SAVUNMA SANAYIINDE YEŞIL ÜRETIM UYGULAMALARI, HAMMADDE SEÇIMINDEN ATIK YÖNETIMINE KADAR TÜM ÜRETIM ZINCIRINI IÇERIR. MÜHIMMAT IMALATINDA ENERJI TÜKETIMI, SOĞUTMA TEKNIKLERI, ATIK SU ARITIMI VE KATI ATIK YÖNETIMI KRITIK UNSURLARDIR.
ÇALIŞMALARDA ALÜMINYUM VE ÇELIĞIN ÜRETIMINDE BÜYÜK MIKTARDA ENERJI GEREKTIĞINI VURGULAMAKTADIR; BU NEDENLE IKAME VE GERI DÖNÜŞÜM STRATEJILERI ÖNEMLIDIR. FOI RAPORUNDA, MERMI GÖVDELERI IÇIN ALÜMINYUM IŞLENMESINDE %70’E YAKIN ARTIK OLUŞTUĞU BELIRTILEREK, ÜRETIM BAŞINDA DAHA UYGUN ŞEKIL VEYA MALZEME KULLANARAK ARTIKLARIN AZALTILABILECEĞI VURGULANMIŞTIR.
Günümüzde yeşil mühimmat kavramı, geleneksel kurşun içermeyen cephanenin ötesine geçerek kara atış sistemleri, havan topları ve roket-füze sistemlerini de kapsayacak şekilde genişlemektedir. Yeşil mühimmat, çevre ve insan sağlığına zararlı kimyasal maddeleri (kurşun, antimon, barium vb.) azaltmayı, iyileştirilmiş yakıt ve patlayıcı formülasyonları kullanmayı ve atık yönetimini odağa alan bir anlayıştır.
Bu çerçevede, yeşil mühimmat sadece kurşun içermeyen küçük çaplı cephaneden ibaret olmayıp, roket, füze ve havan mühimmatları için de “daha az toksik, daha çevre dostu” malzeme ve kimyasallar geliştirilmesini içerir. Yeşil mühimmatta kullanılacak patlayıcılar ve iticiler arasında son yıllarda ağır metal yerine alternatif oksitleyiciler, biyodestekli bağlılar ve yenilenebilir kaynaklı kompozitler öne çıkmaktadır.
1990’ların ortalarında ABD Ordusu bünyesinde başlatılan “Green Bullet” (Yeşil Mermi) programı ile küçük kalibre cephanelerdeki kurşun-primer kombinasyonları temizlenmeye çalışılmıştır. Örneğin 1999’dan itibaren 5.56×45 mm NATO mermilerinde kurşun dolgulu çekirdek yerine sertleştirilmiş tungsten ve çelik bileşimli konik bir nüve kullanılmaya başlandı. Ayrıca, nitrik esterlere alternatif olarak hidrojen peroksit (H₂O₂) gibi oksitleyiciler kullanımı incelenmiş, H₂O₂’in patlaması sonucu yalnızca su ve oksijen açığa çıkarak çevresel kirletici bırakmadığı vurgulanmıştır.
Roket yakıtlarında ise amonyum dinitramid (ADN) veya biyolojik çözünebilen polimer bağlayıcı gibi daha az toksik bileşen arayışları sürmektedir. Atış sistemlerinde yoğun metal kullanımına karşı, dolgu veya mermi çekirdeklerinde ağır metaller (kurşun, kadmiyum, cıva) yerine tungsten, bakır alaşımları veya biyo-çözünür polimerler tercih edilmektedir.
YEŞIL ÜRETIM SÜREÇLERI VE ÇEVRESEL YÖNETIM
Savunma sanayiinde yeşil üretim uygulamaları, hammadde seçiminden atık yönetimine kadar tüm üretim zincirini içerir. Mühimmat imalatında enerji tüketimi, soğutma teknikleri, atık su arıtımı ve katı atık yönetimi kritik unsurlardır. Çalışmalarda alüminyum ve çeliğin üretiminde büyük miktarda enerji gerektiğini vurgulamaktadır; bu nedenle ikame ve geri dönüşüm stratejileri önemlidir.
FOI raporunda, mermi gövdeleri için alüminyum işlenmesinde %70’e yakın artık oluştuğu belirtilerek, üretim başında daha uygun şekil veya malzeme kullanarak artıkların azaltılabileceği vurgulanmıştır. Geri dönüşüm uygulanabilir malzemelerin tekrar işlenmesi hem çevresel etkiyi hem de üretim maliyetlerini düşürmektedir.
Enerji verimliliği açısından, birçok cephane fabrikası yenilenebilir enerji ve yüksek verimli ekipman yatırımları yapmaktadır. Örneğin ABD’deki McAlester ve Iowa cephanelik tesisleri, binalarda jeotermal ve fotovoltaik (güneş enerjisi) sistemler kurarak ısıtma- soğutmada fosil yakıt kullanımını azaltmıştır.
Su kullanımında ise proses sularının kapalı devre kullanımı ve atıksu arıtma sistemleri öne çıkar. Örneğin patlayıcı kalıntısı içeren bezler, düşük pH’daki yıkama tanklarında maddeyi nötralize edecek biçimde yıkanmakta ve atık su biyolojik arıtma tesislerinde işlenerek patlayıcı kalıntıları parçalanmaktadır.
Fabrikalarda katı atıklar, metal hurdalar ve tehlikeli kimyasallar sınıflandırılarak yetkili bertaraf firmalarına güvenli şekilde transfer edilmektedir. Katı atıklardan geriye dönüştürülebilir metaller ve plastikler ayrılırken, solvent benzeri tehlikeli atıklar lisanslı tesislerde imha edilmektedir. Atık üretiminin azaltılması amacıyla ise Entegre Yönetim Sistemleri (ISO 14001 vb.), çevresel etki değerlendirmeleri, enerji verimli ekipmanlar ve temiz üretim teknolojileri benimsenmektedir.
NATO üyesi ülkeler yeşil mühimmat teknolojilerine farklı şekillerde odaklanmıştır. ABD’de en bilinen örnek 5.56 mm M855A1 mermisidir. Bu mühimmatta temel değişiklik, bakır kaplı çelik çekirdek yerine tungsten/çelik alaşımdan yapılmış çekirdeğin kullanılmasıdır. Bu mühimmat, halihazırdaki SS109/M855 ile aynı STANAG 4172 standardına göre üretilmiş; performansta gerileme olmadan alan penetrasyonunu artırmıştır. M855A1’in üretimi için yapılan yaşam döngüsü değerlendirmesinde, yanma gazı emisyonlarının (CO₂, H₂O, N₂) konvansiyonel mühimmatla hemen hemen aynı olduğu, içindeki antimon vb. emisyonların minimuma indiği belirtilmiştir. Marine Corps ve diğer kuvvetlerde eğitim için de tungsten temelli versiyonlar geliştirilmiştir.
Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri de benzer adımlar atmıştır. Alman firmasından üretilen 5.56×45 mm DM11A1 mühimmatı, çekirdeği sertleştirilmiş çelik ve kurşun alaşımlı iki parçadan (çift nüve) oluşan, tamamen kaplanmış (encapsulated) bir çekirdeğe sahiptir. Bu tasarım, klasik SS109/ M855 formunda olup kurşun miktarını azaltacak şekilde kalıp teknolojisiyle üretilmiş; ayrıca kurşun içermeyen SinTOX kapsül kullanarak atış esnasında kirletici kurşun buharını da önemli ölçüde düşürmüştür. Benzer biçimde 7.62×51 mm DM111A2 mühimmatı da tam metal kaplı (TMJ) çekirdekte kurşun bulundurmasına rağmen tamamen kapsüllenerek atış sahası emisyonları azaltılmıştır.
NAMMO (Norveç) gibi diğer NATO üreticileri de kurşunsuz barut ve dolgu projeler üzerinde çalışmaktadır. Örneğin Nammo 2004’ten beri 5.56 mm Ball Non- Toxic 4 ve 7.62 mm BNT 9 High Performance gibi mermileri geliştirmiş, Kuzey Avrupa ülkeleri (Norveç, Finlandiya) ve NATO için kalite güvencesiyle üretmiştir. Nammo ayrıca REACH kapsamında 2018’de kurşunun “Çok Yüksek Kaygı Uyandıran Madde” olarak ilan edilmesine dikkat çekerek, kurşunu ortadan kaldırma yönünde öncü olduğunu belirtmiştir. AB Komisyonu 2025 sonrası sivil alanda kurşun fişek kullanımını sınırlamayı planlamakta, savunma sanayii de bu kısıtlamalara uyum sağlama aşamasındadır.
YEŞIL MÜHIMMATIN EN ÖNEMLI MOTIVASYONLARINDAN BIRI ORTAMDA BIRIKEN AĞIR METAL BIRIKIMINI ÖNLEMEKTIR. GELENEKSEL CEPHANELIKLERDE YÜZBINLERCE ATIŞ SONUCUNDA BOMBA PATLAMASI BENZERI ETKIYLE DÜŞEN KURŞUN KIRINTILARI, TOPRAĞA KALICI KURŞUN YÜKÜ BIRAKIR. ARAŞTIRMALARA GÖRE MENZIL TOPRAKLARINDAKI KURŞUN YARILANMA ÖMRÜ ~700 YIL DÜZEYINDEDIR VE HIÇBIR BIYOLOJIK BOZUNUM GERÇEKLEŞMEDEN TOPRAKTA VARLIĞINI SÜRDÜRÜR. HAVA VE SU YOLLARIYLA TAŞINAN BU KURŞUN; ATMOSFERE YAYILARAK ÇEVREYE YAYILMAKTA, YAĞMUR SUYU ILE ÇÖZÜNEREK YER ALTI SULARINA SIZMA EĞILIMINDEDIR.
Başarım – infilak performansı açısından yeşil mühimmatlar geleneksel muadilleriyle örtüşmelidir. Nammo’nun atış testleri, 7.62 mm BNT-9 yüksek nüveli kurşunlu mermisinin bir zırhlı kamyon modelinde M80 çelik nüveli mermiden yalnızca birkaç santim az sapma ile aynı delik çapını oluşturduğunu göstermiştir. Benzer şekilde ABD Ordusu testlerinde tungsten mermiler, kurşun mermilere eşdeğer tahribat ve menzil tutarlılığı sunmuştur. Bu da kullanıcı tarafında performansta görünür fark olmadan çevresel fayda sağlandığı anlamına gelmektedir.
ABD Deniz Piyadeleri yeşil gündem kapsamında biyo-yakıtlı araçlar denemiş, karbondioksit salınımında anlamlı azalma sağlamıştır. İsveç, JAS 39 Gripen uçaklarında biyoyakıt-karışımlı test uçuşları yapmış; performans kaybı olmamıştır. Teknoloji ajansları, polimer esaslı çözünebilir plastik kurşun kovan projeleri ve sudaki alüminyum toz yakıtları gibi yenilikçi teknolojiler üzerinde çalışmaktadır. NATO’nun Akıllı Enerji Programı kapsamında ise saha üslerinde güneş panelleri ve batarya sistemleri devreye sokularak lojistik yakıt yükü azaltılmaktadır. Avrupa cephaneliklerinde, ömür uzatma (life-extension) ve çevreci yenileme çalışmalarında yeniden kullanıma uygun tasarım (DfD) kavramı benimsenmektedir.
ÇEVRESEL ETKI ANALIZI
Yeşil mühimmatın en önemli motivasyonlarından biri ortamda biriken ağır metal birikimini önlemektir. Geleneksel cephaneliklerde yüzbinlerce atış sonucunda bomba patlaması benzeri etkiyle düşen kurşun kırıntıları, toprağa kalıcı kurşun yükü bırakır. Araştırmalara göre menzil topraklarındaki kurşun yarılanma ömrü ~700 yıl düzeyindedir ve hiçbir biyolojik bozunum gerçekleşmeden toprakta varlığını sürdürür. Hava ve su yollarıyla taşınan bu kurşun; atmosfere yayılarak çevreye yayılmakta, yağmur suyu ile çözünerek yer altı sularına sızma eğilimindedir.
Örneğin antimon içerikli çekirdekli mermilerden kaynaklanan atış yeri toprak örneklerinde Pb, Sb, Cu ve Zn birikimine rastlanmış; yeraltı suyunda ise antimon kurşuna göre çok daha hızlı hareket ettiği tespit edilmiştir. Antimon ve kurşun gibi metaller biyolojik sistemde kolay emilir; kuşlardan insanlara taşınan gıda zincirine girerek sağlık açısından ciddi riskler barındırmaktadır.
Söz konusu toksik yük, insan sağlığı üzerinde de doğrudan etkilidir. Kapalı atış poligonlarında ince kurşun tozlarının solunması atıcıların kan seviyelerini yükseltmekte, pek çok çalışmada atıcılarda CDC/NIOSH güvenlik sınırları üzerine çıkan kan kurşun düzeyleri saptanmıştır. Bu durum, kurşun maruziyeti ile nörolojik hasar ve kronik hastalık riskinin arttığı göstermektedir. Dolayısıyla fişekten çıkan kurşunun hacimce suyla karışmayan metal formu dahi uzun vadeli kirlilik ve sağlık sorunlarına yol açmaktadır.
Yeşil mühimmat bu riskleri azaltmayı hedefler. Kurşun çekirdeğin yerini alan tungsten veya polisiklik plastik çekirdekler doğal ortamda inert kalıp zararsız hale gelebilir; yapılan deneylerde tungsten ve tungsten-karbon mermilerin etrafa sızması sonucu toprakta toksik etki gözlenmemiştir.
YEŞIL MÜHIMMAT, MODERN SAVUNMA SANAYINDE ORTAYA ÇIKAN ÇOK BOYUTLU BIR KAVRAMDIR. HEM CEPHANENIN IÇINDEKI KIMYASALLARIN SEÇIMINDE HEM DE ÜRETIM SÜREÇLERININ TASARIMINDA ÇEVRE-KIRLILIK AZALTIMINI HEDEFLER. BU KAPSAMDA, ÇEVRE DOSTU PATLAYICI VE ITICILER; GERI DÖNÜŞÜMLÜ VEYA BIYOBOZUNUR MALZEMELER; ENERJI VERIMLILIĞI SAĞLAYAN ÜRETIM TESISLERI; ATIK YÖNETIMI VE ÇEVRE YÖNETIM SISTEMLERI (ISO 14001 GIBI) HAYATA GEÇIRILMEKTEDIR. NATO VE AB ÜLKELERINDEN ÖRNEKLER, YEŞIL TEKNOLOJI ENTEGRASYONUNUN GÜVENLIK AÇISINDAN DA STRATEJIK AVANTAJ SAĞLADIĞINI GÖSTERMEKTEDIR. TÜRKIYE’DE DE ROKETSAN, TÜBİTAK SAGE, MKE, ASELSAN GIBI KURUMLAR BENZER ADIMLAR ATARAK HEM YURT IÇI TEKNOLOJI BAĞIMSIZLIĞINI HEM DE ÇEVRE KORUMAYI HEDEFLEMEKTEDIR.
TÜRKIYE’DE YEŞIL SAVUNMA
Türkiye savunma sanayii de sürdürülebilirlik adımlarını artırmaktadır. ROKETSAN, MKE ve TÜBİTAK SAGE; ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi sertifikasına sahip olup, üretim süreçlerinde çevre bilinciyle hareket ettiğini belirtir. Örneğin ROKETSAN tarafından geliştirilen roket ve füze motorlarında, atık gaz ve artık yönetimi iyileştirmeleri yapılmakta, test sahalarında toprak kirliliği önlemleri alınmaktadır. Ayrıca kurumlar iş güvenliği ve çevreye yönelik politikalar yayımlamıştır. Resmi web sitelerinde Sağlık, Emniyet ve Çevre Politikası başlıklı belgeyle, atölye faaliyetlerinde çevre koruma öncelikleri duyurulmaktadır.
Çelik fabrikaları, atık su arıtma tesisleri ve atık lastik geri dönüşümü gibi altyapı yatırımları yapılmaktadır. Patlayıcı konusunda öncü kuruluş olan MKE Kırıkkale, Aliağa ve Seymen Geri Dönüşüm Müdürlükleri ile kimyasal atık dönüşümü ve üretim tesisleri özenle ayrı ayrı ele almaktadır. Bu sayede hem personel güvenliğiliği hem de insan ve çevre sağlığına dikkatle özen gösterilmektedir. Ayrıca bu geri dönüşüm tesisinde geri dönüştürülen malzemeleri yine savunma sanayii ürünlerinde kullanarak gerçek bir sürdürülebilirlik örneği ortaya koymaktadır.
Aselsan da sürdürülebilirlik raporlarında CO₂ emisyon ölçümü ve çevre yönetimi faaliyetlerine yer vermekte, istikrarlı şekilde ISO 14001’de gözetim denetimlerinden geçmektedir. Yine yerli firmalar ve tedarikçileri yenilebilir enerji kaynakları noktasında da çok büyük yatırımlar yapmaktadır. TÜBİTAK SAGE Yeşil Kampüs sloganı ile tükettiği enerjinin önemli bir kısmını güneş panellerinden sağlamaktadır.
Sonuç olarak yeşil mühimmat, modern savunma sanayinde ortaya çıkan çok boyutlu bir kavramdır. Hem cephanenin içindeki kimyasalların seçiminde hem de üretim süreçlerinin tasarımında çevre-kirlilik azaltımını hedefler. Bu kapsamda, çevre dostu patlayıcı ve iticiler; geri dönüşümlü veya biyobozunur malzemeler; enerji verimliliği sağlayan üretim tesisleri; atık yönetimi ve çevre yönetim sistemleri (ISO 14001 gibi) hayata geçirilmektedir. NATO ve AB ülkelerinden örnekler, yeşil teknoloji entegrasyonunun güvenlik açısından da stratejik avantaj sağladığını göstermektedir.
Türkiye’de de Roketsan, TÜBİTAK SAGE, MKE, Aselsan gibi kurumlar benzer adımlar atarak hem yurt içi teknoloji bağımsızlığını hem de çevre korumayı hedeflemektedir. Köklü geçmişleriyle şirketlerimiz, “sürdürülebilirlik” anlamında geçmişinin getirdiği avantaj ve tecrübe ile hem ülkemizde hem de tüm dünyada tanınan, bilinen, güvenilir bir marka haline gelmektedir. Gelecekte yeşil mühimmat uygulamaları yaygınlaştıkça, mühimmat üretiminden kullanımına kadar tüm fazlarda çevresel etkilerin minimize edilmesi beklenmektedir.