KUANTUM BILGISAYARLARIN YÜKSELIŞI, SIBER GÜVENLIK UZMANLARINI YENI VE DAYANIKLI SISTEMLER GELIŞTIRMEYE YÖNLENDIRDI. POSTKUANTUM KRIPTOGRAFI, KUANTUM BILGISAYARLARIN BILE KIRMASININ PRATIKTE MÜMKÜN OLMAYACAĞI ALGORITMALAR OLUŞTURMAYI HEDEFLER. ABD ULUSAL STANDARTLAR VE TEKNOLOJI ENSTITÜSÜ (NIST) GIBI KURULUŞLAR, BU TÜR ALGORITMALARIN STANDARTLARINI BELIRLEMEK IÇIN YARIŞIYOR. NIST, BU ALANDA YENI STANDARTLAR BELIRLEMEYE DEVAM EDIYOR.
Kuantum bilgisayarlar, bilim kurgu romanlarından fırlamış gibi görünse de artık teknolojinin sınırlarını yeniden tanımlayan ve günlük hayatımızı etkileyebilecek bir gerçeklik haline geldi. Bu devasa hesaplama gücü, siber güvenlik başta olmak üzere birçok alanda devrim yaratma potansiyeline sahip. Ancak her büyük fırsat, beraberinde ciddi riskler de getirir. Peki, bu yeni teknoloji dünyası ne anlama geliyor? Mevcut siber güvenlik protokollerimiz bu değişime ne kadar hazır? Bu devasa hesaplama gücü ne anlama geliyor? Siber güvenlik protokollerimiz ne kadar güvende? Gelin, kuantum bilgisayarların siber güvenlik üzerindeki etkilerini keşfedelim1,4,5.
Table of contents [Show]
- KUANTUM BILGISAYARLARIN GÜCÜ: FIRSATLAR VE RISKLER
- KUANTUM BILGISAYARLAR SIBER GÜVENLIK İÇIN NE KADAR TEHDIT?
- SHOR’UN ALGORITMASI VE KRIPTOGRAFI: GÜVENLIĞIN SARSILMASI
- SIBER GÜVENLIK İÇIN YENI YAKLAŞIMLAR
- SIBER SAVAŞLARIN KUANTUM BOYUTU
- SEKTÖRLER VE KUANTUM GÜVENLIĞI
- ULUSLARARASI İŞ BIRLIĞI ZORUNLU
- GELECEĞE HAZIRLIK
- GELECEK PERSPEKTIFI
- KAYNAKLAR
KUANTUM BILGISAYARLARIN GÜCÜ: FIRSATLAR VE RISKLER
Kuantum bilgisayarların geleneksel bilgisayarlardan farkı, verileri "bit" yerine "qubit" olarak işlemesidir. Bu sayede aynı anda birden fazla durumu işleyebilir ve karmaşık hesaplamaları katlanarak daha hızlı yapabilirler. Örneğin, klasik bir bilgisayar için yıllar alabilecek bir problemi, bir kuantum bilgisayarı dakikalar içinde çözebilir. Bu inanılmaz hız, ilaç geliştirme, finansal modelleme ve yapay zekâ gibi alanlarda devasa yenilikler vadederken, siber güvenlik dünyasında bir Pandora’nın kutusunu açma tehdidi oluşturuyor.
KUANTUM BILGISAYARLAR SIBER GÜVENLIK İÇIN NE KADAR TEHDIT?
Kuantum bilgisayarların yükselişi, mevcut şifreleme sistemlerimizi yeniden değerlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. Şor'un algoritması gibi kuantuma özel araçlar sayesinde RSA ve ECC gibi yaygın kullanılan şifreleme yöntemleri tehdit altında1 . Hatta "Şimdi Hasat Et, Sonra Şifre Çöz" gibi taktiklerle, gelecekteki teknolojik gücü bekleyen hackerlar bile var. Bunun uzun vadeli etkileri, özellikle sağlık ve finans sektörlerindeki hassas verilerin korunması açısından kritik önem taşımaktadır6,7.
SHOR’UN ALGORITMASI VE KRIPTOGRAFI: GÜVENLIĞIN SARSILMASI
1994 yılında Peter Shor, kuantum bilgisayarların büyük sayıları hızla asal çarpanlarına ayırabileceğini gösteren bir algoritma geliştirdi. Bu keşif, modern kriptografinin temelini oluşturan RSA gibi şifreleme yöntemlerini tehdit eder. Bugün e-posta, online bankacılık ve devlet sırları gibi hassas bilgiler bu yöntemlerle korunuyor. Ancak kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasıyla, bu sistemlerin kırılması yalnızca bir zaman meselesi haline gelebilir1. Mosca’nın Teoremi, bu tehditlerin zamanlamasına dikkat çeker. Mosca, “Kuantum Tehlike Süresi” kavramıyla, kuantum bilgisayarların siber güvenlik protokollerimizi kırma kapasitesine ulaşacağı noktayı belirler. Mevcut şifreleme yöntemlerimizin ömrü tükenmeden kuantum dayanıklı sistemlere geçiş yapmamız gerektiği konusunda uyarır3.
SIBER GÜVENLIK İÇIN YENI YAKLAŞIMLAR
POST-KUANTUM KRIPTOGRAFI: GELECEKTEN GELEN KORUMA Kuantum bilgisayarların yükselişi, siber güvenlik uzmanlarını yeni ve dayanıklı sistemler geliştirmeye yönlendirdi. Post-kuantum kriptografi, kuantum bilgisayarların bile kırmasının pratikte mümkün olmayacağı algoritmalar oluşturmayı hedefler. ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) gibi kuruluşlar, bu tür algoritmaların standartlarını belirlemek için yarışıyor. NIST, bu alanda yeni standartlar belirlemeye devam ediyor2.
Ancak bu yeterli mi? Şifreleme alanındaki uzmanlar boş durmuyor. Post-Kuantum Kriptografi (PQC), kuantum bilgisayarlara karşı dayanıklı sistemler geliştirmeyi hedefliyor. Kuantum bilgisayarların yalnızca mevcut sistemleri kırmakla kalmayıp, siber saldırılarda kullanılabilecek yeni yöntemler geliştirebileceği öne sürülüyor4. Bu nedenle hem geleneksel hem de kuantum tehditlerini aynı anda karşılayabilecek hibrit güvenlik yaklaşımlarına ihtiyaç var.
Peki, bu yeni nesil kriptografi sistemleri ne kadar etkili olacak? İş dünyası bu geçişe ne kadar hazır? Ayrıca, lattice-based cryptography ve hash-based cryptography gibi tekniklerin potansiyel kullanımları üzerine yapılan çalışmalar umut vaat ediyor 8,9.
SIBER SAVAŞLARIN KUANTUM BOYUTU
Kuantum bilgisayarların siber savaş stratejilerini tamamen dönüştürebileceği iddia ediliyor5. Devletler, kritik altyapıları hedef alan kuantum destekli saldırılar gerçekleştirebilir. Bu da enerji santralleri, ulaşım sistemleri ve sağlık sektörleri gibi temel hizmetlerin felç olmasına neden olabilir. Bu nedenle, uluslararası iş birliği ve düzenlemeler, kuantum çağında siber güvenliğin sağlanmasında kritik bir rol oynayacaktır.
KUANTUM BILGISAYARLARIN SIBER SAVAŞ STRATEJILERINI TAMAMEN DÖNÜŞTÜREBILECEĞI IDDIA EDILIYOR5. DEVLETLER, KRITIK ALTYAPILARI HEDEF ALAN KUANTUM DESTEKLI SALDIRILAR GERÇEKLEŞTIREBILIR. BU DA ENERJI SANTRALLERI, ULAŞIM SISTEMLERI VE SAĞLIK SEKTÖRLERI GIBI TEMEL HIZMETLERIN FELÇ OLMASINA NEDEN OLABILIR. BU NEDENLE, ULUSLARARASI IŞ BIRLIĞI VE DÜZENLEMELER, KUANTUM ÇAĞINDA SIBER GÜVENLIĞIN SAĞLANMASINDA KRITIK BIR ROL OYNAYACAKTIR.
SEKTÖRLER VE KUANTUM GÜVENLIĞI
Teknoloji devleri, Apple, Google, IBM ve Microsoft, kuantum dayanıklı sistemler için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıyor. Ancak bu sadece büyük oyuncuların sahnesi değil; sağlık, finans ve savunma gibi birçok sektör bu dönüşüme hazırlanmak zorunda. Örneğin, finansal verilerin uzun vadeli güvenliği artık daha kritik hale geldi3,4. Ayrıca, blockchain teknolojilerinde kuantum dayanıklı protokollerin uygulanması üzerine çalışmalar hız kazanmıştır10.
ULUSLARARASI İŞ BIRLIĞI ZORUNLU
Kuantum güvenliği, tek bir ülkenin çözemeyeceği kadar büyük bir sorun. Dünya çapında iş birliği ve bilgi paylaşımı, bu yeni döneme geçişte kritik bir rol oynayacak. Uluslararası forumlar, bu konuda daha fazla dikkat çekmek için bir araya geliyor. Siber güvenliğin geleceği sınır tanımıyor3,5! Avrupa Birliği ve ABD'nin öncülüğünde başlatılan global girişimler, kuantum teknolojilerinin barışçıl ve güvenli kullanımını teşvik etmektedir.
KUANTUM GÜVENLIĞI, TEK BIR ÜLKENIN ÇÖZEMEYECEĞI KADAR BÜYÜK BIR SORUN. DÜNYA ÇAPINDA IŞ BIRLIĞI VE BILGI PAYLAŞIMI, BU YENI DÖNEME GEÇIŞTE KRITIK BIR ROL OYNAYACAK. ULUSLARARASI FORUMLAR, BU KONUDA DAHA FAZLA DIKKAT ÇEKMEK IÇIN BIR ARAYA GELIYOR. SIBER GÜVENLIĞIN GELECEĞI SINIR TANIMIYOR3,5! AVRUPA BIRLIĞI VE ABD'NIN ÖNCÜLÜĞÜNDE BAŞLATILAN GLOBAL GIRIŞIMLER, KUANTUM TEKNOLOJILERININ BARIŞÇIL VE GÜVENLI KULLANIMINI TEŞVIK ETMEKTEDIR.
GELECEĞE HAZIRLIK
Kuantum bilgisayarlar, klasik bilgisayarların ötesinde bilgi işleme kapasitesi sunarak, özellikle kriptografi, optimizasyon, yapay zekâ, ilaç keşfi ve materyal bilimi gibi alanlarda devrim yaratabilecek bir teknoloji olarak görülmektedir. Kuantum bilgisayarlar cephesinde dünyada ve ülkemizde neler oluyor? Şöyle bir bakalım; IBM, Google, Microsoft, Amazon ve D-Wave gibi teknoloji devleri, kuantum bilgisayarların geliştirilmesi konusunda öncülük etmektedir. Örneğin, Google'ın "quantum supremacy" ilanı kuantum bilgisayarların klasik bilgisayarlardan belirli görevlerde daha hızlı çalışabileceğini göstermiştir.
IBM, Quantum System One adını verdiği ticari kuantum bilgisayarını piyasaya sürerken, kuantum bilişim için bulut tabanlı hizmetler sunmaktadır. Çin, Avrupa Birliği ve ABD gibi ülkeler, kuantum teknolojileri için milyar dolarlık bütçeler ayırmıştır. Çin, özellikle kuantum iletişim ve kuantum uydu teknolojilerinde lider durumdadır.
Kuantum teknolojileri, hükümetlerin ulusal stratejilerinin bir parçası haline gelmiştir. ABD'nin National Quantum Initiative Act gibi programlarla kuantum ekosistemini desteklemesi, Avrupa Birliği’nin Quantum Flagship girişimi ve Çin’in kuantum iletişim altyapısındaki yatırımları bu durumun örnekleridir. Akademik dünya, kuantum algoritmaları ve hata düzeltme teknikleri üzerine yoğunlaşırken, ticari sektörler pratik uygulamalara yönelmektedir.
Türkiye, kuantum teknolojilerinde lider ülkeler kadar ileri olmasa da bu alandaki farkındalık artmakta ve çeşitli girişimler ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de bazı üniversiteler kuantum bilgi bilimi ve kuantum algoritmaları üzerine araştırmalar yapmaktadır. Örneğin, Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi gibi kurumlar kuantum fiziği ve kuantum teknolojileri alanında aktif çalışmalara sahiptir. TÜBİTAK, kuantum teknolojileri ile ilgili projeleri desteklemektedir. TÜBİTAK 1001 programı kapsamında kuantum algoritmaları, kuantum iletişim ve hata düzeltme üzerine çalışmalar desteklenmektedir. Türkiye'deki girişimler henüz başlangıç aşamasında olsa da savunma sanayi ve siber güvenlik uygulamalarına yönelik çalışmalar dikkat çekmektedir. ASELSAN ve TÜBİTAK SAGE, kuantum kriptografi ve kuantum güvenlik üzerine araştırmalar yapmaktadır. Bilişim Vadisi gibi teknoloji merkezleri, kuantum teknolojilerinin de dahil olduğu yenilikçi projeleri desteklemeye başlamıştır.
TOBB ETÜ-ASELSAN iş birliğiyle başlayan kuantum çalışmaları geçtiğimiz günlerde meyvesini verdi ve 5 kubit sistemli kuantum bilgisayarı QuanT devreye alındı. QuanT, Türkiye'nin kuantum ekosisteminin oluşturulmasına da öncülük edecek. Siber güvenlik, yapay zekâ ve optimizasyon gibi alanlarda yerli algoritmalarla güçlendirilmiş kuantum çözümleri, Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık sağlamasında önemli rol üstlenecek. Yerli bir kuantum bilgisayara sahip olmak algoritma geliştiricilerin bu teknolojinin detaylarına daha derinlemesine erişim sağlayarak, Türkiye'nin kendi altyapısı üzerinde özgün algoritmalar geliştirmesine olanak tanıyacak. Geleceğin teknolojik altyapısını şekillendirecek kuantum bilgisayar aynı zamanda ülkemizin teknolojik gelişimine de önemli katkılar sağlayacağı için dışa bağımlılığımızın azaltılması hamlesine büyük bir ivme kazandıracaktır.
Türkiye, "Milli Teknoloji Hamlesi" kapsamında kuantum teknolojilerine ilişkin stratejik hedefler belirlemeye başlamıştır. Bununla birlikte, bu teknolojinin gelişimini hızlandırmak için daha fazla yatırım ve iş birliği gerekmektedir. Zira, Kuantum teknolojilerini yalnızca bir bilim dalı olarak değil ekonomimizi büyüten bir güç olarak da görmek zorundayız. Girişimcilerimiz ve KOBİ'lerimiz için bu teknoloji yeni ufuklar açacaktır. Özellikle gençlere; bu büyük teknoloji devriminin bir parçası olun diyorum. Ayrıca Süperiletken Çip Üretim Evi kurulması çalışmaları başlayacak. Bu adım, daha yüksek kapasiteli kuantum bilgisayarların geliştirilmesinin kapısını aralayacaktır.
Türkiye'de kuantum teknolojilerine ayrılan bütçe, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında sınırlıdır. Eğitim ve araştırma için gerekli insan kaynağı eksikliği devam etmektedir. Özel sektör ile üniversiteler arasındaki iş birliği yetersizdir. Türkiye, genç nüfusu ve bilişim teknolojilerindeki yükselen yetkinliğiyle bu alanda hızlı ilerleme potansiyeline sahiptir. Kuantum kriptografi ve savunma sanayine entegrasyon gibi alanlarda öncü çalışmalar yapılabilir. Bölgesel liderlik için komşu ülkelerle iş birliği yapılabilir.
AVRUPA BIRLIĞI VE ABD GIBI ÜLKELER, KUANTUM TEKNOLOJILERI IÇIN MILYAR DOLARLIK BÜTÇELER AYIRMIŞTIR. ÇIN, ÖZELLIKLE KUANTUM ILETIŞIM VE KUANTUM UYDU TEKNOLOJILERINDE LIDER DURUMDADIR. KUANTUM TEKNOLOJILERI, HÜKÜMETLERIN ULUSAL STRATEJILERININ BIR PARÇASI HALINE GELMIŞTIR. ABD'NIN NATIONAL QUANTUM INITIATIVE ACT GIBI PROGRAMLARLA KUANTUM EKOSISTEMINI DESTEKLEMESI, AVRUPA BIRLIĞI’NIN QUANTUM FLAGSHIP GIRIŞIMI VE ÇIN’IN KUANTUM ILETIŞIM ALTYAPISINDAKI YATIRIMLARI BU DURUMUN ÖRNEKLERIDIR. TÜRKIYE, KUANTUM TEKNOLOJILERINDE LIDER ÜLKELER KADAR ILERI OLMASA DA BU ALANDAKI FARKINDALIK ARTMAKTA VE ÇEŞITLI GIRIŞIMLER ORTAYA ÇIKMAKTADIR.
GELECEK PERSPEKTIFI
KISA VADE (1-3 YIL) • Üniversitelerde kuantum bilgi bilimi ve algoritmaları üzerine seçmeli dersler açılmalı. • Lisansüstü programlarda kuantum teknolojileri araştırmaları teşvik edilmeli. • TÜBİTAK ve diğer fonlarla kuantum kriptografi, iletişim ve donanım alanlarında projeler desteklenmeli. • Ulusal Kuantum Teknolojileri Strateji Planı hazırlanarak yol haritası oluşturulmalı.
ORTA VADE (3-7 YIL) • Türkiye’ye özel ilk kuantum bilgi işlem merkezinin kurulması. • Avrupa Birliği’nin Quantum Flagship programı ve diğer uluslararası konsorsiyumlara aktif katılım. • Savunma sanayinde kuantum tabanlı güvenlik sistemlerinin prototiplerinin geliştirilmesi.
UZUN VADE (7-15 YIL) • Kuantum teknolojilerinin enerji, sağlık, finans gibi sektörlere entegrasyonu. • Orta Doğu ve Türk dünyasında kuantum teknolojileri alanında liderlik hedeflenmeli. • Komşu ülkelerle ortak Ar-Ge projeleri ve bilgi paylaşımı yapılmalı. • Kuantum mühendisliği gibi yeni disiplinlerin oluşturulması ve bu alandaki uzmanların artırılması.
Bu adımlarla Türkiye, kuantum teknolojilerinde rekabetçi bir konuma gelebilir ve uluslararası düzeyde söz sahibi olabilir. Tabi tüm bunların gerçekleşmesi Temel Bilimler Eğitimi’nin bir an evvel düzenlenmesi ve öncelenmesiyle mümkündür. Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, sosyoloji, ontoloji olmadan bu işler olmaz. Kaldı ki; Temel Bilimler Eğitimi bir Milli Güvenlik Meselesidir. Kuantum bilgisayarlar, dünyada hızla gelişen ve stratejik önem kazanan bir teknoloji olarak öne çıkmaktadır. Türkiye, bu teknolojiyi benimsemek ve geliştirmek için erken adımlar atmış olsa da daha büyük çaplı yatırımlar, kapsamlı bir ulusal strateji ve kamu-özel sektör iş birlikleri ile uluslararası arenada rekabet edebilir bir konuma gelebilir. Kuantum teknolojilerine yönelik daha fazla kaynak ayırmak ve farkındalık yaratmak, bu alandaki ilerlemeyi hızlandıracaktır.
Kuantum bilgisayarların yükselişi, bir yandan insanlık için büyük fırsatlar sunarken diğer yandan siber güvenliğimizi temelinden sarsacak riskler doğuruyor. Ancak bu tehdit, doğru önlemlerle bertaraf edilebilir. Kuantum dayanıklı şifreleme algoritmalarının geliştirilmesi, uluslararası standartların oluşturulması ve siber güvenlik uzmanlarının kuantum teknolojilerine uyum sağlaması bu geçişin temel taşlarını oluşturuyor.
Kuantum çağının kapıları ardına kadar açılmış durumda. Siber güvenlik protokollerimizi bir an önce geleceğe hazırlamazsak, bu kapılardan yalnızca fırsatların değil, aynı zamanda kaosun da girmesine tanık olabiliriz. Kuantum bilgisayarlar, bilgi güvenliğinde devrim yaratacak olsa da bu, yalnızca tehditlerden ibaret değil. Doğru adımları atan ülkeler ve sektörler, bu teknolojiden fayda sağlama potansiyeline sahip. Şimdi yapılması gereken, bu dönüşümü fırsata çevirebilmek için harekete geçmek. Unutmayın, siber güvenlik artık kuantum çağına uyum sağlamak zorunda!
KUANTUM ÇAĞININ KAPILARI ARDINA KADAR AÇILMIŞ DURUMDA. SIBER GÜVENLIK PROTOKOLLERIMIZI BIR AN ÖNCE GELECEĞE HAZIRLAMAZSAK, BU KAPILARDAN YALNIZCA FIRSATLARIN DEĞIL, AYNI ZAMANDA KAOSUN DA GIRMESINE TANIK OLABILIRIZ.
KAYNAKLAR
Shor, P. W. (1994). Algorithms for quantum computation: Discrete logarithms and factoring. Proceedings 35th Annual Symposium on Foundations of Computer Science.
National Institute of Standards and Technology (NIST). Post-Quantum Cryptography Standardization.
Mosca, M. (2018). Cybersecurity in an era with quantum computers: Will we be ready? IEEE Security & Privacy.
Chen, L., et al. (2016). Report on Post-Quantum Cryptography. NIST.
Overill, R. E. (2019). Quantum computing: Implications for cybersecurity. Computer Fraud & Security.
Hülsing, A., et al. (2018). A practical post-quantum digital signature scheme. ACM Transactions on Cybersecurity.
Alagic, G., et al. (2020). Status report on the second round of the NIST Post-Quantum Cryptography Standardization Process.
Bernstein, D. J., et al. (2009). Post-Quantum Cryptography. Springer.
Buchmann, J., et al. (2016). Introduction to quantum-resistant cryptography. IEEE.
Kiktenko, E. O., et al. (2017). Quantum- secured blockchain. Quantum Science and Technology.