I. Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren Avrupa merkezli küresel bir savaştır. 1917'de Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşa katılmasına kadar bu savaş ABD basınında “Avrupa Savaşı” [1], Avrupa’da ise “Büyük Savaş” olarak adlandırılmıştır. Savaşın taraflarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu'nda genel savaş anlamında “Harb-i Umumi”, halk arasında ise “Seferberlik” olarak adlandırılmıştır [2].
Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına; Fransız Devriminin etkisiyle gelişen milliyetçilik akımları ve buna bağlı olarak bağımsızlık isyanlarının artması, devletlerarası bloklaşma, ham madde ve pazar arayışı, silahlanma yarışının hızlanması ve sömürgecilik başta gelen nedenler olarak sayılabilir. Ancak dünyanın 19.yy.dan beri devam eden silahlanma politikalarının bu savaşın ana nedenlerinden bir olduğu kabul edilmektedir [3].
Yeni silah teknolojilerindeki ilerlemeye karşılık, savunma tekniklerinin bu paralelde gelişmemesi savaşa katılan yaklaşık 9 milyon asker ve 13 milyona yakın sivil insanın hayatını kaybetmesinin ana nedenlerinden biri olmuştur[4]. I. Dünya Savaşı’ndan önceki savaşlar genellikle piyadelerin göğüs göğüse çarpışması şeklinde olmaktaydı silahların gelişmesine paralel olarak açık alanlarda çarpışan askerlerin uzaktan vurabilme kapasitelisinin artmasına neden oldu. Bu gelişmeler, dikenli tel ve mayınlarla birlikte açık arazide hareketi hem zor hem de tehlikeli hale getirildiğinden siper kazılmasını gerekli hale getirdi [5].
BIRINCI DÜNYA SAVAŞI'NDAKI SIPER SAVAŞI, ESAS OLARAK, ALMAN BIRLIKLERI ILE FRANSA, BÜYÜK BRITANYA VE DAHA SONRA AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI'NDEN GELEN MÜTTEFIK KUVVETLERI ARASINDAKI ÇATIŞMANIN YAŞANDIĞI KUZEY FRANSA VE BELÇIKA'NIN BIR BÖLGESI OLAN BATI CEPHESI’NDE YAŞANDI. EYLÜL 1914'TEKI MARNE MUHAREBESI'NDEN SONRA ALMANLAR AISNE NEHRI'NE GERI PÜSKÜRTÜLDÜ. ALMAN KOMUTAN GENERAL ERICH VON FALKENHAYN FRANSA VE BELÇIKA'DA KAZANDIĞI TOPRAKLARI KAYBETMEMEK IÇIN SIPER KAZILMASINI EMRETTI.
Siper savaşları, düşmanın hafif silah ateşinden iyi, topçu ateşinden ise kısmen korunabildiği, siperlerden oluşan hatlarının kullanıldığı bir kara savaşı türüdür [6]. Bu nedenlerle gelişen siperler, savaş alanlarının çarpışılan, dinlenilen, yemek yenilen, savaşın yönetiminin sağlandığı alanlar haline geldi ve gelişimleri Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar sürdü [7]. Her ne kadar siperlerin ilk kez I. Dünya Savaşı’nın (1914-1918) batı cephesinde kullanıldığı kabul edilse de; tarihte kaleleri düşman saldırılarından korumak ve savunmak için siperler kazıldığı bilinmektedir. Savaşlarda kazılan siperlerin bilinen en eski örneği; MS 530'da yapılmış olan Dara Muharebesinde rastlanmaktadır [8].
Birinci Dünya Savaşı’nın bütün cephelerinde var olan siperler; zemin seviyesi altında korunaklı ve çoğu iki- üç adam yan yana durabilecek kadar genişliğe sahip, gözetleme dürbünü olan, düşman siperleri ile arasında dikenli teller bulunan ve bir süre sonrası siperin ortasında yağmur suyu, çamur, idrar, dışkı vb. birikebildiği yapılardır. Siperler genel olarak zikzaklar halinde kazılmışlardır (Resim 1) [9].
Birinci Dünya Savaşı'ndaki siper savaşı, esas olarak, Alman birlikleri ile Fransa, Büyük Britanya ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen Müttefik kuvvetleri arasındaki çatışmanın yaşandığı kuzey Fransa ve Belçika'nın bir bölgesi olan Batı Cephesi’nde yaşandı. Eylül 1914'teki Marne Muharebesi'nden sonra (savaşın başlamasından bir ay sonra) Almanlar Aisne Nehri'negeri püskürtüldü. Alman komutan General Erich von Falkenhayn Fransa ve Belçika'da kazandığı toprakları kaybetmemek için siper kazılmasını emretti.
Ardından Aisne’yi (Resim 4) ele geçirmek için şehrin kuzey kıyısına varan İngilizler, ağır toplarla, makineli tüfeklerle silahlanmış, yüksek yerlerdeki siperlere yerleşmiş Almanlar tarafından durdurulacaktı. Müttefik komutanlar, sırtlarda siperler kazmış ve ormanlık alanla gizlenmiş Alman hatlarına saldırmak için siperden yoksun olarak birliklerini açıktaki yamaçlara saldırtarak yaptıkları her saldırı başarısız olacak ve bu saldırılarda 12.000 kayıp vereceklerdi. Dönemine göre modern bir savaşta savaşmak üzere eğitilmemiş olan komutanları, bir çözüm ve hatta bir strateji arayışındaydılar. Bu amaçla Almanlar gibi siperler kazmayı çare olarak gördüler.
Bu nedenle Batı Cephesi'nin ilk siperleri Aisne’de (Resim 3) kazılmıştı sonraki birkaç ay boyunca eşit durumda olan ordular, sürekli olarak siperlerini genişleterek birbirlerinin kanatlarından geçmeye çalıştı. Bu “denize doğru yarış”, Kuzey Denizi'nden İsviçre sınırına kadar uzanan iki paralel siper hattıyla sona erdi. Birinci Dünya Savaşı sırasında inşa edilen siperlerin tamamı uç uca döşense 40.000 km yol kat edebilecek uzunluktaydı (Resim 1, 2) [11].
Piyade askerleri tarafından barınmak için cephede kazılan uzun, dar siperler, Birinci Dünya Savaşı birliklerini makineli tüfek ateşinden ve topçu saldırılarından, korumak için tasarlanmıştı. Siper konumlarının türü ve niteliği, yerel koşullara bağlı olarak büyük farklılıklar gösteriyordu. Siper duvarlarında yağmurdan sonra çökme olabileceğinden ahşap, kum torbaları veya hasır gibi malzemelerden örülerek yapılmaktaydı. Örneğin zemin suyunun yüksek olduğu Belçika'da siper kazılmadan kum torbalar ve tahta kullanılarak inşa edilmişti. İtalya'nın bazı bölgelerinde kayalarda, Filistin’de çölde kazılmıştı. Fransa'da siperler kasaba ve köylerden, geçiyordu. Siperlerin her özelliği, kazan ve savunanlar için zorluklar barındırıyordu. Siperler düz çizgiler halinde değil, zikzak şeklinde inşa edildi (Resim 1).
Ön cephedeki siperler savunmanın ilk hattıydı. Siperlerin girişlerine yerleştirilen kum torbaları, askerlere isabet edebilecek mermileri durdurduğu için bu konuya özel önem veriliyordu. Siperlerin iç kısımlarına askerlerin çıkıp ateş edebildiği bir sekme inşa edilmekteydi. Aynı zamanda bu tümsekler askerlerin, nöbet görevindeyken veya bir düşman saldırısı beklendiğinde hazır tüfekleriyle etrafı görmelerini sağlamaktaydı (Resim 5).
Her iki tarafın siperleri arasında bulunan sahipsiz alan (No Man's Land'e), kazılan ve düşman hakkında bilgi edinmek için dinleme noktası olarak kullanılan "saps" adı verilen uzantılar da vardı. ön saflardaki askerlere yardım etmek için destek birlikleri ve gerekli malzemeleri tedarik ediyordu. Bunun yanında bu bölgeler düşmanın ön cephedeki siperleri işgal etmesi halinde geri çekilme noktası olarak da kullanılıyordu. Sığınaklar tipik olarak destek siperlerinin arkasında inşa ediliyordu (Resim 5). Destek siperinin arkasında, önceki iki siperin başarısız olması durumunda acil durum malzemelerini ve birlikleri barındıran yedek siperler vardı.
SIPER SAVAŞLARI, DÜŞMANIN HAFIF SILAH ATEŞINDEN IYI, TOPÇU ATEŞINDEN ISE KISMEN KORUNABILDIĞI, SIPERLERDEN OLUŞAN HATLARININ KULLANILDIĞI BIR KARA SAVAŞI TÜRÜDÜR. BU NEDENLERLE GELIŞEN SIPERLER, SAVAŞ ALANLARININ ÇARPIŞILAN, DINLENILEN, YEMEK YENILEN, SAVAŞIN YÖNETIMININ SAĞLANDIĞI ALANLAR HALINE GELDI VE GELIŞIMLERI BIRINCI DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUNA KADAR SÜRDÜ. HER NE KADAR SIPERLERIN ILK KEZ I. DÜNYA SAVAŞI’NIN (1914-1918) BATI CEPHESINDE KULLANILDIĞI KABUL EDILSE DE; TARIHTE KALELERI DÜŞMAN SALDIRILARINDAN KORUMAK VE SAVUNMAK IÇIN SIPERLER KAZILDIĞI BILINMEKTEDIR.
Bu siperlerin üçü de, insanların ve malzemelerin güvenli bir şekilde ileri geri seyahat etmesine olanak tanıyan iletişim siperleriyle birbirine bağlanmıştı. Burası aynı zamanda telefon hatlarının da çalıştırılabileceği yerdi.
Bir askerin siperlerde geçirdiği zamanın çoğunda, çeşitli siper hatları arasında planlı rotasyonlar yapıyorlardı. Bu rotasyonda bireyler ayda birkaç gününü ön cephedeki bir sipere geçiriyordu. Buradaki günlük rutin yaşam ve savaş ortamının bir karışımıydı. Bunların yanında askerlerin nöbet, teçhizat ve tüfek bakımı, kum torbalarını doldurmak, siperleri onarmak, su basmış bölümleri boşaltmak ve tuvalet kazmak gibi görevleri de vardı. (Tipik bir İngiliz askeri, yılının %15'ini ön cephede, %10'unu destek hattında, %30'unu yedek hattında ve geri kalan zamanını ya dinlenerek, izinde, hastanede vs. geçirirdi.)
Destek siperinin ötesinde, ilk ikisinin başarısız olması durumunda acil durum malzemelerini ve birlikleri barındıran yedek siperler vardı. Bu siperlerin üçü de, insanların ve malzemelerin güvenli bir şekilde ileri geri seyahat etmesine olanak tanıyan iletişim siperleriyle birbirine bağlanmıştı. Burası aynı zamanda telefon hatlarının da çalıştırılabileceği yerdir. Bir asker ömrünün tamamını herhangi bir siperde geçirmiyordu.
İngiliz ve Fransız siperlerinin aksine, Alman siperlerinin inşaatı çok daha ayrıntılıydı. Bunun nedeni ordunun savunma stratejisiydi. İngilizlerin sığınaklarının aksine, Alman sığınaklarının derinliği tipik olarak 3,5 m den daha fazlaydı ve bazen aşağıya doğru üç kat inebilen beton merdivenlerle inşa ediliyordu. Alman sığınaklarında tipik olarak elektriğin yanı sıra tuvaletler de vardı.
Siperler her ne kadar korunaklı olsa da ölüm tehlikesini her zaman barındırmaktaydı. Özellikle ön saflardaki görevlerde her an ölüm tehlikesi vardı. Keskin nişancıların mermileri ve başıboş mermi patlamaları sürekli tehlike oluşturuyordu. Bunun yanında siperler, sürekli baskınlara ve ağır topçu bombardımanına maruz kalıyordu.
Batı Cephesindeki siperlerin en büyük düşmanı çamurdu. Zaman zaman siperlerin drenajı bozan bombardımanlar nedeniyle koşullar çok daha kötüleşmekteydi (Resim 6). Siperlerden ve sığınaklardan suyu uzaklaştırmak için pompalar kullanılmasına rağmen dinlenmek veya uyumak için kuru bir yer bulmak genellikle zordu. Biriken bu sulara cephedeki tuvalet atıklarının karışması ciddi sağlık riskleri oluşturuyordu. Sıçanlar ve bitler askerlerin daimi yoldaşlarıydı. Cesetlerle beslenen farelerin 'kedi kadar büyüdüğü' anlatılmaktaydı. Askerlerdeki yaygın bit enfeksiyonları, (o zamanlar bilinmeyen siper humması hastalığının) yayılmasına vektör lük (aracılık) etmekteydi. Tuvaletler hatların arkasında bulunuyordu, ancak ön saflardaki askerler kendi siperlerinde küçük tuvalet çukurları kazmak zorundaydı. Kazılan bu siperler de yapılan savaşları bir yıpratma savaşına dönüşmüştü. Bu durum savaşın sonuca ulaşması için yeni taktiklerin ve teknolojilerin gelişmesi sonucunu doğurmaktaydı.
Geceleri siperler çoğu zaman faaliyet kovanlarına dönüşüyordu. Devam eden gece bombardımanı veya siper baskınları riskine rağmen, karanlığın örtüsü, birliklerin hayati önem taşıyan ikmal ve bakım görevlerini yapması için kullanılıyordu. Ön cephelerin erzak su tedariki, personel değişiklikleri yapılmaktaydı. İnşaat ekipleri, siperleri ve tahkimatları onarmak, tel örgüler onarmak ve yeni tel döşemek ve topçu mevzilerini hazırlamakla meşgul oluyordu.
Büyük bir savaşın dışında düşmanla yüz yüze savaşmanın tek yolu siper baskınlarıydı. Esirler, ele geçirilen belgeler ve diğer materyaller değerli istihbarat sağlarken, bu baskınların asıl amacı saldırganlığı sürdürmek ve karşı siperlerdeki düşmanı korkutup tedirgin etmekti. Geceleri 50-200 kişilik gruplar tarafından gerçekleştirilen bu operasyonlar dikkatli bir planlama ve uygulama gerektiriyordu. İzciler baskın ekiplerini boşluklardan geçirmeden önce, hedefli topçu bombardımanları veya tel kesme ekipleri tarafından tellerde delikler açılmaktaydı. Düşmana yeterince yaklaşınca, saldırı ekibi karşı tarafı imha etmek için karşı sipere koşuyordu. Baskınların çoğu, bir karşı saldırı tarafından tuzağa düşürülmekten kaçınmak için düşman siperlerinde 15 dakikadan fazla zaman harcanmaktaydı.
BATI CEPHESI'NIN ILK SIPERLERI AISNE’DE KAZILMIŞTI SONRAKI BIRKAÇ AY BOYUNCA EŞIT DURUMDA OLAN ORDULAR, SÜREKLI OLARAK SIPERLERINI GENIŞLETEREK BIRBIRLERININ KANATLARINDAN GEÇMEYE ÇALIŞTI. BU “DENIZE DOĞRU YARIŞ”, KUZEY DENIZI'NDEN İSVIÇRE SINIRINA KADAR UZANAN IKI PARALEL SIPER HATTIYLA SONA ERDI. BIRINCI DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA INŞA EDILEN SIPERLERIN TAMAMI UÇ UCA DÖŞENSE 40.000 KM YOL KAT EDEBILECEK UZUNLUKTAYDI.
Baskın iyi giderse saldırganlar birkaç mahkum ve bir yığın ganimetle geri dönüyordu. Akıncılar, bir veya iki gün içinde karşılık olarak şiddetli bir düşman bombardımanı ve karşı bir saldırıya maruz kalabiliyorlardı [15]. Siper savaşının vahşeti belki de en iyi şekilde 1916'da Fransa'daki Somme Muharebesi'nde örneklenebilir. İngiliz birlikleri yalnızca savaşın ilk gününde 60.000 kayıp verdi.
Büyük Savaş karşılıklı kazılan siperlerin etkileri nedeniyle Batı Cephesi 1918 baharına kadar çıkmaza sürüklemiştir. 765 km uzunluğundaki siperler Ön cephedeki siperin arkasında destek siperleri vardı. Bu siperler, gerektiğinde Fransa'yı güneyde İsviçre sınırından Belçika'nın Kuzey Denizi kıyısına kadar boydan boya geçiyordu. (Resim 2) İtilaf Devletleri ve Alman birlikleri siper hatlarını geçmek için binlerce girişimde bulunmalarına rağmen her yönde 5 milden fazla ilerleyememişlerdir. Siperler 2-3 ila 8 m derinliğindeydi ve 45-60 m aralıklı üç hattan oluşuyordu. İlk hat nöbetçi grubu için, sonraki ana garnizon için ve üçüncüsü de destek birlikleri içindi. Düşmanlar arasındaki “insansız bölge” 9-10 m kadar dar olmakla birlikte ortalama 90-365 m kadardı. Askerler için rutin siper döngüsü 70 gün ön cephede, 30 gün yakındaki destek siperlerinde ve 70 ila 120 gün yedekte kalmayı içeriyordu.
1914'te Fransa'da gerçekleşen Aisne Muharebesi, Batı Cephesi'nde siper savaşlarının başlangıcını oluşturdu. Aylar içinde kazılan, yaklaşık 765 km uzunluğundaki bir siper ağı İngiliz Kanalı'ndan İsviçre'ye kadar uzandı [16]. Bu durum savaşın uzaması ve yıkıcı etkilerini beraberinde getirirken, siperlerin de yaygınlaşmasına neden olmuştur. Bununla birlikte daha önceki savaşlarda tecrübe edilmemiş olan siper yaşamının getirdiği olumsuzluklarla birlikte savaşın doğasından kaynaklanan ölümlerin ve yaralanmaların çokluğu sağlık alanında pek çok gelişmenin ortaya çıkmasına neden olmuştur [17].
Sonuç olarak savaş teknolojilerinin ve savaş şartlarının değişmesi savaşların şeklini, yapısını kullanılan donanımları ve yaşam şeklini değiştirebilmektedir. Bu değişimler tecrübe edilmemiş olduğundan beraberinde çok sayıda tecrübe edilmemiş sorunu da getirmektedir. Savaş esnasında ortaya çıkabilecek bu tür sorunları öngörebilmek avantaj sağlayabileceği gibi, sorunları aşmak için hızlı çözümler üretebilmek de önemli kazanımlar sağlayabilmektedir. Bu ve benzer örnekleri savaş tarihini incelediğimizde görebilmekteyiz. Örneğin Birinci Dünya Savaşı’nda siperlerde yapılan bu savaş pek çok yeni hastalığın tespit edilmesine neden olmuştur. Bunun paralelinde bu hastalıkların çözümüne dair yapılan çalışmalar sağlık bilimleri alanında önemli ilerlemelerin olmasına neden olmuştur.
Birinci dünya savaşında siperlerde süren dört yıllık savaş siper yaşamından kaynaklı hastalıkların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu hastalıkların siperlerde olağanüstü çoğalan fareler ile yayılması siperlerde savaşan asker sayısının gücünün zayıflamasına neden oldu. Bu duruma çare üretebilmek için çok sayıda yöntem geliştirilmeye çalışıldı. Bu amaçla savaş ortamının içinde bilimsel çalışmalar yapıldı ve sağlık alanında önemli ilerlemeler oldu. Hastalıkların bir kısmı siperlerde ilk kez ortaya çıktığı için bu hastalıklara siper hastalıkları dendi ve siper adını taşıyan hastalıklar olarak tarihe kaydedildiler (Siper, ağızı, siper nefriti, siper ayağı) gibi.
Antibiyotiklerin keşfedilmemiş olduğu savaş yıllarında bulaşıcı hastalıklardan korunmak için varsa tek çare aşı olmaktı. Ancak bütün hastalıklara karşı aşı geliştirilmemiş, geniş kitlelere aşı yaptırılması konusunda genel kabul görmüş kurallar yoktu. Aşı yaygın olarak yapılmamaktaydı. Siperlerde ortaya çıkan bu hastalıklar aşı yapılması için var olan direnci ortadan kaldırdı ve geniş kitlelerin aşı yaptırmasına neden oldu. Siper savaşlarının başlamasına sebep olan ana unsurlardan biri de I.Dünya Savaşı’nın başlama nedenlerinden biri olan silah sanayindeki gelişmeler olmuştur. Bu durum daha önce tecrübe edilmemiş olan savaşın doğası içinde yaygın şekilde kullanılmaya başlayan karşılıklı siper savaşlarının başlamasına neden oldu. Siper savaşları karşılıklı olarak askerlerin güvenliğini artırmış olsa da siper yaşamı daha önce tecrübe edilmemiş olduğundan pek çok sorunun ortaya çıkmasına neden oldu. Bu şekilde savaşın uzadı (4 yıl) ve tarafları yıpratıcı ana unsurlardan birisi oldu.
BÜYÜK SAVAŞ KARŞILIKLI KAZILAN SIPERLERIN ETKILERI NEDENIYLE BATI CEPHESI 1918 BAHARINA KADAR ÇIKMAZA SÜRÜKLEMIŞTIR. 765 KM UZUNLUĞUNDAKI SIPERLER FRANSA'YI GÜNEYDE İSVIÇRE SINIRINDAN BELÇIKA'NIN KUZEY DENIZI KIYISINA KADAR BOYDAN BOYA GEÇIYORDU. İTILAF DEVLETLERI VE ALMAN BIRLIKLERI SIPER HATLARINI GEÇMEK IÇIN BINLERCE GIRIŞIMDE BULUNMALARINA RAĞMEN HER YÖNDE 5 MILDEN FAZLA ILERLEYEMEMIŞLERDIR.
REFERANSLAR;
[1] Strachan H. The First World War as a global war. First World War Stud 2010; doi:10.1080/19475021003621036
[2] Selçuk M. Harb-i Umumi, Eğitim ve Toplum: Bir Neslin Yok Oluşu. Çanakkale Araştırmaları Türk Illığı 2015; 13. doi:10.17518/caty.65684
[3] Clark C. The Sleepwalkers: How Europe Went to War in 1914. Penguin UK; 2012
[4] Wilson N, Clement C, Summers JA, et al. Mortality of first world war military personnel: comparison of two military cohorts. BMJ 2014; 349: g7168. doi:10.1136/bmj.g7168
[5] Murray N. The Rocky Road to the Great War: The Evolution of Trench Warfare to 1914. Potomac Books, Inc.; 2013
[6] Ellis J. Eye Deep in Hell. First Edition. Fontana/Collins, 1977; 1977
[7] Ülkü O. Osmanlı İmparatorluğu’nda Savunma Sistemi Olarak Tabya Mimarisi. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Derg 2007; 245–270
[8] BELISARIUS AT DARAS, 530 AD: A STUDY IN THE USE OF INTERIOR LINES. Deadliest Blogger Mil Hist Page 2017; Accessed: 21.02.2024
[9] Life in the Trenches of World War I. HISTORY 2021; Accessed: 20.02.2024
[10] Trench Warfare. Natl WWI Mus Meml. Accessed: 21.02.2024
[11] The History Press | The first trenches of the First World War. Accessed: 23.02.2024
[12] trench construction. Diana Overbey. Accessed: 16.10.2024
[13] Aisne, France: The Home Of World War I. 2019; Accessed: 23.02.2024
[14] The Thiepval Memorial, la Somme, France. Thiepval Meml Somme Fr. Accessed: 02.03.2024
[15] Life in the trenches. Accessed: 23.02.2024
[16] Istl AC, McAlister VC. Medical response to the declaration of the First World War: The case of Edwin Seaborn. J Med Biogr 2018; 26: 234–242. doi:10.1177/0967772017752897
[17] Atenstaedt RL. The medical response to trench nephritis in World War One. Kidney Int 2006; 70: 635–640. doi:10.1038/sj.ki.5001618