY KUVVETLERI BÜTÜNLÜĞÜ

Rusya, 2015 yılında Hava Kuvvetleri, Hava ve Füze Savunma Birlikleri ve Uzay Kuvvetleri’ni tek bir çatı altında birleştirerek Rus Hava-Uzay Kuvvetleri’ni (Aerospace Forces) kurmuştur. Bu bütünleşik yapı, Rus askeri doktrininin uzaya bakışını yansıtmaktadır. Moskova için uzay, öncelikle stratejik füze savunması, nükleer erken uyarı sistemleri ve genel nükleer caydırıcılıkla sıkı bir entegrasyon içindedir.

2.4. DIĞER AKTÖRLER: NATO VE YÜKSELEN GÜÇLER

Büyük güçlerin adımlarına paralel olarak, diğer uluslararası aktörler de uzayın artan askeri önemini kabul etmektedir. NATO, 2019 yılında uzayı operasyonel bir alan olarak tanımıştır. Fransa, Birleşik Krallık, Hindistan ve Avustralya gibi ülkeler de kendi ulusal uzay komutanlıklarını kurarak bu alandaki askeri varlıklarını resmileştirmişlerdir.

3. YÖRÜNGEDEKI MÜCADELE: NEDENLER, YÖNTEMLER VE GELECEK

Modern toplumların ve orduların uzay tabanlı sistemlere olan hayati bağımlılığı, bu sistemleri kaçınılmaz olarak bir çatışmanın ilk ve en önemli hedefleri arasına sokmuştur.

3.1. MÜCADELENIN SEBEBI: STRATEJIK BAĞIMLILIK

Günümüz askeri operasyonları, uzay olmadan düşünülemez. Hassas güdümlü füzeler hedeflerini GPS uydularından gelen sinyallerle bulur. Komuta merkezleri ile sahadaki birlikler arasındaki iletişim, askeri haberleşme uyduları aracılığıyla sağlanır. Düşman hareketleri, ISR uydularının sağladığı anlık görüntüler ve verilerle tespit edilir.

3.2. KARŞI-UZAY (COUNTERSPACE) OPERASYON YETENEKLERI VE YÖNTEMLERI

  • Kinetik Silahlar: Bu silahlar, uyduları fiziksel olarak yok etmeyi amaçlar. En bilinen örneği, karadan fırlatılan uydusavar füzeleridir (ASAT). Çin (2007), ABD (2008), Hindistan (2019) ve Rusya (2021) kendi uydularını füzeyle vurarak bu yeteneği test etmiştir.

  • Kinetik Olmayan Silahlar: Sinyal bozucular (jammers) ve siber saldırılar. Rusya’nın Ukrayna işgalinin hemen başında Viasat uydu ağına yönelik gerçekleştirdiği siber saldırı bu tehdidin ciddiyetini ortaya koymuştur.

  • Yönlendirilmiş Enerji Silahları: Yüksek enerjili lazer sistemleri, uyduların hassas optik sensörlerini geçici olarak körleştirebilir (dazzling) veya kalıcı olarak yakabilir.

  • Yörüngesel Tehditler: Diğer uydulara tehlikeli bir şekilde yaklaşarak casusluk yapabilen veya onlara robotik kollarla müdahale edebilen “ko-orbital” uydular.

3.3. ÇATIŞMANIN EVRIMI: “UZAY BLITZKRIEG” VE YIKICI SONUÇLAR

Gelecekte büyük güçler arasında yaşanacak bir çatışmanın, yeryüzünde tek bir kurşun atılmadan önce uzayda başlayabileceği öngörülmektedir.

GELECEKTE BÜYÜK GÜÇLER ARASINDA YAŞANACAK BIR ÇATIŞMANIN, YERYÜZÜNDE TEK BIR KURŞUN ATILMADAN ÖNCE UZAYDA BAŞLAYABILECEĞI ÖNGÖRÜLMEKTEDIR. ANALISTLER, BIR RAKIBIN KOMUTA-KONTROL, ISTIHBARAT VE HASSAS VURUŞ YETENEKLERINI ANINDA FELÇ ETMEK AMACYLA UZAY SISTEMLERINE YÖNELIK ANI VE KAPSAMLI BIR SALDIRI OLAN “UZAY BLITZKRIEG” SENARYOSUNU DEĞERLENDIRMEKTEDIR. ÖRNEĞIN, ÇIN’IN TAYVAN’A YÖNELIK OLASI BIR MÜDAHALEDE, ABD’NIN MÜDAHALESINI CAYDIRMAK VEYA GECIKTIRMEK IÇIN AMERIKAN ISR VE ILETIŞIM UYDULARINI ASAT FÜZELERIYLE HEDEF ALMA OLASILIĞININ YÜKSEK OLDUĞU DÜŞÜNÜLMEKTEDIR.

Böyle bir senaryonun sonuçları felaket olabilir. Özellikle kinetik ASAT saldırıları, yörüngede on binlerce yüksek hızlı enkaz parçası yaratacaktır. Bu enkaz bulutu, Kessler Sendromu’nu tetikleyerek kontrolsüz bir çarpışma zincirine yol açabilir.

2050’YE DOĞRU ULUSAL HEDEFLER VE REKABET

Büyük güçler, 2050 yılına kadar uzayda kalıcı bir varlık gösterme, stratejik kaynaklardan faydalanma ve jeopolitik üstünlük kurma yönünde iddialı ve uzun vadeli hedefler belirlemiş durumdadır.

  • Amerika Birleşik Devletleri: Artemis programı ile Ay’da sürdürülebilir bir insan varlığı kurmayı ve LEO’da yüzlerce küçük uydudan oluşacak olan “Tracking Layer” gibi yeni nesil takımyıldızları geliştirmeyi amaçlamaktadır.

  • Çin: Çin’in uzay vizyonu, 2050 yılına kadar ABD ile her alanda eşit bir “uzay gücü” haline gelmektir. 2036 yılına kadar Rusya ile birlikte ILRS istasyonunu tam faaliyete geçirmeyi hedeflemektedir.

  • Rusya: Çin ile ILRS projesinde stratejik ortaklık yapmakta ve yeniden kullanılabilir Amur roketi gibi sistemler geliştirerek askeri uzay yeteneklerini modernize etmeyi hedeflemektedir.

  • Diğer Güçler: ESA, Hindistan ve Japonya gibi aktörler de kendi roketlerini ve misyonlarını geliştirerek bu çok kutuplu rekabette yerlerini almaktadırlar.

SONUÇ: YENI STRATEJIK DENGE VE BELIRSIZLIKLER

Yaptığımız araştırmanın ortaya koyduğu bulgular, uzayın artık insanlığın ortak barışçıl keşif alanı olmaktan çıktığını ve yeryüzündeki jeopolitik gerilimlerin yoğunlaştığı, askerileşmiş bir alana dönüştüğünü göstermektedir. Mevcut uluslararası uzay hukuku, özellikle 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması, günümüzün gerçeklikleri karşısında yetersiz kalmaktadır.

YERYÜZÜNDE GELECEKTEKI HERHANGI BIR BÜYÜK GÜÇ ÇATIŞMASI, KAÇINILMAZ OLARAK BIR UZAY BOYUTUNA SAHIP OLACAKTIR. BU YENI VE KARMAŞIK STRATEJIK DENKLEM, YIRMI BIRINCI YÜZYILIN GÜVENLIK ORTAMINI KÖKTEN ŞEKILLENDIRMEYE DEVAM EDECEKTIR.


KAYNAKÇA (Tam Liste)

  • Atlığ, Melike. “Rekabet Sarmalında ABD-Çin: Uzaya Yansıyan Rekabet.” Uluslararası İlişkiler ve Politika Dergisi 4, no. 2 (Haziran 2024): 38–57.

  • Cadiz, Byron. “542. Race for the Final Frontier: Why China is Highly Likely to Overtake the U.S. in Space Dominance by 2035.” Mad Scientist Laboratory (blog), 17 Temmuz 2025.

  • Cannon, Ryan T. “Implications of Strikes on Dual-Use Satellites: Lessons Learned from Terrestrial Warfare.” Air & Space Operations Review 2, no. 2 (Yaz 2023): 37–56.

  • Headquarters, Department of the Army. FM 3-0, Operations. Washington, D.C.: Headquarters, Department of the Army, Ekim 2022.

  • Kıllıoğlu, Murat. “Uzayın askeri amaçlı kullanımı ve Uzay Hukuku.” Yıldız Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 8, no. 2 (2024): 149–159.

  • Marshall, Tim. The Future of Geography: How Power and Politics in Space Will Change Our World. London: Elliott & Thompson, 2023.

  • Moon Daily. “Commercial and Military Uses of Cislunar Space.” Erişim tarihi 10 Haziran 2024. https://www.moondaily.com/reports/Commercial_and_Military_Uses_of_Cislunar_Space_999.html.

  • National Space Science Center, Chinese Academy of Sciences. “National Mid-and Long-term Plan for Space Science in China (2024-2050).” Erişim tarihi 10 Haziran 2024. http://en.nssc.cas.cn/sp/202405/t20240523_349940.html.

  • Pataki, Zsolt. “EU capabilities in space: Scenarios for space security by 2050.” European Parliamentary Research Service, Mart 2025.

  • Seyitoğlu, Zeynep. “Uzay Hukukunun Temel Kaynakları Çerçevesinde ASAT Testlerinin Hukukiliği.” Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi 29, no. 2 (2025): 753–802.

  • Social, Mentality and Researcher Thinkers Journal. “Çin’in Uzayda Yükselişi.” Social, Mentality and Researcher Thinkers Journal 6, no. 37 (Kasım 2020): 2197–2212.

  • Stein, Aaron. “Nuclear Weapons In Space: Orbital Bombardment and Strategic Stability.” Foreign Policy Research Institute, 16 Eylül 2025.

  • STM ThinkTech. 2050: Bir Uzay Destanı Uzay Çalışmalarında Gelecek Öngörüleri. Trend Analizi. Ankara: STM, Mayıs 2022.

  • The White House. National Space Policy of the United States of America. Washington, D.C., 9 Aralık 2020.

  • Uluslararası İlişkiler ve Politika Dergisi. “Uzay Hukuku ve Uluslararası Hukuk İlişkisinde Mevcut Sorunlara Dair Bir Analiz.” DergiPark 1, no. 1 (Aralık 2023): 195-207.

  • Weir, Peter. “Is Space Becoming the Next Front for War—and Traffic Jams?” Yale Insights, Yale School of Management. Erişim tarihi 10 Haziran 2024. https://insights.som.yale.edu/insights/is-space-becoming-the-next-frontfor-war-and-traffic-jams.