İstihbarat Akademisi Üzerine Stratejik Etütler-9

İstihbarat Akademisi Üzerine Stratejik Etütler-9

ÜLKEMIZIN VE TEŞKILÂTIMIZIN DEĞIŞEN KÜRESEL VE BÖLGESEL TEHDITLERLE MÜCADELEDE KENDINE YETERLI, ÖN ALICI, CAYDIRICI VE PROAKTIF HAREKET TARZI BENIMSEYEREK KISA VE UZUN VADELI GELIŞMELERI YÖNLENDIREBILEN BIR KAPASITEYE ULAŞMASI HAYATI ÖNEMDEDIR. İNSAN VE TEKNIK KAPASITESIYLE ÖNGÖRÜ YETENEĞI YÜKSEK, HIZLI KARAR VEREBILEN, KAYNAKLARINI ETKIN KULLANAN, KENDINI SÜREKLI YENILEYEN AKILLI BIR ORGANIZASYON OLARAK HAREKET EDEN MILLÎ İSTIHBARAT TEŞKILÂTI, DEVLETIMIZIN VE MILLETIMIZIN KORUNMASINDA, BÖLGEMIZIN HUZURUNDA VE DÜNYAMIZIN ISTIKRARINDA KILIT ROLLER OYNAMAYA DEVAM EDECEKTIR. PROF. DR. İBRAHIM KALIN

Bu yazı dizisinde, genellikle dünyadaki istihbarat servislerinden örnekler vererek ve onların akademileri ve enstitüleri üzerine etüdler yaparak çıkarımlarda bulunmaya, değerlendirmeler yapmaya çalıştım. Daha önce kaleme aldığım 8 bölümde ortaya konulan sorunlar ve varılan sonuçlar hem güvenlik bilimi hem de bu bilimi alt bilim dalı olan istihbarat mesleği açısından da geçerlidir. Zira yöntem, gerçeğe götüren veya götürmesi gereken yoldur. Ancak güvenlik bilimlerinde ve özellikle de istihbarat mesleğinde metodolojinin anatomisi oldukça çeşitlidir.

İstihbarat literatüründe, işin metodolojisi, bazen operasyonel işlemlerin genel kuralları, bazen incelenen vaka ya da olgu konusunda istihbarat sağlama ve toplama yolları, tüm bunlar hakkında somut veri toplama teknikleri, bazen de bu konuda bir zorluk halini alan çağdaş yönetim bilişim sistemleri ile eş güdümlü olarak konfigüre edilmektedir. Yani sürekli olarak gelişen ve kendini güncelleyen bir bilimsel ve mesleki metodoloji söz konusudur.

Bir gizli servisin istihbarat akademisinde yetişen meslek memuru veya bilim insanı açısından, güvenlik bilimi gibi bir zorlu disiplinler bütünü için varsayımlar, günlük politikanın paradigmalarından çok daha önemlidir ve kritiktir. Nesnel ve objektif bir eğitim verilmesi şarttır. Ancak bunu yaparken de global dinamikleri ve sürekli olarak gelişen endüstriyel değişim sürecini göz ardı etmemek gerekmektedir.

NASIL BIR İSTIHBARAT?

Dünyada modern istihbaratla ilgili çalışmaların adamakıllı başladığı 20. yüzyılın başlarından beri, istihbarat mesleği ile ilgili en önemli ölçütler, belirlenen global ve bölgesel hedeflerle ilgili stratejik öngörüler ve jeopolitik tahminler üzerine olmuştur. Bu stratejik öngörüler ve jeopolitik tahminler yapılırken koşullar, konseptler, zihniyetler ve bölgeler değişebilir. Dolayısıyla stratejiler ve hatta istihbarat uzmanlarına verilen eğitim süreçleri de değişebilir. Yani değişen bir dünyada, değişimin süratli ve sert dinamiklerine uygun şekilde gizli servislerin yeniden reorganize edilmesi gerekebilir.

Hiç kuşkusuz istihbarat teorisinin de değişmesi söz konusu olabilir. Teoriyi değiştirenin koşullar ve şartlar olduğu bir gerçektir. Bu koşulların ve şartların zorunlu kıldığı, espiyonaj, kontrespiyonaj ve delta force operasyon pratikleri hem yeni teorilerin hem de yeni kurumsal değerlerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Zaten, 1994 sonrası Milli İstihbarat Teşkilatı’nda başlayan sivilleşme süreci ile önce bir dış operasyon birimi kurulmuş sonrasında ise stratejik istihbaratın önem kazandığı yeni bir kurumsal bakış açısı oluşmaya başlamıştır. 1994 Türk istihbaratı açısından önemli bir kırılma noktasıdır.

İkinci büyük kırma noktası ise 2010 yılında sayın Hakan Fidan’ın riyaset makamına gelmesiyle gerçekleşmiştir. Artık dünya dengelerini tam olarak kavrayabilen, yeni stratejik ve taktik konseptler ve açılımlar gerçekleştirebilen, daha fazla yönelen, bu nedenle tam anlamıyla global vizyona sahip gizli servis olmayı başaran bir MİT vizyonu söz konusudur. Dünya üzerinde hibrit savaş gerçeği varken, artık sadece ülkenin iç güvenliğini önceleyen bir kurum olmak yeterli değildir. Taktik, operatif, analitik, teknik tüm unsurları yeni hibrit savaş sürecine sağlıklı ve güçlü şekilde entegre etmeyi başarmak gerekmektedir. En önemlisi de hibrit savaşın karmaşık ve çok boyutlu karakteristiği, bu minvalde personel eğitme ve yetiştirme sürecini beraberinde getirmektedir. Bu köşede istihbarat akademisi olgusu ile ilgili kaleme aldığım yazılarımda, dünyadan örneklerle bu yeni süreci değerlendirmeye ve sunmaya çalıştım. Yaptığım mukayeseler ve stratejik etütler sonucu açıkça gördüm ki istihbarat hem mesleki hem akademik nitelikleri ile oldukça dinamik bir güvenlik disiplindir.

Dünya büyük bir değişimin eşiğine gelmiş durumdadır. Bu değişimin temel dinamiklerini ise yapay zekâ ve uzay çalışmaları, endüstri 5.0 devrimi, bölgesel çatışma ve en önemlisi de vekalet savaşları sonucu gerçekleşen göçler, radikalleşme ve şiddet içeren etnik çatışmalar, yeni terör tehditleri, etkinliği gittikçe artan özel askeri şirketler, yeni savaş ve istihbarat uygulamaları oluşturmaktadır. Tüm bu zorlu koşulların ortasında istihbarat meslek memuru espiyonaj ve kontrespiyonaj çalışmalarını başarıyla yürütmek durumundadır. Özellikle Suriye, Irak, Balkanlar ve Kafkaslar’da sonu belirsiz ve istikrarsız süreçlerin yarattığı risk ve tehdit algoritmasına karşı, bu coğrafyada var olmak isteyen bir ülkenin gizli servisi, daima 5-6 adım sonrasını görmek zorundadır. İşte bunu başarabilmek de daima dinamik, süratli, bölgesel ve global mukayeseleri, stratejik etütleri, hızlı ve somut olarak yapabilen bir istihbarat akademisinin var olmasına bağlıdır.

 

 

1994 SONRASI MILLI İSTIHBARAT TEŞKILATI’NDA BAŞLAYAN SIVILLEŞME SÜRECI ILE BERABER ÖNCE BIR DIŞ OPERASYON BIRIMI KURULMUŞ SONRASINDA ISE STRATEJIK ISTIHBARATIN ÖNEM KAZANDIĞI YENI BIR KURUMSAL BAKIŞ AÇISI OLUŞMAYA BAŞLAMIŞTIR. 1994 TÜRK ISTIHBARATI AÇISINDAN ÖNEMLI BIR KIRILMA NOKTASIDIR. İKINCI BÜYÜK KIRMA NOKTASI ISE 2010 YILINDA SAYIN HAKAN FIDAN’IN RIYASET MAKAMINA GELMESIYLE GERÇEKLEŞMIŞTIR. ARTIK DÜNYA DENGELERINI TAM OLARAK KAVRAYABILEN, YENI STRATEJIK VE TAKTIK KONSEPTLER VE AÇILIMLAR GERÇEKLEŞTIREBILEN, DAHA FAZLA YÖNELEN, BU NEDENLE TAM ANLAMIYLA GLOBAL VIZYONA SAHIP GIZLI SERVIS OLMAYI BAŞARAN BIR MİT VIZYONU SÖZ KONUSUDUR.

İSTIHBARAT ANALIZININ VE ULUSAL STRATEJI ÜRETIMININ ÖZELLEŞMESINE TEMEL ÖRNEK: RAND CORPORATION

İstihbarat, rasyonel açıdan elde edilen bilgilerin ne kadarının sağlıklı şekilde toplanmış ve değerlendirilmiş, ne kadarının sağlam kaynaktan olduğunu belirlemek amacıyla işleme konulmasıdır. Artık istihbarat toplama ve analizi, birçok gizli servis analistinin soğuk savaş devrinde geliştirdiği yetenek ve içgüdüsel yaklaşımlardan tamamen farklı bir bakış açısı, uzmanlık ve analiz gerektirmektedir.

İşte bu noktada ABD'deki RAND Corporation tarzı strateji ve düşünce kuruluşları devreye girmektedir. Mesela RAND, toplam 1700 çalışanı, başta İngiltere (Cambridge) ve Belçika(Brüksel) olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde mevcut bulunan ofisleriyle ve yıllık takriben 220 milyon dolarlık bütçesiyle, Pentagon yönetimine, ulusal güvenlik, stratejik istihbarat ve dış politika konularında stratejiler üretmektedir. Bu misyonunu esasen 1948’den beri sürdürmektedir. RAND’ın kuruluşunda en büyük kurumsal desteği de Douglas Havacılık Şirketi vermiştir. Yani büyük şirketokrasi desteğiyle kurulan bir özel düşünce kuruluşu zamanla tüm dünyaya analizleriyle yön veren bir global dev haline gelmiştir. Bu noktada artık istihbarat analizinin, ulusal güvenlik ve dış politika stratejilerinin özelleştiği bir global dünya söz konusudur. Elbette bugüne kadar mukayeseleri ve stratejik etütleri resmi gizli servisler üzerinden yapmaya çalıştım. Son olarak bu yazımda özel bir düşünce kuruluşu üzerinden bir mukayese yapmam, farklı ve dinamik bir bakış açısı oluşturmak istememden kaynaklanmaktadır. Neredeyse kamusal her olgunun özelleştiği global dünyada, global bir vizyonla savunma sanayi, güvenlik, terörle mücadele, dış politika ve istihbarat yaklaşımlarını sürekli oluşturabilmek bir zorunluluktur.

EK: VEKALET SAVAŞLARI SÜRECINDE YENI BIR POST-GÜVENLIK VE POST-İSTIHBARAT TRENDI: TÜREVSEL İSTIHBARAT YAKLAŞIMI

  1. yüzyılın ilk çeyreği geride kalmak üzereyken değişkenli, çok boyutlu ve bileşenli, çok olasılıklı, çok fazla varsayım ve oldukça karmaşık risk algoritmaları içeren yeni bir dünya düzenine (ya da düzensizlik-kaos düzenine) doğru ilerliyoruz. Vekalet savaşlarının hız kazandığı ve oldukça reaksiyoner bir şekilde kendini güncelleyebildiği bir süreçten bahsediyoruz. Dolayısıyla, ulus devletlerin varlığını koruması açısından önleyici reaksiyon gösteren ve gerekli karşı istihbarat çalışmalarını süratle yapılandıran, risk analizlerini ve olasılıkları maksimum düzeyde algılayan ve karşılık veren yeni bir istihbarat stratejisi yaklaşımına ihtiyaç duyulmaktadır. İstihbarat akademisi olgusu da bu çerçevede dinamik bir şekilde kendini güncelleyebilecek ve yeni koşullara süratle uyum sağlayabilecektir. Oluşturmaya çalıştığım bu yeni istihbarat stratejisi yaklaşımına ‘türevsel istihbarat yaklaşımı’ adını verdim.

     

     

GÜNÜMÜZ TÜRKIYE’SI IÇIN, OLUŞMAKTA OLAN YENI DÜNYA DÜZENI DENGELERINDE ACIL OLAN; YENI BIR ISTIHBARAT STRATEJISI VE BU STRATEJIYLE UYUMLU BIR KURUMSAL YAPILANMADIR. DOLAYISIYLA, ABD VE İNGILTERE’DEKI MERKEZI VE BÜTÜNLEŞIK ULUSAL ISTIHBARAT DIREKTÖRLÜĞÜ ORGANIZASYONLARI VE ‘İSTIHBARAT REFORMU VE TERÖRIZMIN ÖNLENMESI YASASI’ ÖRNEĞI ETÜT EDILMELI; GEREKLI ANALIZLER VE ÇIKARIMLAR DOĞRULTUSUNDA MUKAYESE EDILEREK, TÜRKIYE CUMHURIYETI İÇ VE DIŞ GÜVENLIK ESASLARI VE MILLI GÜVENLIK SIYASET BELGESI’NE GÖRE, YENI BIR MILLI ISTIHBARAT DIREKTÖRLÜĞÜ SISTEMI OLUŞTURULMALIDIR.”

TÜREVSEL ISTIHBARAT GRAFIĞI (D: DEVLET, F(I): ISTIHBARAT, OR: ORDU)

Türevsel istihbarat yaklaşımını oluştururken vurgulamak istediğim temel hipotez şudur: İstihbarat servisleri, sadece güvenlik amaçlı çalışan kurumlar değildir. Koordinasyon-hedef-önleyici yaklaşım-zamanlama denklemi iyi kurulmuş bir faaliyetler bütünü ve istihbarat-ordu eşgüdümü sayesinde, iç ve dış güvenlik politikalarında karar verici makamların ihtiyaç duyduğu alanlardaki bilgiler, türevsel bir eşgüdüm ve yapılanmayla çalışan milli istihbarat teşkilatı ve askeri istihbarat tarafından en net şekilde verilebilecektir. Dünyanın şu anda kısa süre önce tecrübe ettiği Covid-19 salgını göstermiştir ki ulusal çıkarlar mutlak değildir. Uluslararası ortamın dinamiklerine ve politika tercihlerine göre değişebilir.

 

 

Günümüz Türkiye’si için, oluşmakta olan yeni dünya düzeni dengelerinde acil olan; yeni bir istihbarat stratejisi ve bu stratejiyle uyumlu bir kurumsal yapılanmadır. Dolayısıyla, ABD ve İngiltere’deki merkezi ve bütünleşik ulusal istihbarat direktörlüğü (Örneğin; ABD’de DNI: Director of National Intelligence, İngiltere’de ise SIS: Secret Intellegence Service) organizasyonları ve ‘İstihbarat Reformu ve Terörizmin Önlenmesi Yasası’ örneği etüt edilmeli; gerekli analizler ve çıkarımlar doğrultusunda mukayese edilerek, Türkiye Cumhuriyeti İç ve Dış Güvenlik Esasları ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne göre, yeni bir milli istihbarat direktörlüğü sistemi oluşturulmalıdır. Milli İstihbarat Direktörlüğü, ülkemizdeki tüm istihbarat kuruluşlarının stratejik ve yönetimsel liderliğini, genel güç yapılanmasını ve aynı zamanda oluşturulması gereken Milli İstihbarat Programı’nın yöneticiliği ile gözlemciliğini yapmakla yükümlü olmalıdır. Söz konusu öneri ve yaklaşımları, dünyadaki istihbarat yapılanmalarını etüt ve analiz ederek oluşturmaya çalıştım.

KONUYLA İLGILI KAYNAKÇA VE OKUMA TAVSIYESI

  • HANÇER, Hakan, Gelecekle Savaş: Yüzyılın Bilimi ve Geleceğin Savaşları, Atayurt Yayınevi, Ankara, 2020.

     

     

  • Kara Harp Okulu, Birinci Sistem Mühendisliği ve Savunma Uygulamaları Sempozyumu, 1995, Ankara.

     

     

  • MGK Genel Sekreterliği, Küresel Eğilimler, 2012, Ankara.

     

     

  • Prof. Dr. Sait YILMAZ, Temel İstihbarat- Toplama Analiz ve Operasyonlar, Kripto Yayınevi, 2018.