Kıbrıs Türkü’nün Tarihindeki Milat: 20 Temmuz 1974

May 15, 2023 - 20:15
 0  89
Kıbrıs Türkü’nün Tarihindeki Milat: 20 Temmuz 1974

48’inci yıldönümü coşkuyla kutlanmakta olan Türk Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün toplumsal tarihindeki milattır…

 

Rum – Yunan faşistlerin ENOSİS amaçlı cunta darbesi üzerine, 20 Temmuz 1974 sabahı, Türk askerinin Kıbrıs’a denizden ve havadan çıkarma yaptığını görmek Kıbrıs Türk halkının, 1571’de adada başlayan tarihi boyunca yaşadığı en büyük sevinçti… Bu tümceyi, o tarihi olaya bizzat tanıklık etmiş ve o tarihi olayın bizzat içinde yaşamış, olayın öncesini ve sonrasını çok yakından izlemiş Kıbrıslı bir Türk olarak kaydetmekteyim.

 

15 Temmuz 1974’te, Yunan Cuntası’nın Kıbrıs’taki faşist işbirlikçileriyle birlikte indirdiği “Enosis amaçlı” kanlı darbenin hedefine ulaşmasını ve Enosis’in doğal engeli olarak görülerek “asi” ilan edilen Türklerin, Girit trajedisi misali bir soykırımla yok edilmelerini önlemek adına yapılabilecek tek bir şey kalmıştı zaten o müthiş günlerde: Garantör Türkiye’nin oluşturulan o kabul edilemez fiili duruma müdahalesi…

                                               *         

Karacı, Havacı ve Denizci 498 şehit, sadece Türkiye’nin o müdahalede barış ve güvenlik adına feda ettiği sevgili evlâtlarıdır… Ki bu aziz şehitler de bu topraklarda Kıbrıslı Türk şehitlerle kucak kucağa yatmaktadırlar…

 

Kıbrıs Türk halkının Aralık 1963’ten başlayarak 1974 Temmuz – Ağustos savaşına dek verdiği şehitlerin sayısı ise 1817’dir… “Kayıp” olarak nitelendirilen Türklerin sayısı bu rakama dahil değildir… Aziz şehitlerimizi saygı ve minnetle anmak şükran borcumuzdur…

Türk Barış Harekâtı’nın Kıbrıs’a getirdiği dengeden sonra silahlı hiçbir çatışma olmadı ve iki tarafın insanları da Kıbrıs sorunu adına herhangi bir can kaybı vermedi…

                                                           *

Demokrasi ve hukuk adına elde edilen kazanımlar olayın bir diğer olumlu boyutudur…

20 Temmuz 1974’teki Türk askeri müdahalesi hem Kıbrıslı Rumlar arasındaki tüketici ve kanlı iç savaşı durdurdu hem de 1967 yılından itibaren Yunanistan’a kan kusturan faşist Albaylar Cuntası’nın sonunu getirdi… Zamanın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit’in askeri harekâtın başındaki “Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz” şeklindeki tarihi vurgusu, böylece tam anlamıyla yaşama geçmiş oluyordu…

                                                           *

1974 yazında savaş bağlamında yaşananların elbette ki acısı büyüktü… Ama bu dramın yegâne sorumlusu Rum – Yunan tarafıydı…

Bugün Kıbrıs sorunu için bir çözümsüzlük söz konusudur…

Bunun sorumlusu da yine “maksimalist” olarak tanımlanan bu doyumsuz ikilidir… Rum tarafı inatla zamana oynayarak Türk tarafını masada oyalamaktadır…

Bir bakıma bu oyalamaların kökeninde,  karşılarındakileri “seçeneksiz”  olarak görmeleri vardır…

Türk halkının siyasal çözüm için ille de arkalarından sürüklenip gideceği ve bu sürükleniş içinde tükeneceği gibi bir saplantıya girmişlerdir. Ne kadar budalaca bir yanılgı!..

Ayrılığın giderek kesinleştiğini ve Türk Devletinin Kıbrıs’ta kökleşmekte olduğunu göremeyecek denli gerçeklerden kopmuşlar, hayal dünyasında komplolar kurmakla meşguldürler…

*          *          *

Kıbrıs sorununun çözümü için öngörülen federasyon yine Rum – Yunan tutumu yüzünden olanaksızlaşmıştır…

Onların kafasındaki federasyon modeli zaman içinde Türk halkını asimile etmektir…

Kaldı ki federatif sistemler dönemini kapatmaktadır…

Dünyada federasyonlar, konfederasyonlar, merkezi yapılı ülkeler teker teker bitiyor, yıkılıp gidiyor ve yerlerine ulus devletleri bırakıyorlar…

Bu boş bir iddia değil, gerçeğin ta kendisidir…

 

Evrensel süreç işte ortada…

1990'dan bu yana federasyonların, konfederasyonların ve merkezi yapılı ülkelerin ayrışmasından 37 yeni ülke bağımsızlığına kavuştu. Bunların tümü de herhangi bir ödün vermeden dünyaca tanındı. Hatta aynı ırklı, aynı dinli, aynı dilli Balkanlar’daki halk toplulukları bile bu ayrışma zincirinin içindedirler…

Federasyonlardan ve merkezi yönetimlerden ayrışanların 31'i Birleşmiş Milletler üyesi oldu… 

Aradan geçen zaman içinde bunların içinde bir tek yeniden birleşme bile yoktur…

Heves de yoktur…

 

50 yıllık olumsuz bir müzakere döneminden sonra gerçek anlamda bir federasyonun Kıbrıs’ta oluşamayacağı sonucuna varan Kıbrıs Türk halkının şu andaki tezi iki devletli çözümdür…

                                               *         

 

Adanın iki coğrafi bölgeye bölünmesini getiren 1974 Türk Barış Harekâtı’nın kaçınılmaz sonuçlarının Kıbrıs’ta iki ayrı etnik kalıcı devlet modeline dek uzanacağı kesindir…

Coğrafi bölgeler oluşurken iki etnik halk zaten kendi iradeleriyle, kendi bölgelerinde toplanarak bugünün statüsünü oluşturmuşlardır.                       

           

Aylar süren toplantılardan sonra 2 Ağustos 1975’te Viyana’da Türk ve Rum liderler Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides arasında, Birleşmiş Milletler gözetiminde imzalanan “Nüfus Mübadele Anlaşması”nın içeriğine bakıldığında, hiç kimsenin zorla yerinden sökülüp atılmadığı, göçün Türk ve Rum halklarının özgür iradesine bırakıldığı açıkça görülür.

“S/11789 Sayılı BM Belgesi” olarak tarihe geçen bu anlaşmanın içeriği aşağıdadır ve bu içeriğin herkesçe dikkatlice okunmasını dilerim:

 

“1. Şu anda Ada’nın güneyinde bulunan Kıbrıslı Türklerin istemeleri halinde, Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün yardımıyla ve düzenleyeceği bir program dahilinde, sahip oldukları eşyalarla birlikte Kuzeye geçmelerine izin verilecektir.

2. Sayın Rauf Denktaş’ın tekrar teyit ettiği ve uzlaşmaya varıldığı gibi, şu anda Ada’nın Kuzeyinde bulunan Kıbrıslı Rumlar, burada kalmakta özgürdürler ve kendilerine normal bir yaşam sürebilmeleri için her türlü yardımda bulunulacaktır. Buna, eğitim ve dini ödevlerini yerine getirebilmek için gerekli olanaklar yanında kendi doktorlarından tıbbi bakım almak ve Kuzey’de dolaşım özgürlüğü de dahildir.

3. Şu anda kuzeyde bulunan ve kendi talepleriyle ve herhangi bir baskıya maruz kalmadan güneye taşınmayı isteyen Kıbrıslı Rumlara bunu yapmaları için izin verilecektir.

4. BM Barış Gücü (UNFICYP), Kuzeydeki Kıbrıslı Rum köyleri ve yerleşim birimlerine serbestçe ve normal olarak girebilecektir.

5. Yukarıdaki anlaşmanın uygulanması bağlamında, ailelerin yeniden birleştirilmesine öncelik verilecektir. Bu durum, şu anda Güneyde bulunan birçok Kıbrıslı Rum’un Kuzeye naklini de içerebilecektir.”

What's Your Reaction?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ahmet TOLGAY Ahmet TOLGAY Global Savunma Yazarı