HAVACILIK OPERASYONLARINDA ZIHINSEL IŞ YÜKÜ VE DURUMSAL FARKINDALIK KRITIK BIR ROL OYNAR. DURUMSAL FARKINDALIK, PILOTUN VE EKIBIN OPERASYONUN HER ANINDA "RESMIN TAMAMINI GÖRMESI" ANLAMINA GELIR. İŞ YÜKÜ AŞIRI YA DA YETERSIZ OLDUĞUNDA DURUMSAL FARKINDALIK KAYBOLABILIR. AŞIRI IŞ YÜKÜ, OPERATÖRÜN ZIHINSEL KAPASITESINI AŞARAK HATALARA NEDEN OLABILIRKEN, YETERSIZ IŞ YÜKÜ ISE ILGISIZLIK VE MOTIVASYON KAYBI YARATABILIR.
Table of contents [Show]
GELIŞIMDEN GÜNÜMÜZE İNSAN FAKTÖRLERININ HAVACILIKTAKI YOLCULUĞU
Havacılık sektörü, başlangıçtan günümüze kadar hızla gelişmiş, bu ilerleme sürecinde insan faktörü kavramı giderek daha fazla önem kazanmıştır. İnsan faktörleri çalışmaları, ilk olarak ergonomi araştırmaları ile başlamış, çevrenin insan performansı üzerindeki etkisini inceleyen bu bilim dalı, modern havacılık sistemlerinin yapı taşlarından biri haline gelmiştir. Özellikle I. ve II. Dünya Savaşı sırasında, insan-makine uyumu çalışmaları havacılık ekipmanlarının tasarımında ve operasyonel süreçlerde büyük bir ivme kazanmıştır.
1950’li ve 1960’lı yıllarda “insan hatası” kavramı kabul görmeye başlamış, odak noktası insan-makine etkileşimini optimize etmek olmuştur. 1970’li yıllar, çalışma ortamlarının fiziksel koşullarına yönelik daha yoğun çalışmaların başladığı bir dönem olarak öne çıkmaktadır. Bu dönemde eğitimler ve güvenlik incelemeleri büyük önem kazanmıştır. 1976’da FAA/NASA tarafından oluşturulan Havacılık Güvenliği Rapor Sistemi1, 1988’de başlatılan ICAO Uçuş Güvenliği ve İnsan Faktörleri Programı ve 1990 yılında Leningrad’da düzenlenen ilk Uçuş Güvenliği ve İnsan Faktörleri Sempozyumu2, insan faktörlerinin havacılık emniyetinde anahtar rol oynadığını resmileştirmiştir.
Günümüzde ise insan faktörü; ergonomi, fizyoloji, psikoloji (sosyal, organizasyonel, bilişsel) ve sistem güvenliği olarak dört ana disiplin altında incelenmekte ve artık havacılık sektörü için çekirdek bir etmeni oluşturmaktadır. Tasarımlar, eğitimler, operasyonlar ve güvenlik uygulamaları insan faktörü araştırmaları ışığında organize edilmektedir.
1989 YILINDA YAŞANAN ALOHA HAVAYOLLARI OLAYI, HAVACILIKTA ERGONOMININ ÖNEMINI TRAJIK BIR ŞEKILDE GÖZLER ÖNÜNE SERMIŞTIR. UÇUŞ SIRASINDA UÇAK GÖVDESINDE OLUŞAN ÇATLAKLAR, KABIN MEMURUNUN DIŞARI ÇEKILMESINE VE HAYATINI KAYBETMESINE NEDEN OLMUŞTUR. OLAY SONRASI YAPILAN INCELEMELERDE, GÖVDE PERÇINLERI ARASINDAKI ÇATLAKLARIN, DENETIMLER SIRASINDA GÖZDEN KAÇTIĞI TESPIT EDILMIŞTIR.BU OLAY, BAKIM EKIPMANLARININ VE DENETIM SÜREÇLERININ ERGONOMIK OLARAK IYILEŞTIRILMESI KONUSUNDA DÜNYA ÇAPINDA DÜZENLEMELERE YOL AÇMIŞTIR.
ALOHA FACIASI: ERGONOMI ILE EMNIYETIN KESIŞIM NOKTASI
1989 yılında yaşanan Aloha Havayolları Olayı, havacılıkta ergonominin önemini trajik bir şekilde gözler önüne sermiştir. Uçuş sırasında uçak gövdesinde oluşan çatlaklar, kabin memurunun dışarı çekilmesine ve hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Olay sonrası yapılan incelemelerde, gövde perçinleri arasındaki çatlakların, denetimler sırasında gözden kaçtığı tespit edilmiştir. Denetimlerin yetersiz aydınlatma altında, gece saatlerinde ve uçak gövdesinin üst kısmında yapıldığı, mevcut kontrol yöntemlerinin çatlakları fark etmeyi güçleştirdiği ortaya çıkmıştır. Bu olay, bakım ekipmanlarının ve denetim süreçlerinin ergonomik olarak iyileştirilmesi konusunda dünya çapında düzenlemelere yol açmıştır.3
SHELL MODELI: İNSAN-MAKINE-ÇEVRE İLIŞKISINI ANLAMAK
SHELL Modeli, insan faktörleri çalışmalarında temel bir yapı taşıdır. 1972 yılında ortaya atılan ve 1975’te geliştirilen bu model, kazaların ve hataların insan ile çevresindeki unsurlar arasındaki etkileşimden kaynaklandığını savunur.
SHELL, şu bileşenlerden oluşur:
Software (Yazılım): Prosedürler, talimatlar, göstergeler, dokümantasyon gibi unsurları içerir.
Hardware (Donanım): Uçak, kontrol yüzeyleri, bakım ekipmanları gibi fiziksel araçları kapsar.
Environment (Çevre): Çalışma ortamının doğal ve sosyal koşulları (ışıklandırma, hava durumu, gürültü) bu kategoridedir.
Liveware (Çalışan): İnsan operatör ve onun fiziksel, bilişsel kapasiteleri bu bileşeni oluşturur.
İNSAN FAKTÖRÜ İLIŞKILERI:
S-L (Yazılım-İnsan): Anlaşılmaz prosedürler, eksik eğitimler ve yetersiz kontrol listeleri insan hatalarına sebep olabilir.
H-L (Donanım-İnsan): Ergonomik olmayan tasarımlar, ulaşılması güç kontrol paneli ve kötü konumlandırılmış ekipmanlar performans kaybına yol açabilir.
E-L (Çevre-İnsan): Kötü hava koşulları, yetersiz ışıklandırma, aşırı sıcak veya soğuk çalışma ortamları dikkat dağınıklığı ve hata riskini artırır.
L-L (İnsan-İnsan): Zayıf liderlik, işbirliği eksikliği ve hiyerarşik sorunlar, uyumsuz ekip dinamikleri yaratabilir.
DURUMSAL FARKINDALIK VE İŞ YÜKÜ DENGESI
Havacılık operasyonlarında zihinsel iş yükü ve durumsal farkındalık kritik bir rol oynar. Durumsal farkındalık, pilotun ve ekibin operasyonun her anında “resmin tamamını görmesi” anlamına gelir. İş yükü aşırı ya da yetersiz olduğunda durumsal farkındalık kaybolabilir. Aşırı iş yükü, operatörün zihinsel kapasitesini aşarak hatalara neden olabilirken, yetersiz iş yükü ise ilgisizlik ve motivasyon kaybı yaratabilir.
KIRLI DÜZINE: HATALARIN TEMEL NEDENLERI
Kirli Düzine, Gordon Dupont tarafından tanımlanan ve operasyonel hataların temel nedenlerini açıklayan 12 faktörden oluşur:
İletişim Eksikliği: Talimatların yetersiz veya yanlış anlaşılması.
Rehavet: Aşırı özgüven veya rutin görevlerde dikkatin azalması.
Dikkat Dağınıklığı: Kritik görev sırasında dış faktörlerin odak kaybına neden olması.
Kaynak Eksikliği: Ekipman, personel veya zaman yetersizliği.
Stres: Fiziksel ve duygusal baskılar.
Ekip Çalışması Eksikliği: Yetersiz işbirliği ve koordinasyon.
Baskı: Zaman ve performans baskısı.
Farkındalık Eksikliği: Durumsal farkındalığın kaybı.
Bilgi Eksikliği: Teknik bilgi eksikliği ve yetersiz eğitim.
Tükenmişlik: Fiziksel ve zihinsel yorgunluk.
Kararlılık Eksikliği: Belirsiz karar alma süreçleri.
Normlar: Yanlış uygulamaların norm haline gelmesi.
EKIP ÇALIŞMASININ GÜCÜ
Etkili bir ekip çalışması, havacılık operasyonlarında emniyetin artırılmasında kilit rol oynar. İyi bir liderlik, açık iletişim ve şeffaf bir görev tanımı, ekip üyelerinin bireysel yeterliliklerini ortaya koymasına olanak tanır. Her ekip üyesi, ortak hedef doğrultusunda iş birliği yaparak emniyet zincirini güçlendirmelidir.
ETKILI BIR EKIP ÇALIŞMASI, HAVACILIK OPERASYONLARINDA EMNIYETIN ARTIRILMASINDA KILIT ROL OYNAR. İYI BIR LIDERLIK, AÇIK ILETIŞIM VE ŞEFFAF BIR GÖREV TANIMI, EKIP ÜYELERININ BIREYSEL YETERLILIKLERINI ORTAYA KOYMASINA OLANAK TANIR.
SONUÇ
Havacılıkta insan faktörü, operasyonel başarının ve emniyetin temel taşlarından biridir. SHELL Modeli ve Kirli Düzine gibi analiz yöntemleri, insan-makine-çevre etkileşimlerinin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine olanak tanır. Organizasyonlar, eğitim ve kültürel dönüşüm programları ile insan performansını destekleyerek hataların minimize edilmesini sağlamalıdır. Eğitimli ve farkındalık sahibi bir ekip, hataların önlenmesinde ve operasyonel emniyetin sağlanmasında en önemli aktördür.
KAYNAKLAR:
h t t p s : / / n t r s . n a s a . g o v / c i t a t i - ons/19760026757
h t t p s : / / w w w . a c a d e m i a . edu/27368539/TEN_YEARS_OF_HUMAN_ FACTORS_IN_AIR_TRAFFIC_ CONTROL_Human_Factors_Specialist_ The_International_Federation_of_ Air_Traffic_Controllers_Associations
ICAO İnsan Faktörleri Rehberi: https://www.icao.int/safety/OPS/OPS-Section/ Documents/Advance-unedited. Doc.10151.alltext.en.pdf
FAA Havacılık Güvenlik Raporları: https://www.faa.gov/aircraft/safety/ report
Gordon Dupont, “Kirli Düzine Analizi”
NASA ASRS (Aviation Safety Reporting System) Raporları: https://asrs.arc.nasa.gov/search/database.html
Havacılık Emniyeti Eğitim Programları