Doğu Akdeniz’de GKRY’nin Güvenlik ve İstikrarı Bozmaya Yönelik Girişimleri

Doğu Akdeniz’de GKRY’nin Güvenlik ve İstikrarı Bozmaya Yönelik Girişimleri

GKRY, TEK BAŞINA KIBRIS ADASININ TÜMÜNÜ TEMSILE YETKILI OLMADIĞI HALDE, TÜRKIYE VE KKTC’NIN HAK VE ÇIKARLARI HIÇE SAYILARAK IMZALADIĞI "İKILI SAVUNMA İŞBIRLIĞI YOL HARITASI", TÜRKIYE VE YUNANISTAN BAŞBAKANLARI TARAFINDAN 11 ŞUBAT 1959 TARIHINDE ZÜRIH’TE IMZA EDILEN “KIBRIS CUMHURIYETI TEMEL YAPISI” BAĞLAMINDA, 16 AĞUSTOS 1960 TARIHINDE TÜRKIYE, İNGILTERE VE YUNANISTAN’IN GARANTÖRLÜĞÜNDE KIBRIS TÜRK ILE KIBRIS RUM CEMAATLERININ EŞIT HAKLARLA KURUCUSU OLDUKLARI KIBRIS CUMHURIYETI VE ANAYASASINA AYKIRILIK MEYDANA GETIRMEKTEDIR.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), bir taraftan her yıl silahlanmaya milyonlarca Euro harcayıp, bir taraftan Doğu Akdeniz’e yönelik farklı emelleri olan bazı ülkelerle askeri anlaşmalar imzalayıp diğer bir taraftan da Yunanistan ile birlikte Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karşısında yer alabilecek bölgesel ve uluslararası aktörlerle kolektif şekilde hava, kara ve deniz alanlarında askeri tatbikatlar düzenlemektedirler.

GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİ’NDE BULUNAN ÜSLER

Birleşik Krallık/İngiltere’nin 1960’dan bu yana Kıbrıs’ta Limasol şehri yakınlarında yer alan Ağratur Hava Üssü ile Larnaka yakınındaki Dikelya Deniz Üssü bulunmaktadır. Egemen İngiliz toprağı olarak nitelendirilen üslerde deniz ve hava limanı, silah depoları, bölgeyi çok amaçlı istihbarat faaliyetlerine yönelik olarak son derece üst seviyede teknolojik dinleme ve gözlemleme tesisleri olduğu belirtilmektedir. İngiltere’ nin Ada’daki Ağratur ve Dikelya askeri üslerini zaman zaman ittifak güçlerinin bölgedeki ihtiyaçları doğrult usunda kullandıkları da herkesin malumudur.

 

 

GKRY’nin, ABD ile imzaladığı savunma iş birliği anlaşması dışında, 1993 yılında Yunanistan ile imzaladığı “Ortak Savunma Doktrini” isimli savunma ve askeri iş birliği anlaşması, Ermenistan ile 2002’de imzalayıp 2010’da yenilediği Askeri ve Askeri Teknik İşbirliği Anlaşması, 2007’de Fransa ile imzalayıp 2018’de güncellediği savunma iş birliği anlaşması ve 24 Şubat 2016 tarihinde İsrail ile imzaladığı askeri savunma anlaşması bulunmaktadır. Söz konusu anlaşmalar dışında Rusya’nın da Baf’taki Andreas Papandreu hava üssü ile Limasol Mari deniz üssünü insani operasyonlar yapabilmeye yönelik kullanabileceği bir anlaşması bulunduğu belirtilmekted ir. Fransa’nın da GKRY’de Andreas Papandreu Hava Üssü ile RMMO’ya ait Mari’de bulunan Evangelos Florakis Deniz Üssü bulunmaktadır.

 

 

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Kathimerini Gazetesi, “Fransa İle Büyük Savunma Anlaşması” başlıklı haberinde, Mari’d eki üsse Fransa dışında AB üyesi diğer ülkelere ait gemilerin de demirleyebileceği bel irtilmiş. GKRY’de konuşlanacak Fransız Donanması’nın Fransız Total Şirketi ile İtalyan ENI Şirketi’nin yer aldıkları, GKRY’nin tek yanlı ol arak ilan ettiği MEB içerisindeki üç deniz parseline de gireceği özellikle belirtilmiş tir. F ransa ile GKRY arasında yapılan anlaşmaya göre Fransa’nın Rum askerlerini eğiteceği ve silahlarını mod ernize edecekleri de ayrıca yer almıştır . 

 

 

GKRY ile İsrail arasındaki askeri savunma işbirliği anlaşması 24 Şubat 2016 tarihinde Rum ve İsrai l Savunma Bakanları Hristoforos Fokaidis ile Moşe Yaalon tarafından imzalanmıştır. Bahse konu anlaşmaların imzalanmasının ardından gerek askeri eğiti m faaliyetleri gerekse büyük çapta askeri tatbikatlar düzenlenmiştir. Avrupa’nın yeni NATO’su olarak kabul edilen, ‘Daimî Yapısal İş birliği Savunm a Anlaşması (Permanent Str uctured Cooperation- PESCO)’ 2017’de Avrupa Birliği üyesi 23 ülke tarafından imzalanmıştır. PESCO’nun öncelikli hedefinin Yunanistan ve Rum Yönetimini Ege ve Doğu Akdeniz’de her şekilde Türkiye ve KKTC’ye karşı desteklemek olduğu belirtilmektedir.

 

 

GKRY Savunma Bakanı Haralambos Petridis, 2023’te tarihi bir bütçe oluşturarak savunma için 200 milyon Euro ayırdıklarını ve bu bütçeyle Fransa ve ABD ile yapılan anlaşmalarla insansız hava araçları, hava savunma sistemleri ve saldırı helikopterleri almayı planladıklarını açıklamıştır.

 

 

24 Ocak 2024 tarihinde Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) ile ABD Silahlı Kuvvetleri arasında 2024 yılı için İkil i Savunma İşbirliği Programı imzalandığı medyaya yansımıştır. Rum Milli Muhafız Ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre program, Güney Kıbrıs ile ABD’nin özel operasyonlar, ilk yardım, denizcilik, arama-kurtarma konularında tatbikat ve eğitimler düzenlenmesi gibi bir dizi işbirliğini kapsaması yanında, RMMO’nun subay ve astsubaylarının ABD’nin uzmanlaşmış okullarına ve seminerlerine katılımını sağla yacağı belirtilmiştir.

 

 

ABD’nin Güney Kıbrıs Büyükelçiliği’nin konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamasında da, Askeri iş birliği programına ilişkin anlaşmanın imzalanması ABD ile GKRY arasındaki bağları güçlendirmektedir. Daha güçlü bir askeri eğitim programı, ikili tatbikatlar ve diğer faaliyetler yoluyla Rum Milli Muhafız Ordusu ile iş birliğimizi daha da geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

11 Mart 2024 tarihinde ise İsrail’in, Hayfa Limanı’nın hedef alınması ihtimaline karşın, ülkeye gelen ithalatın korunması ve ABD’nin Gazze kıyısında kurmayı planladığı limana ulaşmadan önce malların inceleneceği bir kontrol noktası görevi görecek bir liman olması için GKRY’den bir liman satın almaya yönelik girişimlerinin olduğu medyaya y ansımıştır. Yediot Ahronot gazetesine gö re, İsrail Limanları Şirketi Başkanı Yitzhak Uzi başkanlığında bir heyet, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne giderek incelemelerde bulunmuştur. Haberde ayrıca Güney Kıbrıs’tan bir liman satın alınmasının maliyetinin yaklaşık 140 milyon dolar olarak planlandığına işaret edilmiş ve Rumların da bu teklife sıcak baktıkları i fade edilmiştir.

 

 

GKRY’NİN DÜZENLEDİĞİ HAVA, KARA VE DENİZ ALANLARINDA ASKERİ TATBİKATLAR

 

 

Rum Yönetimi, Yunanistan ile birlikte Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karşısında yer alabilecek bölgesel ve uluslararası aktörlerle kolektif şekilde hava, kara ve deniz alanlarında askeri tatbikatlar düzenlemektedirler.

 

 

ABD uzun yıllar sonra Rumlara silah ambargosunu kaldırmıştır. Rum Milli Muhafız Ordusu ise nerdeyse her yıl onlarca askeri tatbikata katılmaktadır. Sonra da birileri çıkıp hala Kıbrıs’ta iki taraf arasında müzakerelerin federasyon zemininde yapılması gerektiğini söylüyor! Söz konusu tatbikatlara GKRY ve Yunanistan dışında; İsrail, ABD, Fransa, Mısır, İngiltere, BAE, İtalya vb. ülkelerin katıldıkları medyaya yansımıştır ve bu tatbikatlara, Noble Dina, Nemesis, Medusa, Onisilos Gedeon, İason (Yason) ve Nikoklis David, İniochos, Argonaftis, Lason, Eunomia ve Agapinor isimlerinin verildiği görülmüştür.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan, GKRY, İsrail ve Mısır’ın Türkiye’nin karşısında oluşturdukları ittifak görüleceği üzere Fransa ve Amerika tarafından desteklenmektedir. Öyle ki söz konusu ülkelerin Türk Deniz Kuvvetlerini caydırmaya yönelik ortak tatbikatlar yapmaktadırlar. Organize edilen ve kolektif çerçevede gerçekleştirilen askeri tatbikatların gerek direkt olarak Türkiye ve KKTC’yi hedeflemekte olduğu, gerekse dolaylı şekilde Çin, Rusya ve İran’ı çevreleme çabası içerisinde olduğu da iddia edilmektedir.

KKTC ile Türkiye, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki sorunların iyi komşuluk ilişkileri içinde ve uluslararası hukuk dâhilinde çözümünden yana olduğunu her fırsatta dile getirmekte ve bu yönde gayret göstermektedir. Buna karşın yaşananlar ortadadır. Rum lider Hristodulidis, bir taraftan “barışçı” ve “uzlaşmacı” bir yapıya sahip olduğu yönde b ir algı yara tmaya çalışırken diğer yandan da Güney Kıbrıs’ın silahlandırılmasına yönelik faaliyetlere (askeri anlaşmalar ve tatbikatlara) tam destek vermektedir.

 

 

Crans Montana’da 7 Temmuz 2017 tarihinde, federasyon temelinde sürdürülmekte olan Kıbrıs Müzakere süreci, bizzat Anastasiadis ve Hristodulidis tarafından, ortaya konan katı ve uzlaşmaz tavırlar sergilemeleri nedeniyle başarısızlıkla sonlanmıştır. Anastasiadis ve Hristodulidis’in Kıbrıs Türklerini eşit olarak görmemeleri, adaya ait zenginlikleri eşit şekilde bölüşmeye hazır olmadıklarını belirtmeleri ve “çoğunluk olan Rumların, Kıbrıs Türklerini azınlık olarak görerek yönetme isteği”, sıfır asker sıfır garanti beklentisi içerisinde olmaları neticesinde süreç çökmüştür. Türk heyeti Crans Montana’da Rum tarafını masada iyi niyetle beklerken hatırlanacağı üzere Anastasiadis ve Hristodulidis, bavullarını toplayıp arkalarına bile bakmadan müzakere otelinden kaçmışlardı… Kıbrıs konusu, 7 Temmuz 2017 tarihinde Crans Montana’da Rum tarafının katı ve uzlaşmaz tavırlar sergilemeleri nedeniyle başarısızlıkla sonlanmış ve müzakere masasında artık federal çözüm modeli yerine iki devletli çözüm modeli gelmiştir. Kıbrıs konusuyla ilgili var olan gerçek durum bundan ibarettir.

Kıbrıs konusuna federal zeminde bir çözüm bulunamayacağının anlaşıldığı bir süreçte KKTC Cumhurbaşkanlığı’na aday olan Sayın Ersin Tatar, Egemen Eşitliğe dayalı İki Devletli çözüm vizyonunu müzakere masasına koymak suretiyle Kıbrıs Türk Halkı’nın yarıdan fazlasının desteğini alarak KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Nitekim Kıbrıs Türk Halkı Sayın Ersin Tatar’ı Cumhurbaşkanı seçerek egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm vizyonunu onaylayarak sahiplenmiştir…

 

 

GKRY, tek başına Kıbrıs adas ının tümünü temsile yetkili olmadığı halde, Türkiye ve KKTC’nin hak ve çıkarları hiçe sayılarak imzaladığı "İkili Savunma İşbirliği Yol Haritası", Türkiye ve Yunanistan başbakanları tarafından 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih’te imza edilen “Kıbrıs Cumhuriyeti Temel Yapısı” bağlamında, 16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın garantörlüğünde Kıbrıs Türk ile Kıbrıs Rum cemaatlerinin eşit haklarla kurucusu oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti ve anayasasına aykırılık meydana getirmektedir. 

 

 

Genel manada askeri üslerle doldurulan, her yıl düzenlenen o nlarca askeri tatbikatlar ve silah depolarıyla donatılan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Doğu Akdeniz’de çok büyük güvenlik sorununun ortaya çıkmasına neden olacak olacaktır. Rum lider Nikos Hristodulidis, Güney Kıbrıs’taki üs ve limanları İngiltere, ABD, Fransa, Almanya, Kanada ve İsveç başta olmak üzere bazı AB ülkeleri tarafından askeri yığınak yapmalarına müsaade etmesi nedeniyle Kıbrıs adasının hedef haline gelmesine neden olmuştur. Bu çerçevede Güney Kıbrıs’taki muhalefet ve medya Rum lider Nikos Hristodulidis’i ülkeyi savaşa sokmaya çalışmakla suçlamaktadır.

 

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Bakanlar Kurulu, 20 Aralık 2023 tarihinde Avrupa Birliği’nin direktifiyle “Ulusal Denizcilik Mekânsal Planı’nı” onayladığını duyurdu. Plan kapsamında yayımlanan haritalarda Rum yönetiminin 2 Nisan 2004’te sözde MEB ilanında olduğu gibi hem KKTC’nin hem de Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını gasp ederek kendisine aitmiş gibi göstermey e kalktığı gör ülmektedir. 

 

 

GKRY Bakanlar Kurulu’nun onayladığı “Ulusal Denizcilik Mekânsal Planı” Avrupa Birliği’nin “En tegre Denizcilik Politikası” oluşturmak için 2014 yılında başlattığı bir dizi çalışmaların neticesinde ortaya çıkmıştır. Mekânsal planlama, denizcilik faaliyetlerini gerek fiziki , gerek ekosistem, gerekse kültürel bir takım değerleri koruyarak geliştirmek amacıyla yapılan bir nevi kadastro çalışması olarak nitelendirilmektedir. Denizcilik Mekansal Planı ise ekosistem temelli bir yaklaşımla denizdeki enerji sektörlerinin sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunmak, deniz taşımacılığı, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği, turizm vb. denizcilik alanındaki faaliyetleri koordine etmeye yönelik bir yönerge olduğu belirtilmektedir.

 

 

Rum Denizcilik Bakan Yardımcısı Marina Hadjimanoli, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada dilinin altındaki baklayı çıkartarak Denizcilik Mekansal Planı’nın yukarıda belirtilenler yanında maden arama ve işletme, hammadde çıkarma, liman yönetimi, askeri eğitim alanları, hidrokarbon arama sahaları, Doğu Akdeniz gaz boru hat tı ve Euro- Asia Interconnector projesi gibi enerji sektöründeki mevcut ve önerilen tüm deniz projelerin i de kaps adığını ifade etmiştir. Görüldüğü üzere meselenin KKTC ve Türkiye’nin deniz yetki alanlarını gasp etme, uluslararası hukuk, enerji ve güvenlik/beka boyutları bulunmaktadır.

 

 

GENEL MANADA ASKERI ÜSLERLE DOLDURULAN, HER YIL DÜZENLENEN ONLARCA ASKERI TATBIKATLAR VE SILAH DEPOLARIYLA DONATILAN GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETIMI, DOĞU AKDENIZ’DE ÇOK BÜYÜK GÜVENLIK SORUNUNUN ORTAYA ÇIKMASINA NEDEN OLACAK OLACAKTIR. RUM LIDER NIKOS HRISTODULIDIS, GÜNEY KIBRIS’TAKI ÜS VE LIMANLARI İNGILTERE, ABD, FRANSA, ALMANYA, KANADA VE İSVEÇ BAŞTA OLMAK ÜZERE BAZI AB ÜLKELERI TARAFINDAN ASKERI YIĞINAK YAPMALARINA MÜSAADE ETMIŞ OLMASI NEDENIYLE KIBRIS ADASININ HEDEF HALINE GELMESINE NEDEN OLMUŞTUR. BU ÇERÇEVEDE GÜNEY KIBRIS’TAKI MUHALEFET VE MEDYA RUM LIDER NIKOS HRISTODULIDIS’I ÜLKEYI SAVAŞA SOKMAYA ÇALIŞMAKLA SUÇLAMAKTADIR.

Yarı kapalı bir denizalanı olan Doğu Akdeniz’de gerek Münhasır Ekonomik Bölge(MEB), gerekse “Denizcilik Mekânsal Planı (DMP) ilan edecek bir ülkenin deniz sınırlarının saptanması ve çakışmaması için öncelikle diğer kıyıdaş ülkelerle devletlerle karşılıklı uzlaşı sağlaması gerekmektedir. Rum yönetimi, nasıl 2 Nisan 2004’de tek taraflı olarak sözde MEB’ini ilan etti ise, 20 Aralık 2023 tarihinde de AB direktifiyle tek taraflı olarak sözde “Denizcilik Mekânsal Planı’nı” onayladığını duyurmuştur. Rum yönetimi, bu kapsamda Kıbrıs Türkleri ve Türkiye Cumhuriyeti ile her hangi bir istişarede bulunmadığı gibi bilakis Kıbrıs Türklerine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait deniz yetki alanlarını gasp etmey e yönelik bir tavır ortaya koymuştur. Tek taraflı olarak ilan edilen MEB ve Denizcilik Mekânsal Planı’nın hukuken hiçbir geçerliliği yoktur.

 

 

Rum Yönetimi 2004’te sözde MEB’ini ilan ederken ölçüsünün 200 Deniz Mili olduğunu belirtmişti. Rum Yönetimi 20 Aralık 2023 günü Ulusal Denizcilik Mekânsal Planını açıklarken bu kez sözde MEB’inin yaklaşık 98.240 km² olduğunu açıklamıştır! Türkiye ve KKTC Dışişleri Bakanlıkları konuyla ilgili olarak yaptıkları açıklamalarda gerekli tepkiyi göstererek söylenmesi gerekenleri birinci elden ifade etmişlerdir. GKRY’nin Doğu Akdeniz’ i sahiplenme doğrultusunda tek taraflı, hukuk dışı ve haksız gayretleri çerçevesinde yayımladığı MEB ve Denizcilik Mek ânsal Planı haritaları KKTC ve Türkiye açısından yok hükmündedir ve hiçbir geçerliliği yoktur.

 

 

Ayrıc a AB’nin Deniz yetki alanları ve bununla bağlantılı konularda Rum Yönetimiyle birlikte hareket etmesinin Kıbrıs sorununun çözüm sürecine olumsuz yansımaları olacağını bile bile “Denizcilik Mekânsal Planı” konusunda bizzat GKRY’ye direktif vermiş olması, ayrıca manidar bir durum değil midir? AB direktifiyle bugün için Doğu Akdeniz’de Rum Yönetimi’nin, ilerle yen bir zamanda ise Ege’de Yunanistan’ın Denizcilik Mekânsal Planlarının ekinde yayımladıkları ya da yayımlayacakları gayri hukuki haritalarda belirtecekleri alanlar ‘AB’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki Dış Sınırı’ haline getiri lmek mi isteniyor? AB bu yolla Türkiye ve KKTC ile sınır komşusu olmaya mı çalışıyor? 

 

 

Sonuç olarak, Rum Yönetimi her zaman yaptığı gibi, Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin hak ve yetkilerine müdaha le etmeye çalışan hukuk dışı adımlar atmakta, Avrupa Birliği ise bu adımları kendi menfaatleri doğrultusunda, uluslararası hukuku hiçe sayarak görmezden gelmekte ve hatta teşvik etmektedir! Tüm dünyanın gözünü İsrail-Filistin savaşına çevirdiği, Gazze’ye gönderilec ek insani yardımların GKRY’nin Larnaka Limanı üzerinden gönderilmesinin konuşulduğu bir dönemde, AB Güney Kıbrıs üzerinden se ssizce yayılmacı bir plan kurguluyor ve Doğu Akdeniz’i kendince şekillendirilmeye çalışıyor. AB Güney Kıbrıs’ın onayladığı ‘Denizcilik Mekânsal Planı’ üzerinden KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti’ne güney sınırı ile komşu olma hayalinde. Bu konuda çok dikkatli olmak gerek…

 

 

Yarı kapalı bir denizalanı olan Doğu Akdeniz’de gerek Münhasır Ekonomik Bölge(MEB), gerekse “Denizcilik Mekânsal Planı(DMP) ilan edecek ülkenin deniz sınırlarının saptanması ve çakışmaması için öncelikle diğer kıyıdaş ülkelerle devletlerle karşılıklı uzlaşı sağlanması gerekmektedir. Tek taraflı olarak ilan edilen MEB ve Denizcilik Mekânsal Planı’nın hukuki hiçbir geçerliliği yoktur. Hatırlanacağı ü zere, Türkiye, Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığının sınırlarını Birleşmiş Milletler nezdinde kayda geçirmiştir. Birleşmiş Mi lletler Genel Kurulu’nun 1962 tarihli doğal kaynaklar üzerinde Daimi Egemenlik Kararına göre, “doğal kaynaklar o ülkede ya şayan halklara ve milletlere aittir” denilmektedir. Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs Adasında gerek karada, gerek denizde ve gerekse havada eşit hak sahibidir. Dolayısıyla Adada ve etrafındaki deniz alanlarındaki doğal kaynaklarda da eşit hak ve hukuku bulunmaktadır. 

 

 

Kıbrıs Adasının batı kısmında Türkiye’nin meşru hak ve yetkileri, aynı şekilde Ada’nın etrafındaki alanlard a ise Kıbrıs Türklerinin meşru hakları bulunmaktadır. Rum Yönetimi kendi deniz yetki alanı dışında KKTC’ye ve T ürkiye’ye ait deniz yetki alanları içerisinde maden araması, petrol/gaz vb. araması yapamaz ve elektrik/gaz boru hattı döşeyemez.

 

 

TÜM DÜNYANIN GÖZÜNÜ İSRAIL-FILISTIN SAVAŞINA ÇEVIRDIĞI, GAZZE’YE GÖNDERILECEK INSANI YARDIMLARIN GKRY’NIN LARNAKA LIMANI ÜZERINDEN GÖNDERILMESININ KONUŞULDUĞU BIR DÖNEMDE, AB GÜNEY KIBRIS ÜZERINDEN SESSIZCE YAYILMACI BIR PLAN KURGULUYOR VE DOĞU AKDENIZ’I KENDINCE ŞEKILLENDIRILMEYE ÇALIŞIYOR. AB GÜNEY KIBRIS’IN ONAYLADIĞI ‘DENIZCILIK MEKÂNSAL PLANI’ ÜZERINDEN KKTC VE TÜRKIYE CUMHURIYETI’NE GÜNEY SINIRI ILE KOMŞU OLMA HAYALINDE. BU KONUDA ÇOK DIKKATLI OLMAK GEREK…

Yunanistan’ın ve GKRY’nin Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’nde AB çevre politikaları kapsamında egemenliği belirlenmemiş coğrafi oluşum ve uluslararası suları kapsayacak biçimde doğal koruma alanları ilan edip, bu alanları AB Komisyonu’na onaylattırarak, AB şemsiyesi altında kendi lehlerine fiili durum yaratma çabaları mevcuttur. Yunanistan, AB çevre programları (Natura 2000) do ğrultusunda Meriç Deltası, Korfu adası, Kiklat adaları ve Sporat adaları ile Limni’deki doğal yaşam alanı ve park ların ve Doğu Ege Adalarındaki doğal yaşamın korunmasının hedeflendiği bildirilen 4519 sayılı yasayı Doğu Akde niz ve Ege Denizi’nde egemenliği Yunanistan’a devredilmemiş birçok coğrafi oluşum, ada, adacık ve kayalık ile uluslararası sular bu kanun kapsamında doğal koruma alanı olarak ilan edilmiştir.

 

 

Türk Dışişleri Bakanlığı, 31 Mart 2018 günü yaptığı açıklama ile Yunanistan’ın çıkardığı 4519 sayılı yasanın Ege Denizi’nde iki ülke arasındaki hukuki sorunlar bağlamında hukuki açıdan hiçbir sonuç doğurmayacağını, Yunanistan’ın AB çevre programlarını istismar ettiğini, Ege’de egemenliği uluslararası anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkları siyasi mülahazalarla Natura 2000 programına dahil ettirdiğini, Yunanistan’ın statüsü tartışmalı coğrafi formasyonlar üzerinde yaratması muhtemel fiili durumların kabul edilmeyeceğini bildirmiştir.

KKTC Dışişleri Bakanlığı’ndan Aralık 2023’de yapılan açıklamada da, söz konusu planın, Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıs’ın tek sahibi zihniyeti ile hareket etmeye devam ettiğini gösteren son örnek olduğu ifade edilerek, Kıbrıs Türk halkının Ada’nın etrafındaki sularda da eşit sahibi olduğu hatırlatılmıştır. KKTC Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Kıbrıs Türk halkının söz sahibi olmadığı sözde plan ve harita, uluslararası hukuka göre yok hükmündedir ve bizim açımızdan hiçbir geçerliliği yoktur. Tek taraflı faaliyetleriyle Kıbrıs Türk halkının Ada ve etrafı ile ilgili eşit haklarını ihlal etmeye devam eden Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, tüm yapıcı çağrılarımıza rağmen Ada’da ve Doğu Akdeniz bölgesinde işbirliği yerine gerginliği tırmandırmayı tercih ettiğini bir kez daha göstermiştir” ifadeleri kullanılmıştı.

Yunanistan’ın hali hazırda 6 deniz mili olan karasularını Avrupa Birliği Mekânsal Deniz Planlama Haritası Ege ve Doğu Akdeniz’de 12 deniz mili olarak göstermektedir. Söz konusu harita Türkiye için yok hükmündedir… TC Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili 16 Kasım 2024 tarihinde yeni bir açıklama yaparak; Türkiye’nin, AB’nin söz konusu çalışmalarını yakından takip ettiği, Ege ve Akdeniz’deki haklarının korunması için gerekli uyarıları ilgili taraflara yaptığı ve tüm tedbirleri aldığı, Ege ve Akdeniz için kullanıldığı görülen haritaların yok hükmünde olduğu, bunların fiilen ve hukuken bir sonuç doğurmasının söz konusu olmadığı, hakların ihlal edilmesine müsaade edilmeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Türkiye, Avrupa Birliği’nin Mekansal Deniz Planlama Çalışmaları kapsamında Yunanistan’ın 12 deniz mili olarak gösterilen karasularını kabul eden Ege ve Akdeniz deniz yetki alanı haritası için “yok hükmündedir” açıklaması yaptı. Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın, Kıbrıs Türkleri ile Türkiye’nin hak ve yetkilerini gasp etmeye çalışan hukuk dışı adımlar atmaya çalıştıkları, Avrupa Birliği’nin ise bu adımları kendi menfaatleri doğrultusunda, uluslararası hukuku hiçe sayarak teşvik ettiği görülmektedir. 

 

 

AB Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs üzerinden ve Ege’de de Yunanistan üzerinden yayılmacı bir plan kurgulayarak Doğu Ak deniz’i ve Ege’yi kendince şekillendirilmeye çalışıyor. AB Güney Kıbrıs ile Yunanistan’ın ‘Denizcilik Mekâ nsal Planları’ üzerinden KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti ile kendince sınır komşu olmaya çalışıy or.

 

 

GKRY İLE ABD, İKİLİ SAVUNMA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI

İngiltere’nin eski Başbakanlarından Lord Palmerston, “İngiltere’nin ebedi dostları ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır” demişti. Palmerston’un sözü diplomaside ve uluslararası ilişkilerde halen geçerliliğini koruyor. Bugün tarihte Yunanistan isminde bir ülke varsa bu konuda sanırım en büyük paylardan biri Rusya’ya aittir. Aynı şekilde Rumlar bugün Kıbrıs’ın güneyinde üniter bir Rum idaresi altında yaşıyorlarsa yine bunda da en büyük paylardan biri Rusya’ya aittir. Düne kadar R usya ile ballı börekli olan Yunanistan ile GKRY’nin, Palmerston’un yukarıda ifade edildiği sözündeki gibi çıkar ları değiştiği anda ABD ve AB ile yakınlaştıkları görülmektedir.

 

 

Yunanistan, Eg e’de bir süreden bu yana ABD’ye askeri üsler veriyor ve adaları silahlandırıyor. Bu durum bölgedeki barış ve huzur ortamının ortadan kalmasına neden olmaktadır. Hatırlanacağı üzere 2018’de ABD’nin GKRY’ye gerçekleştirmiş olduğu ziyaretlerde Rumlardan hava ve deniz üssü taleple rinde bulunduğu belirtilmişti. ABD’nin söz konusu talepleri karşısında GKRY’nin o dönemde son derece olumlu yaklaşımlar sergilemesi neticesinde, Rusya’nın ABD’nin GKRY’den üs talep etme hususunda Rum Yönetimine karşı son derece sert tepki gösterdiği görülmüştür. Aradan yaklaşık 5 yıl gibi bir süre geçti. GKRY ile Rusya arasındaki ilişkiler o günden bugüne gerilerken buna karşın GKRY ile ABD arasındaki ilişkiler ise önemli ölçüde gelişti! GKRY, acaba önümüzdeki süreçte ABD’nin geçmişte talep ettiği hava ve deniz üssü taleplerine olumlu bir cevap verecek mi? Ne dersiniz? Bu konuda neler olacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz.

 

 

Yunanistan’da yayımlanan To Vima Gazetesi’nin haberine göre; ABD, Doğu Akdeniz’de Türkiye, Yunanistan ve GKRY arasında arabulucu olacakmış! Bakınız, Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Haravgi Gazetesi’nin haberine göre, GKRY ile ABD arasında ilk ikili savunma işbirliği programının 29 Aralık 2022 günü imzalandığını yazdı. Rum Milli Muhafız Ordusu adına Albay Lukas Hacikonstantas ile ABD’nin Güney Kıbrıs’taki askerî ataşesi Albay Roger Bowman tarafından imzalanan program iki taraf arasındaki ikili askeri i şbirliğini güçlendirmek için gerek Güney Kıbrıs’ta gerek ABD’de gerçekleştirilecek bir dizi faaliyet öngörüyor.

 

 

Hatırlan acağı üzere GKRY’ye uyguladığı silah satış kısıtlamasını 2020 yılında kısmen kaldır an ABD, 2021 yılında aynı kararı yinelemiş ve son olarak 16 Eylül 2022 tarihinde aldığı yeni bir kararla GKRY’ye uyguladığı silah ambargosunu tamamen kaldırdığını açıklamıştır. Güvenli Kuvvetleri Komutanlığı Bütçesi’nin görüşülmesi sırasında Meclis Kürsüsünde konuşan UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’ın Fransa ve ABD gibi ülkelerle silahlanma konusunda anlaşmalar imzaladığını dile getirerek, silahlanma yarışına giren ülkelerin Kıbrıs’ta barışa yönelik açıklamalarını “sa mimi bulmadıklarını” söylemiştir. 

 

 

Yıllardır Kıbrıs’ta Türkler ile Rumlar arasında federal çözüm yapılması için zaman zaman arabuluculuk, zaman zaman da diplomatik baskı uygulayan devletler bir süreden bu yana bölgesel çıkarları için Yunanistan ve GKRY’nin silahlanmasının önünü açıyor ve kendileri ile askeri tatbikatlar düzenliyor. Bu yapılanlar samimiyetsizlik değil de n edir? GKRY Savunma Bakanı Haralambos Petridis, GKRY’nin 2023 için tarihi bir bütçe oluşturarak savunma için 200 milyo n Euro ayırdıklarını belirtmiştir. Rumların bu bütçe ile Fransa ve ABD’den yapı lan anlaşmalarla insansız hava araçları, hava savunma sistemi ve saldırı helikopteri almayı planladıkları belirtilmektedir. Rumlar bu kadar silahı acaba kime karşı almaktadır? Güney Kıbrıs’ın ne federasyon, ne de eşitlik temelinde adil ve kalıcı bir çözüm veya iş birliği konusunda samimi olmadığı açıkça görülmektedir. 

 

 

GKRY’nin 29 Aralık 2022 ABD ile imzaladığı savunma işbirliği anlaşması dışında, 1993 yılında Yunanistan ile imzaladığı Ortak Savunma Doktrini adı altında Savunma ve Ask eri İşbirliği Anlaşması, Ermenistan ile 2002’de imzalanıp 2010’da yenilenen Askeri ve Askeri Teknik İşbirliği anlaşması, 2007’de Fransa ile imzalanıp 2018’de güncellediği Savunma İşbirliği Anlaşması, 24 Şubat 2016 tarihinde İsrail ile imzaladığı Askeri Savunma Anlaşması bulunmaktadır. Bu anlaşmalar dışında Rusya’nın da Baf’taki Andreas Papandreu hava üssü ile Limasol Mari (Tatlısu) Korgeneral Evangelos Florakis deniz üssünü insani operasyonlar yapabilmeye yönelik kul lanabileceği bir anlaşması bulunduğu da belirtilmektedir. Ayrıca İngiltere’nin Ada’da Ağratur ve Dikelya askeri üsleri olduğu ve bu askeri üsleri zaman zaman ittifak güçlerinin bölgedeki ihtiyaçları doğrultusunda kullandıkları da unutulmamalı dır.

 

 

ABD uzun yıllar sonra Rumlara silah ambargosunu kaldırıyor. Rum Milli Muhafız Ordusu ise son bir yıl içinde 40 askeri tatbikata katılıyor! Sonra da birileri hala Kıbrıs’ta iki taraf arasında federasyon yapılması gerekiyor şeklinde söylemlerde bulunuyor! Kıbrıs’ta iki taraf arasında federasyon yapılması gerekiyor söylemlerinde bulunanlar acaba bu olup bitenleri görmüyorlar mı?

Söz tatbikatlara gelmişken GKRY’nin son yıllarda katılmış oldukları tatbikatlara, tatbikatların isimlerine ve bu tatbikatlara kimlerin katıldıklarına da kısaca değinmek gerekiyor… Süreç içerisinde GKRY ile Yunanistan’ın, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karşısında yer alabilecek bölgesel ve uluslararası aktörlerle kolektif şekilde hava, kara ve deniz askeri tatbikatları düzenledikleri görülmüştür. Tatbikatlara Yunanistan ve GKRY dışında, İsrail, ABD, Fransa, Mısır, İngiltere, BAE, İtalya vb. ülkelerin katıldıkları medyaya yansımıştır. Ortaklaşa biçiminde düzenlenen askeri tatbikatların, gerek direk olarak Türkiye’yi hedeflemekte olduğu, gerekse dolaylı olarak Çin, Rusya ve İran’ı çevreleme çabası içerisinde olduğu iddia edilmektedir. Söz konusu tatbikatlara, Noble Dina, Nemesis, Medusa, Onisilos Gedeon, İason(Yason) ve Nikoklis David, İniochos, Argonaftis, Lason, Eunomia ve Agapinor isimlerinin verildiği görülmüştür. Örneğin, Noble Dina, isminin Tevrat’ta intikam manasında, Nemesis isminin ise Antik Yunan inancına göre “ilahi cezanın ruhu” anlamına geldiği belirtilmektedir. Bu da düzenlenen tatbikatların hangi niyet ile yapıldığına dair kamuoyunun fikir edinmesine imkân sağlamaktadır.

GKRY SAVUNMA BAKANI HARALAMBOS PETRIDIS, GKRY’NIN 2023 IÇIN TARIHI BIR BÜTÇE OLUŞTURARAK SAVUNMA IÇIN 200 MILYON EURO AYIRDIKLARINI BELIRTMIŞTIR. RUMLARIN BU BÜTÇEYLE FRANSA VE ABD’DEN YAPILAN ANLAŞMALARLA INSANSIZ HAVA ARAÇLARI, HAVA SAVUNMA SISTEMI VE SALDIRI HELIKOPTERI ALMAYI PLANLADIKLARI BELIRTILMEKTEDIR. RUMLAR BU KADAR SILAHI ACABA KIME KARŞI ALMAKTADIR? GÜNEY KIBRIS’IN NE FEDERASYON, NE DE EŞITLIK TEMELINDE ADIL VE KALICI BIR ÇÖZÜM VEYA IŞ BIRLIĞI KONUSUNDA SAMIMI OLMADIĞI AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDIR.

Sonuç olarak Türk tarafı, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki sorunların iyi komşuluk ilişkileri içinde ve uluslararası hukuk dâhilinde çözümünden yana olduğunu her fırsatta dile getirmekte ve bu yönde gayret göstermektedir. Buna karşın yaşananlar ortadadır! Küresel anlamda bir mücadele alanına dönüşen Doğu Ak deniz’de en önemli konulardan biri deniz yetki alanlarının sınırlandırılması meselesidir. Türk tarafı, Doğu Akdeni z ve Kıbrıs’ta deniz yetki alanlarında eşit, egem en hakların korunması ve kaynakların adil paylaşımı yönünde ilkeli bir tutum sergilemektedir. Buna k arşın yaşananlar ortadadır! 

 

 

Türkiye, Kıbrıs konusunu milli bir mesele olarak görmektedir. Türkiye, Kıbrıs konusunda egemen eşit, bağımsız iki devlet politikasını sonuna kadar desteklemektedir. Artık mesele bu devle tin kurulması değil, kurulmuş olan bu devletin tanınması meselesidir. Türk tarafının en başından bu yana gerek Ege’de gerekse Doğu Akdeniz ’de “bizim kimsenin hakkında, hukukunda, toprağında kesinlikle gözümüz yoktur. Ancak Kıbrıs dâhil, Mavi Vatanı mızdaki hak, alaka ve menfaatlerimizi korumakta azimliyiz, kararlıyız ve buna da muktediriz” biçiminde verdiği net mesajı asla göz ardı edilmemelidir…