Gaziler Günü Kutlu Olsun

May 15, 2023 - 19:04
 0  91
Gaziler Günü Kutlu Olsun

Global Savunma ailesi olarak Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’e “Gazi” unvanı verilişinin yıl dönümünde saygılarımızla tüm gazilerimizin Gaziler Günü’nü kutluyor; bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

 

GAZİLERİMİZDEN ANILAR

 

         Türk vatanseverliğinin, Türk kahramanlığının, Türk fedakârlığının yaşayan destanıdır gazilik. Gazi ise; bu destanı yazan onurlanmış askerdir.

Sivas’ta yaşayan 23 gazimizin anıları “Gazilerimizden Anılar” adı altında kitaplaştırılmış ve yayımlanmıştır. Böylece Kore’de, Kıbrıs’ta ve İç Güvenlik Harekatında görev almış kahraman Gazilerimizin anılarının gelecek nesillere aktarılması, unutulmaması amaçlanmıştır.

Röportaj sonrası Gazilerimizin verdikleri cevapların çözümünde ve yazıda kendi söylemlerine olduğu gibi yer verilmesine özen gösterilmiştir.

Global Savunma dergisinin her sayısında Gazilerimizin Anılarını siz değerli okuyucularımızla paylaşacağız.

Bu çalışma tamamlandıktan sonra 23 Gazimiz arasında kaybettiklerimiz de olmuştur. Kore Gazimiz Şükür Varaşgan kaybettiğimiz bir Gazimizdir. Kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.

Çalışmalarımızda; gazilerimiz ile bizleri buluşturan ve her konuda desteklerini esirgemeyen Sivas Muharip Gaziler Derneği’ne ve Sivas Şehit Aileleri ve Gazileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne şükranlarımızı sunuyoruz.

Askerlik görevinize nerede başladınız? O günlerden bizlere biraz söz eder misiniz?

Acemiliğimi Balıkesir Edremit’te, 1953/2 tertip olarak yaptım. Acemiliğim bitince Ankara Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na katıldım. Orada 15 gün kaldıktan sonra, Ankara Çubuk’ta 45 gün çavuş talimgahını bitirdim. Yemin Töreninde başarılı bulunduğum için komutanlarım bana dolmakalem hediye etmişlerdi. Daha sonra Muhafız Alayı’na geri döndüm. Buradan da bizi görev için Kıbrıs’a götürmek üzere topladılar.

 

Oraya ilk giderken heyecanınızdan biraz bahseder misiniz?

45 kişilik bir takım olarak bizi topladılar ve trene bindirdiler. Sonra yola çıktık. Ankara’dan Kayseri, oradan Adana’ya ve Osmaniye’ye intikal ettik. Osmaniye’de durduk ve birkaç gün orada kaldık. Erzak yönünden çok sıkıntı çektik. Ağaç diplerinde yattık. Günlerce aç ve susuz bir şekilde kaldık. Sonra bizi tekrar topladılar ve trene bindik, Mersin’de indik. Orada cephane yüklendikten sonra gemilere bindik ve yola çıktık. Bu sırada bölük arasında bizi savaşa götürüyorlar diye bir dedikodu dolaşıyordu. Fakat; biz gemiye bindiğimizde dahi bile savaşa gittiğimizden haberimiz yoktu. Bu konuşmalar olduğu sırada ben genelde kitap okuyordum. Takım Çavuşu olarak arkadaşlarım bana ne olacağını sormam için Alay Komutanına gitmemi söylediler. Sonra bunu öğrenmek için Alay komutanımızın yanına gittim ve: “Komutanım er ve eratlar arasında savaşa gittiğimize dair bir dedikodu var. Doğru mu?” diye sordum. O da bana; “Türkler ve Yunanlılar Kıbrıs’ta birbirleriyle dövüşüyorlarmış; onları ayırmaya gidiyoruz” demişti.

 

O sırada Kıbrıs’a giderken hangi birlikte askerdiniz?

Adana, Osmaniye’de 50’nci Piyade Alayı 1’nci Tabur 2nci Bölükte idim.

 

İlk Kıbrıs’a ulaştığınızda ve sonrasında neler yaşadınız?

 

        Kıbrıs’a sabah saat 04:45’te Girne Limanı’ndan yanaşmaya çalıştık ama limanı bulamadık. Geldiğimiz bölgede liman yoktu. Biz kıyıya 50 metre mesafeden denizden çıkarma yaparak ulaştık. Adaya indiğimiz anda hemen Rumlarla karşılaştık. Rumların ellerinde ağır silahları vardı ve bize karşı çok fazla tedbir almışlardı. Ama sahile ilk çıktığımızda bu ağır silahları neredeyse hiç kullanamadılar. Bazen yüz yüze gelip çatıştığımız anlar bile oldu. Sabah 05:15 indikten sonra gün batımına kadar düşman mevzilerini alarak ilerledik. Sonunda bulunduğumuz bölgeyi tamamıyla ele geçirdik. Bunlar olduğu sırada yanımızda yiyecek yemek ekmek hiçbir şeyimiz yoktu.

 

         Bizde ağaçlardan keçiboynuzu topladık ve onları yiyerek karnımızı tok tutmaya çalıştık. En son bulunduğumuz bölgeden bizi saat iki buçuk gibi tekrar topladılar. Bu sırada havadan paraşüt birliklerimiz yere inmeye başladığı sırada karadan ve havadan çatışma tekrar başladı ve ertesi sabah saat 5’e kadar sürdü. Bu çatışma sonunda Girne koyunu tamamıyla işgal ettik. Bu ilk harekat sona erdikten sonra ikinci görev için bizi topladılar.

İkinci görev için geldiğimiz bölge de yerli halka karşılaşıyorduk. Bu sırada Rumların giderken katliam yapmış olduğunu öğrendik. Toprağı dozerlerle kazıp 56 kişiyi yan yana diri diri gömmüşlerdi ve üzerinden de Tankla geçmişlerdi. Olay yeni yaşanmış olduğundan biz hemen oraya müdahale ettik.

         Daha sonra yol üzerindeki bir Rum karakolunu işgal ettik. Rumlar bize fazla karşılık vermeden kaçtıklarını gördük. Karakola vardığımızda eşyalarını ve ağır silahlarının bazılarını da bırakmışlar, bununla birlikte erzakları yok etmişler ve su depolarını patlatmışlardı. Bu olaylar sırasında benim takımımda Kıbrıslı askerler yani mücahitler vardı. Kıbrıs’ta ilerleyen her birliğin yanında mücahitler vardı. Çünkü mıntıkayı en iyi onlar biliyordu. Bu sayede de ilerlemek kolay oluyordu. Sonra bir düzlük alana geldik ama bu alanda da hendek gibi çöküntüler vardı.

 

         Sonra bize “bu bölgeyi ele geçirirseniz Dünya’yı alırsınız” demişlerdi. Biz de abarttıklarını düşünüyorduk. Tam o sırada bu bölgede çatışma başladı. Çok zorlandık ama hava kuvvetlerimizin de katkılarıyla bölgeyi ele geçirmeyi başardık. Bazen ele geçirdiğimiz yerlerdeki halkla karşılaşıp onlara yardım ediyorduk. Esir kamplarından kaçan insanlarla karşılaştık bazılarını bölgeden tahliye ettik. Savaş sırasında bizzat sıcak çatışmaya girdiğim zamanlar da oldu. Beşparmak dağlarına ilk çıkanları desteklerken çatışmaya girdik orada yaklaşık 250 askerimizin yaralandığını gördüm. Sayıca azalmaya başladık. Ama bu çatışma sırasında bize de diğer birliklerden yardım gelmişti.

 

 

               Savaşta bir asker olarak zafer kazanmak sizce nasıl bir duygu?            

 

       Savaşta asker olarak ve bu olayları yaşamış olarak kazandığımız zafer sonrası Dünya benimmiş gibi hissetmiştim. Rumlardaki kadar olanaklar bizde yoktu ve her şeye rağmen tek başımıza ilerledik ve bu savaşı kazandık. En başında onlar bizi Magosa ve beşparmak dağlarından geleceğimizi bekliyordu. Ama biz Girne’den Kıbrıs’a çıktık. Daha sonra iki yıl kadar orda kaldıktan sonra askerliğimi Kıbrıs’ta bitirdim.

Savaştan sonra askerlik bitiminde hangi duygular içinde buldunuz kendinizi?

         Eve dönüşümden kimsenin haberi yoktu; çünkü uzun zamandır orada telefonsuz mektupsuz yaşıyorduk, kimseden haber alamıyorduk. Mersin’e tekrar gemiyle döndük. Savaşın o havasından uzaklaşmak için şehirdeki siviller gibi davranmaya çalışıyorduk. Sanki bizi tekrar götürecekler diye düşünüyorduk. Daha sonra Adana’ya gittik. Daha sonra Sivas’a döndüm. Saat 07:00’da memleketime vardım. Elimde tahta bir valizle indim ve köyümüzdeki evimize geldim. Sonraki üç dört ay boyunca konuşmadım, savaştan kimseye bahsetmedim. Bazen geceleri evdeki dikiş makinasını kullanırlardı. Ben makinanın çıkardığı sesleri makinalı tüfek sesi zannedip yine çatışma çıktı diye kalkardım. Aileme ne zaman ve nerden ateş ediliyor diye seslenirdim. Onlarda beni sakinleştirmeye çalışırlardı.

Şu anki düşünceleriniz ve yaşamınızdan biraz söz edebilir misiniz?

         Şu an emekliyim ve günümün büyük bir bölümünü dernekte geçiriyorum. Dernekte günlük işleri ve derneğin bakımıyla zaman geçiriyorum. Altı kızım ve bir oğlum var. Geçim sıkıntısı çektiğim zamanlar oluyor bazen.

Yıllar sonra bugün Kıbrıs üzerinde oynanan oyunlar hakkında neler düşünüyorsunuz?

        Kıbrıs’ın en küçük taşını dahi veremeyiz. Çünkü orası kanla alındı. Kanla alınmış bir yer asla geri verilemez. Avrupa Birliği’ne girmek istemiyorum. AB için bazı tavizler veriliyor. Ben bunlara karşıyım. Kıbrıs konusunda bile bizi sıkıştırıyorlar. Orası verilirse yatan bütün şehitlerimizin kemikleri sızlar.

      

Tugay Personeli ve Mehmetçiklerimize iletmemizi istediğiniz bir mesajınız var mı?

         Vatanına, toprağına ve geçmişine sahip çıksınlar. Her şeylerine sahip çıksınlar. Artık savaşlar zor, yapması ve yapılması zor. Ecdatlarının neler çektiğini yaşadıklarını okusunlar, öğrensinler. Türkiye Cumhuriyeti’ ne sahip çıksınlar. Bu memleketten bir tane daha yok.

Bazıları şu duvardaki resmin(Çanakkale Savaşı’nda Tayyare Birliğinde görevli iki asker resminden bahsediyor) gerçek olmadığını düşünüyorlar. Bu resme bakıp ibret alsınlar. Geçmiş tarihteki savaşları yaşayan gazilerimiz var, vefat etmiş gazilerimiz var. Ruhları şad olsun. Onları öğrenip ders alsınlar.

What's Your Reaction?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Doç. Dr. Fahri ERENEL Doç. Dr. Fahri Erenel Kimdir 1980 yılında iktisat anabilim dalında Kara Harp Okulundan mezun olmuştur. Ulusal ve Uluslararası Güvenlik, Eğitim Yönetimi ve Denetimi, İş Sağlığı ve Güvenliği alanında Yüksek Lisansını, İnsan Kaynakları Yönetimi Bilim Dalında Doktorasını,2018 yılında Sosyoloji lisans eğitimini tamamlamıştır.1980-2010 yılları arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde görev yapmış ve Tuğgeneral rütbesinde emekli olmuştur. B sınıfı iş güvenlik uzmanıdır.2017 yılında Yönetim ve Strateji alanında Doçent olmuştur. Altınbaş ve Kent Üniversitelerinde idari ve akademik kadrolarda çeşitli görevlerde bulunmuştur. İstinye Üniversitesinde;Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü, Ekonomi ve Politik Araştırmalar Merkezi Müdürü ve öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar Enstitüsünde, Savunma Kaynaklarının Planlanması ve Yönetimi ile Güvenlik ve Strateji yüksek lisans dersleri vermektedir.