DEPREMLER ŞEHIRLERIN ÜSTYAPILARINA HASAR VERDIĞI KADAR ŞEHRIN HAYATTA KALMASINI SAĞLAYAN EN ÖNEMLI UNSURLARDAN OLAN ALTYAPI SISTEMLERINE DE AĞIR HASARLAR VERMEKTEDIR. ÜSTYAPI HASARLARINA BAĞLI CAN VE MAL KAYBI OLACAĞI GIBI, DEPREM SONRASI MEYDANA GELEN ALTYAPI HASARLARI KAYNAKLI HASTALIKLAR, SALGINLAR VE HIJYEN PROBLEMLERI MEYDANA GELEBILIR.YAŞAMIN EN TEMEL KAYNAĞI OLAN SU ISE DEPREMLERLE BIRLEŞTIĞINDE, HEM HAYAT KURTARAN BIR GÜÇ HEM DE YIKICI BIR TEHLIKE HALINE DÖNÜŞEBILIR.
Afet, insan yaşamını, toplumu ve doğal düzeni olumsuz etkileyen, fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara yol açan olayların sonuçlarıdır. Bir olayın afet olarak tanımlanabilmesi için iki temel unsur gereklidir: olayın yıkıcı etkisi ve toplumun bu olay karşısındaki kırılganlığı. Örneğin, gelişmiş altyapıya sahip bir ülkede yoğun yağışlar tehdit oluşturmazken, altyapısı zayıf bir ülkede sel ve taşkın gibi afetlere neden olabilmektedir.
Ülkemizde en yaygın görülen afetlerden biri olan deprem, yerkabuğunu oluşturan levhaların hareketleri sonucu oluşmuş olan aktif faylar üzerinde biriken deformasyon enerjisinin elastik geri sekme teorisine bağlı olarak boşalması sonucunda meydana gelen yer değiştirmenin neden olduğu elastik ve karmaşık dalga hareketidir. Depremler şehirlerin üstyapılarına hasar verdiği kadar şehrin hayatta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan olan altyapı sistemlerine de ağır hasarlar vermektedir. Üstyapı hasarlarına bağlı can ve mal kaybı olacağı gibi, deprem sonrası meydana gelen altyapı hasarları kaynaklı hastalıklar, salgınlar ve hijyen problemleri meydana gelebilir. Yaşamın en temel kaynağı olan su ise depremlerle birleştiğinde, hem hayat kurtaran bir güç hem de yıkıcı bir tehlike haline dönüşebilir. Doğal afetlerin etkileri, su kaynaklarının varlığı ve yönetimiyle felaketin büyüklüğünü azaltan veya artıran bir unsur olabilmektedir.
1. TÜRKIYE’DE DEPREM
Türkiye, sismik olarak aktif bir bölgede yer almakta olup tarih boyunca birçok büyük deprem yaşamıştır. Moment Magnitüd (Mw) ölçeğine göre en büyük depremlerden biri 27 Aralık 1939 tarihinde yaşanan büyüklüğü 7,8 olan Erzincan depremidir (USGS). Türkiye’de yaşanmış en büyük depremlerden bir diğeri ise 1999 yılında yaşanan 17 Ağustos depremi olarak da bilinen Gölcük depremidir. Bu deprem Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından ise 7,8 olarak ölçülmüştür. Depremde 20.000’e yakın insan hayatını kaybetmiş olup 50.000’e yakın yaralanma gerçekleşmiştir.
6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen deprem ise Türkiye’nin en büyük felaketlerinden biri olmuştur. Aynı gün içinde birbirini izleyen Mw:7.7 ve Mw:7.6 büyüklüğündeki iki büyük deprem, geniş bir bölgeyi etkilemiş ve on binlerce can kaybına ve milyonlarca insanın hayatının altüst olmasına yol açmıştır. Bu depremle birlikte afet ve acil durumlarda su yönetiminin ne kadar önemli olduğu görülmüştür.
2. BÜYÜK DEPREM ÖRNEĞI VE ALTYAPI HASARLARI
Tarihsel olarak kaydedilen en büyük depremlerden biri 11 Mart 2011 tarihinde Japonya’nın Tōhoku bölgesinde meydana gelen 9.0 Mw büyüklüğündeki deprem ve tsunamidir. Tsunami, Fukushima Nükleer Santrali'ni etkileyerek ciddi nükleer kazaya yol açmıştır.
Deprem, su ve kanalizasyon altyapısını tahrip ederken, birçok bölgede kanalizasyon, içme suyu ve arıtma tesisleri (Şekil 1) kullanılamaz hale gelmiştir. Birçok gömülü boru hattı aşınma ve yer hareketleri sonrası yüzeye çıkmış ve kırılmalar meydana gelmiştir. Bunun sonucunda, suyun taşınması ve dağıtımında sıkıntılar yaşanmıştır. Deprem, yeraltı suyunu da etkilemiş bazı bölgelerde su kaynaklarının kirlenmesine veya kurumasına neden olmuştur.
Tsunami deniz seviyesini yükseltip kara içine girdiğinde, kanalizasyon hatlarının suyla dolmasına neden olmuş ve bu yüzden atık su geri akarak kanalizasyon sistemlerinin işlevsiz hale gelmesine yol açmıştır. Atık suyun kontrol edilememesi ile birlikte pis su çevreye yayılmış ve sağlık sorunlarına neden olabilecek bir tehlike yaratmıştır. Ayrıca, kanalizasyon sistemlerinde meydana gelen hasar ile metan ve diğer zararlı gazlar atmosfere salınmış ve insanların solunum sağlığını tehdit etmiştir.
2011 Japonya Depremi ve tsunami, Japonya’nın su ve kanalizasyon altyapısı üzerinde ciddi hasarlara yol açtı. Ancak, Japonya hükümeti ve yerel yönetimler, hızlı ve etkili müdahalelerle bu altyapıları onarıp yeniden inşa etmiştir. Bu felaket, su ve kanalizasyon altyapısının önemini bir kez daha gözler önüne serdi ve gelecekteki felaketlere karşı hazırlıklı olmanın gerekliliğini hatırlattı.
3. 6 ŞUBAT 2023 KAHRAMANMARAŞ PAZARCIK DEPREMLERI SAHA ÇALIŞMASI VE GÖZLEMLER
6 Şubat 2023 depremleri sonucunda Adana, Adıyaman, Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa şehirleri depremden etkilenmiş ve bu 11 ilin içme suyu boru hattı sistemleri üzerinde ciddi hasarlar meydana gelmiştir. Deprem sonrası oluşan boru hasarları kaynaklı içme ve kullanma suyunda yaşanan problemler altyapı sistemlerinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bölgede oluşan boru hasarlarının çok büyük bir kısmı deprem sonucu gelişen sıvılaşma ve farklı oturmalardan kaynaklanmıştır.
Deprem bölgesinde yapılan tespitlere göre, deprem etkisiyle birçok içme suyu kaynağının suyu bulanıklaşmış (Şekil 2), su debisinde azalmalar veya yön değiştirmeler gözlemlenmiştir.
DEPREM BÖLGESINDE YAPILAN TESPITLERE GÖRE, DEPREM ETKISIYLE BIRÇOK IÇME SUYU KAYNAĞININ SUYU BULANIKLAŞMIŞ, SU DEBISINDE AZALMALAR VEYA YÖN DEĞIŞTIRMELER GÖZLEMLENMIŞTIR. DEPREM ÖNCESINDE ARITMA GEREKSINIMI BULUNMAYAN BAZI YERLERDE, AFET SONRASI SUYUN BULANIKLAŞMASI NEDENIYLE ARITMA IHTIYACI DOĞMUŞ VE BU DURUM BARAJLAR ILE SU HATLARINDAKI MEKANIK EKIPMANLARDA TIKANMALARA YOL AÇMIŞTIR. BU ETKILER, HEM SU TEMINI HEM DE ALTYAPI IŞLEYIŞI AÇISINDAN CIDDI ZORLUKLAR YARATMIŞTIR.
Deprem öncesinde arıtma gereksinimi bulunmayan bazı yerlerde, afet sonrası suyun bulanıklaşması nedeniyle arıtma ihtiyacı doğmuş ve bu durum barajlar ile su hatlarındaki mekanik ekipmanlarda tıkanmalara yol açmıştır. Bu etkiler, hem su temini hem de altyapı işleyişi açısından ciddi zorluklar yaratmıştır.
Deprem, gömülü boru hatlarında dalgaların geçişi esnasında oluşan zeminin dinamik tepkisinden veya deprem sonrasında zeminde oluşan yer değiştirmelerden kaynaklı hasar oluşturur. Fay hareketleri sonrası içme suyu isale boru hatlarında fayın hareketi yönünde (Şekil 3) deformasyonlar görülmüştür.
Çelik isale hatlarında ulaşımın zor olduğu yerlerde katodik koruma sisteminin bakımı zaman içerisinde yapılamadığından çelik isale hattı ciddi manada korozyona maruz kalarak ve deprem etkisiyle çok sayıda patlak ve kırılma gözlenmiştir. Kırılgan boru tiplerinde (Asbest, uPVC, Pik Döküm, vb.) ve eski çelik borularda deprem kaynaklı veya kaya düşmeleri sonucu patlaklar oluşmuştur. Su kaynağının ulaşımının sorunlu olduğu yerlerde deprem etkisiyle heyelan oluştuğundan hem arıza noktası tespiti hem de tamiri mümkün olmaz hale gelmiştir. Deprem sonrası yıkılan binalara su iletimi sağlayan hatlarda patlaklar meydana geldiği ve enkazlara su dolduğu gözlenmiştir.
Depremden su kaynakları ve gömülü boru sistemleri gibi bu sistemlerin sorunsuz çalışmasını sağlayan mekanik elektrik ekipmanların oluşturduğu sanat yapıları da zarar görmüştür. Bu yapılar depremin yarattığı sismik hareketlerden, zemin sıvılaşmasından ve zemin kaymalarından etkilenerek büyük hasarlar görmüş ve yapıları bozulmuştur. Sahada yapılan çalışmalarda görülen keson terfi merkezlerinde deprem dalgası etkisiyle yukarı kalkmalar gözlenmiştir. Yukarı kalkma ve çökme neticesinde sistemdeki çelik borularda kırılmalar meydana gelmiştir. Sanat yapısız olarak teşkil edilmiş hat vanaları deprem etkisiyle yer değiştirmiş ve deprem sonrası hatların kapatılması ile enkazlara suyun dolması ve can kayıpları azaltılmak istenmiş ancak vana yerlerinin bulunmasında çok vakit kaybedildiği için problemler yaşanmıştır. Sanat yapısı içine yerleştirilmemiş vanalar aranırken veya meydana çıkarmaya çalışılırken hasar görmüş ve kullanılamaz hale gelmiştir. Suyun kontrolü amacıyla yerleştirilen hat vanaları proje dışı bağlantılar nedeniyle kullanılamaz hale gelmiş ve deprem sonrası vanalar kapansa bile su akımı devam etmiştir. Şebeke gözlerinin ayrılması amaçlı kullanılan vanaların fazla olmasından dolayı suyun kontrol edilmesinin zorlaştığı gözlenmiştir.
SONUÇ VE ÖNERILER
Çalışma kapsamında sahada yapılan gözlemler, resmi kurumların raporları ve literatürden incelenen makaleler ile afette su yönetimine dair veriler elde edilmiş ve çözüm ve öneriler sunulmuştur. Bu verilerle ülkemizde olabilecek deprem afetlerinde su yönetimindeki eksiklikler ve boşluklar tespit edilmiştir.
Deprem etkisine maruz kalan altyapı sistemlerinin performanslarının değerlendirilmesi ve risk analizlerinin yapılması gelecekte olması muhtemel depremlere karşı altyapı sistemlerinin güvenilirliğinin sağlanmasına olanak vermektedir. Çalışma kapsamında 6 Şubat 2023 depreminin etkilediği afet bölgesi detaylı değerlendirilmiş, bölge ile ilgili deprem sonrası yapılan keşif çalışmaları ile veri seti oluşturulmuştur.
AFET ÖNCESI; AFAD erken uyarı sistemine entegre olarak deprem anında depoların, pompaların ve hatların otomasyon tarafından kapanması sağlanarak depreme karşı içme suyu tesisi sistemleri daha hazırlıklı ve korunaklı olmalıdır. Ayrıca, fay hareketi sonucu patlak oluşması beklenen lokasyonlara yakın kamu kurumlarına hasar alması beklenen isale hattını oluşturan boru tipi, çapı ve ek parçalarından stoklar yapılması müdahaleyi kolaylaştıracaktır.
AFET ANINDA; Hazırlanan planların uygulaması kontrol edilmeli, bu süreci yönetecek bir afet koordinasyon merkezi kurulmalıdır.
AFAD ERKEN UYARI SISTEMINE ENTEGRE OLARAK DEPREM ANINDA DEPOLARIN, POMPALARIN VE HATLARIN OTOMASYON TARAFINDAN KAPANMASI SAĞLANARAK DEPREME KARŞI IÇME SUYU TESISI SISTEMLERI DAHA HAZIRLIKLI VE KORUNAKLI OLMALIDIR. AYRICA, FAY HAREKETI SONUCU PATLAK OLUŞMASI BEKLENEN LOKASYONLARA YAKIN KAMU KURUMLARINA HASAR ALMASI BEKLENEN ISALE HATTINI OLUŞTURAN BORU TIPI, ÇAPI VE EK PARÇALARINDAN STOKLAR YAPILMASI MÜDAHALEYI KOLAYLAŞTIRACAKTIR.
Altyapı çalışmaları için gelecek ekipleri organize etme ve farklı noktalardaki arızalara doğru ve yeterli şekilde planlar yapılmalıdır.
AFET SONRASINDA; Enkaz atıklarının su kaynaklarından yeterli mesafede uzak olmasına dikkat edilmelidir. Yer altı ve yer üstü su kaynaklarına atıkların karışması engellenmelidir (Duruel, H.E.E. ve Duruel, M.C., 2024).
Kalitesi bozulan suların halka kullanım ve içme amaçlı iletilmesi için seyyar içme suyu arıtma tesisi kurulmalıdır. Temel ihtiyaç gereksinimlerinden olan lavabo ve banyoları için afet bölgesine seyyar WC ve banyo konteynerleri gönderilmeli ve altyapısı kurulmalıdır. Depolara su iletimi sağlandıktan sonra şebeke tamiratları yapılmalı ve enkaz bölgelerine ihtiyatlı olarak su verilmelidir.
İÇME SUYU TEMINI SISTEMININ GELIŞTIRILMESI; İsale hatları planlanırken bölgenin fay hatları incelenmelidir. Fay hatlarında olabilecek kırılma tiplerine göre etütler yapılıp fay hatlarıyla kesişmeden ve belirli bir mesafe uzağından geçirilmelidir. Eğer geçmeme şansı yoksa gelişmiş boru teknolojilerinden olan esnek borular ve hareket edebilir borular (Denali fayı üzerinde bulunan Trans-Alaska Petrol Boru Hattı örneği gibi) tercih edilmelidir.
Uzun vadeli yatırım kapsamında yenilenmesi planlanan deprem bölgelerindeki içme suyu tesislerinin borularında kırılgan tip (asbest, CTP, uPVC, pik döküm, vb.) boruların kullanımından kaçınılmalıdır.
Yıkılan binaların şebeke vanalarının enkaz altında kalmasından dolayı suyun kontrolü zor yapılmış ve enkazlarda kurtarma çalışmasının bitmesinin ardından suyun geri verilmesi konusunda problemler yaşanmıştır. İçme suyu şebekelerinde az sayıda vana ile bölgesel olarak suyun kontrollü verilebilmesi için asgari iki noktadan beslenecek şekilde izole alt bölgeler oluşturulmasına dikkat edilmeli, şebeke vanaları mümkün mertebe baca/oda içerisinde yapılmalı ve bakım kontrolleri düzenli yapılmalıdır.
KAYNAKLAR
Duruel, H. E. E., & Duruel, M. C. (2024). Depremden Sonra Ortaya Çıkan Bir Diğer Felaket: Sucul Kirlilik. I. Uluslararası İstiklal Sempozyumu.
Kurihara, K., Ohtake, M., (2011) Damage of water works facilities caused by the Great East Japan Earthquake and future problems for reconstruction in Otsuchi Town. Tokyo General Office Water Supply Division
Mimura, N., Yasuhara, K., Kawagoe, S., Yokoki, H., & Kazama, S. (2011). Damage from the Great East Japan Earthquake and Tsunami-a quick report. Mitigation and adaptation strategies for global change, 16, 803-818.
USGS. 2025. Web Sitesi: https://earthquake.usgs.gov/ Erişim Tarihi (30.01.2025)
T.C. Cumhurbaşkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı (2023). Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Raporu.