ÖRÜNMEYEN CEPHE – HAVA DURUMU
Hava, tarih boyunca savaşın sessiz hakemi olmuştur. En belirleyici askeri harekatları incelediğimizde, meteorolojinin savaşın kaderini tayin eden görünmez bir kuvvet çarpanı olduğunu açıkça görüyoruz. Antik çağlardan itibaren, hava koşulları büyük stratejik ve taktik kararları şekillendirmiştir. M.Ö. 217'deki Trasimene Gölü Savaşı'nda Kartacalı Hannibal, sisin taktik avantajını ustalıkla kullanarak Roma ordusunu pusuya düşürüp zafer elde etmiştir. Modern çağın en trajik meteorolojik yenilgilerinden biri ise Napolyon'un 1812 Rusya Seferi'nde yaşanmıştır. Fransa'nın "Büyük Ordu"su, -30°C'ye düşen dondurucu kış şartları nedeniyle binlerce askerini soğuktan ve bitkinlikten kaybetmiştir. Bu olay, hava koşullarının bir ordunun lojistik ve moralini nasıl tamamen çökertebileceğinin en çarpıcı kanıtıdır.
Ancak askeri meteorolojinin rolü en çok 1944 Normandiya Çıkarması (D-Day) sırasında belirginleşmiştir. Müttefik Kuvvetler Başkomutanı General Dwight D. Eisenhower'ın "Akıbetimiz meteorolojistlerin elindedir" sözü, havanın operasyonel planlama için hayati önemini özetler. Operasyonun başarısı, dolunay, düşük gelgit, az bulutluluk ve hafif rüzgâr gibi çoklu meteorolojik şartların eş zamanlı olarak sağlanmasına bağlıydı. O dönemdeki teknolojik kısıtlılıklara rağmen, Batı İrlanda'dan gelen tek bir geminin barometrik basınç verisi, uzmanların 6 Haziran için kısa bir hava iyileşmesi öngörmesini sağlamıştır. Bu tahmin, operasyonun dünya tarihini değiştiren bir kararla 5 Haziran'dan 6 Haziran'a ertelenmesine yol açmıştır. Bu durum, mükemmel olmayan bir tahminin bile, askeri karar vericilere en az kayıp ve en yüksek başarı oranıyla hareket etme esnekliği sunarak nasıl bir taktik avantaj sağladığını göstermektedir.
Bugün savaşın doğası, bilgiye, sensörlere ve yüksek teknolojiye dayalı bir savaşa dönüşmüştür. Modern silah sistemleri, hassas güdümlü mühimmatlar, insansız hava araçları (İHA/SİHA), radar ve GPS gibi platformlar, işlevsellikleri açısından doğrudan meteorolojik koşullara bağımlıdır. Artık hava durumu, sadece operasyonel bir "ek bilgi" değil, planlamanın ve icranın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu dönüşüm, askeri meteorolojinin rolünü basit bir hava tahmin hizmetinden, stratejik bir kuvvet çarpanına yükseltmiştir.
BÖLÜM I: SILAH SISTEMLERI VE OPERASYONEL ORTAMIN METEOROLOJIK DUYARLILIĞI
Elektro-Optik ve Kızılötesi Sistemler: Hava koşullarının modern silah sistemleri üzerindeki etkisi, özellikle elektro-optik ve kızılötesi sensörlerde kritik öneme sahiptir. Sis, kar, yağmur ve yoğun bulutluluk, lazer güdümlü mühimmatların ve termal optik sistemlerin hassasiyetini düşürerek hedeflerin tespitini ve vurulmasını zorlaştırır. NATO'nun 1999 Kosova Savaşı sırasındaki operasyonları bu duruma örnektir. F-117A Nighthawk gizli bombardıman uçağının düşürülmesindeki asıl sebep, hava koşullarından ziyade, Sırp hava savunmasının eski tip radarlarını yenilikçi bir şekilde kullanarak uçağın rutin uçuş rotalarını öngörmesiydi. Bu olay, askeri meteorolojinin sadece hava durumu verilerini sağlamaktan öte, hava koşullarının düşmanın taktiklerini nasıl etkilediğini analiz etme gereksinimini vurgulamaktadır. Sırp kuvvetlerinin yapay sis oluşturarak NATO operasyonlarına karşı savunma yapması, havanın aktif bir 'kalkan' veya 'silah' olarak kullanıldığını göstermektedir.
Radar ve Haberleşme Sistemleri: Atmosferik koşullar, radar ve haberleşme sistemlerinin menzili ve etkinliği üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Deniz harekâtlarında atmosferik kırılma (refraksiyon) veya "ducting" olayı, radar sinyallerinin normalde ulaşılamayan mesafelere iletilmesine neden olabilir. Bu anomali sayesinde, normalde radar ufkunun dışında kalması gereken düşman hedefleri beklenmedik bir şekilde tespit edilebilir. Bu durum, askeri meteoroloji uzmanlarının sadece mevcut hava durumunu değil, aynı zamanda atmosferin bu tür anomalilere neden olacak potansiyelini de öngörmesi gerektiğini göstermektedir.
İnsansız Hava Araçları (İHA/SİHA) ve Modern Platformlar: Modern orduların vazgeçilmezi olan İHA ve SİHA'ların operasyonel güvenliği ve görev başarısı, rüzgâr, bulut tabanı, görüş mesafesi ve buzlanma gibi meteorolojik faktörlere yüksek derecede bağımlıdır. Özellikle Afrin gibi operasyonlarda, İHA'lar için anlık ve yüksek çözünürlüklü meteorolojik veri ihtiyacı vazgeçilmez hale gelmiştir. Geleneksel günlük brifingler, bu dinamik ve sürekli değişen ihtiyaçlara yanıt verememektedir. Yüksek çözünürlüklü tahmin modelleri ve özel karar destek sistemleri, İHA operasyonları için anlık olarak uçuşa elverişli olup olmadığını analiz etmelidir. Hava modifikasyonu alanındaki çalışmalar ise, bulut veya sis içinde "delikler açma" gibi taktiklerle operasyonel üstünlüğü artırabilir.
Askeri Personel ve Lojistik: Hava koşullarının personel ve malzeme üzerindeki doğrudan etkileri, operasyonel etkinliği ve askeri sağlığı derinden etkiler. Aşırı sıcak ve soğuk hava dalgaları, askerlerin dayanıklılığını ve ekipmanın güvenilirliğini düşürebilir. Kore Savaşı'nda yaşanan dondurucu soğuklar veya 2003'te Fransa'da yaşanan sıcak hava dalgası bu tehdidin somut örnekleridir. Türkiye'de yıldırım çarpması sonucu yaşanan asker kayıpları, meteorolojik tehditlerin ne kadar somut olduğunu göstermektedir. Bu nedenle askeri personelin meteorolojik olaylara karşı eğitilmesi hayati önem taşımaktadır.
BÖLÜM II: DÜNYA ORDULARINDA ASKERI METEOROLOJININ KURUMSAL YAPILANMASI
ABD Modeli: Hava, Kara ve Deniz Kuvvetleri'nde Müstakil Uzman Kadrolar: ABD ordusu, askeri meteorolojiye bütüncül ve komuta zincirine entegre bir yaklaşımla yaklaşmaktadır. ABD Hava Kuvvetlerine bağlı 557th Weather Wing, 1.800'den fazla personeli ve yıllık 175 milyon dolarlık bütçesiyle, tüm kuvvetlere gerçek zamanlı meteorolojik destek sağlar. Bu yapı, meteorolojinin operasyonel bir destek biriminden ziyade, başlı başına bir harp yeteneği olarak görüldüğünü kanıtlamaktadır. Her kuvvetin kendi içinde meteoroloji uzman subay ve astsubay kadrolarının bulunması, bilginin en alt birimden en üst komuta kademesine kadar doğrudan ve doğru bir şekilde iletilmesini sağlamaktadır.
İngiltere Modeli: Sivil ve Askeri Yetkinliğin Hibrit Birleşimi: İngiltere'nin yaklaşımı, sivil yetkinlikleri askeri operasyonlara entegre eden esnek bir hibrit modeldir. Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne (RAF) bağlı Mobile Meteorological Unit (MMU), sivil Met Office çalışanlarından oluşan bir yedek birlik statüsündedir. Bu uzmanlar, normal mesailerinde sivil hizmet verirken, operasyon veya kriz anında aktif askeri personel olarak görev yaparlar. Bu model, tam bağımsız bir askeri yapı kurmanın yüksek maliyetleri yerine, mevcut sivil uzmanlıktan yararlanarak operasyonel süreklilik ve esneklik sağlamaktadır.
Diğer Stratejik Güçler ve NATO Doktrini: Dünya genelinde askeri meteorolojiye verilen önem giderek artmaktadır. Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), 2024 itibarıyla Shandong uçak gemisiyle "her hava koşulunda harp kabiliyeti"ne ulaşmış, meteorolojik entegrasyonu savaş etkinliğinin anahtarı olarak görmektedir. Fransa ve Almanya gibi ülkeler de, kendi müstakil askeri meteoroloji birimini kurmuşlardır. NATO doktrini, müttefikler için ortak bir standart belirleyerek meteorolojik (MILMET) desteğin operasyonel planlamaya doğrudan entegre edilmesini zorunlu kılmaktadır.
BÖLÜM III: TÜRK SILAHLI KUVVETLERI'NIN MEVCUT DURUMU VE GIDERILMESI GEREKEN STRATEJIK EKSIKLIKLER
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) meteorolojik ihtiyaçları şu anda Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden (MGM) alınan
BUGÜN SAVAŞIN DOĞASI, BILGIYE, SENSÖRLERE VE YÜKSEK
TEKNOLOJIYE DAYALI BIR SAVAŞA DÖNÜŞMÜŞTÜR. MODERN
SILAH SISTEMLERI, HASSAS GÜDÜMLÜ MÜHIMMATLAR,
INSANSIZ HAVA ARAÇLARI (İHA/SİHA), RADAR VE GPS GIBI
PLATFORMLAR, IŞLEVSELLIKLERI AÇISINDAN DOĞRUDAN
METEOROLOJIK KOŞULLARA BAĞIMLIDIR. ARTIK HAVA DURUMU,
SADECE OPERASYONEL BIR "EK BILGI" DEĞIL, PLANLAMANIN VE
ICRANIN VAZGEÇILMEZ BIR PARÇASIDIR. BU DÖNÜŞÜM, ASKERI
METEOROLOJININ ROLÜNÜ BASIT BIR HAVA TAHMIN HIZMETINDEN,
STRATEJIK BIR KUVVET ÇARPANINA YÜKSELTMIŞTIR.
sivil brifinglerle karşılanmaktadır. Bu işbirliği, barış zamanı sivil amaçlı hizmetler için yeterli olsa da, savaş ortamının dinamik ve gizlilik gerektiren doğası için stratejik olarak yetersiz kalmaktadır. MGM'nin hizmetleri halka açık veriye dayanırken, muharebe sahası düşmanın olası taktiklerini öngören spesifik analizler, hassas verilerin gizliliği ve hızlı operasyonel danışmanlık gerektirmektedir. Sivil bir kurumun verileri uluslararası protokollere tabi olabilirken, savaşta veri güvenliği hayati önem taşır. MGM'nin mevcut yapısı bu kritik gereksinimlere yanıt verememektedir, bu da TSK'yı operasyonel bir "bilgi zafiyetine" maruz bırakmaktadır.
Mevcut sistemde, komutan ile operasyonel planlamacı arasında, savaş ortamının benzersiz gereksinimlerini çevik ve özgün analizlerle değerlendirebilen, doğrudan komutaya bağlı "asker gibi düşünen" bir askeri meteoroloji subayı ve birimi eksiktir. Bu durum, MGM'nin verdiği genel brifinglerin askeri harekâtın spesifik ihtiyaçlarına göre özelleştirilmesini ve yorumlanmasını engellemektedir.
BÖLÜM IV: MODERN HAREKÂTTA ASKERİ METEOROLOJİNİN İLERİ BOYUTLAR
Askeri Klimatoloji: Barış Zamanı Stratejik ve Taktik Hazırlığın Anahtarı: Askeri meteoroloji yalnızca birkaç günlük hava tahminlerinden ibaret değildir. Askeri klimatoloji, belirli bölgelerin uzun yıllara dayalı iklim kayıtlarını inceleyerek, ordunun silah sistemleri tasarımından lojistik planlamaya, stratejik hazırlıktan operasyonel taktiklere kadar geniş bir yelpazede doğru karar almasına yardımcı olur.
ABD Örneği: İklim Dayanıklılık El Kitapları: ABD ordusu, bu alanın kritik önemini görerek “Climate Resilience Handbook” gibi el kitapları hazırlamış, Afganistan’dan Pasifik adalarına kadar farklı harekât bölgeleri için ayrıntılı klimatolojik atlaslar oluşturmuştur. Örneğin, Irak’ta 2003 operasyonları sırasında yaz aylarında 45°C’yi bulan sıcaklıkların, zırhlı araçların elektronik sistemlerini bozduğu ve lojistikte içme suyu tüketimini planlanan miktarın çok üstüne çıkardığı rapor edilmiştir. Bu deneyim, askeri klimatolojinin hayati rolünü ortaya koymuştur.
| Kurum | Yapısal Model | Sivil-Askeri İlişki | Ana Rol ve Özellikler |
| ABD (USAF) | Ayrı komutanlık (557th Weather Wing) ve kuvvetlere özgü müstakil birimler. | Tamamen askeri. Bütçe ve personel doğrudan savunma bütçesinden karşılanır. | Doğrudan komuta destekli, operasyonel, küresel ve çok-alanlı (multi-domain) bir kuvvet çarpanı |
| İngiltere (RAF) | Hibrit model. Sivil Met Office uzmanları, yedek birlik statüsünde (MMU). | Sivil uzmanlık askeri operasyonlara entegre edilir; maliyet ve personel esnekliği sağlar. | Sahada konuşlandırılabilir, tatbikat ve kriz anında karar vericilere doğrudan destek verir. |
| NATO | Ortak doktrin ve uzman çalışma grupları (MCWG, MILMET, MILOC, MILSWx). | Müttefik ülkeler arası veri, teknoloji ve bilgi paylaşımını koordine eder. | Standart belirleyici, operasyonel entegrasyonu zorunlu kılar, geleceğin tehditlerine (iklim değişikliği, uzay havası) odaklanır. |
| Türkiye (TSK) | Askeri meteoroloji birimi yoktur. İhtiyaçlar, sivil bir kurum olan MGM'den alınan hizmetlerle karşılanır. | Sivil odaklı hizmetlerin askeri gereksinimlere uyum sağlaması beklenir. | Doğal olarak askeri bakış açısı, taktik analiz ve özel operasyonlara özgü veri güvenliği ve hızından yoksundur. |
SOMUT UYGULAMA ALANLARI
1.EGE DENIZI – DENIZ VE HAVA HAREKÂTLARI
Ege’de meltem rüzgârlarının yaz aylarında öğleden sonra şiddetlenmesi, çıkarma harekâtlarında deniz araçlarının manevra kabiliyetini doğrudan etkiler. Bulut tabanı ve görüş mesafesi verileri, hava kuvvetlerinin hedef tespit kabiliyetini sınırlayabilir. NATO tatbikatlarında Ege üzerindeki düşük bulutluluk nedeniyle insansız hava araçlarının görevlerinde aksamalar yaşanmıştır.
2.KARADENIZ – STRATEJIK DENIZ ÜSTÜNLÜĞÜ
Karadeniz’de kış aylarında sık görülen sis ve düşük görüş mesafesi, radar ve keşif sistemlerinin etkinliğini azaltır. Özellikle Trabzon ve Sinop açıklarında hâkim kuzey rüzgârları, amfibi çıkarma veya ikmal operasyonlarını ciddi ölçüde sınırlandırabilir. Rusya’nın Kırım’da yaptığı tatbikatlarda, kış sislerinin uçuş ve radar kabiliyetini sınırlaması askeri klimatolojinin önemini net biçimde göstermiştir.
3.SURIYE SINIRI – KARA OPERASYONLARI
oSuriye sınır hattında yaz aylarında sıcaklık 40°C’nin üzerine çıkmakta, bu da askeri araçların motor performansını, mühimmat depolarının güvenliğini ve personel dayanıklılığını zorlamaktadır. Kum fırtınaları, sınır ötesi operasyonlarda görüş mesafesini düşürerek zırhlı birliklerin ilerleyişini yavaşlatmakta ve hava desteğini aksatmaktadır. ABD ordusu 1991 Körfez Savaşı’nda, Irak’taki kum fırtınaları nedeniyle M1 Abrams tanklarının görüş sistemlerinin devre dışı kalmasını askeri klimatoloji raporlarına kaydetmiştir.
Askeri İstihbarat: Araziyi Bil, Düşmanı Bil, Havayı Bil: Askeri istihbarat, hava ve iklim verilerini düşmanın taktiklerini ve operasyonel kısıtlamalarını anlamak için kullanır. Örneğin, bir düşman kuvvetinin İHA operasyonlarını hangi hava koşullarında yürüttüğü, hangi bulut örtüsü altında hareket etmeyi tercih ettiği veya yıldırım riskini nasıl yönettiği gibi bilgiler, stratejik planlamaya entegre edilmelidir. HUMINT (İnsan İstihbaratı), SIGINT (Sinyal İstihbaratı) ve IMINT (Görüntü İstihbaratı) kaynaklarından elde edilen veriler, düşmanın meteorolojik zafiyetlerini belirlemek için kullanılabilir. Bu bütünleşik yaklaşım, hava koşullarını yalnızca bir tehdit unsuru olarak değil, aynı zamanda operasyonel bir avantaj kaynağı olarak görmeyi sağlar. Sun Tzu’nun “Araziyi bil, düşmanı bil, havayı bil. Ancak bundan sonra zafere ulaşırsın” sözü, binlerce yıl sonra dahi askeri stratejinin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle, dünya genelinde birçok gelişmiş ordu, bu alana stratejik bir yatırım yapmıştır. ABD Hava Kuvvetleri, 1998’den itibaren meteoroloji birimlerini yeniden yapılandırmış, yüksek lisans ve doktora dereceli meteoroloji subaylarıyla bu alanı sürekli güçlendirmiştir. Bu birimler yalnızca günlük hava durumunu bildirmekle kalmaz; düşman kuvvetlerin hava koşullarına dayalı avantaj ve dezavantajlarını analiz eder, operasyon planlamasında komutana doğrudan stratejik veri sunar. Örneğin, bir operasyon öncesinde düşmanın savunma mevzilerinin etkileneceği sis, yağmur veya rüzgâr koşulları incelenerek taarruz saati ve yönü buna göre belirlenir.
Uzay Havası (Space Weather): Güneş Fırtınalarının Etkileri: Modern savaşın önemli bir boyutu olan uzay havası, Güneş fırtınalarının modern harp sistemlerinin bel kemiği olan GPS ve uydu haberleşmesini doğrudan etkileme potansiyelini taşır. Güneş fırtınalarının neden olduğu iyonosferdeki bozulmalar, GPS sinyallerinde navigasyon hatalarını artırabilir. NATO'nun bu alana özel olarak "MILSWx" adlı bir teknik panel kurması, tehdidin uluslararası düzeyde ciddiye alındığının bir göstergesidir. TSK'nın kendi askeri meteoroloji birimi, sadece atmosferik değil, aynı zamanda GPS güdümlü mühimmatlar için hayati önem taşıyan uzay havası verilerini de analiz etmelidir.
Hava Modifikasyonu: Operasyonel Avantaj İçin Havanın Yönetilmesi: Askeri meteoroloji sadece pasif bir gözlem ve tahmin aracı değildir, aynı zamanda aktif bir harp yeteneği olarak da kullanılabilir. Hava modifikasyonu çalışmaları, operasyonel avantaj elde etmek için havanın yönetilmesini amaçlar. İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılan FIDO (Fog Investigation and Dispersal Operation) sistemi ile sis dağıtma veya düşman üslerinin etrafında yapay sis oluşturma gibi taktikler, havanın bir "silah" olarak kullanılabileceğinin somut örnekleridir. Bu kavramlar, askeri meteorolojinin "ne olacak" sorusuna yanıt vermenin ötesinde, "ne yapabiliriz" sorusuna da yanıt aradığını kanıtlamaktadır.
BÖLÜM V: TSK İÇIN SOMUT ÇIKARIMLAR VE STRATEJIK YOL HARITASI
Türkiye'nin ulusal güvenliği ve operasyonel bağımsızlığı için en temel adım, TSK bünyesinde Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri'ne özel entegre bir "Askeri Meteoroloji Birimi" kurulmasıdır. Bu birim, ABD'deki 557th Weather Wing gibi doğrudan komutaya bağlı bir yapıda olmalı ve karargâh seviyesinde meteoroloji uzmanı subaylar aracılığıyla en üst düzey karar vericilere doğrudan danışmanlık imkânı sunmalıdır.
Bu komutanlığın kurulması için gerekli uzman insan kaynağının yetiştirilmesi kritik öneme sahiptir. Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) bünyesinde, Amerikan Hava Kuvvetleri Akademisi'nin müfredatını örnek alan, harekat odaklı bir meteoroloji mühendisliği programının açılması önerilmektedir.
Askeri meteorolojide dışa bağımlılığın azaltılması, milli güvenliğin vazgeçilmez bir unsurudur. TSK'nın kendi yerli sistemlerini geliştirmesi gerekmektedir. Türk savunma sanayii firmalarının (ASELSAN, METEKSAN gibi) bu alandaki yetenekleri mevcuttur. TSK, kendi bünyesindeki askeri meteoroloji birimi aracılığıyla, sahada kullanılacak taşınabilir radyosondalar, rüzgâr sensörleri ve İHA'lar için entegre meteorolojik sistemlerin geliştirilmesine öncülük etmelidir. Askeri meteoroloji biriminin yetkinliği, sürekli eğitim ve Ar-Ge ile desteklenmelidir. MSÜ'de kurulacak meteoroloji programı ile üniversiteler ve özel sektör arasında sürekli ve yapısal bir Ar-Ge iş birliğinin tesis edilmesi önerilmektedir. Ayrıca, NATO ve diğer müttefik ülkelerin meteoroloji birimleriyle bilgi ve tecrübe paylaşımı, TSK'nın küresel standartları yakalaması açısından aşağıdaki tabloda önerilen iyileştirmeleri hayati önem taşımaktadır.
SONUÇ: HAVA KOŞULLARINI YÖNETMEK – ZAFERIN GÖRÜNMEYEN ANAHTARI
Askeri meteoroloji, artık yalnızca hava durumunu öngören yardımcı bir birim değil; modern harp ortamında zaferi belirleyen stratejik kuvvet çarpanıdır. Geleceğin savaş doktrinleri, hava kokoşullarını pasif biçimde beklemek yerine, onları yönetmek ve taktiksel avantaja dönüştürmek üzerine kurulmaktadır. Tarihsel ve güncel örnekler, savaş planlarında askeri meteorolojistlerin masada olmadan yapılan değerlendirmelerin eksik, riskli ve hatta tehlikeli olduğunu defalarca göstermiştir. Hava durumu gücü, kara ve deniz unsurları kadar belirleyici; istihbarat, lojistik ve komuta kontrol kadar kritik bir unsur haline gelmiştir.
| Durum | Eksiklik | Önerilen İyileştirme |
| MGM’den günlük sivil brifingler | Gizlilik, hız ve muharebeye özgü alaniz eksikliği | TSK’ya özgü, bağımsız bir Askeri Meteoroloji Birimi kurulmalı |
| Komuta kademesinde meteoroloji uzman subay/astsubay eksikliği | Karar vericiye özel, çevik danışmanlık sağlanamıyor | MSÜ’de meteoroloji subaylığı programı açılmalı ve uzman kadro oluşturulmalı |
| Yurt dışı sayısal modellere ve verilere bağımlılık | Savaş ortamında operasyonel bağımsızlık ve veri güvenliği zafiyeti | Yerli ve milli analog tahmin modelleri ile enstrümantasyon sistemleri geliştirilmeli |
| Üniversiteler ve savunma sanayi ile zayıf meteorolojik bağ | Yeni teknolojiler ve akademik bilgi aktarımı yavaş | Ortak laboratuvarlar, Ar-Ge projeleri ve sürekli iş birliği tesis edilmeli. |
| Harekat sonrası ders-çıkarsama sistemlerinde meteorolojik verilerin yetersiz kullanımı | Kazanılan tecrübeler sistematik olarak analiz edilemiyor |
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, ulusal güvenlik hedeflerine ulaşabilmesi ve operasyonel bağımsızlığını güçlendirebilmesi için kendi içinde profesyonel, sürekli eğitimli ve güncel teknolojileri kullanan bir askeri meteoroloji birimini kurması artık ertelenemez bir zorunluluktur. Bu yapı: Yalnızca hava durumunu raporlayan değil, hava koşullarının operasyonel etkilerini analiz eden, Yerli yazılım ve sistemlerle komutanına özel stratejik danışmanlık sunan, İttifak operasyonlarında Türkiye’ye eşsiz bir rekabet avantajı kazandıran, Harekât planlarının başarısını bilimsel temele oturtan bir mekanizma olmalıdır.
DOĞRU YAPILANMA SAYESINDE TSK: Sadece tahmin değil, hava durumu üstünlüğünün yönetimini de eline alacaktır. İttifak içinde stratejik ağırlığını artıracak, uluslararası ortaklarına bağımlılığını azaltacaktır. Sahada, bilime dayalı, esnek ve öngörülü önemli bir güç çarpanı kazanacaktır. Askeri meteoroloji, artık “destek hizmeti” olarak görülemeyecek kadar kritik bir alandır. Bu alan, TSK’nın gelecekteki muharebe üstünlüğünü tayin edecek gizli kuvvet çarpanı ve istikbalin stratejik sigortasıdır.