SAVAŞ VE ÇATIŞMALARIN SOSYAL VE SIYASAL MALIYETLERININ YANI SIRA ÖNEMLI BOYUTTA EKONOMIK MALIYETLERI DE BULUNMAKTADIR. GEREK BARIŞ GEREKSE SAVAŞ DÖNEMINDE SAVUNMA HARCAMALARININ KARŞILANABILMESI IÇIN DIĞER BAZI KAMUSAL HARCAMALARDAN VAZGEÇILMESI YA DA EN AZINDAN KISINTIYA GIDILMESI SÖZ KONUSU OLMAKTA, SAVUNMA KAYNAKLI HARCAMALAR, EKONOMILERE CIDDI BIR YÜK OLUŞTURURKEN, VAZGEÇME MALIYETI DE YARATMAKTADIRLAR.
Barış dönemlerinde yapılan savunma ve güvenlik harcamaları, savaş dönemlerine yönelik alınmış caydırıcı önlemlerdir. Güçlü ve teknik kabiliyeti yüksek bir ordu, savaş öncesi oluşturulacak önemli bir psikolojik savunma hattıdır ve bir bakıma savaşmadan kazanma sanatıdır. Sun-Tzu, “Savaşların tümünde savaşarak zapt etmek en üstün başarı değildir. Üstün başarı düşmanın direncini savaşmadan kırmaktır” der. Sun-Tzu, ayrıca, “Savaş sanatının en yücesi, savaşmadan düşmanı alt etmektir. En doğrusu, düşmanın direncini savaşmadan kırmaktır. Muzaffer savaşçılar önce zafer kazanır, sonra savaşa girer…” ifadelerini kullanır.
İnsanlık tarihi savaşlarla ve güç mücadeleleriyle yoğrulmuştur. Barış dönemleri, binlerce yıllık insanlık tarihinin çok az bir bölümüne hakimdir. Her ne kadar savaş yıkım ve cinayet olsa da bir gerçeklik olarak her zaman var olmuş ve olmaya da devam edecektir. Savaş ve çatışmaların sosyal ve siyasal maliyetlerinin yanı sıra önemli boyutta ekonomik maliyetleri de bulunmaktadır. Gerek barış gerekse savaş döneminde savunma harcamalarının karşılanabilmesi için diğer bazı kamusal harcamalardan vazgeçilmesi ya da en azından kısıntıya gidilmesi söz konusu olmakta, savunma kaynaklı harcamalar, ekonomilere ciddi bir yük oluştururken, vazgeçme maliyeti de yaratmaktadırlar.
Table of contents [Show]
TAM KAMUSAL MAL VE HİZMETLER
Savunma hizmetleri kamusal mal ve hizmetler sınıfında olup, kamusal ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkmaktadır. Buna göre; tatmin edilmesi durumunda tüm topluma fayda sağlayan ihtiyaçlara kamusal ihtiyaç denilmekte ve bu ihtiyaçlar kamusal mal ve hizmetlerle tatmin edilmektedir (Akdoğan, 2009: 37).
Kamusal mal ve hizmetlerin tanımlanmasında David Hume, devletin alt belirterek kamusal mallarla ilgili ilk düşünceyi gündeme getirmiş; Adam Smith ise bazı malların çok kıymetli olmalarına rağmen kapitalistin sağlayacağı kârın üretim maliyetini karşılamaması nedeniyle özel girişimle üretilemeyeceğini ve piyasa mekanizmasının yeterli olmayacağı için devlet tarafından üretmesi gereğini ifade etmiştir (Durmuş, 2006: 68). Daha sonra ise Paul A. Samuelson 1954 ve 1955 yıllarındaki çalışmalarında kamusal mal ve hizmetlerin sunumu ve kamu harcamalarına yönelik görüşlerini ortaya atmıştır (Durmuş, 2008: 131).
Kamusal mal ve hizmetlerden tam kamusal mal ve hizmetler; toplumsal niteliğe sahip ihtiyaçları karşılamaya yönelik olan, faydaları bölünemeyen kimsenin yoksun bırakılamadığı, piyasa konusu olmayan, faydalarından toplumsal olarak yararlanılan ve kararların siyasal süreç içinde verildiği mal ve hizmetler olarak ifade edilmektedir (Akdoğan, 2009: 41-46). Savunma, iç ve dış güvenlik, adalet, diplomasi ve temel bayındırlık hizmetleri gibi kamu tarafından üretilmedikleri takdirde eksik üretilecek ya da hiç üretilmeyecek mal ve hizmetler, tam kamusal olarak karşımıza çıkar. Tam kamusal mal ve hizmetlerden aynı anda yararlanabilecek sınırsız sayıda potansiyel kullanıcı olup, bazı bireyler ya da toplumun bir kısmının, bu hizmetlerin dışında tutulması da mümkün değildir (Durmuş, 2008: 132). Öyle ki kamu ekonomisi açısından değerlendirildiğinde, aynı anda faydadan dışlanamama ve de fiyatlanamama özelliği taşıyan bu tip mal ve hizmetler hem eksik üretim hem de eksik tüketim biçiminde bir piyasa başarısızlığı yaratırlar. Bunun için de söz konusu mal ve hizmetlerin sunumu kamu tarafından yerine getirilmektedir (Arslan, 2023: 394).
Tam kamusal mal ve hizmetler içinde öyleleri vardır ki bunlara pür kamusal mal ve hizmet adı da verilmektedir. Az sayıda olan pür kamusal mal ve hizmetlerin başında savunma ve güvenlik gelmekte olup devletlerin varlıklarını sürdürrebilmeleri açısından hayati öneme sahiptir (Nadaroğlu, 2000: 54).
SAVUNMA VE GÜVENLIK HIZMETLERI TAM KAMUSAL HIZMET OLMAKLA BIRLIKTE, LITERATÜRDE PÜR KAMUSAL HIZMET OLARAK DA IFADE EDILMEKTEDIR. BUNDAN DOLAYI, SAVUNMA HARCAMALARININ GERÇEKLEŞTIRILMESINDE KULLANILACAK KAYNAKLAR, TÜM ÜLKELERDE DEVLET BÜTÇESINDEN KARŞILANMAKTA, BÖLÜNMEZ FAYDA SAĞLAMAKTA; SAVUNMANIN SALDIRIDAN CAYDIRICI ÖZELLIĞININ SAĞLADIĞI FAYDA, ÜLKENIN HER YERINDE EŞIT OLUP SONUÇTA BEDEL ÖDEYEN YA DA ÖDEMEYEN HERKES BU HIZMETTEN YARARLANMAKTADIR. MILLI GÜVENLIK ILE DOĞRUDAN ILGISI OLMASI, BU TIP HIZMETLERIN PÜR KAMUSAL OLARAK NITELENMESINE NEDEN OLMAKTADIR. EGEMENLIĞIN DEVAMI IÇIN GEREKLI OLAN BU HIZMET AYNI ZAMANDA DIĞER KAMUSAL MAL VE HIZMETLERIN GERÇEKLEŞTIRILEBILMESININ DE BIR ANLAMDA ÖN KOŞULU OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR.
PÜR KAMUSAL OLARAK SAVUNMA HİZMETİ
Abraham Maslow, insan ihtiyaçlarını bir hiyerarşi içinde ortaya koymuş ve ihtiyaçları beş ana kategoriye ayırmıştır. Bunlar; şiddet ve gereksinimler açısından; fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı, sosyal ihtiyaçlar, değer verilme/saygınlık ihtiyacı ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarıdır. Keza, Maslow güvenlik ihtiyacına ikinci derecede önem atfetmiştir.
İlk insanlar bireysel olarak güvenlik oluşturma ve tehlikelere karşı savunma ihtiyacını karşılamışlar, gelişime bağlı olarak zamanla kolektif güvenliğe de ihtiyaç duymaya başlamışlardır. İlk devletler ile birlikte, söz konusu ihtiyaç daha da büyümüş ve kurumsal hale gelmiş, devlet tarafından sunulmaya başlanmıştır (Arslan, 2023: 395). Bireyler gibi devletler de varlık ve bütünlüklerini koruma, devamlılıklarını sağlama amacıyla savunma ve güvenlik hizmetlerini ifa etmektedir. Nasıl ki birey kendi fiziksel ve ruhsal alanını savunma ihtiyacı hissediyorsa, devletler de fiziksel alanlarını ve de egemenliklerini ve bileşenlerini iç ve dış tehditlere karşı savunma ihtiyacı hissederler ve bu ihtiyacın tatmini için savunma ve güvenlik hizmeti üretirler (Arslan, 2023: 395).
Savunma ve güvenlik hizmetleri tam kamusal hizmet olmakla birlikte, literatürde pür kamusal hizmet olarak da ifade edilmektedir. Bundan dolayı, savunma harcamalarının gerçekleştirilmesinde kullanılacak kaynaklar, tüm ülkelerde devlet bütçesinden karşılanmakta, bölünmez fayda sağlamakta; savunmanın saldırıdan caydırıcı özelliğinin sağladığı fayda, ülkenin her yerinde eşit olup sonuçta bedel ödeyen ya da ödemeyen herkes bu hizmetten yararlanmaktadır (Bulutoğlu, 2004: 239-240). Milli güvenlik ile doğrudan ilgisi olması, bu tip hizmetlerin pür kamusal olarak nitelenmesine neden olmaktadır. Egemenliğin devamı için gerekli olan bu hizmet aynı zamanda diğer kamusal mal ve hizmetlerin gerçekleştirilebilmesinin de bir anlamda ön koşulu olarak karşımıza çıkmaktadır (Arslan, 2023: 396).
Pür kamusal hizmet olarak savunma ve güvenlik hizmetlerinin temel özellikleri şöyle ifade edilebilir:
Arz Kamu Tarafından Gerçekleştirilir: Özel mal ve hizmetlerin arzını piyasa düzenler. Ancak pür kamusal mal ve hizmetler, piyasa başarısızlığına neden olabileceğinden kamu tarafından üretilmesi zorunludur. Söz konusu mal ve hizmetlerin arzına ilişkin koşullar ve tercihler kamu tarafından belirlenmektedir. Bölünemeyen, pazarlanamayan ve dolayısıyla fiyatı olmayan bu tip mal ve hizmetler siyasal süreç tarafından arz edilir ve bütçe, siyasal sürecin bu alandaki tercihlerinin somut bir belgesi olarak karşımıza çıkar (Nadaroğlu, 2000: 50-51).
Tüketimde Rekabete Kapalıdır: Bu mal ve hizmetlerin, bir kişi ya da kişiler tarafından tüketilmesi, diğer kişi ya da kişilerce tüketilmesine engel olmayıp, bölünemezlik olarak da ifade edilen durum teknik olarak hizmetin bölünmesinin mümkün olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu özelliğin iktisadi ifadesi, kısa dönemde kamusal malın marjinal maliyetinin sıfır olması, uzun dönemde ise ilave kapasite ve yeni yatırım ihtiyacı doğurmasıdır (Durmuş, 2008: 131).
Üretim Hacmi Büyüktür: Bu tip mal ve hizmetlerin üretim hacimleri, piyasa tarafından karşılanmasına olanak vermeyecek derecede büyüktür. Milli savunma hizmetlerinin gerek barış gerekse savaş döneminde oldukça büyük hacimlerde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Normal dönemlerde ihtiyacın asgari seviyede olduğu ülkelerde dahi, hizmetin hacmi piyasanın yeterli olamayacağı derecelere gelmektedir (Nadaroğlu, 2000: 53). Her ne kadar üretim sürecinin bazı bölümlerinde özel sektör devreye girebilse de bu durum savunma ve güvenlik hizmetlerinin ana niteliğini değiştirmez.
Tüketimden Mahrum Bırakılma Söz Konusu Değildir: Tüketimden mahrum bırakılamama söz konusudur. Bu özellik savunma hizmetinin faydalarının kollektif bir karaktere sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Durum böyle olunca, genellikle bu tür mal ve hizmetlerin bireylere sağlayacağı özel faydanın kollektif faydadan ayrı değerlendirilip ölçülmesi ve fiyat mekanizması ile bedelini ödeyene satılması ya da istifadesine sunulması mümkün olamamaktadır (Nadaroğlu, 2000: 51).
Tüketimi Zorunludur: Bu mal ve hizmetlerden yararlanma bazı durumlarda zorunlu kılınabilmektedir. Burada zorunluluk keyfi olmayıp, kamu yararı nedeniyle ortaya çıktığından da hukuki niteliktedir. Böyle bir durumda hizmetten yararlanma tüketici için zorunludur ve tüketicinin tercih hakkı yoktur (Nadaroğlu, 2000: 53).
Bu genel özelliklerin yanı sıra pür kamusal mal ve hizmetlerin diğer tam kamusal mal ve hizmetlere göre stratejik önemi olduğu ve adeta olmazsa olmaz bir nitelik taşıdığını ifade etmek gerekir.
SAVUNMA HARCAMALARININ FİNANSMANI
Savunma ve güvenlik hizmetlerinin finansmanın nasıl sağlandığı/sağlanacağı, özellikle savunma harcamaları yüksek olan ülkeler için önemli bir mali sorunsaldır. Savunma hizmetlerinin finansmanı, temel olarak vergiler ile sağlanırken kimi durumlarda borçlanmaya da başvurulmaktadır. Finansman tipi, ülkelere ve ekonomilere göre farklı yöntemlerle sağlansa da her halükârda savunma harcamaları; hazineye, bütçeye ve vergi sistemine yük getirmektedir.
Esas olarak savunma hizmeti iki yönlüdür. Birincisi, yapılacak bir saldırının önlenmesi / caydırılması, ikincisi ise saldırı durumunda karşı konulmasıdır (Aslan, 1998: 249). Birincisi barış dönemini ifade eder. Bu süreçte savunma harcamalarının etkin ve verimli kullanılması önemlidir. Olası bir savaş haline hazırlık, aynı zamanda yüksek caydırıcılığı doğuracak, bir bakıma savaşın yıkıcı maliyetlerine bazı durumlarda engel olacaktır. Bir anlamda savaş, daha başlamadan kazanılmış olacaktır (Arslan, 2023: 398)!
İkinci olarak ise sıcak savaş durumudur. Savaş, taraflar açısından yıkıcı etkiler göstermektedir. Savaş dönemlerinde çalışan nüfusun azalması, üretimin düşmesi, borç yükünün artması, her nevi kamu harcamalarındaki artış, ekonomik açıdan sıkıntılı bir süreç ortaya çıkarmaktadır (Özcan, 2020: 292). Bu açıdan değerlendirildiğinde, barış döneminde yapılan savunma harcamaları, savaş dönemine göre çok daha düşük kalabilecek ve barışı koruyabildiği sürece, verimli bir harcama sayılabilecektir (Bulutoğlu, 2004: 237).
Ancak belirtmek gerekir ki savunma hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için ayrılan kaynaklar doğrudan üretken olmayan büyük kaynaklar olup, hizmet sunumunda ekonomik kaynakların etkin kullanımı ile tasarruf sağlanması, yüksek verim ile vergi yükünün azaltılması ve toplum refahına katkı sağlanması da oldukça önemli bir konudur (Bulutoğlu, 2004: 238). Öte yandan savunma harcamalarının ekonomik büyümeye katkısı da tartışma konusu olmakla birlikte farklı görüşler bulunmaktadır. Yapılan analizlerde, Türkiye için ekonomik büyümeye katkının sınırlı seviyede olduğu tespit edilse de stratejik önem bu hususta daha ön planda tutulmaktadır.
ÖZELLIKLE TÜRKIYE’NIN JEOPOLITIK KONUMU VE KADER OLAN COĞRAFYASI, SAVUNMA HARCAMALARININ GERI PLANDA TUTULMASINI ENGELLEMEKTEDIR. SON YILLARDA SAVUNMA HARCAMALARINDA ÖNEMLI ÖLÇÜDE ARTIŞ GÖZLENMEKTEDIR. 2025 YILI BÜTÇESINDE SAVUNMA HARCAMALARI IÇIN 913.9 MILYAR TL, IÇ GÜVENLIK IÇIN ISE 694.5 MILYAR TL ÖDENEK ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR. BU RAKAMLARA SAVUNMA SANAYII DESTEKLEME FONU IÇIN AYRILAN KAYNAK DA DAHIL EDILDIĞINDE, TOPLAM SAVUNMA VE GÜVENLIK HARCAMALARI 1 TRILYON 608 MILYAR TL OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTA, BU DA YAKLAŞIK 48 MILYAR DOLARA TEKABÜL ETMEKTEDIR.
SONUÇ YERİNE
Özellikle Türkiye’nin jeopolitik konumu ve kader olan coğrafyası, savunma harcamalarının geri planda tutulmasını engellemektedir. Son yıllarda savunma harcamalarında önemli ölçüde artış gözlenmektedir. 2025 yılı bütçesinde savunma harcamaları için 913.9 milyar TL, iç güvenlik için ise 694.5 milyar TL ödenek öngörülmüştür. Bu rakamlara Savunma Sanayii Destekleme Fonu için ayrılan kaynak da dahil edildiğinde, toplam savunma ve güvenlik harcamaları 1 trilyon 608 milyar TL olarak karşımıza çıkmakta, bu da yaklaşık 48 milyar Dolara tekabül etmektedir.
Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT Başkanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ve MGK söz konusu bütçeden pay alan kurumlardır. Ayrıca, Savunma Sanayii Destekleme Fonu ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı gelirleri de savunma harcamalarının finansmanında önemli yer tutmaktadır.
Son olarak şunu belirtmek gerekir ki Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz ifadesiyle “Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.” Ancak, tehditlere karşı hazır olmak, özellikle dünyanın ve bölgemizin içinden geçtiği süreçte, daha da önemli bir zaruriyettir…
KAYNAKÇA
AKDOĞAN, A. (2009). Kamu Maliyesi. Ankara. Gazi Kitabevi.
ARSLAN, C.B. (2023). Pür Kamusal Hizmet Olarak Savunma ve Güvenlik, Savunma ve Güvenlik Ekonomisi, Ed. Kemal EROĞLUER – Mustafa BEKMEZCİ, Nobel Yayınevi, Ankara, 391-401.
ASLAN, M. (1998). Hizmet Ekonomisi. İstanbul. Alfa Yayınevi.
BULUTOĞLU, K. (2004). Kamu Ekonomisine Giriş, İstanbul. Batı Türkeli Yayınları.
DURMUŞ, M. (2006). Sosyal (Kamusal) Malların Yeniden Tanımlanması Gereği. Ekonomik Yaklaşım Dergisi. S. 59. C. 17, 65-99.
DURMUŞ, M. (2008). Kamu Ekonomisi. Ankara. Gazi Kitabevi.
NADAROĞLU, H. (2000). Kamu Maliyesi Teorisi. İstanbul. Beta Yayınları.
ÖZCAN, G. (2020). Savaş Ekonomisinde Vergileme Anlayışı Örneği “Türkiye’de II. Dünya Savaşı Yılları”. Yönetim ve Ekonomi. C. 27. S. 2, 291- 308.