SOMALI’DE IŞGALCI AVRUPA DEVLETLERINE KARŞI ŞEYH HASSAN, 1899 YILINDAN ITIBAREN ŞEHIT EDILENE KADAR (1920) MÜCADELESINI SÜRDÜRMÜŞ, BU ESNADA OSMANLI DEVLETINDEN VE TEŞKILAT-I MAHSUSA’DAN DANIŞMAN VE SILAH DESTEĞI ALMIŞTIR. HABEŞISTAN ŞEHBENDERI MAZHAR BEY ARACILIĞIYLA BU ILIŞKI SÜRDÜRÜLMÜŞTÜR. ŞEYH UMUDUNU OSMANLI HILAFETINE BAĞLAR ANCAK OSMANLI GIBI UZAK ÜLKELERE ÇOK FAZLA ILGI GÖSTEREMEMIŞTIR.
Table of contents [Show]
1. Osmanlı’nın Doğu Afrika Faaliyetleri
Afrika’da ilk fetih hareketleri, bölge halklarının ve bedevilerin İslam’ı kabulleri genellikle sufilerin gayretleriyle gerçekleşmiştir. Afrika’da sufiler ve zaviyeler gönül orduları olarak kabul edilmiş, halkların kalplerini İslam’a ısındıran isimler ve gruplar olarak yüzyıllarca kabul görmüşlerdir (Gibb, 1953, s,120). Osmanlı Devleti ile İslam dininin yayıldığı ana coğrafyalardan olan Afrika arasında dini, tasavvufi ve kültürel bağlar sebebiyle çok uzun yüzyıllara sari bağlar oluşmuştur. Bölge halkı ile Osmanlı yöneticileri arasında zamanla yakınlıklar tesis edilmiştir.
Osmanlı hakimiyeti ilk zamanlarda Afrika’nın Kuzeyi ile Kızıldeniz kıyılarındaki şehirlerde başladı, sonraki dönemlerde kıtanın diğer yerlerine ve Kızıldeniz yoluyla Hint Okyanusu’na geçiş yapan Osmanlı denizcileri Afrika’nın Doğu sahillerini sömürgeci güçlerden korumaya çabalamışlardır (Özbaran,1977: 65- 146). Bu esnada Büyük Sahra’nın Güneyinde bulunan Müslümanlarla da irtibat kurmuşlardır.
Ancak; Avrupa'da sanayi devriminin başlaması ile birlikte başta Portekiz olmak üzere İspanya, Hollanda, Fransa, İngiltere, Almanya, Belçika ve diğer bazı ülkeler hammadde ihtiyaçları sebebiyle Afrika’ya yönelmişlerdir. Özellikle İngiltere ve Fransa “böl, parçala, yut” politikası uygulayarak bölgeyi tamamen ele geçirme ve yönetme hareketlerine girişmişlerdir (Tandoğan, 2011:1-3). Osmanlı Devleti Afrika’daki direnişi örgütlemek ve himaye etmek amacıyla Hilafet çatısı ve İslam Birliği stratejileri geliştirmeye çabalamıştır. Özellikle Sultan II. Abdülhamid’in “İslam Birliği” projesi Afrikayı sömürgeleştirmeye çabalayan Avrupa ülkelerini rahatsız etmiştir. Onlar da bu siyasete Afrika’da Hristiyan misyonerliği faaliyetlerini organize ederek ve destekleyerek karşılık vermişlerdir (Özköse, 2023:278).
XIX. yüzyılda Afrika’da faaliyet yürüten sömürgeci güçlerini sıkıştıran ve zor durumda bırakan yerel direniş hareketleri olmuştur. Bu direniş hareketleri özellikle Müslüman halkın çeşitli tarikatların ve sufi liderlerin önderliğinde silahlı mücadeleye girişmeleri ile başlamıştır. Bu mücadele yüz elli yıl kadar sürmüştür. Bu hareketlerin ortak özellikleri karizmatik sufi lider önderliğinde dini heyecan ve his ağırlıklı hareket edilmesidir. Bu durum bir bakıma motivasyon avantajı sağlarken diğer yandan karizmatik sufi liderin vefatı ile ardından gelenlerin bu boşluğu dolduramamaları gibi bir zaafiyet içermektedir. Zira tek etken sufizm değil cesaret ve gayretidir. Derviş hareketlerine ve liderlerine birkaç örnek vermek gerekirse; bunlar arasında Sokoto’da Osman Bin Fodyo, Cezayir’de Emir Abdülkadir, Libya’da Muhammed es-Senûsî, Fas’ta Emir Abdülkerim, Sudan Mehdisi Muhammed Bin Abdullah ile Çad’da Râbih b. Fazlullah ve son olarak makalemize konu olan Somali’de kurulan Derviş Devleti’nin lideri Muhammed bin Abdullah bin Hasan, ilk akla gelenlerdir (Özköse, 2023:278).
2. Somali Derviş Devleti Ve Teşkilat-I Mahsusa
Somali Afrika’da coğrafi yeri sebebiyle oldukça stratejik bir yerde bulunmaktadır. XVI- XIX yüzyıllar arasında Osmanlı idaresinde ve egemenliğinde kalmıştır. Son asırlarda, Ahmediye ve Salihiye gibi yeni tarikatlar Somali`de yayılmışlardır. Osmanlı’nın zayıflaması ile sömürgecilerin tehditlerine maruz kalmıştır. 1884 yılından itibaren Fransa, İngiltere ve İtalya Somali’yi işgale başlamışlar, Somali halkı bu saldırılara din ve tekke yapılanması ekseninde mukabele etmiştir. Sömürgeciler Somali’yi işgal edince Somali halkının bu eksendeki direnişi ile karşılaştılar. Tasavvufi çizgide hareket eden Somali halkı içinde Kadiriyye, Ahmediyye ve Salihiyye tarikatları yaygındı. Kadiriyye tarikatının Somali'de faaliyet yürüten Zailiyye ve Üveysiyye diye iki kolu vardı (Martin, 1969, s. 474).
1298 (M.1878) yılında Somali’deki durumla ilgili Osmanlı arşivlerinde bazı belgeler mevcuttur (BOA. EK7 : Y. EE, 118/36, 13Ş 1296). Somali Kıtası'ndaki Osmanlı Devleti'nin hakimiyet hakkına hiçbir yabancı devletin müdahale edemeyeceği, oraların muhafazası için memurlar gönderilmesinin hidive bildirildiği ve ayrıca talimat gönderileceği hakkında Hariciye Nezareti'nin İngiltere Sefareti'ne yazdığı müzekkire bunlardan en önemlisidir.
Somali’de işgalci Avrupa devletlerine karşı Şeyh Hassan, 1899 yılından itibaren şehit edilene kadar (1920) mücadelesini sürdürmüş, bu esnada Osmanlı Devletinden ve Teşkilat-ı Mahsusa’dan danışman ve silah desteği almıştır. Habeşistan Şehbenderi1 Mazhar Bey aracılığıyla bu ilişki sürdürülmüştür. Şeyh umudunu Osmanlı Hilafetine bağlar ancak Osmanlı gibi uzak ülkelere çok fazla ilgi gösterememiştir. Şeyh Hassan 1916 yılında Ahmed Şirva isimli şeyhini elçi olarak Aden’de bulunan Osmanlı ordusunun komutanı Ali Said Paşa’ya yollar ve Osmanlı Sultanı V. Mehmet Reşat’a bağlılığını bildirir, buna mukabil Ali Said Paşa da Şeyh Hassan’ın devletini tanıdıklarını ilan eder. Şeyh Muhammed Abdullah Hassan’a Somali Şeyhü'l-Meşayih ve Somali Emiri unvanı verilir bu şekilde mücadelesi desteklenir (Özköse, 2013:180).
Somalili dervişler bu süreçte Şeyh Hassan önderliğinde birçok bölgeyi İngiliz tasallutundan kurtarmışlardır. Bu direniş sebebiyle; Birinci Dünya Savaşı başlangıcından İngiliz ve İtalyanların en büyük sorunu Şeyh Hassan önderliğinde mücadele sürdüren Somalili dervişler olmuştur (Rinehart, 1981:12- 22).
23 Ekim 1916’da Osmanlı Devleti ve Somalili Dervişler arasında bir himaye antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmayı Osmanlı Devleti adına Ali Said Paşa, Şeyh (Seyid) Hassan adına ise Şeyh Ahmed b. Şirva (Ahmed Shirwa Jaama) imzalamışlardır. Osmanlı Devleti ile Somalili Dervişler arasında müttefiklik tesis eden ve orijinali Arapça olan anlaşmaya göre; Dervişler, Osmanlı Devleti’nin hükümranlığını kabul ederek, Türklerin himayesine girdiklerini ilan etmişlerdir. Antlaşmanın Arapçadan Türkçeye tercüme edilmiş hali şöyledir:
“Bismillahirrahmanirrahim (Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla). Hicri 9 Muharrem 1335 Miladi 23 Ekim 1332 tarihinde imzalanmıştır. Kuzey Batı Afrika Somali’sinde yaşayan Somali kabilelerinin reisi el- Emir es- Seyyid Muhammed ibn-i Abdurrahman Nur Şeyh [Seyid Hasan]’in vekili olan Şeyh Ahmet Şûrû bin Mahmud es- Somalî tarafından imza konan antlaşmaya göre; Kuzey Batı Afrika Somali’sinde yaşayan ve yukarıda adı geçen Somalili kabilelerin reisi Seyid Hasan ile ona tabi olan ulema, Somali’deki kabileler, Somalili kabilelerin reisleri ve tüm Somali kabile halkı adına, Devlet-i Aliye-i Osmâniyye ve Müslümanların Halifesi büyük Sultan V. Mehmet Reşat Han’ın ülkemiz üzerindeki hâkimiyetini mutlak bir şekilde kabul ediyoruz. Allah’ın izniyle onların mutlak koruması ve güçlü elleri altına sığınarak Devlet-i Aliye-i Osmâniyye’ye tabii olduk. Bizler, Osmanlı Hilafetini güçlü tutmak için Devlet-i Aliye- i Osmâniyye’den ve hilafetten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Allah, her zaman Devlet-i Osmâniyye’nin büyük sultanlarıyla birliktedir ve inşallah onlara her zaman zaferler kazandıracaktır. Biz, Devlet-i Aliye-i Osmâniyye ve onun Halifesi dışında başka kimseye herhangi bir dinî bağlılık duymayacak ve siyasî ilişkiler kurmayacağız. Devlet-i Osmâni’den başka hiçbir güç tanımamakla birlikte ondan başka bir gücü de kabul etmeyeceğiz. Şurası kesindir ki, İngiliz ve İtalyanların bizlere sunduklarını reddediyoruz. Bizlere ait bu topraklarda, İngiliz ve İtalyanların gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan topraklarımız üzerindeki sahte iddialarını da asla kabul etmiyoruz. Onlara karşı savaşacağız ve buna hazırız. Geçen savaşlarda onların ordularını yendiğimiz gibi yine hezimete uğrayacaklar. Sömürgeci ülkelerin bizim topraklarımızdaki varlıklarını reddediyor ve yalnızca Devlet-i Aliye-i Osmâniyye’nin bizler üzerindeki hâkimiyetini kabul ediyoruz. Biz, Somali’de Devlet-i Osmâniyye’nin naipleriyiz ve Osmanlıların oradaki hâkimiyetini teşkil ediyoruz. Bizler, Somali’de Osmanlı adına hüküm sürmekteyiz. Kuzey Batı Afrika Somali’si olarak adlandırılan bağımsız topraklarımız dört bir yana uzanmaktadır. Doğu’da Somali denizine, batıda Habeşistan sınırına ve güneyde Mogadişu’ya kadar Majeerteen ve Warsangali gibi kabileler vasıtasıyla hâkimiyetimizi devam ettirmekteyiz. Bu bölgeler bizim bağımsız olarak yaşadığımız ve eski zamanlardan beri hâkim olduğumuz toprakların sınırlarıdır. İşte bu topraklar; dağlar, vadiler, çöller, ovalar ve patikalardan oluşmaktadırlar. Bu topraklarda Somalili kabileler yaşamaktalar. Devlet-i Osmâniyye Sultanı ve İslâm Halifesi’nin ilân etmiş olduğu Cihad-ı Mukaddes’e bağlı olarak İngiliz ve İtalyanların yanı sıra onlarla iş birliği yapan kabilelere karşı cihada katıldık. İslam’ın Halifesi’ne savaş açanlara karşı bizler de savaş ilân ediyoruz. Bundan sonra Devlet-i Osmâniyye’nin kurallarına tabii olduğumuzu bildirmekle birlikte üzerimize düşen siyasî ve dinî ne varsa yerine getireceğiz. Osmanlı’nın bayrağını yükseltmek için onu destekleyeni destekleyecek, düşmanlarına da düşmanlık edeceğiz. Onun müttefikleriyle birlikte hareket edecek, onlara karşı savaşanlarla da savaşacağız. İslâm dinin kurallarına göre, Allah’ın rızasını ve takvayı şerifi kazanmak adına, bütün bunları göz önünde bulundurarak her ecnebiyle arkadaşlık yapmayacak ve onları dost edinerek Devlet-i Osmâniyye’ye muhalefet etmeyeceğiz. Devlet- i Aliye-i Osmâniyye’nin karşısında yer alan ecnebilerle asla dostluk tesis etmeyeceğiz. Bilinsin ki Osmanlıların dostuna dost düşmanlarına da düşmanız. Bizler ve neslimiz var olduğu sürece bu durum böyle devam edecektir. Yaşadığımız müddetçe Devlet-i Osmâniyye’nin hâkimiyetini kabul etmiş bulunuyoruz. Bizlerin ise Devlet-i Aliye-i Osmâniyye’den ricası, bizleri himayesi altına aldığını ilân etmesi ve bunu bütün Avrupalı devletlere de duyurmasıdır. Onların hepsi öğrensinler ki, bizler Devlet-i Osmâniyye’nin himayesi altındayız. Avrupalı sömürgeciler Osmanlı toprakları altında bulunduğumuz gerçeğini öğrenmelidirler. Adalet ve hürriyetin gereği olarak, biz bu durumu bizzat kendimiz istedik. Bu metni yazmayı da kendimiz tercih ettik. Biz bir söz verdik. “Veevfû bil’ahd(i) inne-l’ahde kâne mes-ûlâ(n)1142” ayeti kerimesinin gereği olarak ta Devlet-i Osmâniyye’ye sadık kalmak adına Allah’a yemin ettik. el- Emir es- Seyyid Muhammed ibn-i Abdurrahman Nur Şeyh’in vekili Şeyh Ahmet Şûrû bin Mahmud es- Somalî (Mührü) Devlet-i Aliye-i Osmâniyye’nin Sünnîleri [Somalili kabileler kastedilmekte] himayesi; Allah yukarıda söylenenleri her zaman doğrulasın. Devlet-i Osmâniyye’nin vekili olan Lahec’teki Osmanlı Ordusu komutanı Ali Said Paşa, Şeyh Ahmet Şûrû bin Mahmud es- Somalî’ye çeşitli taahhütlerde bulunmuştur. Somalili kabilelerin şeyhi ya da emiri olan Seyyid Muhammed ibn-i Abdurrahman Nur; Kuzey Batı Afrika Somali’sinde yaşayan ve ona tabii olanlar, onun hükmü altındaki ulemalar, kabile şeyhleri ve Somalili kabilelerin tamamının himayesini sağlamak, canlarını, mallarını ve topraklarıyla birlikte sahillerini, dağlarını, vadilerini, çöllerini, ovalarını ve patikalarını yukarıda adı geçen sınırlarının tamamını güvence altına aldığımızı ilân ediyoruz. Yabancı ülkelerden, Somali’ye yönelik herhangi bir saldırıya karşı Umum-i Harb’in sona ermesinden ve sulhtan sonra da bunu yapacağımızı ilân ediyoruz. Devlet-i Aliye-i Osmâniyye, Somali’ye himaye hakkı tanıdığını taahhüt eder. Lahec’teki Osmanlı Ordusu Komutanı Ali Said Paşa (Mühür ve imza)” (Caroselli, 1931:224-225).
SOMALI AFRIKA’DA COĞRAFI YERI SEBEBIYLE OLDUKÇA STRATEJIK BIR YERDE BULUNMAKTADIR. XVI- XIX YÜZYILLAR ARASINDA OSMANLI IDARESINDE VE EGEMENLIĞINDE KALMIŞTIR. SON ASIRLARDA, AHMEDIYE VE SALIHIYE GIBI YENI TARIKATLAR SOMALI`DE YAYILMIŞLARDIR. OSMANLI’NIN ZAYIFLAMASI ILE SÖMÜRGECILERIN TEHDITLERINE MARUZ KALMIŞTIR. 1884 YILINDAN ITIBAREN FRANSA, İNGILTERE VE İTALYA SOMALI’YI IŞGALE BAŞLAMIŞLAR, SOMALI HALKI BU SALDIRILARA DIN VE TEKKE YAPILANMASI EKSENINDE MUKABELE ETMIŞTIR. SÖMÜRGECILER SOMALI’YI IŞGAL EDINCE SOMALI HALKININ BU EKSENDEKI DIRENIŞI ILE KARŞILAŞTILAR.
Habeşistan Şehbenderi Mazhar Bey aracılığıyla sürdürülen ilişkilerin istihbarat temelli olduğu aşikardır. Mazhar Bey, Birinci Dünya Savaşı boyunca Teşkilatı-ı Mahsusa’nın Somali ve Habeşistan üzerinde yürüttüğü istihbarat çalışmasına önem vermiş, buralara casuslar gönderilmesini ve Cihad-ı Ekber çağrısına bu bölgelerin müdahil olmasını ile ilgili faaliyetler yürütmüştür (Kılıç,2018:1005-110).
Seyyid Muhammed Abdullah Hassan liderliğinde 1899-1921 arasında süren “Dervişler İslam Direnişi” ile İngiliz ordusu arasında çok yoğun savaşlar yaşanmıştır. Bu savaşlardan birinde İngiliz Ordusu Başkomutanı Cofil (Colonel Richard Corfield)2 öldürülmüştür. Bu savaşlara Etiyopya’nın Avrupalı sömürgecilerin yanında savaşa dahil olması ile birlikte cephe genişlemiş ve başkent Taleh’in düşmesi ile dervişler mağlup olmuşlardır. Derviş Devleti lideri Seyyid Muhammed Abdullah Hassan 1920 yılında Etiyopya’da bulunan Şabelle nehrinin civarında İmiye mıntıkasında vefat etti. Müritleri onun naaşına İngilizler ulaşamasın diye bilinmeyen bir yere defnettiler. Böylece Somali halkının yaşadığı ve dervişlerin muazzam fedakârlıklar yaptığı en büyük mücadele dönemi kapanmış oldu.
İSLAM DÜNYASINDA SUFI DERVIŞLER ÖZELLIKLE OSMANLI DEVLETININ KURULUŞ YILLARINDAN ITIBAREN BATI YÖNLÜ FETIHLERDE ORDUDAN ÖNCE O BÖLGELERE HAREKET EDEREK, BÖLGE HAKKINDA BILGI VE ISTIHBARAT TOPLAMANIN YANI SIRA GAYR-I MÜSLIM AHALININ İSLAM’A ISINDIRLAMASI AMACIYLA HEM SÖYLEM HEM DE HAL VE TAVIR ILE ETKI SAĞLAMIŞLARDIR. ZOR ZAMANLARDA TEKKE YAPILANMASI ILE BU YAPILAR INISIYATIF ALARAK TOPLUMA SAHIP ÇIKMIŞLAR, DESTEKLEMIŞLER VE YÖNLENDIRMIŞLERDIR. BU DURUMUN BIR ÖRNEĞI ANADOLU’DA DEVLET OTORITESININ ZAYIFLADIĞI BIR DÖNEMDE AHI DERVIŞLER TARAFINDAN KURULAN “ANKARA AHI DEVLETI (1290-1354)’DIR.
Sonuç
İslam dünyasında sufi dervişler özellikle Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarından itibaren Batı yönlü fetihlerde ordudan önce o bölgelere hareket ederek, bölge hakkında bilgi ve istihbarat toplamanın yanı sıra gayr-i müslim ahalinin İslam’a ısındırlaması amacıyla hem söylem hem de hal ve tavır ile etki sağlamışlardır. Zor zamanlarda tekke yapılanması ile bu yapılar inisiyatif alarak topluma sahip çıkmışlar, desteklemişler ve yönlendirmişlerdir. Bu durumun bir örneği Anadolu’da devlet otoritesinin zayıfladığı bir dönemde ahi dervişler tarafından kurulan “Ankara Ahi Devleti (1290-1354)’dir.
Afrika’da da İslam’ın yayılması ile birlikte Türk kolonizatör dervişlere benzer yapılar ortaya çıkmıştır. Afrika’da da sufi yapılar toplum içinde zaviye tabir edilen teşkilatlanma ile İslamın yayılmasını, marifet ve hikmet aktarımını sağlamışlardır. Bu uhrevi fonksiyonlarının yanı sıra; Avrupalı devletlerin 1800’lerin sonlarında Afrika’da başlattıkları misyonerlik ve işgal faaliyetleri bir oranda dervişlerin cihat azmi ve mücadelesi ile engellenmiştir. Bunlardan en önemlisi “Somali Derviş Devleti” olarak bilinen ve Muhammed Abdullah Hasan liderliğindeki “Somali Derviş Hareketi”dir. Afrika’ya özgü bir direniş modeli geliştirerek yaklaşık on bin silahlı derviş ile otuz yıl Somali’ye Avrupalıların hakim olmasına mani olmuştur. Bu başarıda Osmanlı Devletinin ve Teşkilat-ı Mahsusa'nın coğrafi uzaklık ve imkansızlıklara rağmen desteği oldukça önemlidir. Bu örneklere baktığımızda; toplumu bir ve beraber tutan kadim yapıların; muasır medeniyet çerçevesinde aşırılıktan azade ve zinde tutulması, devlet millet kaynaşmasının böylece güçlendirilmesi ile iç cephenin tahkimi ehemmiyetli bir mevzudur.
Kaynakça
- Caroselli, Saverio Francesco.(1931) Ferro E Fuoco in Somalia. Roma: Sindacato Italiano Arti Grafiche,
- Gibb, H. (1953) Mohammedanism: An histarical survey. New York, NY: Oxford University Press: Geoffrey Cumberlege.
- Kılıç, M. (2018) (“Osmanlı Devleti’nde Şehbenderlik Kurumu”, Osmanlı Diplomasi Tarihi, (ed. Mehmet Alaaddin Yalçınkaya-Uğur Kurtaran), Grafiker Yayınları, Ankara, s. 105, 110.
- Martin, B.G. (1976). Muslim Brotherhoods in Nineteenth Century Africa, London.
- Özköse, K. (2013) Mağrib'de tasavvuf Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi Yayınları.
- Özbaran, S. (2004) Yemen’den Basra’ya Sınırdaki Osmanlı, Kitap Yayınevi, İstanbul, s. 108 -109.
- Rinehart R. (1981) “Historical Setting”, Somalia: A Country Study, 3. bs. ed. Harold D. Nelson, (Washington: The American University Press,): 12- 22
- Tandoğan, M. (2011) Osmanlı Devletinin Afrika’da, Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti,İstanbul
- Turan, N. S., (2014) “İslam Politik Teorisinin Dönüşümü Ekseninde Osmanlı Hilafeti”, Evrensel Kültür, Sayı 267.
- 1 Habeşistan Şehbenderi: Konsolos,
- 2 Colonel Richard Corfield (27 April 1882 – 9 August 1913)