KÜRESEL IKLIM DEĞIŞIKLIĞININ HAVACILIK FAALIYETLERINE ETKILERI, YALNIZCA
SIVIL HAVACILIKLA SINIRLI KALMAYIP, ASKERI HAVA ÜSLERI, HAREKÂT PLANLAMASI
VE SAVUNMA LOJISTIĞI AÇISINDAN DA KRITIK BIR BOYUT KAZANMIŞTIR.EASA
TARAFINDAN YAYIMLANAN EUROPEAN AVIATION ENVIRONMENTAL REPORT 2025
RAPORUNDAN UYARLANARAK HAZIRLANAN TABLO, SICAKLIK ARTIŞLARI, AŞIRI
METEOROLOJIK HADISELER, YAĞIŞ VE KAR DESENLERINDEKI DEĞIŞIMLER ILE RÜZGÂR
VE TÜRBÜLANS KOŞULLARININ OPERASYONEL SÜREKLILIĞE DOĞRUDAN ETKI ETTIĞINI
ORTAYA KOYMAKTADIR. İKLIM KAYNAKLI RISKLERIN PIST OPERASYONLARINI, YER
DESTEK SISTEMLERINI VE HAVA TRAFIK YÖNETIMINI SEKTEYE UĞRATMASI; YAKIT
ACILIYETI, AYIRIM KAYBI VEYA HAVA ARACI KAYBI GIBI YÜKSEK RISKLI
DURUMLARIN ORTAYA ÇIKMASINA YOL AÇABILMEKTEDIR.
Avrupa, iklim değişikliğiyle mücadelede en iddialı hedeflerden birini benimsedi: “2050 yılına kadar karbon nötr kıta olmak”. Havacılık sektörü ise bu dönüşümde kilit bir rol üstleniyor. EASA, EEA ve EUROCONTROL tarafından yayımlanan Avrupa Havacılık Çevre Raporu 2025¹, sektörün çevresel performansını ve geleceğe dair yol haritasını kapsamlı verilerle ortaya koyuyor. Bu raporun bulguları, yalnızca sivil havacılık için değil; aynı zamanda savunma havacılığı ve stratejik hava gücü için de kritik öneme sahip.
1. AVRUPA HAVA TRAFİĞİNİN MEVCUT DURUMU
2023’te 8,35 milyon uçuş gerçekleşti; bu, COVID öncesi 2019 seviyesinin %10 altında. Yolcu sayısı 774 milyon ile neredeyse pandemi öncesine ulaştı. Ortalama doluluk %84,5 ile rekor kırdı. Dikkat çekici trend, uçuş sayısı azalsa da yolcu-km oranının artması; daha uzun menzilli uçuşlara ve daha yüksek kapasiteye yönelim var. 2050 projeksiyonuna göre yıllık uçuş sayısı 9,4 milyon (düşük senaryo) ile 13,8 milyon (yüksek senaryo) arasında olacak.
2. EMİSYONLAR VE İKLİM ETKİSİ
2023’te CO₂ emisyonları 133 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu, 2019’a göre %10 daha düşük; ancak uzun menzilli uçuşlar toplam emisyonların %46’sını üretiyor. NOx emisyonları 2005’ten beri CO₂’den daha hızlı artıyor ve motor teknolojisi iyileşmezse büyümeye devam edecek. Yakıt verimliliği 100 yolcu-km başına ortalama 3,3 litre yakıt iken, 2030 için hedef 2,9 litre. Non-CO₂ etkiler (kontrail–cirrus bulutları, su buharı, partiküller) iklim ısınma etkisinin yarısından fazlasını oluşturuyor; ancak bu alandaki belirsizlik yüksek.
3. GÜRÜLTÜ VE HAVA KALİTESİ
2023’te 3,4 milyon kişi 55 dB üzeri gürültüye maruz kaldı. 1,6 milyon kişi günde 50’den fazla 70 dB üzeri uçak sesi duyuyor. Gürültü şikâyetleri havalimanı çevresinde artarken, özellikle tek koridorlu jetler (%71 gürültü kaynağı) dikkat çekiyor. Hava kalitesinde ise NO₂ ve ultrafine partikül emisyonları havalimanı çevresindeki sağlık risklerini artırıyor.
AVRUPA, AFRIKA, ASYA VE LATIN AMERIKA’DA 20 MILYON €’LUK
PROJELERE DESTEK VERIYOR. ICAO HEDEFI, 2050’YE KADAR KÜRESEL
HAVACILIKTA NET SIFIR KARBON EMISYONU. 2030’A KADAR %5
EMISYON AZALTIMI IÇIN SAF VE TEMIZ ENERJI YATIRIMLARI KÜRESEL
ÖNCELIK. SAVUNMA HAVACILIĞI AÇISINDAN ÇIFT KULLANIMLI
TEKNOLOJILERIN ENTEGRASYONU, GÜRÜLTÜ VE EMISYON
KISITLAMALARININ ASKERI ÜSLER ÜZERINDEKI ETKILERI VE NATO
STANDARTLARIYLA UYUMLU ÇEVRESEL HEDEFLERIN GELIŞTIRILMESI
ÖNE ÇIKIYOR.
4.SÜRDÜRÜLEBILIR HAVACILIK YAKITLARI (SAF)
ReFuelEU Aviation düzenlemesi kapsamında 2025’te %2, 2050’de %70 SAF zorunluluğu yürürlüğe girecek. 2030’dan itibaren %0,7’den %35’e çıkacak e-yakıt kotası karbon azaltımında kritik rol oynayacak. 2024’te SAF, küresel jet yakıtının yalnızca %0,53’ünü oluşturuyor. SAF fiyatları ise geleneksel yakıtlardan 3-10 kat daha pahalı. 2030’a kadar inşa halindeki tesisler AB hedefini karşılayabilir, ancak sonrası için hızlı kapasite artışı şart.
5. TEKNOLOJI VE YENILIK
Yeni uçak ve motor sertifikasyonları sınırlı ilerleme sağladı. Elektrikli ve hidrojenli uçaklar kısa/orta menzilde 2050’ye kadar %12 emisyon azaltımı sağlayabilir. EASA, dronlar ve kentsel hava ulaşımı için yeni çevresel standartlar hazırlıyor. Horizon Europe ve Clean Aviation programları, hidrojen, batarya ve hibrit motor teknolojilerine milyarlarca € fon aktarıyor.
6.HAVA TRAFIK YÖNETIMI (ATM) VE OPERASYONLAR
Single European Sky (SES2+) reformu 2024’te kabul edildi, ancak uygulama sınırlı ilerliyor. Tamamlandığında, 2050’ye kadar uçuş başına %9,3 daha az CO₂ salımı sağlayacak. Serbest rota (FRA) uygulamaları, 2026’ya kadar yılda 94 bin ton CO₂ azaltımı hedefliyor. 2023’teki hava trafik kontrol grevleri fazladan 96.000 km uçuş ve 1.200 ton CO₂’ye neden oldu.
- ULUSLARARASI İŞ BIRLIĞI VE SAVUNMA PERSPEKTIFI
Avrupa, Afrika, Asya ve Latin Amerika’da 20 milyon €’luk projelere destek veriyor. ICAO hedefi, 2050’ye kadar küresel havacılıkta net sıfır karbon emisyonu. 2030’a kadar %5 emisyon azaltımı için SAF ve temiz enerji yatırımları küresel öncelik. Savunma havacılığı açısından çift kullanımlı teknolojilerin entegrasyonu, gürültü ve emisyon kısıtlamalarının askeri üsler üzerindeki etkileri ve NATO standartlarıyla uyumlu çevresel hedeflerin geliştirilmesi öne çıkıyor.
SONUÇ VE DEĞERLENDIRME
Avrupa havacılığı, çevresel dönüşüm sürecinde kritik bir eşiğe geldi. 2050 net sıfır hedefi; SAF üretiminin ölçeklenmesi, yeni teknolojilerin hızla ticarileştirilmesi, hava trafik yönetimi reformlarının uygulanması ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ile mümkün olacak. Savunma ve sivil havacılığın ortak çıkarı, daha sessiz, daha temiz ve daha verimli bir gökyüzüdür. Bu dönüşüm yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda stratejik bir rekabet üstünlüğü yaratma fırsatıdır.
Ayrıca; Küresel iklim değişikliğinin havacılık faaliyetlerine etkileri, yalnızca sivil havacılıkla sınırlı kalmayıp, askeri hava üsleri, harekât planlaması ve savunma lojistiği açısından da kritik bir boyut kazanmıştır. Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) tarafından yayımlanan European Aviation Environmental Report 2025 raporundan uyarlanarak hazırlanan tablo, sıcaklık artışları, aşırı meteorolojik hadiseler, yağış ve kar desenlerindeki değişimler ile rüzgâr ve türbülans koşullarının operasyonel sürekliliğe doğrudan etki ettiğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, iklim kaynaklı risklerin pist operasyonlarını, yer destek sistemlerini ve hava trafik yönetimini sekteye uğratması; yakıt aciliyeti, ayırım kaybı veya hava aracı kaybı gibi yüksek riskli durumların ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Söz konusu etkiler, askeri harekât planlamasında angajman sürekliliğini, lojistik ikmal zincirlerini ve kriz dönemlerinde hava üstünlüğünün muhafazasını doğrudan ilgilendiren stratejik bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilmelidir.