BUGÜN İRAN'IN YAŞADIĞI EMPERYALIST SALDIRGANLIK NE NÜKLEER PROGRAM NE DE REJIMLE ILGILENIYOR. BU SALDIRI DAHA ÇOK AVRASYA’NIN YENIDEN DIZAYNI ILE ILGILIDIR. TRUMP VE ONUN ARKASINDAKI ÜST AKIL YA DA MÜESSES NIZAM UZUN ZAMANDAN BERI BIR ‘AMERIKAN AVRASYASI’ KURMA ARAYIŞI IÇERISINDEDIR. ZBIGNIEW BRZEZINSKI’NIN 1997’DE YAZMIŞ OLDUĞU BÜYÜK SATRANÇ TAHTASI KITABI ASLINDA AMERIKAN AVRASYASI IÇIN BIR YOL HARITASI OLMUŞTUR. BU KITAP AMERIKAN AVRASYASI’NIN MANIFESTOSU NITELIĞINDEDIR. ABD’NIN ÖNÜNDE AMERIKAN AVRASYASI’NI KURABILMEK IÇIN ÇIN VE RUSYA TARAFINDAN OLUŞTURULAN BÜYÜK AVRASYA ORTAKLIĞI EN BÜYÜK ENGELDIR.
Aylardır gündemde olan İran'a yönelik saldırı ve Ali Hamaney'in bir şekilde ortadan kaldırılması tartışmaları 28 Şubat günü ABD-İsrail ikilisinin uluslararası hukuk kurallarına, Birleşmiş Milletler mevzuatına ve geleneksel diplomasi ruhuna aykırı bir şekilde İran'a bir saldırı başlattı.
Açıkçası, İran, her ne kadar bir saldırı seçeneğine hazır olsa da diplomasi konusunda oldukça umutlu olması nedeniyle görüşmelerde dördüncü tur beklerken bir anda büyük bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Bir bakıma İran bu saldırılara hazırlıksız yakalanmıştı; öyle ki cumartesi sabah konutunda yetkililerle toplantı yapan dini lider Ali Hamaney’in İsrail saldırısında hayatını kaybetmesinin ardında yatan asıl sebep ABD'nin İran'a görüşmeler boyunca saldırmayacağı konusunda kendisine inandırmış olmasıydı!
Son bir asırdan beri Orta Doğu'da kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı. Bugün de yaşananlar bu durumdan farklı değil. 2023'ten beri Gazze'de büyük bir soykırım yaşanıyor. Emperyalizmin Orta Doğu'daki yeni görünümü olan siyonist faşizm saldırılarına hız kesmeden Gazze'de, Lübnan'da, Yemen'de, Suriye'de ve şimdi İran'da devam ediyor.
Günümüzde artık insanlığın ortak kaderinin inşasının tartışıldığı, karşılıklı kazan-kazan ilkesinin ve karşılıklı egemenliğe saygının tartışıldığı temelinde insanın bulunduğu yeni bir düzenin kurulması gündemdeyken siyonizm adı verilen ve açıkça insanlığın düşmanı olan köhnemiş bir zihniyet ve düşünceyle hâlâ bir devletin ayakta durabilmesini akıllar almıyor.
Bugün İran'ın yaşadığı emperyalist saldırganlık ne nükleer program ne de rejimle ilgileniyor. Bu saldırı daha çok Avrasya’nın yeniden dizaynı ile ilgilidir. Trump ve onun arkasındaki üst akıl ya da müesses nizam uzun zamandan beri bir ‘Amerikan Avrasyası’ kurma arayışı içerisindedir. Zbigniew Brzezinski’nin 1997’de yazmış olduğu Büyük Satranç Tahtası kitabı aslında Amerikan Avrasyası için bir yol haritası olmuştur. Bu kitap Amerikan Avrasyası’nın manifestosu niteliğindedir. ABD’nin önünde Amerikan Avrasyası’nı kurabilmek için Çin ve Rusya tarafından oluşturulan büyük Avrasya ortaklığı en büyük engeldir. Biden yönetimi Büyük Avrasya ortaklığını parçalamaya yönelik ilk adımı Ukrayna Savaşı üzerinden atarken Trump da ikinci adımı İran üzerinden atmaya çalışıyor.
İran, 2500 yıldan beri Orta Doğu'da bulunan ve pers geleneğinden gelen köklü bir devlet geleneğine sahip bir ülke ve tarih boyunca altı defa işgale uğramış:
Makedonyalılar (Büyük İskender)
Arap Müslüman orduları
Moğollar
Timur İmparatorluğu
Rus İmparatorluğu (kuzey bölgeleri)
İngiltere ve Sovyetler Birliği (1941)
İran halkı savaşçı bir millet. Her ne kadar bir işgal olmasa da 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren İran-Irak savaşında İran halkı büyük bir direnç göstermiştir. Dolayısıyla Orta Doğu’daki diğer bir çok ülkenin aksine İran, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra masa başında kurulan devletlerden olmadığı gibi böyle bir muameleye tutulması da tarihi yanlış okumak anlamına gelir. Bu yanlış okuma bir kez Saddam Hüseyin'in liderliğindeki Irak’ı ABD’nin 1980 yılında İran üzerine kışkırtmasında yaşanmıştı.
İran Savaşı’nın İsrail ve ABD açısından en büyük açmazı iki ülkenin de farklı askeri ve siyasi hedeflerinin olmasıydı. Öyle ki iki ülke ortak bir operasyon yürütmesine rağmen İsrail bu operasyonu “kükreyen aslan” şeklinde adlandırırken ABD ise “destansı öfke” ismini vermişti. İsrail açısından İran Savaşı’nın birincil önceliği İsrail’in bekasına ve güvenliğine yönelik bütün tehditlerin ortadan kaldırılmasıydı. Bir başka deyişle dini lideri Ali Hamaney'in etkisiz hale getirilmesi, rejimin yıkılması, nükleer tesislerin ortadan kaldırılması, zenginleştirilmiş uranyumun İran’ın elinden alınması ve balistik füze kapasitesinin tamamen yok edilmesiydi. Bu başlıklar, ABD ile İsrail’in üzerinde uzlaştıkları temel hedeflerdi.
HATIRLANACAĞI ÜZERE EYLÜL 2023 YILINDA İSRAIL BAŞBAKANI NETANYAHU, BIRLEŞMIŞ MILLETLER KÜRSÜSÜNDEN YENI ORTA DOĞU ADINI VERDIĞI BIR HARITA GÖSTERDI. 7 EKIM’DEN SONRAKI SÜREÇTE DE HER TÜRLÜ ULUSLARARASI PLATFORMDA BU HARITAYI VE BU HARITANIN GENIŞLETILMIŞ VE GELIŞTIRILMIŞ VERSIYONUNU SÜREKLI GÖSTERMEYE DEVAM ETTI. GAZZE KATLIAMI, LÜBNAN OPERASYONU, YEMEN OPERASYONU, SURIYE OPERASYONU, 12 GÜN SAVAŞI VE ŞIMDI DE İRAN SAVAŞI TAMAMIYLA BU YENI ORTA DOĞU ADI VERILEN PLANIN BIR PARÇALARIDIR.
Lakin bu başlıklarda yer almayan ama İsrail’in uzun zamandan beri hayal ettiği, düşündüğü bir başka başlık var ki o da İran’ın bölünmesidir. İsrail, İran’ın en az üç dört parçaya bölünerek küçülmesini ve olası bir Şii devletin Kum şehri merkezli daha küçük bir sınırlar içerisinde hatta petrolden mahrum bırakılarak yaşamasına izin vermeyi hedeflediği söylenebilir. Bununla ilgili gazetecilerin Trump’a, “Savaş sonrası İran haritasının aynı kalacağını düşünüyor musunuz?” şeklinde bir sorusuna Trump’ın verdiği cevap oldukça dikkat çekiciydi: “hayır düşünmüyorum” dedi Trump. Bu yanıttan anlaşılıyor ki Trump da büyük bir İran yerine coğrafi olarak daha küçültülmüş, etkisiz hale getirilmiş, zayıflatılmış bir İran’dan yana. Aslında İsrail tüm Orta Doğu coğrafyasının benzer bir akıbete uğramasını istiyor. Yanı başında Suriye ve Mısır oldukça büyük ülkeler. İlk etapta Suriye’nin ikiye üçe bölünmesini destekleyen politikaları İsrail’in savunduğu görüldü. Benzer şekilde İran ve Mısır’ın da bölünerek küçültülmesinin İsrail’in geleceği bekası ve güvenliği için önemli olduğunun altı çiziliyor.
Hatırlanacağı üzere Eylül 2023 yılında İsrail Başbakanı Netanyahu, Birleşmiş Milletler kürsüsünden Yeni Orta Doğu adını verdiği bir harita gösterdi. 7 Ekim’den sonraki süreçte de her türlü uluslararası platformda bu haritayı ve bu haritanın genişletilmiş ve geliştirilmiş versiyonunu sürekli göstermeye devam etti. Gazze katliamı, Lübnan operasyonu, Yemen operasyonu, Suriye operasyonu, 12 Gün Savaşı ve şimdi de İran Savaşı tamamıyla bu yeni Orta Doğu adı verilen planın bir parçalarıdır.
ABD’de bu yeni Orta Doğu fikrini desteklemektedir. Açıkça, ABD’nin İran Savaşı’yla bir başka büyük planı daha vardır: Bu plan da Amerikan Avrasyası’nı inşa etmektir! Bir başka deyişle, Rusya ve Çin’in kontrol ettiği Avrasya coğrafyasına ABD’nin hakim olma isteğidir. Biden döneminden itibaren ABD’nin Avrasya coğrafyasıyla yakından ilgilenildiği biliniyor. Karadeniz’le başlayan Avrasya coğrafyası, Kafkaslar, Hazar, Orta Asya şeklinde devam etmektedir. Karadeniz ve Hazar coğrafyaları ABD’nin belki de var olamadığı birkaç coğrafyadan birisidir. Bu nedenle zamanında Ukrayna’yı NATO’yu alarak Kırım yarımadasında bir NATO-ABD üssü kurmayı hedeflemiş ise de Rusya’nın elini çabuk tutarak Kırım’ı ilhak etmesiyle ABD’nin bu planı boşa çıkmıştır.
Biden döneminde Ukrayna Savaşı Rusya’yı oyalamaktaydı. Rusya tüm dikkatini ve gücünü Ukrayna’ya vermesinden dolayı Avrasya coğrafyasında nispeten güç boşlukları oluştu. Bu boşlukları Trump döneminde ABD değerlendirmeyi iyi bildi. Özellikle Ermenistan’la Rusya arasında yaşanan sıkıntıları çok iyi okuyan ABD, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış süreci de dahil olarak bu sürecin hem arabulucusu hem garantörü haline geldi. Karşılığında da en önemli jeopolitik koridorlardan bir tanesi olan Zengezur koridorunun işletme hakkını kazandı. Zengezur koridorunun adı Trump’ın adıyla değiştirildi.
Kuşkusuz, ABD’nin hedefinde Hazar ve Orta Asya enerji kaynakları var. ABD, bir şekilde Hazar ve Orta Asya enerji kaynakları üzerinde doğrudan ve dolaylı söz sahibi olarak hem Avrupa Birliği’ni dolaylı olarak enerji üzerinden kontrol etmeyi amaçlıyor hem de yine İran’ın da dahil olacağı bu yeni enerji nüfus alanında Çin’e giden enerjiyi kontrol etmek istiyor.
Venezuela operasyonu konusunda Kongre’ye ifade veren ABD Dışişleri Bakanı Rubio Venezuela’dan Çin’e giden petrolü kestiklerini söyleyerek sıranın İran’dan Çin’e giden petrolü kesmeye geldiğini açıkça itiraf etmiştir. Bu nedenle İran Savaşı sadece İsrail’in güvenliğini sağlamak değil aynı zamanda Çin’e giden petrolü de kesmek ya da daha doğrusu kontrol altına almak için yapılmıştır. ABD, Venezuela’dan Çin’e petrol satmaktadır. ABD’nin kontrolünde İran petrollerinin de yine Çin’e satışına onay verilecektir. Fakat burada öncekilerden farklı olarak gerek Venezuela gerekse İran petrollerinin vanası ABD’nin elinde olacaktır. Dolayısıyla ABD ne zaman Çin’i kontrol etmek isterse bu vanalar üzerinden Çin’i manipüle etmeye çalışacaktır. Ayrıca, ABD, Hazar ve Orta Asya’ya yerleşerek Çin’le Rusya arasındaki Büyük Avrasya Ortaklığını da bozmak istemektedir. Bu bağlamda Azerbaycan ve Ermenistan’ı stratejik ortak ilan ederek bu iki ülkeyle yeni bir sayfa açmış bunun yanında Kazakistan ile İbrahim Anlaşmaları kapsamında bir araya gelmiş, dahası 2025 sonbaharında Orta Asya devletlerinin liderlerini Beyaz Saray’da ağırlamıştır.
Bunun yanında Trump birinci dönem teröre destek veren ülkeler listesine eklediği ve bir nevi şer ekseninin bir parçası olarak gördüğü Pakistan’ı da ikinci döneminde bölgedeki en önemli stratejik ortak ve müttefiki olarak ilan etmiştir. Öyle ki Pakistan ordusunun Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Müniri Beyaz Saray’da tek başına ağırlayarak birlikte baş başa bir yemek dahi yemiştir. Bu yemekte hiçbir diplomatik yetkilinin olmadığı dikkat çekicidir. Belki de Amerikan tarihinde ilk defa bir başkan bir başka ülkenin Genelkurmay başkanını hiçbir diplomatik yetkili olmadan, temsilci olmadan yemekte ağırlamıştır. Şu anda Trump’ın en yakın dostu İsrail ve Netanyahu olmasına rağmen İsrail Genelkurmay başkanına bile böyle bir lütufta bulunulmamıştır.
BIDEN DÖNEMINDE PAKISTAN’IN EN POPÜLER BAŞBAKANLARINDAN BIRI OLAN İMRAN HAN’IN BIR KOMPLOYLA YA DA BIR BAŞKA DEYIŞLE BIR POST MODERN DARBEYLE GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILMASI VE HAPSE ATILMASI ASLINDA ABD’NIN PAKISTAN ÜZERINDEKI SENARYOLARININ TRUMP’A ENDEKSLI OLMADIĞINI DAHA ÇOK ARKADA MÜESSES NIZAMIN OLDUĞUNUN BIR GÖSTERGESIDIR. ABD, AFGANISTAN’DAN ÇEKILINCE CIA KENDISI IÇIN PAKISTAN’DAN BIR ÜS ISTEDI. CIA, TÜM ORTA ASYA VE ÇIN ISTIHBARATINI BURADAN YÖNETECEKTI. PAKISTAN ORDUSUNUN KABUL ETMESINE RAĞMEN DÖNEMIN BAŞBAKANI İMRAN HAN ÜSSÜ VERMEDI. ABD’DE KENDISINI GÖREVDEN ALDIRARAK BIR NEVI CEZALANDIRDI.
Kuşkusuz 1950’lerden itibaren ABD ile yeşil kuşak stratejisi içerisinde birlikte hareket eden Pakistan’ın bugün de tekrar ABD ile Avrasya coğrafyasının yeniden dizaynında birlikte yer alması anlamlıdır. Trump, her fırsatta Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerifi ve Genelkurmay başkanını öve öve bitirememektedir. Hatırlanacağı üzere Biden döneminde Pakistan’ın en popüler başbakanlarından biri olan İmran Han’ın bir komployla ya da bir başka deyişle bir post modern darbeyle görevden uzaklaştırılması ve hapse atılması aslında ABD’nin Pakistan üzerindeki senaryolarının Trump’a endeksli olmadığını daha çok arkada müesses nizamın olduğunun bir göstergesidir. ABD, Afganistan’dan çekilince CIA kendisi için Pakistan’dan bir üs istedi. CIA, tüm Orta Asya ve Çin istihbaratını buradan yönetecekti. Pakistan ordusunun kabul etmesine rağmen dönemin Başbakanı İmran Han üssü vermedi. ABD’de kendisini görevden aldırarak bir nevi cezalandırdı.
Trump'ın son İngiltere ziyareti sırasında Taliban yönetiminden Bagram üssünü istemesinin ardından Taliban yönetiminin sert bir şekilde bu talebi reddetmesi ve ardından Trump’ın Taliban'a “o halde başınıza çok kötü şeyler gelecek, bekleyin” diye tehdit etmesi ve ardından Pakistan’ın terörle mücadele kapsamında Afganistan’a hava saldırılarını başlatması dikkat çekicidir. Pakistan'la her ne kadar Afganistan’daki Taliban yönetimi bir ateşkes üzerinde anlaşsa da tam da İran’a operasyondan bir gün önce Pakistan, Afganistan’a bir hava saldırısı düzenlemiş gelen haberlere göre Pakistan Taliban hareketinin üst düzey liderleri ve komutanları öldürülmüş hatta Taliban yönetiminin lideri Akhundzade’nin de öldürüldüğü haberleri gelmiştir. O gece Trump yaptığı açıklamada Pakistan’ın kendini savunma hakkı olduğunu ve ABD’nin Taliban karşısında Pakistan’ın yanında yer aldığını söylemiştir. Bu durum açıkçası ABD’nin ve Trump’ın Taliban’la yollarını ayırdığının bir göstergesidir.
Trump, ABD’nin 20 yıldan fazladır savaştığı Taliban'la Doha’da bir anlaşma imzalayarak 2.7 trilyon dolar harcadığı binlerce askerinin öldüğü ve bir devlet ve ordu kurduğu Afganistan'ı kendi eliyle 20 yıl terörizmle mücadele kapsamında savaştığı Taliban'a geri vermiştir. Ancak bu süre içerisinde kurulmuş olan Taliban hükümetini de ABD tanımamıştır. Zira hükümette ABD’nin başlarına ödül koyduğu ve terörist olarak ilan ettiği kimi liderlerin kabinede yer alması ABD tarafından sert bir şekilde eleştirilmiştir. Meseleyi yakından takip eden Rusya, 2025 sonbaharında stratejik bir adım atarak Taliban yönetimini resmen tanımıştır. Her ne kadar İran Savaşı gölgeledi ise de Afganistan ve Pakistan arasında çatışmalar halen sürmektedir. Özellikle, Afganistan topraklarında Çin sınırlarına yakın bölgelerde bulunan IŞİD-Horasan örgütünün Afganistan-Pakistan çatışmasında kimin tarafını tutacağı merak konusudur. Zira IŞİD- Horasan örgütünün ABD tarafından korunup kollandığı herkes tarafından bilinmektedir. Hatta Taliban yönetimine IŞİD-Horasan örgütüne hiçbir şekilde dokunulmaması gerektiği de Afganistan’ın iktidarı devredilirken ABD tarafından telkin edilmiştir. Trump, zaten IŞİD’in Obama tarafından kurulduğunu daha önce itiraf etmişti. Rusya da IŞİD-Horasan'ın ABD’nin kontrolünde olan bir örgüt olduğunu düşünmektedir.
ABD’nin İran savaşındaki gövde gösterisi, savaş öncesi İran'ın çevresinde yaptığı askeri yığınak ki donanmasının %33’ünü ve iki büyük uçak gemisini buraya gönderdiği biliniyor; bu askeri yığınak 2003 yılında Irak’ın işgali sırasında yapılan askeri yığınaktan daha büyük olduğu değerlendiriliyor. Dolayısıyla İran için bu kadar büyük bir donanma gerekli miydi? Bu çok uzun süre tartışıldı; ancak gerçek şu ki ABD’nin tek niyeti İran değil. İran üzerinden Avrasya’nın yeniden dizaynı ve Amerikan Avrasyası’nın inşası için bir yol haritasının olduğu anlaşılmaktadır. Günün sonunda ABD, Hazar Orta Asya, Venezuela, İran ve Körfez petrolleri üzerinde hakimiyetini artırarak ana rakibi Çin’e giden enerji hatlarını kontrol altına almak istemektedir. Böylece Çin’in can damarları olan enerji hatlarını da kontrol altına almış olacaktır.
Bu nedenle ABD tüm bu büyük operasyonu tek başına gerçekleştiremeyeceği için şu anda NATO’ya ihtiyaç duymaktadır. Zira ABD gerek mühimmat gerekse para açısından büyük bir yükün altına girmiş durumda ve bu yükü paylaşacak müttefik arayışı içerisine girmiştir. Bu nedenle hem Avrupalı ülkelere hem de NATO’yu bu savaşa destek vermeye bir şekilde ikna etmek zorunda kalacaktır. Böylece hem İran savaşı uluslararası anlamda meşrulaştırılmış olacak ki tıpkı 2003 yılında Irak savaşı ve 2001 yılında Afganistan’ın işgali gibi… Böylece meşruiyet sorununu bir koalisyon gücü kurarak çözmüş olacak.
HER NE KADAR İRAN SAVAŞI GÖLGELEDI ISE DE AFGANISTAN VE PAKISTAN ARASINDA ÇATIŞMALAR HALEN SÜRMEKTEDIR. ÖZELLIKLE, AFGANISTAN TOPRAKLARINDA ÇIN SINIRLARINA YAKIN BÖLGELERDE BULUNAN IŞİD-HORASAN ÖRGÜTÜNÜN AFGANISTAN- PAKISTAN ÇATIŞMASINDA KIMIN TARAFINI TUTACAĞI MERAK KONUSUDUR. ZIRA IŞİD- HORASAN ÖRGÜTÜNÜN ABD TARAFINDAN KORUNUP KOLLANDIĞI HERKES TARAFINDAN BILINMEKTEDIR. HATTA TALIBAN YÖNETIMINE IŞİD-HORASAN ÖRGÜTÜNE HIÇBIR ŞEKILDE DOKUNULMAMASI GEREKTIĞI DE AFGANISTAN’IN IKTIDARI DEVREDILIRKEN ABD TARAFINDAN TELKIN EDILMIŞTIR. TRUMP, ZATEN IŞİD’IN OBAMA TARAFINDAN KURULDUĞUNU DAHA ÖNCE ITIRAF ETMIŞTI. RUSYA DA IŞİD-HORASAN'IN ABD’NIN KONTROLÜNDE OLAN BIR ÖRGÜT OLDUĞUNU DÜŞÜNMEKTEDIR.