DERİN TAARRUZ: SEYİR FÜZELERİ

May 15, 2023 - 20:51
 0  410
DERİN TAARRUZ: SEYİR FÜZELERİ

Hava gücünün başlıca stratejik ve operasyonel değeri, düşman kuvvetlerinin ön cephesinin çok ötesindeki hedefleri yok etme yeteneğidir. Bu "Derin Taarruz (Deep Attack)" fikri, modern toplumların temelini oluşturan elektrik şebekelerini, komuta kontrol tesislerini, sosyal ve ekonomik altyapıyı ve lojistik sistemleri yok etmek amacıyla uçak veya füzelerin kullanılabileceği anlamına geldiği için kritik öneme sahiptir. Teknolojik üstünlüğü göz önüne alındığında, Amerika Birleşik Devletleri derin taarruzda tekelini korumayı başarırken, bu yeteneğinden hasımları nasibini almıştır. Bu, yirminci yüzyılın sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nin sahip olduğu benzeri görülmemiş askeri üstünlüğün önemli bir nedenidir.

Cruise Missiles and Modern War:Strategic and Technological Implications [1]

 

Birinci Cihan Harbi ile başlayan modern muharebe kurgusunda, düşmana karşı üstünlük kurmayı veya caydırıcı güç olmayı sağlayan en temel unsuru hava kuvvetleri kabiliyet ve envanteri olmuştur. Hava gücünü kategorize ettiğimizde akla ilk olarak savaş uçakları, helikopter ve son dönemlerde insansız hava araçları gelmektedir. Fakat bu platformların kendi öz manevra/çeviklik, hız, görünmezlik, menzil, yük taşıma kapasitesi ve tavan irtifası gibi özelliklerinin yanı sıra bu araçlardan atılan mühimmatların teknolojik seviyesi de güç parametresini doğrudan etkilemektedir. Öyle ki gökyüzünde iki jet uçağı karşılaştığında, rakibine karşı daha iyi bir erken ihbar radarı ve daha uzun menzilli bir havadan havaya füze sistemine sahip olan uçak; hızının daha yavaş olması ya da ulaşabileceği irtifa limiti gibi düşük kalan özellikleri üstünlük kurmasına mani olmayacaktır. Sabit ya da hareketli kara ve deniz hedefleri için kullanılan havadan karaya mühimmat sistemlerinde ise hava aracının yetenekleri hava-hava kapışmasına oranla daha az kritik önem taşımaktadır. Air-to-surface olarak tanımlanan bu sistemleri kullandıkları itki sistemlerine bağlı olarak üç sınıfa ayırabiliriz. İlk grubu, motora sahip olmayıp serbest düşüş prensibi ile çalışan ve kanat takılarak menzili artırılabilen güdümlü/güdümsüz bomba sınıfı oluşturmaktadır. Savaş ve operasyon ortamında en çok tercih edilen ve diğer gruplara oranla oldukça maliyet etkin bir çözümdür. Hassas Güdüm Kiti (HGK), Kanatlı Güdüm Kiti (KGK), TEBER, MAM-L, MAM-C ve BOZOK gibi yerli mühimmatlar bu sınıfa girmektedir. İkinci grup ise hava-hava füzelerinde olduğu gibi katı yakıta sahip olup kısa mesafeli ve tank gibi hareketli kara hedeflerinde kullanılan füzelerdir. Bu sınıfın önemli özelliklerinden birisi de hava platformunun hızına ihtiyaç duymaması ve dolayısıyla birkaç ufak güncelleme ile kara araçlarından veya gemilerden atılabilir hale getirilebilmesidir. 1972 yılından bu yana ondan fazla türevi geliştirilen Amerikan menşeli AGM-65 Maverick ve AGM-114 Hellfire füzeleri bu sınıfın öncüleri olarak sayılabilir. Özellikle envanterimizdeki helikopterler için geliştirilen milli UMTAS ve CİRİT füzeleri uzun süredir sahada kullanılmaktadır. Bunlar dışında farklı itki sistemlerine sahip modüler olarak tasarlandığı açıklanan TÜBİTAK SAGE ürünü KUZGUN ile ROKETSAN tarafından geliştirilen ÇAKIR füze ailesinin katı yakıtlı itki sistemine havadan karaya ve deniz hedeflerine gönderilecek füzelerinin 2022-2023 yılında atışları merakla beklenmektedir. Üçüncü ve son bölümde ise sıvı yakıtlı itki sistemine sahip seyir füzeleri bizi karşılamaktadır. Diğer iki sınıfın ürünlerine göre çok daha teknolojik ve en az on kat daha fazla birim maliyetine sahiptirler.

Bu yazımızda düşman cephesinin çok gerisinde üstün teknolojisi ile derin saldırı yeteneğine sahip seyir füzelerinin özellikleri, kısa geçmişi, sınıflandırması ve alt sistem anatomisine değinmeye çalışacağız. Savunma sanayii alanında örneğin sivil havacılıkta olduğu gibi ulusal/uluslararası havacılık idareleri gibi otorite bir kurum/ajans olmadığı için savunma sektörü ürünlerinde genel kabul görmüş bir kıstas ve kalifikasyondan bahsetmek çok mümkün değildir. Genellikle teknolojiyi ilk ortaya koyan ülke veya şirketler o kulvarda gayri-resmi bir otorite haline gelmektedir.

Mesela havadan havaya füze sınıfında öncülüğü çeken Amerikalı savunma şirketi Raytheon tarafından üretilen AIM-9 Sidewinder ve AIM-120 AMRAAM füzeleri tasarım ve menzilde referans olarak kabul edilmektedir. Bu füzelerden hareket ile kabaca 10-30 km menzile sahip olanlar kısa; 40-80 km orta ve 100 km üzerine menzile sahip olanlar ise uzun menzilli havadan havaya füze olarak tanımlanmaktadır. Yine Raytheon tarafından üretimi yapılan omuzdan atılabilen FIM-92 Stinger füzelerinin hava araçlarına entegrasyonu ile birlikte 5-10 km menzile sahip çok yakın hava hava füzesi diye bir sınıflandırma da doğmuştur. Sonuç olarak yazı boyunca bu tarzda yaklaşımlar ışığında seyir füzeleri ele alınmaya gayret edilse de bazı bölümlerde öznel mühendislik çıkarımları yapılmaktadır.

 Seyir füzeleri, turbojet veya ramjet motorlarına sahip, radara yakalanmamak adına yere yakın ve geniş kanatları sayesinde oldukça stabil hızlarda uzun süre seyredebilen hava aracı olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca çok yüksek patlayıcı taşıma kapasiteli ve barındırdığı navigasyon teknolojileri ile vuruş hassasiyeti son derece yüksek olan mühimmat sistemleridir. Almanya tarafından 2. Dünya Savaşı’nda geliştirilen ve o dönem on binlerce üretimi yapılarak Batı Avrupa ülkelerine fırlatılan V-1 (Vengeance: İntikam) Füzesi veya başka bir ifade ile uçan bomba (Flying Bomb), seyir füzelerinin atası olarak kabul edilmektedir. 850 kg harp başlığına sahip olan V1 Füzesinin toplam ağırlığı, iki tondan biraz fazladır. Ses altı hızda seyreden uçan bombanın, menzili 250 km olup bu değer ileride kısa menzil için referans olacaktır. Almanların V1 ve V2 füzelerinin akabinde Sovyetler ve Amerikalılar da karadan, havadan ve denizden fırlatılabilen ses altı ve ses üstü onlarca farklı varyanta ürün geliştirmiştir. Günümüze kadar geliştirilen füzelerden en çok bilinen birkaç seyir füzesi örneğini menzil değerlerine göre sırayla sunacağız.

Seyir Füzesi Sınıflandırması

İlk olarak 250-300 km civarının altında mesafeye erişebilenleri kısa-menzilli olarak adlandırarak başlayabiliriz. Bu sınıfta ülkemizde de kullanılan İsrailli Rafael firması üretimi Popeye Füzesi,  ABD menşeli AGM-84H/K SLAM-ER füzesi ve Harpoon gemi savar füzesi, Rusların efsanevi Slava sınıfı Moskva Kruvazörünü batıran Ukrayna tarafından geliştirilen Neptün Füzesi, Avrupalı MBDA firması tarafından geliştirilen Storm Shadow/SCALP-EG füzesinin ihraç edilen sürümü (Fransa ve İngiltere’nin kullandıkları versiyonun menzili 500 km üzerinde olduğu tahmin edilmektedir) ve son olarak Rusların aktif olarak kullandığı son güncellemeler ile 300 km’ye yakın menzile erişebilen KH-35 ve KH-59 seyir füzeleri sayılabilir. Bu kategorideki füzeler genelde yaklaşık 0.6-0.8 Mach seviyesinde yani ses altında seyir yapmakta ve nükleer harp başlığı taşımamaktadır.

Kısa menzil sınıfı, Türkiye’nin son yirmi yılda elde ettiği bilgi birikimi ve geliştirdiği SOM Füze ailesi ve ATMACA Gemi Savar Füzesi ürünleri ile son derece güçlü olduğu bir kulvardır. TÜBİTAK SAGE mühendisleri tarafından geliştirilen ve bazı sürümlerinin ROKETSAN tarafından seri üretimi yapılan SOM füzelerinde menzil artırımı, harp başlığı çeşitlendirilmesi ve başta turbojet motoru olmak üzere alt bileşen millileştirme çalışmaları hızla devam etmektedir. Resmi verilerde şuan için SOM-A, B1 ve B2 füzelerin etkili menzili yaklaşık 250 km olarak ifade edilmektedir. [2,3] Son olarak Mayıs ayı içerisinde SOM-J ve SOM-B1 füzelerinin F-16 savaş uçağından başarıyla atış testi gerçekleştirilmiştir.

İkinci kategori olan orta menzilli seyir füzelerinin erişim mesafesi, 300-1000 km arası olarak belirlenebilir. Bu sınıfın ilk örneği olarak, NATO gemilerinin karşı tedbir manasında sesin üç katı hızına ulaşabilme yeteneği ile hedef seti olarak belirlediği Hindistan – Rusya ortak üretimi BrahMos füzesi verilebilir. Alışılagelen turbojet motoru yerine ramjet itki sistemini kullanması sayesinde dünyanın en hızlı seyir füzesi olarak kabul edilir. İsveç-Alman ortak geliştirme ürünü Taurus, Storm Shadow’un Avrupalılar tarafından kullanılan versiyonu ve ABD üretimi AGM-158 JASSM füzeleri orta menzil alanındaki en çok bilinen füzelerdendir. Fakat burada asıl işin rengini değiştiren, nükleer harp başlığı taşıyabilen Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerce geliştirilen orta-uzun menzilli füzelerdir. Bu klasman için örneği bu dört kapalı (teknik veri edinilmesi zor) ülke yerine Pakistan’dan vereceğiz. İlk atış testinin 2005 senesinde yapıldığı ilan edilen BABUR nükleer başlıklı füze ailesinin, o dönem 500 km menzile sahip olduğu ilan edilmişti[4]. Pakistan’ın bu seneye kadar geliştirme çalışmalarını sürdürdüğü ve yeni nesil Babür füzelerinin 700 km üzeri menzil ve 500 kilograma yakın nükleer harp başlığı taşıma kapasitesine sahip olduğu iddia edilmektedir. Karadan atışlarında, lançerden çıkış ve turbojetin çalışma hızına ulaşması için katı yakıtlı booster kullanılmaktadır.

Son sınıf ise 1000 km üzeri menzile sahip kıtalar arası diye adlandırılan ve saldırı silahı olarak en caydırıcı olanlar arasında sayabileceğimiz üstün teknolojili ürünlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin, İran, Hindistan, İsrail, Pakistan, Güney ve Kuzey Kore Devletlerinin uzun menzilli seyir füzelerine sahip olduğu iddia edilmektedir[5]. Rusya cephesinde, örnek olarak katı yakıtlı İskender-E ve –M serisi füze ailesinin sıvı yakıtlı versiyonu İskender-K ve nükleer başlıklı KH-55 seyir füzeleri verilebilir. Çin ise son yıllarda KH-55 ile oldukça benzer CJ-10 füzesini geliştirmiştir. Asya ülkelerinin ortaya koyduğu çeşitli füze denemeleri bulunmakla beraber bu kategorinin en çok bilinen ürünü, muhakkak ABD menşeli 1980’lerden beri üretimi yapılan BGM-109 Tomahawk seyir füzesidir. Williams F107-WR402 model turbofan motora sahip Tomahawk, 1300 kg toplam ağırlığa ve tipine göre 2000 km yakın menzile erişebilmektedir. İlk olarak 1991 Körfez Savaşında kullanılan bu füze, ABD’nin bu tarihten sonraki operasyonlarında öncü güç gösterisi ve stratejik noktalar için yıkım/tahribat silahı olarak kullanılmıştır. 1998 ve 2003 Irak, 1999 Yugoslavya (Kosova Savaşı), 2001 Afganistan, 2011 Libya ve 2017-2018 Suriye Operasyonlarında toplam 1500 adedin üzerinde Tomahawk ateşlenmiştir. En merak edilen hususlardan birisi de Türkiye’nin bu sınıfta bir füzesi olup olmadığıdır. TÜBİTAK SAGE tarafından milli uzun menzilli seyir füzesi geliştirme projesi tüm hızıyla ve tam gizlilikle yürütülmektedir. Proje mahremiyeti konusunda gereken hassasiyeti gösteriyor, internet medyasında dolaşan haber veya çıkarımlara itibar edilmemesi ve biraz daha sabredilmesini rica etmekteyiz.

Seyir Füzesi Anatomisi

Bu bölümde başta Amerikan sistemleri Tomahawk ve Harpoon gibi uzun yıllardır kullanılan ve kabaca iç bileşenleri hakkında bilgiye ulaşılabilen füzeler üzerinden bir seyir füzesi anatomi çalışması sunulmaktadır. Füze sistemini; güdüm, faydalı yük, itki/güç ve kontrol bölümü olmak üzere dört ana bölgeye ayırabiliriz.

Füzenin burun kısmında başlayan görevi boyunca yönelimini sağlayan güdüm birimi ile başlayabiliriz. Burada füzenin denize ya da karaya oldukça yakın seyir yapmasını sağlayan birçok elektronik alt sistem yer almaktadır. Gelişmiş füzelerde bu sistemlerin birçoğu yer almaktadır. Kısaca görevlerini şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Barometrik Altimetre: Atmosfer basıncına göre deniz seviyesinden yükseklik kestirimi yapılır.
  • Radar Altimetre: Füzeden yeryüzüne doğru gönderilen sinyallerin yerden yansıyıp dönme süresinin ölçülmesi ve buna bağlı olarak irtifanın tespit edilmesini sağlar.
  • Ataletsel Navigasyon Sistemi (INS, Inertial Navigation System): İçerisine yer alan ivmeölçer ve sensörler sayesinde doğrusal ivme, doğrusal/açısal hız, konum ve yönelim bilgilerini üretir.
  • Küresel Konumlama Sistemi: Uydu tabanlı coğrafi konumlama sistemidir. Amerika Birleşik Devletlerine ait en az 24 adet uydunun oluşturduğu sistemin özel adı GPS. Rusya uydularınca oluşturulan sistem GLONASS ve Avrupa Birliği tarafından fırtlatılan uyduların verileri kullanılarak elde edilen sistem ise GALILEO olarak adlandırılır.
  • Yeryüzü Referanslı Navigasyon Sistemi (TRN, Terrain Referenced Navigation): Arazi yüksekliklerini ölçer ve bunları sisteme yüklü yükseklik haritasıyla karşılaştırarak konumu tahmin etmektedir.
  • Veri Bağı (Datalink): Füzenin uçuşu esnasında ara safha güdüm bilgilerinin füzelere iletilmesi amacıyla fırlatma sistemi (veya kumanda kontrol sistemi) ile füze arasında noktadan çok noktaya sayısal iletişimi sağlamaktadır.
  • Füze Ana Bilgisayarı (Mission Computer): Başlıca alt sistemlerin birbiri arasındaki arayüz ve iletişiminin kurulması ile füze içi güç tüketiminin koordine edilmesi yönetir.
  • Arayıcı Başlık (Seeker): Havadan havaya mühimmatlarda tek başına detaylı eline alınması gereken bir teknoloji, seyir füzesi için son safha güdümü sağlar diye ifade edebiliriz. Genel olarak kara hedefleri için Kızılötesi (IR, IIR) ve deniz hedefleri için radar (RF) arayıcı başlık sistemleri tercih edilmektedir.

İkinci kısım, füze ortasında yer alan faydalı yük (payload) bölümüdür. Onlarca karmaşık teknolojinin ana görevi hedefi bertaraf etmek için gerekli olan patlayıcıyı en hassas şekilde taşımak olduğundan harp başlığı ve ateşleme ünitesi (Tapa) bölümü faydalı yük olarak adlandırılmaktadır. Nükleer savaş başlığını kenara bırakırsak görev/hedef tanımına göre iki tip harp başlığı tercih edilebilir.

  1. Soft-Kill Hedef: Dağıtık radar merkezi, uçak gemisi üzerindeki birçok hava aracı, mühimmat deposu.

Parçacık tesirli harp başlığı ve yaklaşmalı tapa: Hedefe belli mesafe kala ateşleme yapılarak geniş alanda tahribat sağlanır.

  1. Hard-Kill Hedef: Havaalanı, köprü, elektrik santrali, gemi.

Yüksek patlayıcılı, ardışık delici harp başlığı ve çarpmalı tapa: Hedefe çarpma ile delici kısım yol açar içeride daha yıkıcı ikinci patlayıcı aktif olarak bertaraf etme olasılığı artırılır. 

Üçüncü bölümde ise füze itkisini sağlayan motor sistemi, yakıt tankı, füze içi gücü sağlayan ısıl pil ve ihtiyaca binaen booster yer almaktadır. Turbojet motoru hava alığı bölgesinden giren havanın sıkıştırılması ve yanma odasında yüksek sıcaklıkta itme gücü oluşturma prensibi ile çalışmaktadır. Ramjet, Turbojet motorlarında olduğu gibi kompresör ya da türbin gibi hareketli parçaları olmayan ilk bakışta gösterişsiz bir motor türüdür. Fakat çalışabilmeleri için ses-üstü hızlarda ön hıza ihtiyaç duymaktadırlar ki bu da ciddi bir teknoloji ve mühendislik birikimi gerektirmektedir. Ses-üstü hıza ulaşmaları için katı yakıtlı ilave bir motor ile birlikte kullanılır. Ramjet teknolojisinde TÜBİTAK SAGE ve ROKETSAN kayda değer ilerlemeler sergilemişlerdir. Güdüm bölümdeki birçok alt bileşen yerli firmalarımız tarafından geliştirilmektedir fakat bunlarda projelere özgü gizlilik olduğundan çok girmemiştik. Isıl piller ise ticari bir ürün haline geldiği için rahatlıkla milli imkanlar ile her türlü güç ve süre ihtiyacına göre alternatif (AC) ve doğrudan (DC) akım sağlayabilecek şekilde TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirildiğini söyleyebiliriz.  

Son bölüm ise belirtilen rota boyunca manevra yapmayı sağlayan kanatçıklar ve kanatçık kontrol sistemidir. Seyir füzeleri sabit hızlarda seyretmesini sağlayan orta bölgedeki geniş kanatları havadan, denizden ya da karadan hangi platformdan atılırsa atılsın kapalı vaziyette bulunur ve daha sonra açılır. Arkada yer alan hareket edebilen yüzeyler ise kanatçık olarak adlandırılır ve görev bilgisayarından gelen emirlere göre tepki göstererek yunuslama (pitch), sapma (yaw) ve yuvarlama (roll) hareketlerini sağlarlar.  

İç bileşenler dışında füze gövde mekanik tasarımı, radara görünmezlik açısından oldukça önem taşımaktadır. SOM füzelerinin bu konuda oldukça kabiliyeti olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca modelleme esnasındaki hafiflik/dayanım parametresi, menzil ve çevikliği doğrudan etkilemekte; belirlenen malzeme ve kullanılan kimyasallar ise ömür konusunun belirleyici hususlardan olmaktadır.

Velhâsıl

Genel mühimmat tiplerine değindiğimiz bölümde, seyir füzelerinin katı yakıtlı ve güdüm kitli mühimmatlara oranla çok daha maliyetli olduklarını iletmiştik. Bu nedenle kapsamlı operasyon ya da savaş ortamları hariç seyir füze teknolojisi çok da tercih edilmemektedir. Seyir füzeleri daha çok hasımlarına karşı caydırıcı bir güç ve aracı olarak geliştirilmektedir. Fakat bölgesel çapta tehdit unsurlarının fazlaca olduğu ve çok geniş bir o kadar da münakaşalı kıyılara sahip olan ülkemizde, maliyet etkin seyir füzeleri her daim kullanıma hazır olmalıdır. Tam da bu ihtiyaca binaen TÜBİTAK SAGE ve ROKETSAN tarafından SOM ile ATMACA füzelerinden edinilen tecrübe ile modüler KUZGUN ve ÇAKIR füze aileleri geliştirilmektedir. Bu ailenin turbojet itkiye sahip sınıflarının menzillerinin 150 km civarında olması beklenmektedir. Bu değer de Adalar Denizi ve Akdeniz sahası için oldukça yeterli bir mesafedir. 230 kg harp başlığına sahip SOM füzeleri toplam 600 kg ağırlığa sahip iken KUZGUN’un sadece 100 kg, ÇAKIR’ın ise 275 kg civarında olması beklenmektedir[6]. İki füze arasındaki ağırlık farkının başlıca nedeni taşıdıkları savaş başlıklarıdır. Bu füzeler ile ATMACA’nın hedef setinde olan büyük çaplı firkateyn ya da korvetlere hasar vermek oldukça zor olsa da hücum botu, karakol gemisi ve gemi botu gibi daha alt sınıftaki savaş gemiler için çok ciddi tehdit oluşturabilirler. Aynı zamanda SOM füzesine nazaran çok daha hafif olmaları sayesinde AKINCI ve KIZILELMA taarruzi insansız hava araçlarında kullanılması daha makul olacaktır. AKINCI’ya iki adet SOM Füzesi (2*600: 1200 kg) entegre etmek yerine ikişer adet KUZGUN ve ÇAKIR ile ikişer adet MAM-T[7] ve BOZDOĞAN[8] (2*(100+275+95+140): 1220 kg) yüklenebilir. Böylelikle de deniz devriyesinde dört adet seyir füzesine, iki adet havadan yere mühimmata ve iki adet havadan havaya füzeye sahip olabilir.

Bugün coğrafyamızda masalarda oyun kurucular arasında olup denklemler ortaya koyabiliyorsak bunun başlıca müsebbibi muhakkak yerli tasarım ürünü hava ve kara araçları, gemiler ve mühimmatlardır. Gelişmiş ülkelere nazaran geri kaldığımız savunma sanayiin alanında, akıllıca adımlar atmaktayız. SOM ve ATMACA ile edindiğimiz derinlerden taarruz yeteneğinin yanına KUZGUN ve ÇAKIR ile operasyon çeşitliğini eklemiş olacağız. Gök Vatan, Mavi Vatanın su üstü ve altında güçlü ve söz sahibi olmak için bu çalışmaların hiç yılmadan ve tam kararlılıkla sürdürülmesi elzemdir. Milli Teknoloji, Tam Bağımsız Türkiye…

 

 

 

 

Kaynakça

1] David J. Nicholls, Lt Colonel, 2000, Cruise Missiles and Modern War: Strategic and Technological Implications, USAF.

2] https://www.roketsan.com.tr/tr/urunler/som-stand-muhimmati

3] https://www.sage.tubitak.gov.tr/tr/urunler/satha-atilan-orta-menzilli-muhimmat-som

4] http://news.bbc.co.uk/2/hi/south_asia/4140692.stm

5] Col Y. Udaya Chandar (2017). The Modern Weaponry of the World's Armed Forces. Notion Press.

6] https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turkiyenin-yeni-seyir-fuzesi-cakir-geliyor/2550900

7] https://www.roketsan.com.tr/tr/urunler/mam-t-akilli-muhimmat

8] https://www.sage.tubitak.gov.tr/tr/haber/bozdogan-ucaktan-ilk-atis-testini-basariyla-gecti

What's Your Reaction?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Arif Emre ÖRÜN Arif Emre ÖRÜN Kimdir 1990 Yılında Ankara'da doğan Arif Emre Örün ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını TOBB Üniversitesi Makine Mühendisliğinde, doktora eğitimini de Gazi Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde tamamladı. Pek çok projede yer aldı. TUBİTAK'da yapısal tasarım ve analiz mühendisliği ve proje yöneticiliği yaptı. Şuan TUBİTAK SAGE'de hava savunma sistem mühendisliği görevini sürdürmektedir.